T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2334 - 2026/51 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2334 KARAR NO : 2026/51 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2022/491 E. - 2023/333 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2334 - 2026/51 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2334 KARAR NO : 2026/51 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2022/491 E. - 2023/333 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2023 tarih ve 2022/491 E. - 2023/333 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri nizasız ve fasılasız surette kullanmakla ayırt edicilik kazandırdığı "..." esas unsurlu ve "..." ibareli birçok seri markanın maliki olduğunu, müvekkilinin markasını tanınmış bir marka haline getirdiğini, davalı yanın müvekkili adına tescilli "..." ve "..." esas unsurlu markaları taklit etmek sureti ile markalar oluşturmaya ve müvekkili markalarından haksız bir şekilde faydalanmaya çalıştığını, davalı yanın dava konusu 2021/114366 sayılı ''...-...'' marka başvurusunu da kötüniyetli olarak yaptığını, taraflar arasında "..." ve "..." esas unsurlu markalar bakımından uzun süredir devam eden davalar bulunduğunu, dava konusu markada karşı yanın açıkça “kahve” emtiasına işaret eden bir bardak üzerine, "..." ibaresini yerleştirdiğini, bunun yanında “...” ibaresinin de bir kahve çeşidi olduğunu, bu hali ile huzurdaki dava konusu markanın da "..." ve "..." esas unsurlu müvekkili markalarının farklı kombinasyonlar ile taklidi niteliğinde bulunduğunu, “...-...” ibarelerinin ise tali bir unsur olup emtiaya işaret ettiğini ileri sürerek, 2022-M-14436 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/114366 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı Kurum vekili, taraf markaları arasında karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markaların seri marka olarak algılanabilecek nitelikte olmadığını, davacının SMK 6/3 maddesine dayalı iddialarını ispatlayamadığını, somut olayda SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığını, davacının kötü niyet iddiasının itiraz aşamasında belgelendirilemediğini, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, “...” ibaresinin tarih ifade ettiğini ve tek bir kişiye marka olarak verilmesinin mümkün bulunmadığını, davacı markasının tanınmış olmadığını, müvekkilinin davalı markasına benzeme kastı ile hareket etmediğini, davacı markaları ile müvekkili marka başvurusunun benzerlik göstermediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; dava konusu marka başvurusunun hem şekil hem kelime unsurlarını barındıran karma nitelikte bir marka olduğu, markada “... KAHVE”, “...” ve “KAHVE BARDAĞI ŞEKİL UNSURU” yer aldığı, “KAHVE” ibaresinin bir ürün adı olup, marka vasfının bulunmadığı, yine “kahve bardağı” şeklinin de, ürünü tanımlayan bir unsur bulunduğu, dava konusu marka başvurusunda, marka algısı yaratan tek unsurun “...” ibaresi olduğu, zira "..." ibaresinin, bir tarih olup, markada tarihi gören bir tüketicinin, bu unsuru marka olarak algılamaktan ziyade, işletmenin kuruluş tarihi yorumunda bulunacağı, dolayısıyla dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin “Nilüfer cinsinden birçok bitkiye verilen genel ad” anlamına geldiği ve marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı olmadığı, bu nedenle ayırt edici niteliği yüksek bir marka olarak değerlendirildiği, davacı markalarının ise genel olarak “...” ibaresinden oluştuğu, bir kısmının kahve kutusu, kahve ambalajı görselini de içerdiği, davacı markalarının bir kısmının ise “... ...” ibaresini esas unsur olarak içerdiği, bu ibarelerin haricinde, marka kapsamında tanımlayıcı nitelik arz eden “DAMLA SAKIZI, SICAK ÇİKOLATA, TÜRK KAHVESİ, SALEP, PREMIUM, ALTIN ÇEKİRDEK SERİSİ, KAHVE, DİBEK KAHVESİ, KAHVE EVİ, GOLD, GURME” ibarelerinin bulunduğu, ayrıca davacı markalarının tamamında "..." tarihinin yer aldığı, bu tarihin bir kısım markada okunmayacak derecede küçük boyutta, “...” ibaresinin sağ üst köşesinde yer alırken, bir kısmında ise daha büyük puntolar ile yazıldığı, "..." ibaresinin yazıldığı punto değişse de tali unsur olduğu algısının değişmediği, davacı markalarında “...” ya da “... ...” ibaresinin ön planda bulunduğu, dolayısıyla davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin de, kuruluş tarihi algısı yaratmakta olup, davacı markalarında esas unsurlardan birinin "..." ibaresi olduğunun söylenemeyeceği, dava konusu marka kapsamında yer alan ve iş bu davanın konusunu oluşturan bir kısım mal ve hizmetler bakımından markalar arasında ayniyet/benzerlik