T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/518 - Karar No:2026/40 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/518 KARAR NO : 2026/40 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/01/2025 NUMARASI : 2024/835 E-2025/16 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Davacı vekili …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/518 - Karar No:2026/40 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/518 KARAR NO : 2026/40 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/01/2025 NUMARASI : 2024/835 E-2025/16 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkilinin "Çöp Şutu Sistemi Kontrol Panosu ve Yardımcı Kartların Tasarımı" üretimini ve AR-GE'sini de gerçekleştiren bir şirket olduğunu, taraflar arasında farklı tarihlerde yazılı ve şifahi yapılan anlaşmalar neticesinde davalı tarafından söz konusu ürünlerle ilgili siparişlerin iletildiğini, davalı tarafından verilen siparişler ve ürün talepleri birden fazla olduğu için davalı ile açık hesap şeklinde çalışıldığını, müvekkilinin üretimini ve satımını yaptığı belirtilen ürünlere ilişkin olarak 31.03.2020 tarihli 169.925,90 TL., 06.08.2020 tarihli 191.797,20 TL.ve 12.08.2020 tarih ve 117.174,00 TL. bedelli üç adet fatura düzenlediğini, davalı tarafından farklı tarihlerde bazı ödemelerin gerçekleştirildiğini, son faturaya ilişkin olarak ödemesi yapılmayan miktar üzerinden davalı aleyine Ankara 22.İcra Müdürlüğünün 2021/4641 sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini, itiraz neticesinde başvurulan arabululuculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek, davanın kabulü ile davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, en az %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Dava dilekçesinin icra takibinde vekil olarak yer alan kendisine tebliği gerekirken müvekkiline yapılan tebliğin usulsüz olduğunu, müvekkilinin ikametgah adresi Maltepe/İstanbul olduğundan bu yer icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, dolayısıyla mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda, Çöp Şutu ve Geri Dönüşüm otomasyon sistemleri alımı yapıldığını, alınan bu sistemin müvekkili tarafından dava dışı ...…Ltd.Şti’nin Irak ülkesindeki projesine satıldığını, müvekkili tarafından montajların yapıldığını ancak otomasyon sisteminin devreye alınamadığını, davacı ile bir çok kez yapılan görüşme ve yazışmalara rağmen, davacı tarafça teknik destek sağlanmadığını, nihai olarak davacıya 11.03.2021 tarihinde, Erzurum 2. Noterliğinin 02935 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek teknik destek talep edildiğini, şayet montaj yapılan ülkeye gidilmesi gerekiyor ise tüm ulaşım ve konaklama masraflarının kendilerince karşılanacağını ve makul bir süre içerisinde Irak ülkesine personel gönderileceği hususunun yazılı olarak bildirilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, buna rağmen teknik destek sağlanmadığı gibi, müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, son faturaya ilişkin ödeme yapılmadığına ilişkin iddianın yerinde olmadığını, sözleşmenin 7. maddesinde "Sözleşme imzalanması, belirtilen şartlarda ödeme yapılmasından itibaren 4 hafta içerisinde protip ürün çalışır halde teslim edilecektir. Seri üretimde ürün ödeme şartları yerine getirildiğinden itibaren 4 ile 6 hafta içerisinde teslimata hazır hale getirilecektir." hükmünün yer aldığını, bu kapsamda müvekkili şirketin ödeme şartlarını yerine getirmiş olmasına rağmen davacı tarafın ilgili ürünleri çalışır hale getirmediğini, davacının takipte kötü niyetli olduğunu, davacının temerrüdü nedeniyle müvekkili firmanın otomasyon sistemlerinin satışının yapıldığı firmadan alacağını tahsil edemediği gibi, sözleşme sorumlulukları kapsamında alıcı firmaya tazminat ödeme riski ile karşı karşıya bulunduğunu belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: Davanın, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın; taraflar arasında yapılan yazılı ve sözlü anlaşmalar gereğince "Çöp Şutu sistemi Kontrol Panosu ve Yardımcı Kartları Tasarımı" işinden kaynaklı 3 adet fatura dayanak gösterilerek davacının Ankara 22 icra Müdürlüğünün 2021/4641 sayılı yaptığı icra takibinin davalının itirazının yerinde olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeler gereği üzerine düşen edimlerin yerine getirilip getirilmediği, davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı