Başvuru, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli cinsel saldırı, kasten yaralama, hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli cinsel saldırı, kasten yaralama, hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/9/2013 tarihinde Muğla Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü 13/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 18/8/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/8/2015 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 1967 doğumlu olan başvurucu, başvuru tarihinden altı yıl kadar önce ilk eşinden boşanmıştır. 1948 doğumlu olan şüpheli İ.A. ile başvurucu, 4/2/2013 tarihinde evlenmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) temin edilen bilgilere göre başvuru tarihinden sonra 29/1/2014 tarihinde boşanmışlardır. Başvuru konusu olaylar başvurucuyla şüphelinin tanıştığı 19/1/2013 ile 7/2/2013 tarihleri arasında meydana geldiği ileri sürülen cinsel saldırı ve diğer iddialarla ilgilidir. Başvurucu 19/1/2013 tarihinde ablası N.Ç.nin arkadaşı G. vasıtasıyla Isparta’da şüpheli İ.A. ile tanışmıştır. Başvurucu, şüpheliyle tanıştıkları 19/1/2013 ilâ 7/2/2013 tarihlerindeşüpheliye isnat olunan eylemlere maruz kalması nedeniyle 7/2/2013’te evden kaçarak İzmir’e gitmiştir. 7/2/2013 tarihinde saat 00’da başvurucu İzmir ili Bornova ilçesinde bulunan Garaj Şehit Mehmet Akdoğan Polis Merkezi Amirliğine eşi İ.A. hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli cinsel saldırı, kasten yaralama, hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçlarından şikâyette bulunmuştur. Başvurucunun aynı gün ifadesi ve adli raporları alınmıştır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca İzmir Aile Mahkemesinden 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a göre 8/2/2013 tarihli ve 2013/61 Değişik İş sayılı koruma kararı aldırıldıktan sonra 28/2/2013 tarihli ve 2013/19402 soruşturma, K.2013/1158 sayılı kararıyla suç yerinin Ödemiş olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Soruşturmaya Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/971 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun Beyanları Başvurucu 7/2/2013 tarihinde Bornova ilçesi Garaj Şehit Mehmet Akdoğan Polis Merkez Amirliğinde verdiği beyanında özetle altı yıl önce ilk eşinden ayrıldığını, bir diş hekiminin yanında çalışmaya başladığını, Isparta’da 19/1/2013’te ablası N.Ç.nin arkadaşı olan G. vasıtasıyla şüpheli İ.A. ile tanıştığını, bir süre şüpheliyle yüz yüze görüştüklerini, görüşme esnasında ablası N.Ç. eniştesi R.Ç ve G.nin de bulunduğunu, şüphelinin kendisiyle evlenmek istediğini söylemesi üzerine iki gün süre istediğini, yaşayacağı yeri görüp daha sonra düşünmek istediğini, bunun üzerine ablası, eniştesi ve şüpheliyle birlikte şüphelinin yaşadığı Ödemiş ilçesi Bozdağ kasabasına şüpheliyle birlikte gittiklerini, bir gece evinde misafir olup ertesi gün 20/1/2013’te Isparta’ya geri döndüklerini, ablası ve eniştesini evine bıraktıktan sonra ben hacıyım, benim dini vecibelerime göre imam nikâhımızı kıyalım diyerek tekrar Ödemiş ilçesi Bozdağ kasabasına geldiklerini, orada komşu köyün imamını getirerek dini nikâhlarını kıydırdıklarını, akşam artık sen benim karımsın, önemli olan dini nikâhtır deyip evinde kalmasını istediğini, artık ilişkiye girebiliriz dediğini, daha sonra rızasıyla ilişkiye girdiklerini, ilişki sırasında tanışmalarına aracılık eden G.ye 000 TL para verdiğini söylediğini, kendini satılmış gibi hissettiğini, bunun üzerine aralarında kavga çıktığını, kendisine tokat attığını ancak doktora gitmediğini, İ.A.nın evinde kalmaya devam ettiğini, resmî nikâh yaptırmak istediğini söylemesi üzerine nikâh için müracaatta bulunduklarını, önceki eşinden olan kızının Muğla’da lisede okuması nedeniyle 25/1/2013 tarihinde Muğla’ya onu görmeye gittiklerini, kızını İstanbul’a ağabeyinin yanına göndermek üzere otogara bıraktıklarını, kızıyla oğlunun telefonda konuştuklarını, kızının oğluna annem evlenmiş, ben yalnız geleceğim demesi üzerine oğlunun kendisini arayarak seni annelikten reddediyorum diye tepki gösterdiğini, araçla üçü birlikte giderken kendisinin araçtan inerek dışarıda kızıyla konuşmak istediğini söylemesi üzerine şüphelinin kızına araçtan inmesini söylediğini, bunun üzerine kızıyla birlikte araçtan indiklerini, şüphelinin kendisinin araçtan inmesine izin vermemesi üzerine şüpheliyle bir süre boğuştuklarını, daha sonra kızının otobüsle İstanbul’a gittiğini, kendisinin Isparta’ya otobüsle döndüğünü, şüphelinin kendisine ben sensiz yaşayamam şeklinde mesaj çektiğini, şüphelinin ablası N.