3. Hukuk Dairesi 2024/3383 E. , 2025/2684 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/401 E., 2024/229 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereğ…
**3. Hukuk Dairesi 2024/3383 E. , 2025/2684 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/401 E., 2024/229 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin her birinin ayrı ayrı 1987 veya 1988 tarihli adi yazılı sözleşmeler ile davalıların murisi ... ’tan 140 parsel sayılı taşınmazın 303 m²'lik kısmını satın aldıklarını, o dönemde arazinin bölünememesi nedeniyle tapuların teslim edilemediğini, o zamanın parasıyla davacılardan ...’ın 2.000.000,00 TL, ...’nin 2.000.000,00 TL, ...’in 2.400.000,00 TL, ...’nün 3.000.000,00 TL, ...’nın 3.000.000,00 TL ödediğini, müvekkillerinin zilyetliğini teslim aldıkları taşınmaz üzerine ev yaptıklarını, müvekkillerinin tüm yıllarda taşınmazın vergisini ödediklerini, ayrıca 28.11.2013 tarihinde Belediyeye vergi yatırılacağı, alan kişilerin birleşerek ödemeleri gerektiği söylenerek müvekkillerinin hepsinden 143.000.000,00 TL tahsil edildiğini, murisin ölümünden sonra müvekkillerinin boşaltmaları istenen taşınmazın dava dışı ...ya satıldığını, müvekkili ...’in sözleşmesinde tapunun devredilmemesi halinde bileşik faiz uygulanarak geri ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını ileri sürerek; her bir davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00'er TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, davacı ... hakkında satış tarihinden itibaren bileşik kredi faizi işletilecek ise bu davacı açısından davanın terditli değerlendirilerek dava değerinin şimdilik 100,00 TL olarak değerlendirilmesine ve faizin satış tarihinden itibaren yürütülmesine, tüm davalılar açısından ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilecek ise davanın terditli değerlendirilerek dava değerinin şimdilik o zamanki değerle 100,00 TL olarak değerlendirilmesine ve faizin satış tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesini talep etmiş, 15.09.2021 tarihli dilekçesiyle talep sonucunu 1.650.000 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; sözleşmelerin 26.09.1988, 01.07.1988, 08.04.1988 ve 02.11.1987 tarihli olduğunu, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacıyla hisseli satışlara kısıtlama getiren 07.11.1985 tarihli ve 1477 sayılı Genelgenin 03.10.1997 tarihinde 1997/12 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırılarak taraflar arasında tapu devrini gerçekleştirme koşullarının oluştuğunu, kısıtlamanın kaldırıldığı tarihten itibaren ise yaklaşık 16 yıl geçtiğini, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereği davanın zamanaşımına uğradığını, davacı ...’ın sözleşmeyi kardeşi ... ile birlikte imzalamış olmasına rağmen sadece ...’ın dava açtığını, sözleşmesinde 1.000.000,00 TL peşin ödendiği yazıldığını, kalan kısmın ödenmediğini, yani ...’ın yalnızca 500.000,00 TL için talepte bulunabileceğini, yine ...’ın sözleşmesinden de kararlaştırılan bedelin ödenmediğinin anlaşıldığını, arsa vergilerinin muris tarafından ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.03.2015 tarihli kararıyla; 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairenin 10.11.2016 tarihli ilamıyla; uyuşmazlığın, harici taşınmaz satış sözleşmesine dayalı sebebsiz zenginleşmeden doğan alacak istemine ilişkin olduğu, 10 yıllık zaman aşımı süresinin ferağdan cayma veya çekinme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, davacıların taşınmazda zilyetlikleri devam ettiği sürece alacak muaccel olmadığından zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, söz konusu taşınmaz üzerine ev inşa ettiklerini ve 28.11.2013 de sözkonusu taşınmaza ait vergileri ödediklerini iddia eden davacıların zilyetliklerinin devam edip etmediği araştırılarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 25.11.2021 tarihli kararıyla; davacı ...'a ait abonelik ve vergi borcu ödemelerine ilişkin 2018 yılına kadar devam eden ödeme dekontları ile davacı ...'in 2003 tarihli vergi ödeme belgesinin ibraz edildiğini, keşifte ise dava konsusu taşınmazın tamamen boş olduğunun, üzerindeki gecekonduların yıkılmış olduğunun görüldüğünü, davacıların taşınmazda zilyetliklerine ilişkin başka bir delil bulunmadığı, buna göre davacılar ..., ... ve ...'ın talepleriyle ilgili on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı ...'un kısmi olarak açılan davada; 2003 tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak ıslah tarihi olan 09.09.2021 tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı ... yönünden ise; 2018 yılına kadar ödemelerinin dosya kapsamına sunulduğu, zilyetliğin bu yıla kadar devam ettiği, bu nedenle davacı yönünden talebin zamanaşımına uğramadığı, keşif sonrasında bilirkişi kurulu tarafından sunulan rapor ile dava konusu taşınmazın değerinin 153.505,87 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle; davacılar ..., ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 153.505,87 TL'nin 100,00 TL kısmına dava tarihinden, 153.405,87 TL kısmına ıslah tarihi olan 15.