Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1823 E. , 2024/868 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1823 Karar No : 2024/868 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ...Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACILAR) I- ... II- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:...sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar murisi ...'ün da…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1823 E. , 2024/868 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1823 Karar No : 2024/868 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ...Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACILAR) I- ... II- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:...sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar murisi ...'ün davalı idareye ait iş makinesinin sebep olduğu olay neticesinde vefat etmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle müteveffanın eşi ... için 25.000-TL maddi, 50.000-TL manevi; oğlu ... için 25.000,00-TL maddi 50.000-TL manevi olmak üzere toplam 150.000-TL tazminatın (maddi tazminat istemi ... için ıslah edilerek 83.642,24 TL şeklinde değiştirilmiştir.) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; olayda davalı idarenin kusurunun bulunup bulunmadığı, kusuru var ise kusur oranının belirlenmesi istemiyle yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; olayın meydana geldiği moloz döküm sahasının meskun mahalde seçilmesi ve bunun meskun mahalden kaldırılması konusunda bir çalışma yapılmaması, sahanın çevresinin tel örgü, duvar veya başka bir imalatla çevrilerek saha içine girişlerin engellenmemesi, kazanın olduğu sahada uyarı levhalarının olmaması, halkın saha içine girişlerini engelleyici tedbirlerin alınmaması, döküm sahasında çalışma anında gözcü ve operatöre yardımcı elemanın görevlendirilmemesi nedenleri ile olayın meydana gelmesinde davalı idarenin %75 oranında kusurlu olduğu, uyuşmazlık konusu olayda ölen ...'ün olay tarihinde moloz döküm ve dolgu alanından odun parçaları topladığı ve tehlikeli olan bölgede dikkatsiz şekilde çalışma yaptığı, bu nedenle olayın oluşumunda %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davacıların maruz kaldığı zararın maddi karşılığının tespiti için 02.06.2016 günlü ara karar uyarınca dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda ise; mütevaffanın eşi ...'ün muhtemel bakiye ömrü kadar yani 17 yıl 5 ay süreyle destekten yoksun kalacağı ve destek zararının 83.642,24 TL olacağı, oğlu ...'ün ise 20 yaşında olup annesinin ve babasının bakım yükümlülüğünden çıktığı, herhangi bir yerde okumadığı dava dilekçesindeki evlilik ve askerlik çağına gelmiş olmasından bahsedilmesinden anlaşıldığı, bu nedenle annesinin bakım yükümlülüğü altında olmayan davacı ...'ün annesinin ölümünden dolayı destekten yoksunluk zararı bulunmadığının belirtildiği, sözü edilen bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de itiraz yerinde görülmeyerek bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlilikte görüldüğü, bu itibarla, davalı idare tarafından moloz döküm sahasında gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle ...'ün ölümünde kusuru bulunduğu ve bu kusur oranının %75 olduğu sonucuna varıldığı, davacıların maddi tazminat istemi yönünden; ... açısından, davalı idarenin %75 kusur oranına isabet eden 83.642,24-TL maddi tazminatın 25.000,00-TL'lik kısmının davalı idare bakımından görevsiz yargı yeri olan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açma tarihi olan 16.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, geriye kalan 58.642,24-TL'nin ise arttırım tarihi olan 05.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle idarece tazmininin gerektiği, öte yandan annesinin bakım yükümlülüğü altında olmayan davacı ...'ün annesinin ölümünden dolayı destekten yoksunluk zararı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddi gerektiği; manevi tazminat istemi yönünden ise; davalı idarenin hizmetin işleyişindeki kusurunun da etken olduğu kaza nedeniyle davacıların ağır bir elem, üzüntü, acı ve ızdırap duyduğunun tartışmasız olduğu, davalıya atfedilen kusur oranı da dikkate alınarak takdiren davacılardan müteveffanın eşi ... için 30.000,00-TL ve müteveffanın oğlu ... için ise 30.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 60.000,00-TL manevi tazminatın, görevsiz yargı yerine başvurma tarihi olan 16.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacıların İddiaları: ... lehine maddi tazminata hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu, ilgilinin halen bekar ve babası ile birlikte ikamet etmekte olduğu, yaşasa idi annesinin bakım ve ilgi desteğini alabileceğinin açık olduğu, diğer davacı ...'ün engelli olduğu dikkate alındığında evin tüm yükünün ...'