Ç. ve ilk olarak tanışmalarına vesile olan ablasının arkadaşı Ç.yi aralarını düzeltmesi için aradığını, şüphelinin 31/1/2013 tarihinde İstanbul’da bulunan annesinin ev adresini öğrendiğini, yarım saat sonra yanına geleceğini, kendisiyle görüşmezse annesinin evinin önünde rezillik çıkaracağını söylediğini, korktuğu için konuşmayı kabul ettiğini, saat 30’da İstanbul Kartal Köprüsü’nün yanına bir arkadaşıyla birlikte araçla geldiklerini, oradan arabalı vapura bindiklerini, vapurdayken cep telefonunu alarak denize fırlattığını artık bitti gidiyoruz, sen benimsin, ben delikanlıyım diye bağırdığını, daha sonra araçla geri dönmek üzere yola çıktıklarını, aracın arka kapıları kilitli olduğu halde Bursa’ya arabalı vapurla geldiklerini, Bursa’da bir lokantada yemek yediklerini, 1/2/2013’te saat 30 sularında şüphelinin Ödemiş ilçesi Bozdağ köyünde bulunan evine geldiklerini, ertesi gün nikâh işlemleri için Ödemiş’e gittiklerini, nikâh için kan verdiklerini, 4/2/2013 günü için nikâh günü aldıklarını, o gün nikâh yaptırdıklarını, nikâhtan önce notere giderek mal ayrılığı sözleşmesi imzaladıklarını, daha sonra resmî nikâh yaptırdıklarını, saat 30’da evedöndüklerinde ilişkiye girdiklerini daha sonra livata suretiyle zorla ırzına geçtiğini, evin bahçesinde bağı çözülmüş iki köpek bulunduğu için kaçmaya cesaret edemediğini, 7/2/2013 tarihine kadar her gün iki üç kez ırzına geçtiğini, 7/2/2013 günü sabah 30’da şüphelinin uyuması üzerine evden kaçtığını, İzmir’e gitmek için bilet aldığını, saat 30’da jandarmayı aradığını, jandarmanın kendisine İzmir’e inince polise şikâyetçi olmasını söylediğini beyan etmiştir. Başvurucunun 17/4/2013 tarihli Muğla Cumhuriyet Başsavcılığında vekili huzurunda istinabeyle alınan ifadesinde ilk beyanlarından farklı olarak kanser nedeniyle 1999 yılında sağ göğsünün, 2010 yılında da yumurtalıklarının alındığını, şüpheliyle evlenmeden önce bunları ona anlattığını, doktor raporunda belirtilen yaralanma, morluk ve ısırıkların şüpheliyle cinsel ilişki sırasında oluştuğunu ancak sağ yüzük parmağındaki kesinin bıçakla, sağ el üstündeki yanığın sigara ile eşinin eylemleri sonucunda gerçekleştiğini, nikâh günü kuaföre gidip saçını yaptırdığını, kuyumcudan üç bilezik bir alyans aldıklarını, 4/2/2013 tarihinde evlendikten sonra kendisini Bozdağ beldesinde bulunan evine götürüp zorla tuttuğunu, buradan kaçamadığını, kimseye haber veremediğini ifade etmiştir. Başvurucunun 26/4/2013 tarihli Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığında vekili huzurunda önceki beyanlarına ilave olarak şüpheliyle ilk ilişkiye girdikleri 21/1/2013’ten bir gün sonra tekrar ilişkiye girdiklerini daha sonra İ.A.nın livata suretiyle ırzına geçtiğini, 25/1/2013’e kadar onun evinde kaldıklarını, tanışmalarına aracı olan G.yi arayarak para alıp almadığını sorduğunu, onun telefonu kapattığını, Muğla’da tartışmaları üzerine şüpheliyle evlenmek istemediğini söyleyerek Isparta’ya döndüğünü, bir gece Isparta’da kalarak ertesi gün İstanbul’a döndüğünü, İstanbul’da işe başladığını, resmî nikâh kıyıldıktan sonra normal yoldan rızasıyla ilişkiye girdiklerini ancak şüphelinin daha sonra fiilî livata yoluyla ırzına geçtiğini, 5/2/2013 günü eve fidan sökümü için işçilerin geldiğini, şüphelinin de fayans yaptığını, fayans tamir ederken şüpheliye yardım ettiği sırada fayansı kaydırdığını, şüphelinin buna kızarak bıçakla sağ el yüzük parmağını kestiğini, "Sana ders olsun." dediğini, kapıya sigara içmeye çıktığını, şüphelinin elindeki sigarayı alarak sağ elinde sigarayı söndürdüğünü, şüpheli uyumak için üst kata çıkınca evden kaçtığını, bir otele sığındığını, şüphelinin livata yoluyla ırzına geçerken herhangi bir kayganlaştırıcı madde kullanmadığını ancak kendisinin de buna mukavemet göstermediğini, ilişki sonrasında muayeneden önce banyo yaptığını, 25 Ocak’ta şüphelinin telefonundan kızını aradığını, çocuklarının yüzüne bakacak durumda olmadığı için 29 ile 31 Ocak tarihleri arasında çocuklarına durumu söyleyemediğini, yaşananlara rağmen kendi rızasıyla resmî nikâh kıydırdığını, nikâh fotoğraflarına bu nedenle bir diyeceğinin olmadığını, resmî olarak evlendikten sonra kocası olan şüphelinin bu eziyetlerine son vereceğini düşündüğünü, o nedenle evlendiğini, şüpheliye 29/1/2013 tarihinde cep telefonundan sevgi sözcükleri içeren mesajı kendisinin gönderdiğini, şüpheliyi sevdiğini ancak sonradan hayal kırıklığına uğrayarak kaçtığını, şüphelinin imamın evinde kendisini dilini kerpetenle sökerim diye tehdit ettiğini belirtmiştir. Şüphelinin Savunmaları Şüpheli 29/3/2013 tarihli Cumhuriyet savcılığında müdafi ile birlikte yaptığı savunmasında; müştekiyle (başvurucu) arkadaşı G. aracılığıyla tanıştığını, G.nin kendisini arayarak uygun bir bayan olduğunu, evlenmek isteyip istemediğini sorduğunu, evlenmek istediği için onun yanına gittiğini daha sonra birlikte Keçiborlu ilçesi Kozluca köyünde bulunan müştekinin ablası N.Ç.nin evine gittiklerini, burada müştekinin eniştesi R.