Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 3/5/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1984 doğumlu olan başvurucu, 18/9/2007 tarihinden itibaren Türk Hava Yolları (Kurum) bünyesinde çalışmaya başlamış; en son kabin amiri olarak çalışmakta iken disiplin kurulu kararı ile başvurucunun iş sözleşmesi feshedilmiştir. Fesih gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Disiplin Kurulu tarafından, Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara 'üyelik', 'mensubiyet' veya 'iltisak' yahut 'irtibat' şeklinde bağlantılarının bulunup bulunmadığına ilişkin olarak değerlendirmeler kapsamında Ortaklığımızda 17/25 Aralık sonrasında FETÖ/PDY terör örgütünün vakıf ve derneklerine üyeliğini devam ettirme, örgütün gazete dergi ve mecmua üyeliğini sürdürme, sosyal medya hesaplarında lehine paylaşımlarda bulunma, örgütü savunan her türlü yazı, Mülakat, söz, fiil ve davranışta bulunma, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları ByLock gibi şifreli programlara üyelik, örgütün bankalarında işlem yapmaya devam etme gibi kriterler; sosyal çevre bilgileri, ilgili devlet kurumları ve kuruluşlarından gelen bilgiler ile Ortaklığımıza yapılan ihbar ve şikâyetler dikkate alındığında, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantınız hakkında yukarıda sayılan fiillerden birini veya birkaçını işlediğiniz hususunda makul şüphe oluştuğundan, tutum ve davranışlarınıza uyan 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/ Maddesi ve Dönem Toplu İş Sözleşmesinin Maddesi Fıkrası gereğince 'İşten Çıkarma Cezası' ile tecziyenize karar verilmiştir.Disiplin Kurulu'nun hakkınızda vermiş olduğu karar 2017 tarihinde Genel Müdürlüğün onayından geçerek kesinleştiğinden iş akdiniz haklı nedenle feshedilmiştir." Başvurucu; feshin geçersizliğinin tespiti, işe iadesi ile haksız fesihten kaynaklanan tazminat ve hak ettiği ücretlerinin ödenmesine karar verilmesi taleplerini ileri sürerek işveren aleyhine 12/7/2017 tarihinde işe iade davası açmıştır. Bakırköy İş Mahkemesi (Mahkeme) tarafından kabul edilen dava dilekçesinde başvurucu, feshin usule aykırı olduğunu, savunması alınmadan ve somut bir sebebe dayanmadan iş akdinin feshedildiğini ileri sürmüştür. Davalı işveren ise cevap dilekçesinde başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile iltisaklı olduğunun değerlendirildiğini, bu kapsamda Bank Asya hesap hareketlerinin incelenebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Başvurucu 4/10/2017 tarihli duruşmada, işveren Kurumun Bank Asya ile ilgili iddialarına ilişkin savunma yapmış; bu kapsamda kişisel yatırımlarını bankacı olan arkadaşı İ.nin yönettiğini, İ.nin çeşitli bankalarda görev yaptığını, en son Bank Asyada görev yaparken yatırımlarını daha önce görev yaptığı bankadan Bank Asyaya aktardığını, bu işlemin herhangi bir şekilde FETÖ/PDY'ye yardım amacı ile yapılmadığını belirtmiştir. Başvurucu, İ.nin tanık olarak dinlenmesi talebinde bulunmuş; 25/12/2017 tarihli bir sonraki duruşmada ifadesine başvurulan İ. bankacı olduğunu, çeşitli bankalarda çalıştığını, bu kapsamda Bank Asyada da görev aldığını, başvurucu ve eşiyle 2005 yılından bu yana dost olduklarını ifade etmiştir. Bu dostluğa istinaden genellikle her geçtiği bankaya başvurucu ve eşinin şahsi birikimlerini de götürdüğünü belirten İ., böylece başvurucu ve eşinin çalıştığı bankalarda yatırımlarını değerlendirme yoluna gittiklerini, tüm işlerini kendisinin takip ettiğini ifade etmiştir. FETÖ/PDY ile bir ilgisinin olmadığını, şube kapanışları tamamlandıktan sonra hakkında herhangi bir soruşturma olmaksızın tüm haklarını alarak işten ayrıldığını, anılan Bankada çalışan birisi olarak bir mağduriyet yaşamadığı hâlde arkadaşlarının kendisinden kaynaklanan bir mağduriyet yaşadığını beyan etmiştir. Başvurucu, duruşmanın akabinde ibraz ettiği dilekçe ekinde banka hesap dokümanlarını göndermiştir. Gönderilen belgeler incelendiğinde 2009 yılında başvurucu adına hesap açıldığı, 26/4/2013 ile 26/3/2014 tarihleri arasında 350 TL ile 500 TL arasında değişen düzenli kredi ödemesi yapıldığı, en son 26/3/2014 tarihinde hesapta bulunan 164 TL'nin EFT yoluyla başka bir bankaya gönderildiği, bunun dışında herhangi bir hesap hareketliliğinin bulunmadığı görülmüştür. Başvurucu; beyan dilekçesinde, hesap hareketleri ile ilgili olarak Bankanın Küçükköy ile Gaziosmanpaşa Şubeleri arasında şube değişiklikleri olduğunu ancak bu durumun da yine tanık İ.nin çalışmasından kaynaklandığını belirtmiştir. Mahkeme 