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 3. Dairenin 18.04.2022 tarihli ilamıyla; tarafların sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, davacılardan ..., ... ve ... yönünden, zilyetlik olgusunun tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceği gözetilmeden, gerekirse dava konusu taşınmaza ait hava fotoğraflarının da temini ile davacılar vekilince aşamalarda ileri sürülen itirazlar da karşılanmadan, bu davacılar yönünden yazılı şekilde davanın zamanaşımından reddine karar verilmesinin doğru olmadığı; davalı ... yönünden, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü gerektiği, Mahkemece davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi suretiyle ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı; davalıların temyizi yönünden dava tarihi itibariyle belirlenen "rayiç" değere göre davacılardan ... ve ... yönünden hüküm tesisi yoluna gidilmiş ise de, eldeki davada yapılması gerekenin ifanın imkansız hale geldiği tarihin, davacıların taşınmazın devrinden ümitlerini keserek zilyetliklerini sonlandırdıkları tarihin tespiti ile bu tarihe göre, yok ise dava tarihine göre ödenen bedellerin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca (çeşitli ekonomik etkenlerin TEFE-TÜFE artış oranları, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar, faiz ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları alınarak) güncellenmesi suretiyle bulunan miktarlara hükmetmek olması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava tarihi itibariyle belirlenen "rayiç" değere göre hüküm tesisi yoluna gidilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Google Earth programındaki ilk görüntünün 15.04.2002 tarihinde olduğu, temin edilen fotoğrafta parselin büyük bir bölümünün konut olarak kullanıldığı, tanık ve diğer delillerle davacıların taşınmazlarda zilyetliklerinin dava tarihine yakın tarihlere kadar devam ettiğinin sabit olduğu, ancak ifanın imkansız hale geldiği tarih tam olarak tespit edilemediğinden ödenen bedellerin dava tarihinde ulaştıkları değerin belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacılardan ... için 12.028,06 TL, ... için 11.115,04 TL, ... için 12.028,06 TL, ... için 6.453,70 TL, ... için 10.031,18 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; AAÜT’nin 13. maddesi uyarınca maddi tazminat istemli davaların kısmen reddi durumunda, davalı vekili yararına hükmedilecek nispi vekâlet ücretinin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini, bilirkişi tarafından bedellerin 08.11.2013 tarihine güncellendiğini, bu tarihin zilyetliğin son bulduğu tarih olarak dikkate alınmasını kabul etmediklerini, taşınmazın ifanın mümkün olduğu tarihteki değerinin ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, enflasyonun her yıl yaklaşık üç haneli rakamlara ulaşmasına rağmen yasal faizin %9 olduğu günümüz ekonomik koşullarında adaletin gereğinin bu olduğunu, denkleştirici adalet ilkesinin bugünkü şartlarda kabul edilemeyeceğini, bilirkişinin hesabında döviz kuru, asgari ücret vb. yanında dava konusu taşınmazın değerindeki artışı da dikkate alması, daha sonra elde edilen miktar ile 2023 yılı Haziran ayına kıyasen uygulaması gerektiğini, bu şekilde yapılan hesaplamanın bile müvekkillerin mağduriyetine neden olacağının açık olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir. 2. Davalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, aksi düşünce halinde de davacıların uzun yıllar taşınmazı kullanarak maddi yarar elde ettiklerini, kira aldıklarını, bunun dışında içinde davacıların da olduğu o bölgedeki gecekondu sahiplerinin enkaz bedeli alarak taşınmazı terkettiklerini, bu hususların araştırılarak hükmedilen miktardan indirme gidilmesi gerektiğini, zilyetliğin sona erme tarihinin 08.11.2013 olarak belirlenmesinin doğru olmadığını, davacıların abonelikleriyle net olarak iddiasını ispat edemediğini, tanıkların da çelişkili beyanlarda bulunduklarını, ... yönünden 2003 yılında zilyetliğin sona erdiği orta olduğunu, dava dışı ... nın 07.06.2007 tarihinde taşınmazı satış yoluyla edindiğini ve davacılara arsayı boşaltmalarını ihtar ettiğini, zilyetliğin son bulma tarihinin bu iki tarihten biri olarak kabul edilmesi ve hesaplamaların buna göre yapılması gerektiğini, bunun dışında "imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacıyla hisseli satışlara kısıtlama getiren 07.11.1985 tarihli ve 1477 sayılı genelgenin 03.10.1997 tarihinde 1997/12 sayılı genelge ile kaldırıldığını davacıların bu durumu bildikleri halde tapu harcı ve sair diğer giderleri karşılamaktan kaçındıkları için arazilerin tapularını almadıklarını, bölgede o tarih itibariye ... çöplüğünün olduğunu, sonrasında taşınmaz değerlendiği için sırf rant amacıyla hareket ettiklerini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşme alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş bulunmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu davalılar yönünden kapalı, davacılar yönünden kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde açık olmak üzere, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.