Ç.nin de bulunduğunu, müşteki ile bu evde yalnız konuştuklarını, anlaştıklarını daha sonra müşteki bundan sonra yaşayacağı yeri görmek istediği için birlikte evinin bulunduğu Ödemiş ilçesi Bozdağ kasabasına geldiklerini, burada müştekinin kardeşi ve eniştesi ile birlikte o gece evinde kaldıklarını, ertesi gün Keçiborlu ilçesine şahısları geri bıraktığını, müşteki ile birlikte Keçiborlu’dan müştekinin Muğla’da okuyan kızının yanına gittiklerini daha sonra müştekinin İstanbul iline oğlunun yanına gideceğini söylediğini, İstanbul ilindeyken telefonla arayarak kendisini almasını istediğini, bunun üzerine arkadaşı Ali ile birlikte İstanbul’a gittiklerini, Ali yi yedek şoför olarak aldığını, İstanbul’da müştekiyi alarak Ödemiş ilçesi Bozdağ kasabasına geri döndüklerini,gece saat 00 gibi Bozdağ’a vardıklarını, müştekinin o gece nerede kaldığını hatırlamadığını, ertesi gün nikâh işlemlerine başladıklarını, işlemlerin iki üç gün sürdüğünü, bu süreçte müştekinin nerede kaldığını bilmediğini, resmî nikâhtan önce imam nikâhı kıyılmadığını, nikâhtan önce kuyumcu A.dan takı satın aldıklarını, müştekinin kendisine bir tane bilezik alacağını söylemesine rağmen fazladan iki adet bilezik daha aldığını, daha sonra saçını yaptırmak üzere kuaföre gittiğini, müştekinin kuyumcudan fazladan takı alması nedeniyle kendisiyle para için evlendiğini düşünmeye başladığını, bu sebeple avukatına danıştığını, avukatının tavsiyesi üzerine nikâhtan önce Ödemiş Noterliğine giderek mal ayrılığı sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin imzalanması sonrasında müştekinin kendisine güvenmediğini söylemesi üzerine tartıştıklarını, saat 00 civarında Ödemiş Belediyesi nikâh salonunda nikâhlarının kıyıldığını, nikâhtan sonra Bozdağ kasabasındaki evlerine gittiklerini, burada cinsel ilişkiye girmek amacıyla soyunduklarında müştekinin göğüslerinden birinin olmadığını fark ettiğini, ne olduğunu sorduğunda göğüs kanseri olduğunu ve bu nedenle göğsünün birinin alındığını, hatta yumurtalıklarının da alındığını söylediğini, bu nedenle başka hastalıklar da olabilir düşüncesiyle müşteki ile cinsel ilişkiye girmediğini, müştekinin 7/2/2013 tarihine kadar evinde kaldığını, müştekiyi evde zorla tutmadığını, 7/2/2013 günü saat 30 civarında arkadaşı G.nin telefonu ile uyandığını, arkadaşı G.nin müştekinin jandarmaya sığındığını kendisine söylediğini, hemen kasabadaki jandarma karakoluna gittiğini, burada bir uzman çavuşla görüştüğünü, müştekiye telefon ile ulaşmaya çalıştığını ancak telefonlarına yanıt vermediğini daha sonra uzman çavuşun müştekiyi telefonla aradığını ancak müştekinin bu telefona da bakmadığını, sonrasında müştekininuzman çavuşu aradığını ve zorla kaçırılmadığına, alıkonulmadığına dair bilgiler verildiğini, suçlamaların gerçek dışı olduğunu, para için evlenen müştekinin noter sözleşmesi yapılmasının ardından bu şekilde iftira attığını, birkaç gün sonra Ödemiş Aile Mahkemesine boşanma davası açtığını, müştekinin de daha sonra Muğla ilinde boşanma davası açtığını, müştekinin raporlarındaki morluk ve sıyrıkların nasıl oluştuğunu bilmediğini, bu izleri müştekinin kendi kendine yaptığını düşündüğünü söylemiştir. Başvurucunun Raporları Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesinin 7/2/2013 tarihli ve 00 saatli genel muayene raporuna göre; sol kolda morluk ve kızarıklık, sol ve sağ kolda hassasiyet, sağ ve sol uylukta morluk, sol gluteal (kalça) bölgede dişle oluşturulmuş ısırık izleri, sol meme üzerinde morluk ve dişle oluşan ısırık izleri,her iki gluteal bölgede kızarıklık ve morluk, sol el başparmak üzerinde 0,5 cm’lik sıcak cisim ile meydana gelen yanık izi ve çevresinde kızarıklık, sağ el üçüncü parmakta 0,5 cm’lik kesici delici aletle meydana gelen kesi bulunduğu, yoğun anksiyete yaşadığı, hastanın darp ve cinsel saldırı sonucunda vücut ağrısı ve anksiyete şikâyetinin bulunduğu kayıtlıdır. Ege Üniversitesi Hastanesinin 7/2/2013 tarihli ve 35 saatli vajinal muayene raporunda; perianal bölgede patolojik bulgu olmadığı, spekulum (metal çubuk) tatbikinde daha önce total abdominal histerektomi (rahmin alınması) ve bilateralsalpingo ooforektomi (yumurtalıkların alınması) öyküsü olduğunu söyleyen hastanın vajen cuffının olağan olduğu, vajende eser miktarda beyaz gri sıvı olduğu, anal muayene raporunun genel cerrahi uzmanından alınması gerektiği bildirilmiştir. Ege Üniversitesi Hastanesinin 7/2/2013 tarihli, 50 saatli anal muayene raporunda; anüs çevresinde herhangi bir lezyon, ekimoz, kızarıklık, hematom, fissür ve ödem bulunmadığı yazılıdır. İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 8/2/2013 tarihli ve 29 saatli raporuna göre; önceki genel muayene raporundaki bulgulara göre mevcut yaraların basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı kayıtlıdır. Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 17/4/2013 tarihli raporunda; 17/4/2013 tarihinde yapılan muayenesinde önceki raporlarda geçen fiziki bulguların tamamen iyileştiği, ancak şahsın geceleri uykuya dalamama, kabuslar görme, ağlama, işe gidememe, dışarı çıkamama gibi belirtilerin bulunduğu, depresif duygu durum ile giden uyum bozukluğunun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğini, bahsi geçen lezyonların şahıs tarafından kendi kendine oluşturulmasının mümkün olmadığının düşünüldüğü ancak bu konuda İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulundan rapor alınabileceği bildirilmiştir. Ödemiş İlçe Jandarma Komutanlığı Tarafından Tanzim Edilen 16/5/2013 Tarihli Olay Yeri İnceleme Tutanağı Cumhuriyet savcısı tarafından Ödemiş İlçe Jandarma Komutanlığından