Başvuru, köprülü kavşak çalışması sırasında açılan kuyuya düşülmesi sonucu meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması neticesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, köprülü kavşak çalışması sırasında açılan kuyuya düşülmesi sonucu meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması neticesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/3/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: G.G. Adi Ortaklığı (Ortaklık) Bursa çevre yolu Yalova ayrımı Turanköy köprülü kavşağı kısım otoyol işini Karayolları Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğünden (İdare) ihale suretiyle almış, işin toprak ve hafriyat işini taşeronluk sözleşmesiyle alt yüklenici Ç.İ. İnşaat Ticaret Limitet Şirketine (Şirket) vermiştir. Başlayan çalışmalar sırasında Şirket tarafından köprülü kavşak çalışma alanına 700 metre mesafede yol alanında zemin etüdü amacıyla birkaç yerde çapı 5-2, derinliği 2 metre olan kuyular açılmıştır. Kuyuların içleri yağışlar yoluyla ve zeminden çıkan sularla dolmuştur. Turanköy Mahallesi'nde ikamet eden başvurucu 18/4/2009 tarihinde yanında 8 yaşındaki oğlu B.O. ve 6 yaşındaki torunu O. olduğu hâlde bu kuyuların bulunduğu mevkiye hayvan otlatmaya gelmiştir. B.O. ve O. bir ara oyun oynamak için başvurucunun yanından ayrılarak kuyuların yan tarafında bulunan çimenlik alana gitmiş, oyunun ardından üzerlerini temizlemek için oyun oynadıkları alanın yanında yapım aşamasında olan yolun ortasındaki kuyuların yanına gelmiş, kuyudaki su ile üzerilerini temizledikleri sırada kuyuya düşüp boğularak hayatlarını kaybetmişlerdir. A. Olayla İlgili Ceza Soruşturması Süreci Olay üzerine Kestel Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında olay yerinde keşif ve bilirkişi inceleme yapılmıştır. Ayrıca Ortaklığın proje sorumlusu ve şantiye şefi İ.Z.nin, Şirketin şantiye şefi G.Y.nin ve Şirketin ustabaşı yetkisine sahip mühendisi H.Ö.nün şüpheli sıfatıyla, başvurucunun ise müşteki şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanı tarafından hazırlanan 8/5/2009 tarihli bilirkişi raporunda: i. Zemin etüdü yapmak amacıyla açtırdığı kuyuların bölgeyi kullanan kişilerin güvenliği açısından kapatılmasını ya da uygun yükseklikte korkuluklarla çevrilmesini sağlamayan, özetle sezon bitmesine rağmen bölgeyi kullanma ihtimali yüksek olan köylülerin tehlike arz eden bölümlere girmesini önlemek için gerekli önemleri almayıp uyarı levhalarını asmayan alt işveren konumundaki Şirketin şantiye şefi G.Y.nin asli kusurlu olduğu, ii. İnşaat hâlinde olan işyerindeki olası tehlikeleri yerince tespit ederek önlem aldıracak donanımda bir sağlık ve güvenlik koordinatörü görevlendirmeyen, özetle doğmuş ve doğabilecek tüm tehlikelere karşı geniş bir kontrol mekanizması oluşturmayan asıl işveren konumundaki Ortaklığın proje sorumlusu İ.Z.nin tali kusurlu olduğu, iii. B.O. ve O.nın yaşları ve akli melekelerinin tam anlamıyla gelişmediği dikkate alındığında çocukları tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalmamaları için yeterince koruyup kollamadığı anlaşılan başvurucunun ise tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde İ.Z., G.Y. H.Ö. ve başvurucu hakkında üzerlerine atılı, taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçunu işledikleri iddiasıyla oluşturduğu dosyayı anılan kişilerle ilgili olarak Bursa Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama yapılabilmesi amacıyla 1/6/2009 tarihli fezleke ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ise anılan kişiler hakkında taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırılmaları talebiyle Bursa Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır. Mahkemece olay mahallinde keşif yapılmış, neticesinde inşaat yüksek mühendisi/iş güvenliği uzmanı tarafından bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporunda:i. Şirketin olay yeri inşaat sahasında derecede sorumlu olan G.Y.nin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak amacıyla almakla yükümlü olduğu her türlü önlemi dikkatsiz ve tedbirsiz davranmak suretiyle almaması nedeniyle derecede kusurlu olduğu, ii. Ortaklığın proje sorumlusu ve şantiye şefi İ.Z.nin işyerinde güvenliği sağlamaya yönelik her türlü önlemi almakla yükümlü olmasına rağmen dikkatsiz ve tedbirsizce açılan kuyuların etrafına tel örgü veya işaretleme yapmak suretiyle gerekli önlemleri almaması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde derecede kusurlu olduğu, iii. Başvurucunun ise olay öncesinde mahali ve özellikle su dolu çukurları da bildiği hâlde bu çukurların çocuklar için tehlikeli olabileceğini düşünmeyerek tehlikeli mahal yakınlarında bulunmalarına karşın dikkatli ve özenli davranmaması ve çocukları çukura yaklaşmamaları hususunda uyarmayarak kusurlu davranması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde derecede kusurlu olduğu belirtilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde Mahkeme 20/4/2010 tarihli kararıyla, taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçunu işledikleri sabit görülen G.Y.nin kusur durumunu dikkate alarak neticeten 3 yıl 4 ay hapis cezası ile, İ.Z.nin kusur durumunu dikkate alarak neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, meydana gelen olayda kusuru bulunmayan H.