30/5/2018 tarihinde davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"İşin esası yönünden yapılan incelemede davalı işverenin davacının iş akdini sona erdirmede disiplin kurulu tarafından milli güvenlik kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı oluşum veya gruplara yönelik üyelik , mensubiyet veya iltisak yahut irtibat şeklinde bağlantılarının bulunup bulunmadığına ilişkin olarak değerlendirmeler kapsamında bir kısım makul şüphelerin bulunması nedeni ile iş akdinin feshedildiği tespit edilmiş olup disiplin kurulu kararında da aynı gerekçelerin yer aldığı ve davacı açısından değerlendirmenin daha ziyade anılan yapı tarafından kullanıldığı tüm kamuoyu tarafından bilinen Bank Asya ile çalıştığı ileri sürülmüş olup bu konuda dinlenen davacı tanığı İ. , davacıyı tanıdığını uzun süredir dostluklarının bulunduğunu kendisinin banka sektöründe çalıştığını ve bu tanışıklık sebebi ile davacının kendisinin gittiği her bankaya para ve yatırımlarını taşıdığını ve bank asyaya davacının paralarının naklinin de bu kapsamda yapıldığını bildirdiği davacının bu konuda banka hesapları celp edildiğinde anılan banka ile çalıştığı, hesaplarının bulunduğu tespit edilmiş olup, davacının bu yöndeki iddialarına iştirak edilmemiş 01/09/2016 tarihli mükerrer resmi gazetede yayınlanan 673 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında KHK nın Maddesine göre devletin veya kamu tüzel kişilerinin doğrudan doğruya yada dolaylı olarak katıldığı teşebbüs , ortaklık ve iştirakler ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde çalışmaktayken terör örgütlerince veya milli güvenlik kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı , oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmek sureti ile iş sözleşmesi feshedilen işçiler bir daha bu teşebbüs ve ortaklıklar ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişiler bünyesinde veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler şeklinde hüküm bulunmakta olup somut olayda davalı işverenin kamu iştiraki olması ve KHKlarca alınması gereken tedbirler kapsamında davacının iş akdinin feshedildiği , yine bank asyanın bilindiği üzere malum yapının bankası olarak faaliyet yürüttüğü dolayısı ile bu banka ile sürekli olarak işlem yapan kişilerin anılan örgüte bir şekilde dolaylı da olsa irtibatı olduğu değerlendirilerek iş akdi geçerli nedenle feshedilmiş olup bu itibarla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir." Başvurucu ve davalı Kurum, gerekçeli karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş; başvurucu, Bank Asyaya yönelik değerlendirmenin hatalı olduğunu, işveren ise geçerli nedenle değil haklı nedenle fesih yapıldığını ileri sürmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 13/3/2019 tarihinde istinaf talebinin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Taraf vekillerinin istinaf başvuruları yönünden yapılan inceleme neticesinde, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, ilk derece mahkemesinin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, kararın dayandığı deliller, delillerin takdiri, karar gerekçesine göre istinaf başvuru nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme sonucunda, yerinde bulunmayan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." Nihai karar 8/4/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üysi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/3/2018 tarihli ve E.2018/464, K.2018/6086 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi tarafından şüpheyi haklı kılacak güçte somut delillerin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında Mahkemece öncelikle yapılacak iş; davacının banka kayıtları getirtilerek özellikle adı geçen Bank Asya da hesabının hangi tarihler arasında açık olduğu, bankaya toplu para yatırma ve çekme işlemlerinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihler arasında hangi sebeplerle yapıldığına ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve istihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi teknolojileri Kurumundan davacının hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili işlem yapılıp yapılmadığının emniyet veya diğer güvenlik güçlerinden sorularak gelen yazı cevaplarının dosyaya getirtilmesi gerektiği gibi, ayrıca, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığına dair denetime elverişli tüm delillerin de araştırılarak toplanması gerekmektedir. Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."