şüphelinin evinin bulunduğu yerde inceleme yapılarak evin bahçe kısmı ve duvarlarının niteliğinin, bahçede köpek bulunup bulunmadığının, olay yerinin en yakın işyeri, konut ve kamu binasına olan mesafesinin, olay yerine yakın pansiyonya da otel bulunup bulunmadığının tespit edilmesi istenmiştir. Ödemiş İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan tespitte; şüpheli İ.A.nın halen Bozdağ beldesi … adresinde ikamet ettiği, şahsın ikamet adresinin Bozdağ beldesinin güneyinde belde merkezine yaklaşık 220 m uzaklıkta, hakim bir yamaçta, en yakın yerleşim birimine yaklaşık 50 m uzaklıkta, çevresinde fazla yerleşim birimi bulunmayan, iki katlı, etrafı 3-5 metre uzunluğunda taş duvarla çevrili, taş duvarların üzerleri fens teli ve dikenli tellerle çevrili, giriş kapısı kumanda ile açılıp kapanabilen demir kapıdan ibaret korunaklı bir yapı olduğu, bahçe içerisinde biri kangal, diğeri küçük terrier tipine benzer iki adet köpeğin bulunduğu, belde merkezinden eve 343 m uzaklıkta Yayla Pansiyonu’nun bulunduğu, olay günü şüpheli İ.A.nın Ovacık Jandarma Karakol Komutanlığına şifahi müracaatta bulunarak, Uzman Jandarma Çavuş A.K.ye eşi R.A.nın evde olmadığını, kendisinin telefonlarına cevap vermediğini, sabah kendisine gelen telefonla eşinin jandarmaya sığındığı haberini aldığını ve bunun üzerine karakola geldiğini beyan ettiği, daha sonra Uzman Jandarma Çavuş A.K.nin İ.A.dan temin ettiği numaradan müştekiye ait telefonu aradığı, şahsın ilk aramada telefona cevap vermediği, kısa süre sonra R.A.nın Uzman Jandarma Çavuş A.K.yi aradığı, müştekiye telefonda eşi İ.A.nın karakolda olduğunu ve kendisine ulaşamadığı için endişelendiğini söylemesi üzerine müştekinin, kendi rızası ile evden kaçtığını, eşi İ.A.nın kendisine psikolojik baskı uyguladığını, kendisinden eziyet gördüğünü beyan ettiği, Uzman Jandarma Çavuş A.K.nin bu konuda jandarmaya müracaat etmesini söylediğinde müştekinin otobüsle İzmir iline gitmekte olduğunu, otogarda kendisini polisin karşılayacağını, durumu polise anlattığını ve İzmir’e vardığında polise müracaatta bulunacağını beyan etmesi üzerine telefon görüşmesinin sonlandırıldığını, şüphelinin 5/2/2013 tarihinde evine geldiği belirtilen fayans işçilerinin kimler olduğunun tespit edilemediği, haricen yapılan araştırmada müşteki ile şüpheli İ.A.nın Isparta ili Keçiborlu ilçesi Kozluca köyünde 17-18 Ocak 2013 tarihinde G. aracılığıyla tanıştıkları, aynı akşam Bozdağ beldesine İ.A., müşteki R.A., R.A.nın ablası ve eniştesi ile birlikte gelerek kalacağı evi gördükleri, gece aynı evde kaldıkları, 1/1/2013 sabahı tekrardan Isparta iline birlikte gittikleri, 20/1/2013 günü İ.A.nın müştekiyi yanına alarak Bozdağ beldesine geri döndükleri, İ.A.nın aynı gün imam nikâhı kıymak için Tekke köyü imamı S.Ç.yi telefonla aradığı, S.Ç.nin beyanında aynı gün akşam İ.A.nın evine geldiği, resmî nikâhlarının olup olmadığını sorduğunda İ.A.nın resmî nikâhlarının olmadığını fakat en kısa zamanda resmî nikâhın kıyılacağını beyan ettiği, S.Ç.nin resmî nikâh olmadan dini nikâh kıyamayacağını söylemesine rağmen İ.A.nın dini nikâhın kıyılması için ısrar ettiği, ısrar üzerine S.Ç.nin birkaç dua okuduğunu, dua okuduğu sırada müştekiyi hiç görmediği, R.A.nın kapı arkasında olduğunu ve bu şartlar altında dini nikâhın yapılamayacağını söylediği, ertesi gün 21/1/2013 tarihinde resmî nikâh için müracaatta bulundukları, 23/1/2013 günü Tekke kasabasına İmam S.Ç.nin evine ziyarete gittikleri, S.Ç.nin beyanında evde oturduğu esnada müştekinin sorulan soruya cevap verdiği sırada İ.A.nın müdahale ederek "Senin dilin fazla uzadı, eve gidince senin dilini kerpetenle sökerim." şeklinde bir cümle kullandığı, 25/1/2013 günü müşteki ile İ.A.nın müştekinin kızını İstanbul'a yolcu etmek için Muğla iline gittikleri, otogarda tartıştıkları, R.A.nın beyanında 25/1/2013 günü otogardaki tartışma sonunda almış olduğu İstanbul biletini Isparta iline çevirdiği ve Isparta iline gittiği fakat İ.A.nın kendine ait aracıyla R.A.dan önce Isparta iline gittiği, burada tekrardan konuştukları İ.A. ile Bozdağ beldesine gelmeyeceğini beyan ettiği, İ.A.nın Isparta ilinden ayrılarak Bozdağ beldesine geldiği, R.A.nın 26/1/2013 tarihinde İstanbul iline gittiği, 30/1/2013 günü İ.A.nın İstanbul iline geldiği, R.A. ile görüştükleri ve birlikte tekrar Bozdağ beldesine evine geldikleri, 31/1/2013 günü nikâh işlemlerine başladıkları, 4/2/2013 günü resmî nikâh kıyarak Bozdağ beldesinde bulunan İ.A.nın evine geldikleri, 7/2/2013 günü İ.A.nın evde uyuduğu sırada R.A.nın evden kaçarak Bozdağ beldesinde Yayla Pansiyon’a sığındığı, Yayla Pansiyon çalışanları tarafından minibüsle R.A.nın Ödemiş ilçesine bırakıldığı, R.A.nın otobüs ile İzmir iline kaçtığı tespit edilmiştir. 