11. Hukuk Dairesi 2009/1927 E. , 2010/7908 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2004/109 - 2008/350 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları …
**11. Hukuk Dairesi 2009/1927 E. , 2010/7908 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 tarih ve 2004/109 - 2008/350 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı Bakanlığa bağlı okul arasında personel maaş ve ücretlerinin müvekkili aracılığı ile ödenmesi hususunda 08.11.2001 tarihli protokol ve protokol eki taahhütname imzalandığını, protokolün 6. maddesinde, haksız feshi halinde cezai şart ödeneceğinin,taahhütnamenin 2. maddesinde ise, kuruma bağış olarak verilen miktarın geri alınacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin edimini yerine getirdiği halde davalının protokolü tek taraflı olarak feshettiğini, protokolden kaynaklanan borcun ödenmesi için gönderdikleri ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 2.003,74 TL cezai şart bedeli ile davalıya verilen 1.290,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hiçbir devlet memurunun devleti borç altına sokacak sözleşme yapma yetkisine sahip olmadığını, bakanlıktan izin ve onay alınmadan yapılan sözleşmenin geçerli olmadığını, idarenin pasif husumetinin bulunmadığını, doğumu ve mevcudiyeti asıl borcun doğumu ve geçerliliğine bağlı cezai şartın ve bağış olarak verilen meblağın geri alınmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, tahakkuk dairesinin yanlızca maaş ödenmesi konusunda sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altına sokacak işlem yapma yetkisi bulunmadığı, davacının okula doğrudan bağış yaptığını kanıtlayamadığı, bankaca bağış yapılan kişiye husumet yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin cezai şart bedelinin tahsili istemine yönelik ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, davalı bakanlığa bağlı okulun personel maaş ve ücretlerinin davacı banka aracılığı ile ödenmesine ilişkin yapılan protokol ve taahhütname uyarınca cezai şart ve yapılan bağışın iadesi istemine ilişkindir. Davacı banka, davaya konu taahhütname kapsamında okula nakit bağış adı altında ödeme yaptıklarını ileri sürerek, bu ödenin 08.11.2001 tarihinde 2.000,00 TL olarak okul müdürü ...'na yapıldığını bildirmiş, buna ilişkin dekont ibraz etmiştir. Okul Müdülüğünün 03.04.2008 tarihli yazısından ise, okula verilen bağışın Koruma Derneği tarafından bilgisayar alımı ve öğretmenler odasının döşemesinde kullanıldığı bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, bağış olarak verilen paranın kime verildiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması, Koruma Derneğine verildiğinin tespiti halinde davalının bu miktardan sorumlu olmayacağı ve davanın şimdiki gibi reddi gerekeceği, okul müdürüne verilip okul için harcanmış ise davalı Bakanlık bağış miktarından sorumlu olacağından bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği gözetilmeden, yerinde görülmeyen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına kararın BOZULMASINA, 4743 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesinin B/4 bendi gereğince, davacı taraf yargı harçlarından muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 05.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.