(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/634 E. , 2009/1684 K. ... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.11.2007 tarih ve 1078-1323 sayılı hükmün Dairenin 21.10.2008 tarih ve 6653-12158 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraflar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, ... 2. Bölge 1227 parsel noda kayıtlı taşınmazını 14.3.2…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/634 E. , 2009/1684 K.** **"İçtihat Metni"** ... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.11.2007 tarih ve 1078-1323 sayılı hükmün Dairenin 21.10.2008 tarih ve 6653-12158 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraflar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, ... 2. Bölge 1227 parsel noda kayıtlı taşınmazını 14.3.2003 tarihli adiyen düzenlenen sözleşme ve aynı gün noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri ile davalıya satıp teslim ettiğini ve tapuya şerh verildiğini, taşınmazın gerçek satış bedelinin adiyen düzenlenen sözleşmede belirtildiği gibi 45.000.000.000 TL olup, davalının 20.000.000.000 TL ve 1496 SAR (558.937.487 TL) ödeme yaptığını, bakiye bedelin ihtara rağmen ödemediğini ileri sürerek satış sözleşmesinin iptaline, tapudaki şerhin terkinine, davalı tarafından yapılan kısmi ödemeden, davalıya teslim edilen taşınmazı kullanmasından dolayı 3000 Dolar ecrimisil alacağından düşülerek bakiyenin davalıya iadesine, taşınmazın teslimi ile karar tarihine kadar işleyecek ecrimisilin de davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmaz satımına ilişkin adiyen düzenlenen sözleşmenin geçersiz olduğunu, noterde düzenlenen sözleşmede satış bedelinin 15.000.000.000 TL olduğunu ve bu paranın sözleşmede peşin olarak ödendiğinin yazılı olduğunu, aksinin aynı kuvvette belge ile ispat edilmesi gerektiğini, bu davanın halen derdest 2007/1333 Esas sayılı feraga icbar davası ile irtibat halinde olup birleştirilmesi gerektiğini, ecrimisil talebinin yasal olmadığını taşınmaz üzerinde hapis hakları bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 14.3.2003 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptaline, tapudaki şerhin kaldırılmasına, taşınmaza davalının müdahalesinin men'i ile tahliyesine, toplam 6.330.00 YTL ecrimisilin faizi ile davalıdan alınmasına, davacı tarafından depo edilen davalı tarafından davacıya ödenen paranın karar kesinleşince davalı tarafa iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 21.10.2008 gün ve 2008/6658 Esas, 2008/12158 karar sayılı ilamı ile davalının sair temyiz itirazının reddine, taraflar arasında düzenlenen gayri menkul satış vaadi sözleşmesi noterde resmi şekilde düzenlenmiş geçerli bir sözleşme olduğu için taşınmazın kullanılmasından dolayı davacının ecrimisil talep edemeyeceği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; taraflar bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Dava, ihtara karşın, satım parasından arta kalan 30.000.000.000 TL'nın ödenmemesi nedeniyle taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin bozulması istemine ilişkindir. Davalı bu davada ... Asliye Hukuk Mahkemesinde "tescile icbar" davası açtığını belirtip her iki davanın birleştirilmesini istemiştir. Şu var ki mahkemenin davaların birleştirilmesine "akdin feshine ilişkin davanın öncelikle incelenip karara bağlanması gerektiği fesih halinde tescil talebinin incelenmesinin mümkün olmayacağından sözedip birleştirme kararı verilmediği saptanmıştır. Oysa, her iki dava arasında bağlantı olup, bu nedenle HUMK'nun 2494 sayılı yasa ile değiştirilen ve 18.8.1981 'den başlayarak yürürlüğe giren ve eldeki davaya uygulama olanağı bulunan 45/1 ve 3. maddesince davaların birleştirme isteminin kabulü gerekirdi. Çünkü, az önce anılan yasa hükmü, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda iki dava arasında bağlantı varsayılacağını apaçık öngörür. Üstelik her iki davanın yanları aynı olup, dayanağını da bu satış vaadi sözleşmesi oluşturmaktadır. Davalının açtığı tescile icbar davasında edimini yerine getirip getirmediği, isteminde haklı olup olmadığı belirlenecektir. Öyleyse her iki dava arasında bağlantı bulunduğunda asla duraksamaya düşülmemelidir. Şu duruma göre mahkemenin davalının yaptığı birleştirme istemi doğrultusunda, bu davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/1333 sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar vermek, değişik usulün 45. maddesi gereğindir. Mahkemenin, tüm bu yönleri gözetmemesi, aralarında bağlantı olan davaların birleştirilmesine karar vermemesi, işin esasını çözüme bağlaması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Bu hususun daha önce yapılan temyiz incelemesinde zuhulen gözden kaçırılmış olduğu bu kez yapılan incelemeden anlaşıldığından davalının karar düzeltme talebinin kısmen kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerekir. 2-Tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:1 nolu bent gereğince davalının karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 2008/6658 Esas 2008/12158 karar sayılı 21.10.2008 tarihli bozma kararımızın kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 12.2.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.