6284 sayılı Kanun’a Göre Alınan Koruma Kararı İzmir Aile Mahkemesinin 8/2/2013 tarihli ve 2013/61 Değişik İş sayılı kararı ile şüpheli İ.A.nın müştekinin bulunduğu eve 1 ay süreyle yaklaşmasının yasaklanmasına ve altı ay süreyle müştekiye karşı şiddet, hakaret ve tehdit içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına karar verilmiştir. Tanık Beyanları Evlenmeye aracılık eden başvurucunun arkadaşı tanık G. 22/4/2013 tarihli Cumhuriyet savcılığındaki beyanında özetle; Afyon ili Dinar ilçesinde ikamet ettiğini, çiftçilikle geçimini sağladığını, İ.A.yı beş altı yıldır tanıdığını, müştekinin ablası ve eniştesinin Keçiborlu ilçesi Kozluca köyünde ikamet ettiklerini, müştekinin eniştesi R.Ç. ile ailece görüştüklerini, bu kişilerle görüşmelerinin birisinde müştekinin ablası N.Ç.nin kız kardeşinin evlenmek istediğini, uygun biri olup olmadığını sorduğunu, aklına arkadaşı İ.A.nın geldiğini, İ.A.nın da daha önce kendisine evlenmek istediğini söylediğini, bu nedenle İ.A. ile beraber Kozluca kasabasına gittiklerini, müşteki ve şüphelinin burada konuşup anlaştıklarını, bir süre sonra müştekinin ablası N.Ç.nin Şubat ayı başında kendisini aradığını, müştekinin Bozdağ'daki evden kaçtığını, arkadaşı İ.A.nın kendisine kötü davrandığını söyleyene kadar bu kişilerden haberdar olmadığını, bunun üzerine İ.A.yı aradığını, İ.A.nın eşini evde bulamayınca hemen jandarma karakoluna gittiğini, olayla ilgili başka bir bilgisinin olmadığını, evlenmeye aracılık yaptığı için İ.A.dan para almadığını söylemiştir. Başvurucunun eniştesi tanık R.Ç. 5/4/2013 tarihli jandarmaya verdiği beyanında özetle; müştekinin baldızı olduğunu, altı yıl önce eşinden ayrıldığını, yaklaşık bir yıl kadar önce müştekinin kendisine "Enişte sen benim babam yerindesin, ben yeniden evlenmek istiyorum, bana münasip gördüğünüz, bildiğiniz, bana bakabilecek bir kişi bulabilirseniz ben onunla evleneceğim." dediğini, bunun üzerine 2013 Şubat ayı içinde Dinar ilçesinde yaşayan ve aile dostu olan G.ye durumu anlattığında kendisine şüpheli İ.A.dan bahsettiğini, İ.A.nın da yıllar önce eşinden ayrıldığını daha sonra ikisini görüştürmeye karar verdiklerini, Keçiborlu ilçesi Kozluca köyünde bulunan evlerinde buluşturduklarını, konuşmaları sonucunda anlaştıklarını, evlenmeye karar verdiklerini, o gün şüpheli ve arkadaşı G.nin gittiklerini, müştekinin kendi evlerinde kaldığını, ertesi gün eşi N.Ç. başvurucu ve şüpheli ile birlikte yaşayacakları yeri baldızına göstermek için İzmir ili Ödemiş ilçesine gittiklerini, şüphelinin evini gördüklerini, şüphelinin aynı gün resmî nikâh işlemlerini başlattığını, baldızının kendilerine "Ben şu andan sonra burada kalmak istiyorum, sizi Kozluca'ya götürüp bırakalım." dediğini, aynı gün kendilerini Kozluca kasabasına getirip bıraktıklarını, yaklaşık bir hafta kadar sonra eşinin kendisini arayarak şüphelinin baldızına tecavüz ve işkence yaptığını, bu nedenle baldızının evden kaçtığını söylediğini, olayla ilgili başka bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Başvurucunun kız kardeşi tanık N.Ç. 5/4/2013 tarihli jandarmada verdiği beyanında tanık R.Ç. ile aynı mahiyette beyanda bulunmuştur. Dini nikâh kıydığı öne sürülen tanık İmam S.Ç. kollukta ve Cumhuriyet savcığında verdiği beyanlarında özetle İ.A.nın kendini nikâh için çağırdığında evine gittiğini, resmî nikâhlarının olup olmadığını sorduğunda, İ.A.nın olmadığını söylemesi üzerine nikâh kıymak istemediğini ancak İ.A. ısrar edince şahitler olmadan imam nikâhının olmayacağını söylediğini, tekrar ısrar edince sadece hayırlı bir geçim için dua ettiğini, nikâh kıymadığını, iki üç gün geçince bir kandil gecesinde İ.A. ile müştekinin kendi evine geldiklerini, evde bulunduğumuz sırada R.A.nın bir şey söylemek istemesi üzerine İ.A.nın “Senin dilin fazla uzadı, eve gidince dilini kerpetenle keseceğim.” diye söz sarf ettiğini, kadının zorla tutulduğuna, eziyete maruz kaldığına, dövüldüğüne dair bir durum sezinlemediğini ifade etmiştir. Dinî nikâh kıydığı öne sürülen imamın eşi tanık Y.Ç. 7/5/2013 tarihli kollukta verdiği beyanında özetle üç ay kadar önce bir akşam Bozdağ beldesinden İ.A.nın eşini telefonla araması üzerine nikâh kıyacağım diyerek evden çıktığını, iki üç gün sonra İ.A.nın yanında bir kadınla evlerine geldiğini, eşi ile İ.A.nın yatsı namazı kılmak için camiye gittiklerini, evde bir saat kadar o kadınla birlikte kaldıklarını, çay servisi yaparken kadının gözlerinin dolduğunu söylemiştir. Şüphelinin müştekiye altın aldığı kuyumcu tanık A. 22/4/2013 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında başvurucunun yanında türbanlı bir bayanla gelerek 500 TL değerinde bilezik aldıklarını, aralarında bir sorun olmadığını söylemiştir. Şüpheliyle birlikte İstanbul’a giden arkadaşı ve nikâh şahidi olan Ali 22/4/2013 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında özetle Ödemiş İlçesinde lokanta işlettiğini, şüpheli İ.A.yı müşterisi olması sebebiyle tanıdığını daha önceden eşinden ayrıldığını duyduğunu, bir gün işyerine geldiğinde İstanbul'a gitmesi gerektiğini, kendisini götürüp götüremeyeceğini sorduğunu, İstanbul’u iyi bilmediğini söylediğini, askerliğini İstanbul'da yapması ve oğlunun İstanbul’da üniversitede okuması sebebiyle İstanbul’u iyi bildiğini, İ.A.nın aracıyla birlikte İstanbul’a gittiklerini, saat 30 civarında İstanbul’a vardıklarını, Kartal Köprüsü altında elinde valiziyle