hususunda toplandığı, mahkemece verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 2022/1307 Esas, 2024/897 Karar sayılı ve 06/11/2024 tarihli kararı ile kaldırıldığı, kaldırma ilamından önce; tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sureti ile öncelikle davalının ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesine talimat yazılmak sureti ile mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılarak rapor düzenlenilmesine karar verildiği, talimat mahkemesince alınan raporda; davacı şirketin davalı şirketten 18/04/2022 tarihi itibari ile 65.913,73 TL talep edebileceğinin tespit edildiği, mahkemece davacı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve ihtilaf konusu hususlarda inceleme yapılmak üzere mali müşavir, makine mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı tarafından mahkemeye sunulan 01/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda ise; davanın bakiye alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali davası olduğu ve dava değerinin 51.220,20TL olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmede prototipin hazırlanması ve ardından seri üretime geçilmesinin öngörüldüğü, davacı firmanın yükümlülüğün yalnızca ürünü üreterek son bağlantıya hazır halde davalının belirlediği adreste sevk işlemini gerçekleştirmek olduğu, montaj yükümlülüğünün sadece prototip ürüne ilişkin olduğu, seri üretimi yapılan ürünün montajına veya teknik desteğe ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, davacı şirketin 2019-2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin noter onaylarının kanuni süresi içinde yapıldığı, defter ve kayıtlarının usulüne uygun olduğu ve kendi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacı firmanın muhasebe kayıtlarına göre, davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 51.220,20 TL alacaklı olduğu, dosyaya kazandırılan BA-BS bildirimlerinden davacı tarafından düzenlenen faturaların davacı ve davalı tarafından beyan edildiği, tarafların beyanının uyumlu olduğu, tarafların kayıtları arasında herhangi bir farklılık olmadığı ve davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 51.220,20 TL alacaklı olduğu, icra inkar tazminat talebinin mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, bilirkişi heyetince sunulan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunun mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edildiği, mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliler, hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilen bilirkişi heyet raporu ile birlikte yapılan inceleme sonucunda; taraflar arasında akdedilen 30/01/2008 tarihli sözleşme gereği konusunun Çöp Şutu Sistemine ait ana panonun oluşturulması ve sistem senaryosunu uygulayacak anakart ve yardımcı elektronik kartların tasarım ve yazılım işi olduğu ve kumanda panosuna konulacak özgün tasarımlı, ihtiyaçları karşılayan anakart tasarlanacağı, sözleşme konusu siparişler ve ürün taleplerinin satışı karşılığında düzenlenen faturalara istinaden başlatılan Ankara 22 İcra Müdürlüğünün 2021/4641 sayılı icra dosyasında davalının itirazı üzerine açılan davada, davalı tarafça, davacı tarafından teslim edilen ürünlerin montajlarını yaptıkları ancak otomasyon sisteminin devreye alınamadığı ve teknik destek sağlanmaması neticesinde davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesi ile miktarın talep edilemeyeceği bildirilmiş olup, taraflar arasındaki sözleşme içeriğinde davacının yükümlülüğünün ürünün üretilmesi ve son bağlantıya hazır halde davalının belirlediği adrese sevk işlemini gerçekleştirmek olduğu montaj yükümlülüğünün ise sadece prototip ürüne ilişkin olduğu, montaj ve teknik desteğe ilişkin sözleşmede bir düzenlemenin bulunmadığı, davacı tarafından ürünün sahada montajının yapıldığı ve teslim edildiği, sözleşme hükümlerine göre üzerine düşen edimlerini yerine getirdiği anlaşılmakla, davacı tarafından söz konusu hizmet/mal bedeline ilişkin davalı şirketten 51.220,20 TL alacaklı olduğu, icra takibine konu faturadan kaynaklı bedelin talep edilebileceği, alacağın likit alacak olması nedeni ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, Ankara 22. İcra Dairesinin 2021/4641 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin asıl alacak 51.220,20TL üzerinden aynen devamına, asıl alacak 51.220,20TL nin %20'si oranında davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/4641 sayılı takip dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ilgili icra dosyasına vekaletname sunularak süresi içinde borca itiraz ettiklerini, vekil vasıtasıyla takibi yapılan işlerde tebligatın vekile yapılmasının Tebligat Kanunun 11. ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. ile Avukatlık Kanunun 41. maddesinde düzenlendiğini, ancak davacı tarafından açılan iş bu itirazın iptali davasında dava dilekçesinin vekile değil, müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, yapılan tebligat usulsüz olup taraf teşkilinin sağlandığından bahsedilemeyeceğini, yine davacı tarafından bahse konu takibin İstanbul'da yapılması gerekirken Ankara'da yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin ödeme emrinde de belirtildiği üzere ikametgah adresinin İstanbul olup TMK gereğince ikametgahı sayılan yerdeki icra dairelerinin görevli ve yetkili olduğunu, dolayısı ile Ankara Mahkemelerinin yetkisizliğine karşı yaptıkları itirazlarının mahkemece reddinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda, Çöp Şutu ve Geri Dönüşüm otomasyon sistemleri alımı yapıldığını, sözleşme kapsamında alınan sistemin müvekkili şirketçe ... Otomotiv... Ltd. Şti’nin Irak ülkesindeki projesine satıldığını, müvekkili tarafından montajların yapıldığını, ancak otomasyon sisteminin devreye alınamadığını, davacı ile bir çok kez görüşme ve yazışmalar yapılmasına rağmen, davacı tarafça teknik destek sağlanmadığını, nihai olarak 11/03/2021 tarihinde Erzurum 2. Noterliğinin 02935 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar çekildiğini, müvekkilince gönderilen iş bu ihtara rağmen alınan otomasyon sistemlerinin çalıştırılması için teknik destek sağlanmadığı gibi aleyhe kötüniyetli olarak takibe geçildiğini, mahkemece her ne kadar ticari defterlerin incelenmesi sonucu alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak müvekkilinin borçlu olduğu kanaatine varılmışsa da bu hükmün yerinde olmadığını, zira taraflar arasında yapılan sözleşmenin 7.maddesi kapsamında müvekkili şirket ödeme şartlarını yerine getirmiş olmasına rağmen davacı tarafın ilgili ürünleri çalışır hale getirmediğini, gerek sözleşme hükümleri gerekse Türk Borçlar Kanunun karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler için öngörülen hükümleri uyarınca davacı temerrüde düşmesine rağmen müvekkili şirketten kalan edimlerin yerine getirilmesinin istenmesinin kötüniyetin göstergesi olduğunu, bu bakımdan sözleşmeden doğan borçları yerine getirmeyen davacının iş bu davada haklı bulunmasının yerinde olmadığını, bununla birlikte davacının temerrütü nedeniyle; otomasyon sistemlerinin satışının yapıldığı firmadan müvekkilinin alacağını tahsil edemediği gibi, sözleşme sorumlulukları kapsamında alıcı firmaya, tazminat ödemek riski ile de karşı karşıya olduğunu, buna ilişkin delillerinin dosyada mevcut bulunduğunu, kaldı ki mevcut durum itibariyle, satılan ürünün TBK ve TTK. kapsamında ayıplı ürün durumunda olup, müvekkilinin tüm uğraşlarına rağmen çalışmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığını, maddi vakıaların hukukî niteliğini tayinin, bilirkişinin değil hâkimin aslî işi olduğunu, bilirkişi raporunda davanın esasına ilişkin uyuşmazlık hakkında hukuki değerlendirme yapılmasının kanuna aykırı olduğunu, iş bu rapora dayanarak hüküm kurulmasının da yerinde olmadığını, yine bilirkişi raporunda dosya arasında dahi yer almayan Youtube isimli sosyal mecrada yayınlanan bir reklam videosuna yer verilerek müvekkili şirketin 25 Ağustos 2017 tarihinde çöp sutu sistemi konusunda hizmet verdiğinden bahisle çöp şutu ürünün davacı şirketin ayrıntılı çalıstırma yönergeleri ile çalıştırılamamış olmasının imkansız olduğu yönünde tamamen şahsi görüşe dayalı tespit yapıldığını, kaldı ki bahsi geçen reklam videosu ile çöp şutu sisteminin çalıştırılamamasının imkansızlığı arasında hiç bir bağlantı veya alakanın mevcut olmadığını, şahsi kanaatin yer aldığı raporun kabul edilmesi mümkün değilken bu raporun hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, zira tayin edilen bilirkişinin hesap alanında uzman mali müşavir olduğunu, çöp şutu sistemlerinin çalışma yönergelerinin anlaşılır olup olmadığı hususunda bilgisine başvurulmamışken bu hususta herhangi bir uzmanlığı da bulunmamasına rağmen raporda bizzat şahsi kanaatine yer vermesinin kabul