10. Hukuk Dairesi 2023/4558 E. , 2024/8308 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1098 E., 2023/164 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/142 E., 2022/18 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üze…
**10. Hukuk Dairesi 2023/4558 E. , 2024/8308 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1098 E., 2023/164 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/142 E., 2022/18 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı iş yerinde yemekhanede servis elemanı olarak çalıştığını, 03.02.2019 tarihinde iş yerinde kanama geçirerek bebeğini düşürdüğünü, iş sağlığı ve güvenliğine dair önlemler alınmadığını, düşük yaptığı tarihten önceki gün masaları silmesi için kimyasal sabun verildiğini, maske ve kimyasala dayanıklı eldiven verilmediğini, davacının kanama nedeniyle hastaneye gitmek için izin istediğini, ancak yerine bakacak kimse olmadığı belirtilerek gitmesine izin verilmediğini, durumunun daha da kötüleştiğini iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 25.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gerekli eğitimlerin verildiğini, davacının garson olarak çalıştığını, işe başladığı tarihte hangi kimyasallarla masaları temizliyorsa kanama geçirdiği tarihte de aynı kimyasalları kullandığını, müvekkil şirketin davacının hamile olduğundan haberdar dahi olmadığını, işe girişinde ve sonrasında bu yönde beyanda bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar olay nedeni ile davacı tarafça maddi ve manevi tazminat talep edilmişse de alınan raporlarda davacının maluliyet oranının %0 olduğunun, maluliyeti bulunmadığının bildirildiği, iş yeri hekimi, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktorlar ile kimya mühendisinden oluşan 2 ayrı heyetten alınan kusur raporlarında davalı işverene atfedilecek bir kusur bulunmadığının tespit edilmiş olması ve olayın meydana geliş şekli birlikte değerlendirildiğinde davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davalı iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmadığını, davacının işe başladıktan sonra hamile kaldığını, iş yerinde kendilerinden sorumlu olan proje sorumlusuna hamile olduğunu söylediğini, bu hususun tanık Tülay'ın beyanı ile sabit olduğunu, okuma yazması olmadığından hamilelik bildirimini sözlü olarak yaptığını, davalı işveren tarafından hamile olduğu bilinmesine rağmen iş tanımı dışındaki temizlik, garson, paspasçı işlerinin tümünde çalıştırıldığını, kimyasala maruz bırakıldığını, gerekli techizat verilmediğini ve hafta sonları dahil uzun sürelerle çalıştırılarak en son ağır çay matının kaldırmasının istenildiğini, kanaması başladığında hamile olduğu bilinmesine rağmen hastaneye gitmesine izin dahi verilmediğini, iş saatleri içerisinde ve iş yeri sınırlarında düşük yaptığını, davalı iş yerinin kusur sorumluluğu ile birlikte kusursuz sorumluluğunun da olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin sigortalısı olarak dava dışı şirket bünyesinde yemek servis elamanı olarak çalışan ve hamile olan davacının 03.02.2019 tarihinde iş yerinde vajinal kanama geçirerek düşük yaptığı, Kurum tarafından olayın iş kazası olarak tespit edildiği, Mahkemece ilk olarak bir iş yeri hekimi ve 1 kadın doğum uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden 03.07.2021 tarihli kusur raporu alındığı, iş bu kusur raporunda, gebeliklerin saptanamayan düşükler de hesaba katıldığında yüzde 40’a yakınının düşükle sonuçlandığı, düşüklerin %80'inin gebeliğin ilk 12 haftasında gerçekleştiğini, düşüğe yol açabilecek tek bir sebebin olmadığı, bilinenler dışında bilinemeyen nedenlerin de olduğu, en önemli etken olan anne ve baba adayı yaşı dışında, anne adayında hormonal bazı hastalıklar, polikistik over, hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması), kronik hastalıklar; özellikle kalp, karaciğer ve böbrek hastalıkları, bazı otoimmun hastalıklar, tüberküloz, kanser, ileri derecede kansızlık, jinekolojik hastalıklar; rahim şekil bozuklukları, rahimde yapışıklıklar, miyomlar, sigara ve alkol kullanımı ve mesleki olarak bazı maddelere sürekli maruz kalmanın düşük oluşma riskini artırdığı, sigortalı işçinin 2 haftalık gebeliğinin düşükle sonuçlanması ile neticelenen olayda; İş Sağlığı İş Güvenliği Mevzuatının yükümlülüklerine dair ihmal veya ihlallere bağlı sebeple oluşmadığı, işverene ve işçiye bu yönde atfedilecek kusur bulunmadığı, ancak sigortalı işçinin gebeliğini yönetici ve iş yeri sağlık birimine haber vermesi gerekirken bunu saklamasının İş Sağlığı İş Güvenliği kuralı ihlali olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacı tarafın itirazı üzerine bu sefer, 1 kadın doğum uzmanı, 1 iş yeri hekimi ve 1 kimya mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alındığı, 01.12.2021 tarihli kusur raporunda da çevresel etkenler ile düşükler arasında somut ilişki kurulamadığı, davalının kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği , Bölge Adliye Mahkemesi tarafından iki iş güvenliği uzmanı ve 1 kadın doğum uzmanından oluşan heyetten yeniden kusur raporu alındığı, 30.10.2022 tarihli kusur raporunda; kendiliğinden oluşan düşüklerinin %80’inin ilk üç ayda gerçekleştiği, düşük sebeplerinin %50’sinin ise bugünkü yöntemlerle tespit edilemediği, ağır kaldırmanın, aşırı egzersiz yapmanın düşük sebebi olmadığı, davacının gebeliğinin sonlanmasında, davalı işverenin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu madde 4, 5, 10, 16, 17’de belirtilen hususlara aykırı bir tasarrufunun, gebeliğinin sonlanmasında alınmamış bir iş sağlığı ve güvenliği önleminin etkisi bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde işverenin veya davacı işçinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, olayda %100 oranında kötü tesadüf veya kaçınılmazlık faktörünün etkisinin bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, davacının kaza tarihinde 37 yaşında olduğu, gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse Dairece alınan kusur raporlarında belirtildiği üzere, yaş ve gebelik süresi gözetildiğinde düşük riskinin yüksek olduğu, davacı tanığının davacının görümcesi olduğu, beyanlarına tek başına itibar etmenin mümkün olmadığı, kaldı ki masa silmede kullanılan kimyasalın düşüğe sebep olduğuna ilişkin dosyada somut bir tespit bulunmadığı gibi tıbbi değerlendirmeyi gerektiren bu olayın tanık beyanı ile ispatlanmasının mümkün olmadığı, Dairece alınan kusur raporunda ağır kaldırmanın düşük sebebi olmadığının belirtildiği, davalı tanıklarının beyanlarından davacının gebeliğini işverenden gizlediğinin anlaşıldığı, gerçekleşen iş kazasının bünyesel özelliklerden kaynaklandığı ve davalı işverenin herhangi bir kusurunun bulunduğunun dosya kapsamında ispat edilemediği, öte yandan, vajinal kanama sonucu gerçekleşen düşük sonucu gerçekleşen iş kazasında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı, nedeninin tam olarak tespit edilmesi mümkün olmayan düşük riskinden davalı işverenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davacının işverenin davacının hamile olduğunu bilmesine rağmen iş tanımı dışındaki işlerin tümünde çalıştırıldığını, kimyasala maruz bırakıldığını, gerekli techizatın verilmediğini ve hafta sonları dahil uzun sürelerle çalıştırılarak en son ağır çay matı kaldırmasının istendiğini, kanaması başladığında hamile olduğu bilinmesine rağmen hastaneye gitmesine izin dahi verilmediğini, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayarak kusurlu hareketi ile iş kazasına sebebiyet verdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.