türbanlı bir bayanı gördüklerini, İ.A.nın araçtan inerek bayanla sarıldıklarını daha sonra arabalı vapurla Bursa’ya geçtiklerini, Bursa'da birlikte bir lokantada yediklerini, gece yarısı 30 civarında Ödemiş’e geldiklerini, birkaç gün içinde şahısların nikâhlarının kıyıldığını, kendisinin de nikâh şahitliği yaptığını, taraflar arasında herhangi bir tartışma, zorla alıkoyma, kavga olayı yaşanmadığını, oldukça samimi olduklarını söylemiştir. Nikâh şahidi olan tanık A.A. 22/4/2013 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında özetle çiçeklik işiyle uğraştığını, şüpheliyi çiçek alım satımı ve üretimi işiyle uğraşmasından dolayı tanıdığını, nikâhtan iki üç gün önce yeniden evleneceğini ve nikâh şahidi olmasını istediğini, birlikte belediye nikâh salonuna giderek şahitlik yaptığını, müşteki ile İ.A. arasında herhangi bir problem sezinlemediğini ifade etmiştir. Resmî nikâha katılan şüphelinin kız kardeşinin kızı S.G. 22/4/2013 tarihli Cumhuriyet savcılığındaki beyanında dayısı olan şüphelinin kırk dört yıllık eşinden ayrıldığını, nikâh töreninde bir anormallik olmadığını, müştekinin makyajlı ve güzel giyimli bir şekilde törene geldiğini söylemiştir. Yayla Pansiyonu çalışanı tanık S.Ç. 7/5/2013 tarihli Jandarma’da verdiği beyanında özetle; üç ay kadar önce saat dokuz on sularında bir kadının pansiyona geldiğini, “beni buradan hemen götürün, bana işkence yapıyorlar“ diyerek patronu S.A.ya sarılarak ağladığını, daha sonra patronu S.A.nın eşi A.ya durumu anlattığını, A.nın otel çalışanı T.Ç.yi de alarak kadını Ödemiş’e götürdüklerini söylemiştir. Yayla Pansiyonu çalışanı tanık T.Ç. 7/5/2013 tarihli Jandarma’da verdiği beyanında özetle üç ay kadar önce saat 00 sularında çalıştığı pansiyondan markete gittiğinde telefonla eşinin kendisini aradığını, acil olarak pansiyona gelmesini, bir bayanın elinde valizle pansiyona geldiğini söylemesi üzerine pansiyona geri döndüğünü, pansiyona ait aracın içine sıkıntısı olduğu belli olan bir bayanın olduğunu, aracı A.nın kullandığını, ne olduğunu kendisine sorduğunda, İ.A. ile evlendiğini, kendisini dövdüğünden evden kaçtığını söylediğini, daha sonra bayanı Ödemiş Otogarı’na bıraktıklarını söylemiştir. Yayla Pansiyonu sahiplerinden tanık S.A. 9/5/2013 tarihli kolluk ifadesinde özetle; Bir yabancı kadının olay günü pansiyona gediğini “Beni buradan götürün, bana işkence yapıyorlar.” dediğini, bunun üzerine kulağı az işiten eşi A.ya durumu anlattığını, pansiyonda işçi olarak çalışan T.Ç.yi aradığını, eşi A. ve çalışan T.Ç.ninpansiyonun minibüsü ile kadını Ödemiş’e götürdüklerini söylemiştir. Yayla Pansiyonu sahiplerinden tanık A. 9/5/2013 tarihli kolluktaki ifadesinde eşi olan tanık S.A. ile aynı içerikte beyanda bulunmuştur. Şüpheli İ.A.nin müşteki evden kaçtıktan sonra Ovacık Jandarmada Komutanlığında şifahen başvurduğu Jandarma Uzman Çavuş A. 7/6/2013 tarihli Cumhuriyet savcılığında verdiği beyanında özetle olay günü nöbetçi astsubay olarak karakolda bulunduğunu, öğle saatine yakın saatlerde daha önceden Bozdağ kasabasında ikamet ettiği için tanıdığı şüpheli İ.A.nin karakola geldiğini, karısının evde olmadığını, telefonlarına cevap vermediğini, karısına ulaşamadığını söylediğini, bunun üzerine eşinin telefon numarasını aldığını, bayanın cep telefonunu aradığını, ilk önce telefona yanıt vermediğini ancak birkaç dakika sonra telefonunu bayanın geri aradığını, kendisini tanıttığını, evden zorla mı kaçırıldığını sorduğunda kendisinin ağlamaklı bir ifadeyle evden rızasıyla kaçtığını, kimse tarafından kaçırılmadığını, otobüste İzmir’e gitmekte olduğunu söylediğini, bunun üzerine herhangi bir darp olayı yaşanıp yaşanmadığını sorduğunu, bayan kocasının kendisini dövmediğini, darbetmediğini, psikolojik ve cinsel baskı uyguladığını, bu nedenle dayanamayarak evden ayrıldığını ayrıca kendisini İzmir otogarında polislerin karşılayacağını, oradan rapor almaya gideceğini söylemesi üzerine bayana şikâyetçi olması için jandarma karakoluna gelebileceğini ifade ettiğini, bayanın kendisine İzmir polisine gideceğini söylediğini daha sonra İl Jandarma Komutanlığı ve İlçe Jandarma Komutanlığını telefonla aradığını, bayanın yaptığı bir müracaat olup olmadığını araştırdığını, herhangi bir müracaat olmadığını öğrenince ve zorla kaçırılma gibi bir durumun olmadığını, kocası tarafından darp edilmediğini açık açık söylediği için herhangi bir adli olay bulunmadığı düşüncesiyle işlem yapmadığını söylemiştir. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Yapılan soruşturma sonucunda Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 12/6/2013 tarihli ve 2013/971 soruşturma, K.2013/1191 sayılı kararıyla atılı tüm eylemlerden delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:“…Soruşturma kapsamında söz konusu bu evliliğe aracılık eden müştekinin ablası ve eniştesi ile şüphelinin arkadaşı olan G. isimli şahsın, tarafların nikâhtan önce alışveriş yaptıkları kuyumcu A.nın, nikâh sırasında şahitlik yapan A.A. ve S.E.nin, şüpheli ile İstanbul iline giden Ali isimli şahsın olayla ilgili ayrıntılı beyanları alınmış, şüpheliye ait 0533 258 … No.lu hattın görüşme kayıtları talep edilmiş, ayrıca kolluk tarafından olay yerinin ayrıntılı tespiti, fotoğraflanması yaptırılmış, tüm bunlar ışığında 26/4/2013 tarihinde avukatı ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığımıza gelen müştekinin huzurda üçüncü kez ifadesi alınmış, müştekinin her üç ifadesinde olayla ilgili beyanlarında açık çelişkiler bulunduğu, 26/04/2013 tarihindeki üçüncü ifadesi sırasında dahi kendi içinde çelişkili anlatımlarda bulunduğu, bu hususun kendisine hatırlatılmasının ardından ilk ifadesinin daha doğru olduğunu ifade ettiği, ilk ifadesinde henüz resmî nikâh kıyılmadan önce şüpheli ile birlikte kaldıkları sürede normal yoldan cinsel ilişkiye girdiklerini, resmî nikâh yapıldığı gün ve sonrasındaki iki gün boyunca ise hem normal yoldan hem de ters yoldan birden çok kez ilişkiye girdiklerini beyan etmesine rağmen, savcılığımızca alınan ifadesinde … ters yoldan ilişkiye girdiğini, bunu kendisinin istememesine rağmen şüphelinin zorla yaptığını, … İstanbul'dan zorla getirildikten sonra evlilik hazırlığı için şüphelinin avukatının yanına uğradıklarını, şüphelinin yeğeni S.E. ile buluştuklarını, mağazadan kıyafet aldıklarını, S.E. ile kuaföre gittiklerini, daha sonra şüpheli ile notere gittiklerini, nikâh kıyıldığı gün şüpheli ile normal ilişki yaşadıklarını, ertesi gün (5/2/2013) tarihinde hem normal yoldan hem ters ilişki yaşadıklarını, aynı gün eve fidan söküm işi için işçilerin geldiğini, bunlara çay ve yemek verdiğini, fakat kesinlikle konuşmasının yasak olduğunu, 6/2/2013 tarihinde de ters ilişki yaşadıklarını, 7/2/2013 tarihi sabah saatlerinde şüpheli ile mutfak tezgahına fayans yapıştırdıkları sırada fayans kaydığı için şüphelinin sağ el yüzük parmağının altı kısmını elindeki bıçakla kestiğini, bunun küçük bir sıyrık olduğunu ve ceza olarak yaptığını, aynı gün kapıya çıkarak sigara içtiği sırada şüphelinin gelerek sigarayı elinden aldığını ve sağ elinde sigarayı söndürdüğünü daha sonra yatmak amacıyla odaya çıkan şüphelinin uyumasını fırsat bilerek evden kaçtığını belirtmiş, bu ifadedeki olay silsilesinin ilk ifadesindeki olay silsilesi ile örtüşmediği görülmüş, ayrıca müştekiye, şüpheli adına kayıtlı ve fakat ifadesinde kendisi tarafından kullanıldığını beyan ettiği telefon ile kendisi adına kayıtlı başka bir telefon arasında çok sık şekilde yapılan görüşme kayıtları sorulmuş, müştekinin, şüpheli adına kayıtlı olan bu telefonu kendisinin kullandığını ifade ettiği ve yine bu telefondan kendisi adına kayıtlıolan fakat kızının kullandığı telefonu aradığını beyan ettiği görülmüş, ayrıca şüpheli vekili tarafından savcılığımıza ibraz edilen müştekinin, şüpheliye çekmiş olduğu "açmammm, dayanamammm, seni seviyorum yaaaa anla anla" şeklindeki mesaj içeriği hatırlatılmış, bu mesajı kendisinin çektiğini kabul ettiği, şüpheliyi sevdiğini ve yeniden bir hayat kurabileceğini düşündüğünü belirttiği görülmüştür.Müştekinin Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan üçüncü ifadesinde belirttiği hususlar doğrultusunda yeniden bir araştırma yapılmış, bu ifadesinde şüpheli ile aralarında imam nikâhı kıyıldığını, sonraki tarihlerde mevlit kandili sebebiyle bu imamın evinde eşi ile birlikte şüphelinin ve imamın namazdan dönmesini beklediklerini, şüphelinin bu evde de kendisine "dilini kerpetenle kopartırım" şeklinde sözlerle tehditlerde bulunduğunu, bu sözleri imam ve eşinin duyduğunu beyan etmesi üzerine, hem iddia konusu resmî nikâh olmaksızın evlenmek için dinsel tören yapmak suçu bakımından şüphelinin tespiti hem de tehdit iddiası ile ilgili bilgilerine başvurulmak üzere söz konusu kişilerin kim olduğu araştırılmış, bu kapsamda müştekinin imam nikâhı olarak adlandırdığı eylemi gerçekleştiren şahsın Tekkeköy imamı olarak görev yapan S.Ç. olduğu, bu şüphelinin ve eşi Y.Ç.nin herhangi bir tehdit olayına tanık olmadıklarını beyan ettikleri görülmüş, bu bağlamda şüpheli S.Ç. hakkındakiiddialar (resmî nikâh olmaksızın evlenmek için dinsel tören yapmak) bakımından soruşturmanın tefrikine karar verilmiş, yine müştekinin olay sonrası telefon görüşmesi yaptığı jandarma görevlisinin kim olduğu belirlenerek tanık olarak ifadesine başvurulan Bozdağ Jandarma Karakolunda görevli Uzman Çavuş A.K. ifadesinde; olay günü İ.A.nın karısını evde bulamadığını, telefonla ulaşmaya çalıştığını, fakatulaşamadığını beyan ederek müracaat ettiğini, bu nedenle müşteki bayanı kendi telefonuyla aradığını, müşteki bayanın telefonda kendisine evden rızasıyla kaçtığını, kimse tarafından kaçırılmadığını, kocasının kendisini dövmediğini, darp etmediğini sadece psikolojik ve cinsel baskı uyguladığı için evden ayrıldığını, kendisini İzmir Otogarı’nda polislerin beklediğini söylediğini beyan ettiği görülmüştür.Tamamlanan soruşturma neticesinde müşteki R.A.nın soruşturma kapsamında alınan üç farklı ifadesinde açık çelişkili beyanlarda bulunması, olayın hemen akabinde verdiği ilk ifadesinde herhangi bir bıçakla sağ el parmağının kesilmesi ya da sol el baş parmağı üzerinde sigara