1. Hukuk Dairesi 2010/1396 E. , 2010/3529 K. "" MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, .. ada ..parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 3.44 m² lik kısmının idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan 3.44 m² lik kısmının tapusunun iptaline, varsa üzerindeki muh…
**1. Hukuk Dairesi 2010/1396 E. , 2010/3529 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, .. ada ..parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 3.44 m² lik kısmının idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan 3.44 m² lik kısmının tapusunun iptaline, varsa üzerindeki muhtesatın yıkımına karar verilmesini istemiştir Davalı, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasa’nın 5841 Sayılı Yasa ile değişik 12/son maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ... raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteğinin değerden reddiyle, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal, sicil kaydının kütükten terkini ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu .parsel sayılı taşınmazın kadastroca senetsizden 22.10.1990 tarihinde davalı adına tespit gördüğü ve tespit tutanağının 27.04.1992 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 18.07.2003 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, davalı adına tescilin dayanağı olan tespit tutanağının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir. Reddine. Ancak hemen belirtmelidir ki; bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğü giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.