ün üzerinde olduğu, müteveffaya verilen %25 kusur oranının fahiş olduğu, müteveffanın kazanın oluşumunda hiçbir kusurunun bulunmadığı, öte yandan davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının da düşük olduğu, belirtilen nedenlerle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı İdarenin İddiaları: Uyuşmazlığa konu olayla ilgili olarak ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı dava dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda, müteveffa ...'ün asli kusurlu olduğunun belirtildiği, olay mahallinin davalı belediyeye ait olduğu, söz konusu alana bırakılan eşyaların da belediyenin mülkiyetinde olduğu, müteveffa ve diğerleri tarafından davalı belediyeye ait maddi değeri olan eşyaların idarenin bilgisi ve onayı dışında alınması esnasında olayın gerçekleştiği hususunun ceza dosyası ile sabit olduğu, bir kişinin zarara kendi kusuru ile sebebiyet vermesi durumunda o kişinin zarara kendisinin katlanması gerektiği, müteveffanın olayda ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, %75 oranında kusurun belediyeye verilmesinin kabul edilemeyeceği, müteveffanın asli kusurlu olduğu hususu dikkate alınmaksızın verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince 2577 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca davacının duruşma istemi kabul edilmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Kütahya İli, Tavşanlı İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak ile ... sokağın kesiştiği 60m-200m ebatındaki alanda davalı idareye ait kamyonlarla moloz döküldüğü ve bu alanın moloz döküm sahası ve ayrıca dolgu sahası olarak kullanıldığı, müteveffa ...'ün bahsi geçen bölgede molozlar arasında odun topladığı esnada Tavşanlı Belediyesi'nde görevli kepçe operatörü tarafından molozların döküldüğü esnada müteveffanın dökülen molozların kafasına isabet etmesi nedeniyle vefat ettiği ve bu vefat olayında davalı idarenin kusuru bulunduğundan bahisle ... için 83.642,24-TL maddi, 50.000-TL manevi; ... için 25.000,00-TL maddi, 50.000-TL manevi olmak üzere toplam 208.642,24 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, 53. maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar; " 1. Cenaze giderleri, 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." olarak belirlenmiş, ölüm ve bedensel zararların belirlenmesine ilişkin 55. maddesinde; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare Mahkemesince hükme esas alınan, davacıların destekten yoksun kalma zararının tespitine ilişkin 14/07/2016 tarihli hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bakiye ömür belirlenmesinde ... Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir. ... Hayat Tablosu, Fransız nüfus verileri/istatistikleri kullanılarak 1931 yılında hazırlanmış bir tablodur. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “... ” adı verilen “... ” hazırlanmıştır. Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren ... tablosunun esas alınması gerekir. Bu durumda; Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacıların destekten yoksun kalma zararlarının yukarıda belirtilen şekilde belirlenmesi gerekirken, hükme esas alınacak yeterlilik ve nitelikte bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davacıların maddi tazminat istemlerine yönelik verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin temerrüde düştüğü tarih olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla; somut olayda idareye başvuru söz konusu olmadığından ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştüğü tarih olan görevsiz yargı yerinde (... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyası) dava açma tarihi olan 16.07.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmekte olup İdare Mahkemesince bozma kararı üzerine destekten yoksun kalma tazminatına yönelik ... tablosu esas alınmak suretiyle yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde verilecek kararda bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. Temyiz istemine konu kararın, manevi tazminat kısmı yönünden incelenmesinde; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar bu kısım yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... , K:... sayılı kararının maddi tazminat yönünden BOZULMASINA, manevi tazminat kısmı yönünden ONANMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 23/02/2024 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY : (X)- Olayda, Dairemizin bozma kararı doğrultusunda ... tablosu esas alınmak suretiyle yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu hükmedilecek maddi tazminata, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle temerrüt tarihi olan olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmekte olup yasal faizin başlangıç tarihinin görevsiz yargı yerinde dava açma tarihi olarak belirlenmesine yönelik karara gerekçe yönünden katılmıyorum.