Ö.nün de beraatine hükmetmiştir. Mahkeme olayda oğlunu ve torununu kaybeden başvurucu yönünden ise kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın verilmesini gereksiz kılacak şekilde mağdur olduğu gerekçesiyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Anılan karar, sanıklar G.Y. ve İ.Z. ile katılanlar tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay Ceza Dairesi (Yargıtay) 11/2/2013 tarihli kararıyla, yetersiz bilirkişi heyetinin raporuna göre karar verildiğini belirterek işçi sağlığı ve güvenliği uzmanı inşaat mühendisleri ve hukukçu bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak sanıkların hukuki durumlarının tespit ve tayin edilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğundan bahisle kararın bozulmasına karar vermiştir. Bozma kararına uyan Mahkeme kusur durumunun tespitine yönelik farklı tarihlerde bilirkişi raporları aldırmış olup raporların kusur durumuna ilişkin kısımlarında şu tespitlere yer verilmiştir:i. 12/12/2013 tarihli bilirkişi raporuna göre olayın meydana gelmesinde G.Y., İ.Z. ve başvurucu tali kusurludur.ii. 10/4/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre G.Y. asli, İ.Z. ve başvurucunun tali kusurlu olup H.Ö.ye ise herhangi bir kusur izafe edilmeyecektir.iii. 25/4/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre olayın meydana gelmesinde G.Y. birinci derecede asli, H.Ö. ikinci derecede tali, ölenler ikinci derecede tali kusurlu olup İ.Z.ye ise kusur izafe edilemeyecektir. iv. 17/9/2015 tarihli ek bilirkişi raporunda ise 10/4/2015 tarihli raporda ortaya konulan kanaatten farklı bir kanaat oluşmadığı belirtilmiştir. Toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde Mahkeme 30/12/2015 tarihli kararıyla, taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçunu işledikleri sabit görülen G.Y.nin kusur durumunu dikkate alarak neticeten 3 yıl 4 ay hapis cezası ile, İ.Z.nin kusur durumunu dikkate alarak neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, İ.Z. hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, meydana gelen olayda kusuru bulunmayan H.Ö.nün de beraatine hükmetmiştir. Mahkeme olayda oğlunu ve torununu kaybeden başvurucu yönünden ise kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın verilmesini gereksiz kılacak şekilde mağdur olduğu gerekçesiyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Anılan kararın İ.Z. ile ilgili kısmına başvurucu vekili tarafından itiraz edilmiştir. İtirazı inceleyen Bursa Ağır Ceza Mahkemesi itiraza konu kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 13/1/2015 tarihinde yapılan itirazı reddetmiş ve bu şekilde karar sanık İ.Z. yönünden kesinleşmiştir. Başvurucu, sanık İ.Z. hakkında verilen kesin kararın 1/2/2016 tarihinde tebliğ alındığını beyan etmiştir. Başvurucu 1/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkemenin verdiği 30/12/2015 tarihli kararın sanık H.Ö. ve G.Y.ye ilişkin hüküm kısmı da başvurucu vekili ve G.Y. tarafından temyiz edilmiştir. Anılan hükümlerin temyiz incelemesini yapan Yargıtay 18/2/2019 tarihli kararıyla, Mahkemenin sanık H.Ö. hakkında verdiği beraat kararının onamasına, G.Y. hakkında verdiği mahkûmiyet kararının ise uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ilişkin kısmının esas tam gün sayısı gösterecek şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Bireysel başvuruya konu edilmeyen mahkeme kararının bu kısmı da böylelikle kesinleşmiştir. B. Olayla İlgili Tam Yargı Davası Süreci Ölenlerin başvurucunun da aralarında bulunduğu yakınları tarafından Bursa İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) İdarenin davalı, Ortaklık ve Şirketin davalı yanında müdahil sıfatıyla bulunduğu maddi ve manevi tazminat talepli tam yargı davası açılmıştır. İdare Mahkemesi ölenlerin yakınlarının ölüm olayı nedeniyle uğradıkları maddi zararın sorumluların kusurları oranında belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. 22/5/2012 tarihli bilirkişi raporunda; i. B.O.nun ölümü nedeniyle başvurucunun 830,37 TL, B.O.nun annesinin 556,73 TL destek kaybı olduğu,ii. O.nun ölümü nedeniyle babası O.nun 231,73 TL, annesinin ise 919,43 TL destek kaybının bulunduğu belirtilmiştir. İdare Mahkemesi bilirkişi raporundaki tespitleri hukuki ve bilimsel açıdan doğru bularak bilirkişi raporuna yapılan itirazları reddetmiştir. İdare Mahkemesi 19/7/2012 tarihli kararıyla; i. B.O.nun ölümü nedeniyle başvurucuya 830,37 TL maddi, 000 TL manevi tazminat, annesine 556,73 TL maddi, 000 TL manevi tazminat, B.O.nun altı kardeşinin her birine de 000 TL manevi tazminat,ii. O.nun ölümü nedeniyle babası O.ya 231,73 TL maddi, 000 TL manevi tazminat, annesine 919,43 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir. Anılan karar davalı ve davacılar tarafından temyiz edilmiş olup temyiz incelemesini yapan Danıştay Onuncu Dairesi (Danıştay) 24/3/2014 tarihli kararıyla İdare Mahkemesinin 19/7/2012 tarihli kararının onamasına karar vermiş ve bu şekilde karar kesinleşmiştir.