6. Ceza Dairesi 2023/17293 E. , 2024/10491 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/394 E., 2022/435 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar …
**6. Ceza Dairesi 2023/17293 E. , 2024/10491 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/394 E., 2022/435 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, Bir başkasının, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı ... veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Yani mağdurun rızasının failin ve/veya faillerin cebir ve tehdidi ile sağlanması halinde bu suç oluşur. Yağma suçunun en başta gelen özelliği malın cebir, şiddet veya tehdit ile alınmasıdır. Yani zilyedin elinden malın alınması veya malın fail tarafından zaptına karşı sükut etmesini zorunlu kılması gerekir. Tehdidin, nitelik ve nicelik bakımından yağma suçunda aranan boyutta olması gerekir. Dolandırıcılık suçunda ise, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararı olarak kişinin kendisine veya başkasına icrai veya ihmali davranışlarla yarar sağlamasıdır. Dolandırıcılık salt mal varlığına karşı işlenen bir suç değildir. Mal varlığı yanı sıra irade ve karar verme özgürlüğünü korumaya yönelik bir suçtur. Dolandırıcılık suçunda mağdur yanıltılmaktadır. Yani dolandırıcılık suçu tipik bir hile suçudur. İrade hile ile fesada uğratılmaktadır. Mağduru hataya düşürecek kurnazca hareketler hiledir. Her hile ahlaka aykırı bir eylem olsa dahi her zaman cezalandırılan dolandırıcılık olması için suç tipinde belirtilen şekilde muhatabı hataya düşürmesi gerekir. Hata kişideki tasavvur ile gerçeği birbirine uymaması olup, hile: mağdurda hata hali oluşturacaktır. Mağdurdaki tereddüdü kuvvetlendirilmesi de onu hataya düşürmektedir. Hilenin kandıracak nitelikte olması gerekir. Kullanılan hile mağdurun durumu fail ile olan ilişki göz önüne alınıp kandırılmış ise olay bazında eylem dolandırıcılık olacaktır. Yalan: bilerek gerçek dışı bir hususun beyan edilmesidir, yalan toplumda güvenin kötüye kullanılmasıdır. Yalan söyleyen muhatabın ... ve iyi niyetini istismar eden kişidir. Fail söylediği yalanın kontrolünü engel olacak veya yalanın tespitini zorlayacak bir hareket yapmadıkça mücerret yalan hile olarak kabul edilmemektedir. Şayet beyanda bulunan gerçeği söyleme bakımından yükümlülük altında ise yalan güvenin kötüye kullanılmasında bir araçtır. Yalan kişi üzerinde etki yapması için söylenmiş ise hile olarak ele alınabilir. Yalan mağdurun denetleme imkanını ortadan kaldıran ... ortamı içinde ortaya konmalı fail mağduru istediği yöne çekmiş olmalıdır. Mücerret yalan dolandırıcılığın karakteristik unsuru olan hileyi meydana getirmez. Hilenin kandıracak nitelikte olup olmadığı olaysal değerlendirilmelidir. Olayın özelliği, mağdurun durumu, fail ile olan ilişkisi kullanılan hilenin şekli yalanın denetim olanağı bulunup bulunmadığına da bakılarak belirlenmelidir. Duygusal veya manevi yönden uğratılan zarar gibi mağdura temin edilecek geleceğe yönelik kazanç tasavvurları bu suçun maddi unsuru olamayacağı gibi irdelemesi ve belirlenmesi objektif olarak mümkün olmayan hallerde bu suçun objektif unsurunu teşkil etmez. Her dolandırıcılık eylemi failin planladığı aldatıcı nitelikli hareketlere başlar ve bu aldatıcı hareket kişilerin birbiri ile olan ilişkilerinde iyi niyet ve ... kurallarını temelden ihlal eder. Mağduru hataya düşürecek, aldatıcı hareketlerin yapılması ve düşülen hata ile aldatıcı hareketler arasında nedensellik bağının da bulunması gerekir. Dolandırıcılık suçunun temel şekli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157. maddesinde yer almıştır. Yağma, tehdit ve dolandırıcılık suçları ile ilgili olarak düzenlenen yasa normları ışığında, Oluşa ve dosya içeriğine göre; mağdurun gezmek amacıyla Manisa ilinden İzmir iline geldiği, kaldığı otelin yakınındaki çay ocağında saat 16.00 sıralarında sanık ile tanıştığı, birlikte bira içtikleri, sanığın Rus kadın bulma karşılığında, ikinci el cep telefonu ile yiyecek alacağını söyleyip 80,00 TL para alarak ayrıldığı ve gece geç saatleri kadar geri dönmediği, saat 00.30 sıralarında sarhoş şekilde otelin yanına gelen sanığın rakı almak için 45,00 TL daha para istediği, ayrıca telefonun şarjının bittiğini beyan edip, mağdurun Nokia 1200 marka cep telefonunu da aldığı, birlikte yürümeye başladıkları ıssız bir sokağa geldiklerinde, sanığın başka parası olup olmadığını sorduğu, olumsuz yanıt veren mağdurun üzerini aradığı, arka cebinde para olduğunu fark edince de, "çıkar paraları" dediği, mağdurun paraları eline aldığı, sanığın da mağdurun rızası hilafına elindeki 900,00 TL parayı aldığı, "gel içmeye gidelim" diyerek birlikte yakındaki bir parka gittikleri, sanığın mağdura parkta beklemesini içki alıp geleceğini söyleyip yanından ayrıldığı, mağdurun parkta 45 dakika bekledikten sonra sanığın gelmemesi üzerine karakola giderek şikayette bulunduğu somut olayda, sanığın gece vakti ıssız bir sokakta mağdurun üzerini araması ve sonrasında da "çıkar paraları" demek suretiyle menfaat tenin etme eylemlerinin yağma suçunun unsurunu oluşturan tehdit ve cebir boyutuna varmadığı, her ne kadar mağduru sanığın elindeki paralı rızası hilafına elinden aldığını (elinden kaptığını) beyan etmişse de, eylemin sonrasında birlikte parka gittikleri, sanığın "içki alıp geleceğim bekle" demesinden sonra da 45 dakika parkta beklediği dikkate alındığında, mağdurun Rus kadın bulma vaadinin beklentisi içerisinde, sanığın kendisine yönelik bu davranışa da sessiz kalarak parasının alınmasını kabullendiği, bu durumu kabullenerek beklentisini devam ettiren mağdurun parasının rızası hilafına alındığından söz edilemeyeceği, sanığın gün içerisinde başlayıp gece yarısı sonrasına kadar süren eylemlerinin bütünsellik içerisinde Rus kadın bulma vaadiyle ve hileli davranışlar ile mağduru kandırmaya yönelik olduğu, bu halde de sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; Sanığın eylemine uyan ve 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesindeki dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanun’un 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıl kesintili ve uzamış dava zamanaşımının, suçun işlendiği 06.10.2010 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz isteği bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. M U H A L E F E T Ş E R H İ: Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; mağdurun gezmek amacıyla Manisa ilinden İzmir iline geldiği, kaldığı otelin yakınındaki çay ocağında saat 16.00 sıralarında sanık ile tanıştığı, birlikte bira içtikleri, mağdurun sanıktan Rus kadın ayarlamasını istediği, mağdurun sanığa ikinci el cep telefonu aldığı, yiyecek alması için 80,00 TL para verdiği, sanığın saat 00.30 sıralarında sarhoş şekilde otelin bulunduğu yere geldiği, rakı almak için 45,00 TL daha para istediği, ayrıca telefonun şarjının bittiğini beyan edip mağdurdan Nokia 1200 marka cep telefonunu da istediği, mağdurun 45,00 TL para ve cep telefonunu da sanığa verdikten sonra birlikte yürümeye başladıkları, tenha bir sokağa geldiklerinde sanığın mağdura başka parası olup olmadığını sorduğu, parasının olmadığını söyleyen mağdurun üzerini aradığı, arka cebinde para olduğunu fark edince "çıkar paraları" dediği, mağdurun cebindeki paraları çıkartıp eline alarak saydığı esnada sanığın 900,00 TL parayı çekip aldığı, sanığın "gel içmeye gidelim" dediği ve birlikte yakındaki bir parka gittikleri, sanığın mağdura parkta beklemesini kendisinin içki alıp geleceğini söyleyerek ayrıldığı, mağdurun parkta 45 dakika bekledikten sonra sanığın gelmemesi üzerine kolluk güçlerine müracaat ettiği anlaşılan olayda, mağdurun beyanı ile sanığın savunması nazara alındığında, mağdurun sanıktan rus kadın bulmasını istediği, bu süreçte mağdurun sanığa rızasıyla ikinci el telefon aldığı, 80,00 TL verdiği, daha sonra yine rızasıyla 45,00 TL ve kendi telefonunu verdiği, sanığın mağdurla iletişim halinde olduğu süreçte sarfettiği sözlerin hileli davranış kapsamında değerlendirilemeyeceği, bununla birlikte sanığın sarhoş olup olay öncesinde aynı gün mağdurla bira içmeleri ve mağdurun para ve telefonunu rızasıyla vermesi düşünüldüğünde sanığın mağdurun üzerini araması ve sonrasında da "çıkar paraları" şeklindeki söz ve eyleminin yağma suçunun unsurunu oluşturan tehdit ve cebir boyutuna ulaşmadığı, sanığın mağdurun saydığı sırada elinde bulunan 900,00 TL parayı çekip alma şeklindeki suç teşkil eden eyleminin Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-b maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.