edilemeyeceğini, bilirkişinin tarafsızlığını zedelemekle yeniden başka bir bilirkişiden sağlıklı bir rapor alınması gerekirken raporun hükme esas alınmasının başlıca bozma nedeni kabul edilmesi gerektiğini, kararın eksik ve hatalı incelemeye dayandığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin 2021/435E-2022/510 K sayılı 18.07.2022 tarihli kararında özetle; tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sureti ile öncelikle davalının ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesine talimat yazılmak sureti ile mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılarak rapor düzenlenilmesine karar verildiği, talimat mahkemesince alınan raporda davacının davalıdan 18/04/2022 tarihi itibari ile 65.913,73 TL talep edebileceğinin tespit edildiği, davacı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve ihtilaf konusu hususlarda inceleme yapılmak üzere mali müşavir, makine mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı tarafından mahkemeye 01/06/2022 tarihli bilirkişi raporunun sunulduğu, bilirkişi heyeti raporunun mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edildiği, mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliler, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi heyet raporu ile birlikte yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki sözleşme içeriğinde davacının yükümlülüğünün ürünün üretilmesi ve son bağlantıya hazır halde davalının belirlediği adrese sevk işlemini gerçekleştirmek olduğu, montaj yükümlülüğünün ise sadece prototip ürüne ilişkin olduğu, montaj ve teknik desteğe ilişkin sözleşmede bir düzenlemenin bulunmadığı, davacı tarafından ürünün sahada montajının yapıldığı ve teslim edildiği sözleşme hükümlerine göre üzerine düşen edimlerini yerine getirdiği anlaşılmakla, davacı tarafından söz konusu hizmet/mal bedeline ilişkin davalı şirketten 51.220,20 TL alacaklı olduğu, icra takibine konu faturadan kaynaklı bedelin talep edilebileceği, alacağın likit alacak olması nedeni ile davacı lehine icra inkar tazminatına karar verildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile Ankara 22.İcra Müdürlüğünün 2021/4641 sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynı miktar ve şartlarda devamına, İİK. 67. maddesi gereğince 10.244,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2022/1307E-2024/897K sayılı 06.11.2024 tarihli kararında özetle:”… Davada, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı ve fatura alacağından bakiye miktarın tahsili için davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı, icra inkar tazminatı istenilmiş olup, yerleşik Yargıtay İçtihatlarında da kabul edildiği üzere açılacak itirazın iptali davasında dava dilekçesi tebliğinin borçlu şirkete yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamış ise de; itirazın iptali davasının görülebilmesi usulüne uygun biçimde yapılmış, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada usulüne uygun yapılmış geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda itirazın iptali davasının görülmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmişse itiraz öncelikle incelenmelidir. Bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir icra takibinin bulunduğundan sözedilemez. Aksinin kabulü halinde mahkemece İİK'nun 4.maddesine aykırı olarak yargı çevresinde bulunmayan icra dairesi ile ilgili bir karar verilmiş olur ki bunun kabul edilmesi mümkün değildir (Yargıtay HGK. 20.03.2002 tarih 2002/13-241E.2002/208K., 28.03.2001 tarih 2001/19-267 E,2001/311 K.). Dava konusu somut olayda; davalı borçlu tarafından Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/4641 sayılı takip dosyasında borca itirazın yanında icra dairesinin yetkisine de itirazda bulunulmuş olmakla; öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekirken bu konuda hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine...” karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle sözleşme kapsamındaki imalatın davacı adresinde teslim edileceğinden ifa yeri Ankara olmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 3.498,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 875,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.623,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderleri ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22.01.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır