10. Hukuk Dairesi 2023/5296 E. , 2023/5227 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/56 E., 2023/118 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum işleminin iptali istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk De…
**10. Hukuk Dairesi 2023/5296 E. , 2023/5227 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/56 E., 2023/118 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum işleminin iptali istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili 24.12.2015 havale tarihli dava dilekçesinde; "Müvekkilimin davalı kurumca kesilen aylığının yeniden bağlanması, dava tarihi itibariyle ihtiyati tedbir yoluyla ödenmesi, davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti ve ödenmeyen aylık alacağının ödenmesi talebidir. Müvekkilim vefat etmiş olan babası ...’den ve vefat etmiş olan eşi ...’den dul ve yetim aylığı almaktadır. Gerek babasından ve gerekse eşinden maaş almak yani her iki maaşı da almak kanuni hakkıdır. Müvekkilim hak sahibi olduğu tarihlerde rahmetli babası ...’den ve rahmetli eşi ...’den kanuni hakkı olan dul ve yetim aylıklarını almak için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvurmuş ve kendisine kurumca her iki aylık bağlanmıştır. Müvekkilime kurumca hiçbir kanuni dayanağı olmaksızın aldığı maaşlarının tutarının brüt asgari ücretten fazla olduğu gerekçesi ile rahmetli babasından aldığı dul ve yetim aylığı kesilmiş ve kendisinden geçmişte aldığı maaşlar geri istenmiştir. Kurum bu haksız talebine dayanarak alacağı olduğu iddiası ile resen ve cebren müvekkilin eşinden aldığı maaşa da el koymuştur. Sayın İdarenin haksız ve kanuna aykırı işlemi nedeni ile müvekkil zor durumda kalmıştır. SGK kurumu ile bu durum görüşülmesinde müvekkilime dava açması tavsiye edilmiştir. SGK kurumu ile bu durumun görüşülmesinde kurum hiçbir kanuni dayanak ileri sürememiş, yalnızca “Genel Müdürlükten bize genelge geldi kesiyoruz. Biz memuruz ne emredilse onu yapıyoruz. Dava açın.” şeklinde cevap verilmiştir. Genelge içeriği bizce bilinmemekte olduğu gi kanuna aykın hiçbir genelge veya emrin geçerliliği bulunmamaktadır."Anayasa'nın 124 üncü maddesinde yine başka bir düzenleyici işlem olan yönetmelik düzenlenmiştir. Buna göre yönetmelikler; bakanlıklar, Başbakanlık ve kamu tüzel kişileri tarafından, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını göstermek, sağlamak ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla çıkarırlar. Yönetmeliğin çıkarılması konusunda idarenin bir takdir hakkı vardır, kamu hizmetinin gereklerine uygun bir yönetmeliğin yapılıp yapılmamasına idare karar verecektir. İdare, kanun ve tüzüklere aykırı olmamak koşuluyla ve kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve tüzüklerin uygulamasını sağlamak üzere, hizmetin gerektirdiği yönetmelikleri çıkarabilir. Yönetmelikler tüzükler gibi Danıştay incelemesinden geçmez ve hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete'de yayımlanacağı 24.05.1984 tarihli 3011 sayılı Kanun'la gösterilmiştir. Tüzük ve yönetmelik dışında "adsız düzenleyici işlemler dediğimiz idarenin yapmış olduğu işlemler de mevcuttur. Bunlara örnek olarak "kararname", "karar", "tebliğ", "sirküler", "genelge", "yönerge", "izahname", "tarife", "genel tenbih" gibi işlemleri gösterebiliriz. Bunlarla da genel, soyut, objektif hukuk kuralları konulduğu görülmektedir. İdarenin düzenleyici işlemlerinin kaynağı olarak sadece Anayasa'yı gösteremeyeceğimiz için bu düzenleyici işlemler Anayasa'da düzenlenmemiş olsa da bunlar da idarenin yaptığı düzenleyici işlemlerdendir. Ancak önemle hatırlanması gereken nokta bu düzenleyici işlemlerinde kanunun belirlediği sınırlar dahilinde çıkarılacağıdır. Bu konuda adsız düzenleyici işlemlerin hangi hukuki rejime tabi olduğu sorusu akla gelebilir. İdarenin adsız düzenleyici işlemleri yönetmeliklerin hukuki rejimine tabi tutulabilir. Çünkü yönetmelikler Danıştay incelemesinden geçmez ve kimlerin yönetmelik çıkarabileceği de açıktır, adsız düzenleyici işlemleri bu kategoriye sokmakta bir sakınca bulunmamaktadır." ttp://www.turkhukuksitesi.com/makale 928.htm Sevilav Satı makalesi T.C. Anayasası VIII. Yürütme yetkisi ve görevi madde 8- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. II. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri A.Genel olarak Madde 87- (Değişik: 03.10.2001-4709/28 md.; 07.05.2004-5170/6 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanlan denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesin hesap kanun tasanlannı görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmalann onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun karan ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir. Yönetmelikler madde 124- Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlanm ilgilendiren kanunlann ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykın olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.Davalı kurum ödemiş olduğu maaşlarına ilişkin olarak geri ödeme talebinde bulunmuş olup, buna ilişkin olarak 25.11.2015 tarihli ekli Borç Bildirim Belgesini göndermiştir. Davalı kurumun işlemleri usulsüzdür açıkça hukuka ve kanuna aykırıdır. Davalı kurumun müvekkil hakkındaki bu yönlü kararı nedeni ile zaten mağdur olan müvekkilim daha da mağdur duruma düşmüştür. İş bu nedenle Sayın mahkemenize başvurmak zorunda kalmış bulunuyoruz.Yukanda yazılı olan ve resen nazara alınacak sair sebeplerle, Öncelikle müvekkilimin davalı kurumca kesilen aylığının dava tarihi itibariyle ihtiyati tedbir yolu ile ödenmesi, müvekkilin kesilen aylığının yeniden bağlanması, müvekkilin aldığı aylıklar nedeni ile davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti, fazlaya dair haklanınız saklı kalmak kaydı ile müvekkile ödenmeyen alacaklarının ödenmesi, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini sayın Mahkemenizden saygılanmla vekâleten arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. II. CEVAP Davalı SGK vekili 25.02.