söndürülmesi eyleminden bahsetmemesine rağmen sonraki beyanında bu olayları aktarması, olayın hemen akabinde aynı gün alınmış raporda sağ el orta parmağının üzerinde belirtilen 0,5 cm'lik bir kesiyi şüphelinin fayans işi sırasında bu fayansı kaydırması sebebiyle ceza maksadıyla gerçekleştirdiğine dair hayatın olağan akışına aykırı iddiası (çok küçük miktardaki bu kesinin cezalandırma maksadıyla bu şekilde özenle yapılmasının mümkün olmaması),müştekinin, şüpheli ile birlikte gayriresmî ve resmî olarak yaşadığı dönemde takı almak için kuyumcuya, saçını yaptırmak için kuaföre, kıyafet almak için mağazaya, sözleşme yapmak için notere gitmesine, bu yerlerde çok sayıda insanla muhatap olma imkanı yakalamasına rağmen hiç bir yerde zorla alıkonulduğuna, tehdit, hakaret ya da cinsel saldırıya maruz kaldığına dair bir beyanda bulunmayışı, müştekinin, şüpheli ile tanışıp 25/01/2013 günü yaşadıklarını iddia ettiği tartışmadan sonra İstanbul iline gitmesine rağmen şüpheli ile görüşmelere devam etmiş oluşu, buradan şüpheliye "açmammm, dayanamammm, seni seviyorum yaaaa anla anla" şeklindeki bir mesaj çekmiş oluşu, müştekinin, şüpheli ile yaşamaya başladığı tarihlerde telefonla çok rahat şekilde kızını arayabilmesi (bu imkanı olan bir kişinin kolluk kuvvetine de rahatlıkla gerekli ihbarı yapabileceği değerlendirilmiş), tarafların nikâh görüntülerini içeren kayıtların incelenmesi neticesinde zorla alıkoymaya, zor kullanılmaya dair bir emarenin olmayışı, aksine tersi bir tablonun kayıtlarda yer alması ve en önemlisi müşteki ile şüphelinin evlendiği tarih olan 4/2/2013 tarihi ile müştekinin evden ayrıldığı tarih olan 7/2/2013 tarihi arasındaki üç günlük sürede birden fazla kez müştekinin zorla fiili livataya maruz kaldığı iddiası bulunmasına rağmen, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı doktoru tarafından yapılan muayenede fiili livataya dair hiç bir bulgunun tespit edilememiş oluşu dikkate alındığında şüpheli İ.A.nın müştekiyi zorla alıkoyduğuna, bu şekilde "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçunu işlediğine, müştekiye yönelik "cinsel saldırı" eyleminde bulunduğuna, tehdit ve hakaretlerde bulunduğuna, onun telefonunu alıp denize atmak suretiyle "mala zarar verme" suçunu işlediğine, 25/1/2013 tarihinde Muğla ili otogarında müştekiyi darp ederek "kasten yaralama" suçunu işlediğine dair kamu davası açmaya yeter delil elde edilemediği kanaatine varılmış, yine her ne kadar şüpheli İ.A.nın müşteki ile cinsel ilişkiye girmediğini beyan ettiği görülse de, müştekininilk ifadesinde şüpheli ile rızası doğrultusunda ilişkiye girdiğini anlattığı, talimatla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde ise vücudundaki bu izlerin şüphelinin kasten yaralama eylemi neticesinde gerçekleşmediğini açıkça ifade ettiği, bu beyanın verildiği sırada müştekinin avukatının dayanında bulunduğu ayrıca şüpheli İ.A.nın 7/2/2013 tarihinde eşinin bulunamadığına dair karakola yaptığı başvuru sırasında Jandarma Uzman Çavuş A.nin müşteki ile cinsel ilişkiye girdiğine dair şifahi beyanları dikkate alınarak ve müştekideki söz konusu izlerin kalça, göğüs ve her iki kol arka kısmında bulunması, bu izlerin tarafların yaşadığı cinsel ilişki sırasında gerçekleşmiş olabileceği yönünde değerlendirilmiş, müştekinin Muğla Cumhuriyet Başsavcılığındaki beyanları ile tanık jandarma komutanının müşteki ile yaptığı görüşmede müştekinin darp edilmediğine, dövülmediğine, psikolojik ve cinsel baskı sebebiyle evi terk ettiğine dair beyanları bu kanının oluşmasında rol oynamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde söz konusu bu eylemlerin müştekiye yönelik "kasten yaralama" suçu sonucu oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmış, kamu davası açılması için yeterli delil elde edilemeyen şikâyet konusu olaylar bakımından yasal takibatın devamına lüzum kalmadığı anlaşılmıştır.…” Bu karara başvurucunun yaptığı itiraz Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 17/7/2013 tarihli ve 2013/1075 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 5/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 4/9/2013 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımının bulunmadığı anlaşılmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun , , , , ve maddelerinin suç tarihinde yürürlükte olan ilgili fıkraları şöyledir:“Kasten yaralamaMadde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.…Cinsel saldırı Madde 102- (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır. …Tehdit Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. …Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.…(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.…Hakaret Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. …Mala zarar verme Madde 151- (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.…” 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi Madde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. (2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. (3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.”