bulunduğu, davacı markalarında koruma altına alınmak istenen unsurunun "..." olmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer unsurlar nazarında hiçbir ortak unsurun bulunmaması, dava konusu markada “...” ibaresinin ön plana çıkarılmaması, dava konusu markada ve davacı markalarında “...” tarihinin esas unsur olmaması, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir bulunmaması, dava konusunu oluşturan emtianın ilgili tüketicisinin özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, davacı yanın, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, başvuru markası ile aynı ya da benzer tescilsiz bir işareti yoğun ve sıkı surette kullandığını ispatlayamadığından SMK m.6/3 hükmü koşulunun oluşmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, taraflar arasında başkaca hukuki ihtilaflar bulunmuş olmasının iş bu davaya konu marka tescil başvurusu bakımından davalı şahsın kötü niyetli olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasında "..." ve "..." esas unsurlu markalar bakımından uzun süredir devam eden davalar bulunduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davalının kötü niyetinin diğer seri markaları incelendiğinde de açıkça ortaya çıkacağını, nitekim davalı yan daha önce de müvekkili adına tescilli “...” esas unsurlu ve “...” esas unsurlu markalarını taklit etme amacıyla birçok marka tescilinde bulunduğunu, bu başvuruların daha önce müvekkilinin itirazları üzerinde reddedildiğinden, davalı yanın bu kez de huzurdaki dava konusu marka için başvuruda bulunduğunu, tüm bu hususların açıkça ortada olup, davalı yanın dava konusu markayı tescil ettirmesinin tek sebebinin, sicili müvekkili aleyhine doldurmak, "..." esas unsurlu müvekkilinin markalarından haksız bir fayda elde etmek olduğunu, bu nedenle davalının açıkça haksız yararlanma amaçlı tesciline müsaade edilmemesi gerektiğini, taraf markaları benzer olup benzerlik ve karıştırılma ihtimali bakımından itirazlarının giderilmesi için ek rapor alınması gerektiği, bilirkişi raporunda “...” ibaresinin dava konusu mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı olmadığı iddia edilmişse de "..." ibaresinin herkes tarafından kullanılan sıradan bir ibare olduğunu, nitekim Türkpatent marka sicilinde yapılacak inceleme neticesinde de "..." ibareli 800'e yakın markanın görülebileceğini, dolayısıyla bu ibarenin ayırt ediciliği yüksek bir ibare olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple karşı yan markasını inceleyen tüketicilerin, özellikle markada öne çıkan ve diğer unsurlara göre ayırt ediciliği daha ağır basan “...” ibaresine odaklanacağını, müvekkilinin markasını tanıyan ve özellikle “kahve” emtiası bakımından oldukça tanınmış olan müvekkili markasını bilen tüketicilerin, karşı yan adına tescili talep edilen ve “...” ve “...” ibarelerini içeren markayı gördüklerinde, bu markanın müvekkilinin markası olduğunu, en azından bu marka ile müvekkili markası arasında, yahut marka sahipleri arasında ticari/ekonomik/idari bir ilişki olabileceği düşüncesine kapılabileceğini, markanın kaynağı ve güvenirliği açısından yanılabileceğini, müvekkilinin markasının tanınmış olmadığına ilişkin bilirkişi değerlendirmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dava konusu marka başvurusunda marka algısını yaratan asıl unsurun “...” ibaresi olduğu, zira “...” ibaresinin “Nilüfer cinsinden birçok bitkiye verilen genel ad” anlamına geldiği ve marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından ayırt edici bir ibare olarak değerlendirildiği, "..." ibaresinin ise bir tarih olup, markada tarihi gören bir tüketicinin, bu unsuru marka olarak algılamaktan ziyade, işletmenin kuruluş tarihi yorumunda bulunacağı, davacı markalarının ise genel olarak “...” ibaresinden oluştuğu, davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin de davalı başvurusundaki ile aynı fonksiyonu ifa ettiği, dolayısıyla davacı markalarında da esas unsurlardan birinin "..." ibaresi olduğunun söylenemeyeceği, bu durum karşısında tarafların markalarının kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetler bakımından, markalar arasında ayniyet/benzerlik bulunmakta ise de sadece taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresi nedeniyle taraf markaları arasında benzerlik bulunduğundan söz edilemeyeceği, taraflar arasında "..." ibaresinden kaynaklı başkaca hukuki ihtilaflar bulunmuş olmasının, iş bu davaya konu marka tescil başvurusu bakımından varılan bu sonucu değiştirmeyeceği veya davalı şahsın kötü niyetini gösterdiği şeklinde yorumlanamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.