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde;" Davacının sayın Mahkemede açtığı dava usul ve yasaya aykırı olup yasal şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Şöyle ki; Usule İlişkin Beyanlarımız; davacının dilekçesinde konu ettiği deliller tarafımıza tebliğ edilmemiştir. Öncelikle delillerin tarafımıza tebliğini talep ediyoruz, tarafımıza tebliğ edildikten sonra beyanda bulunma haklarımızı saklı tutuyoruz.6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 30.01.1950 tarihli 5521 sayılı İş mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesine eklenen ilk fıkrada "31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'u ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer Kanun'larda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz." denmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinde dava şartları sayılmış olup, AYM maddesinin son fıkrasında: "Diğer Kanun'larda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde 6652 sayılı Kanun ile getirilen müracaat şartı dava şartı niteliğinde olduğundan davacı mezkur davayı açmadan önce müvekkil kuruma Kanun değişikliği uyarınca, başvuruda bulunmadığından öncelikle dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Müvekkil kurumun ekli "Servi Görüşü" yazısında da görüleceği üzere; Yapılan inceleme neticesinde ... TC kimlik numaralı ...’in 26.05.2007 tarihinden buyana babası ...TC kimlik numaralı ...'den 4/b yetim aylığı aldığı tespit edilmiştir. Davacı ... aynı zamanda 22.09.2005 tarihinden bu yana eşinden 4/a kapsamında dul aylığı almaya devam etmektedir. Yürürlükte olan 2013/26 nolu genelge gereği ölüm tarihi 01.10.1972/03.10.2000 ve 08.08.2001/01.08.2003 tarihleri arasında olan hak sahiplerinin kız çocuklarına aylık bağlanması durumunda geçimini sağlayacak başka bir geliri olmaması şartı aranır. "Geçimini sağlayacak gelir" kavramının belirlenmesinde; sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışıp çalışmadıkları ve buralardan aylık alıp almadıkları ile tapu kayıtları da araştırılarak varsa gayrimenkullerinden ve diğer gelirlerinden elde ettiği aylık tutarının İş Kanununa göre 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen brüt asgari ücret tutarının altında olup olmadığı hususları araştırılarak tespit edilir. Söz konusu hak sahibinin 2007 yılındaki aylık talep formunda sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak başka bir gelirinin olduğu beyan edilmemiş ve geliri brüt asgari ücretin üzerinde olduğundan aylığı kurum hatası kapsamında değerlendirilerek iptal edilmiştir. Yukarıda arz ettiğimiz ve dosyanın incelenmesi üzerine oluşacak nedenlerle Mezkur davanın yasal şartları oluşmamıştır. Müvekkil kurumun işlemi usul ve yasaya uygundur. Davacı davasını müvekkil kurum kayıtları karşısında aynı mahiyette yazılı delillerle ispat etmek durumunda olup tanık dinletme taleplerini kabul etmiyoruz. Tedbir taleplerinin ve davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Gerek yukarıda açıkladığımız, gerekse dosyanın tetkiki üzerine tebeyyün edecek nedenlerle;Öncelikle yukarıda da belirttiğimiz üzere yasa değişikliği uyarınca müvekkil kuruma dava açmadan önce başvuruda bulunulmadan açılan davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine, yasal şartları oluşmayan usul ve yasaya aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Özetle; “...davanın reddine,” dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairece özetle; “... 1479 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinde yer alan “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama”şartlarını taşıyan davacı hakkında, ölüm aylığının kesilmesine dair kurum işleminin, hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmakta olup, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek yapılacak araştırma ve değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesiyle bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; “1-Davanın kabulü ile; Davalı kurum tarafından davacıya gönderilen, 21.417,48 TL yersiz ödemenin tahsili için, 25.11.2015 tarihli borç bildirim belgesinde tahakkuk ettirilen borç nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, Davacının kesilen aylığının yeniden bağlanmasına, Davalı Kurumca yapılan kesintilerin ve ödenmeyen aylıkların davacıya iadesine,” şeklinde karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı kurum vekili dilekçesinde özetle; davanın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.