T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1527 Esas KARAR NO : 2026/395 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/05/2024 NUMARASI : 2023/260 Esas, 2024/301 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddes…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1527 Esas KARAR NO : 2026/395 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/05/2024 NUMARASI : 2023/260 Esas, 2024/301 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, müvekkili aleyhine İstanbul 36. İcra Müd. ... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve müvekkilinin haberi olmadan takibin kesinleştiğini, takip dayanağı çek altındaki imzanın kendilerine ait olmadığının, başka şahıslarca imzalatılmış olduğu tespit edildiğini, müvekkilinin davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığı için çek verme ihtimali de bulunmadığını, ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere %40 kötü niyet tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkile husumet yöneltmesinin mümkün olmadığını, ispattan yoksun huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça sunulan dekontların gönderildiği hesabın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin takibe konu çekin iyi niyetli yetkili meşru hamili olup borçlu olunmadığına dair iddiaların müvekkilne karşı ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini, davacının alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, alınan bilirkişi raporları ile birlikte tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu edilen çek üzerindeki imza üzerinde grafolog bilirkişi tarafından yapılan inceleme nericesinde davacı şirket yetkilisine ait olmadığı yönünde rapor düzenlenmişse de; davacı şirketin dava konusu çeki ticari defter ve kayıtlarına işlediği, böylelikle çekten doğan borcu kabul ettiği, defter kayıtlarında çekten kaynaklanan borcun ödendiğine ilişkin bir kayıt da bulunmadığı anlaşılmakla davacının işbu dava konusu çek sebebiyle borçlu bulunmadığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, bilakis ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş çekin davacının borcunu ikrar mahiyetini taşıdığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek; çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının açıkça tespit edildiğini, hal böyle iken ticari defterde çeke ilişkin yazının bulunmasının, müvekkilin çeki kabul ettiği anlamını taşımadığını, imzası kendisine ait olmayan müvekkilinin, davaya konu çekin ticari defterlere işlenmesi nedeniyle geçerli sayılmasının, hem hukukun üstünlüğü ilkesine hem de hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirketin ticari defterine çekin işlenmiş olmasının, usule aykırı tutulmuş olan defterlerin delil vasfı bulunduğunu kabul etmemekle birlikte, yine müvekkil şirketin o dönemki muhasebecisi olan ...eliyle yazılmış olup, yapılan işlem tamamen kendisinin müvekkili aldatma amacı ile yaptığı eylemlerden ibaret olduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticari işin bulunmadığı hususunun BA/BS formları ile açıklık kazandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yapılan bilirkişi inceleme sonucu dava konusu çekin, davacının ticari defterlerinde 06/09/2011 tarih ... yevmiye ile dışı ... Ltd.Şti firmasına verildiğine, davacı ile çekin verildiği dava dışı şirket arasında ticari ilişki bulunduğuna dair muhasebe kaydının tespit edildiği, usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın ticari defterlerin sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, dolayısıyla davacının imzasının inkar ettiği çeki kendi defterlerine kaydederek borcu kabul ettiği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/03/2026