4. Hukuk Dairesi 2024/3158 E. , 2024/12603 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/356 E., 2016/75 K. HÜKÜM/KARAR : Açılmamış Sayılmasına Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan ra
**4. Hukuk Dairesi 2024/3158 E. , 2024/12603 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/356 E., 2016/75 K. HÜKÜM/KARAR : Açılmamış Sayılmasına Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in yaptığı usulsüz işlemler ile davacı Üniversiteyi zarara uğrattığını, hakkında alacak davası açıldığını, bu sırada adına kayıtlı dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a devrettiğinden tasarrufun iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.03.2012 tarihli ve 2010/219 Esas 2012/186 Karar sayılı kararıyla, aciz belgesi sunulmadığından davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 06.05.2015 tarihli ve 2013/18866 Esas, 2015/5397 Karar sayılı ilâmı ile; "...Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde davalılar arasında yapılan danışıklı satış işleminin iptali istemiştir. Davacı tarafından yargılama sırasında davanın İİK 277 vd maddelerine ilişkin olduğu yolunda bir beyanda da bulunulmamış aksine danışıklılık nedeni ile tapunun iptali istenmiştir. Davacının kendisinin alacağını akim bırakan bir işleme karşı, takip yapılmamış olması, İİK. 284. maddedeki hak düşürücü sürenin geçmiş olması gibi değişik düşüncelerle TBK'nin 19.(mülga BK. 18.) maddeye dayalı olarak bir dava açabileceği gibi aynı işlem için İİK. 277 vd maddelerine göre bir tasarrufun iptali davası açması da mümkündür. Davacının bu seçimlik haklarından BK 19. maddeye dayalı iptal yolunu seçtiği dava dilekçesinde ve daha sonraki açıklamalardan anlaşılmatadır. Bu açık izah karşısında davacının talebi doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması ve BK 19. maddeye göre yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde davacının İİK 277 vd kapsamında bir dava açtığı kabul edilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğinde olduğundan, kural olarak danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişiler, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Ancak, danışıklı işlem ile üçüncü kişilerin haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onların, danışıklı işlemde bulunandan alacakları bulunmalı ve danışıklı işlem o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış olmalıdır. Diğer yandan; zarara uğradıklarını ileri süren üçüncü kişilerin, danışıklı işlemde bulunduğu iddia edilen kişi hakkında alacak davası açmış olması bu davanın kabulü için tek başına yeterli olmamakla birlikte eldeki davanın sonucunu etkileyecek olduğundan ve davacının alacağı olup olmadığı görülmekte olan alacak davasının karara bağlanıp kesinleşmesi ile ortaya çıkacağından, alacak davasının sonuçlanması beklendikten sonra hasıl olacak duruma göre bir karar vermek yerine yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru değildir.." gerekçesi ile kararın bozularak Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozmadan sonra davacının davayı takip etmediği gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde ;duruşma gününün kendilerine tebliğ edilmediğinden duruşmaya katılamadığını verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un "Hukuki Dinlenilme" başlıklı 27 nci maddesi, Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36 ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ncı maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdâhiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkânı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip belgeleyerek duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O hâlde, 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi kapsamında duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği incelenerek gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da yargılamaya devam olunmasına karar verilecektir. Somut olayda, bozmadan sonra mahkemece yapılan 16.09.2015 tarihili tensiple duruşmanın 17.11.2015 tarihinde yapılmasına karar verilmiş, davacıya çıkartılan tebligat parçasında sadece Yargıtay ilamının bulunduğu şeklinde açıklama yer almış, duruşma gününün bildirildiğine ilişkin bir açıklama ve belgeye yer verilmemiştir. 17.11.2015 tarihli duruşma zaptında da "duruşma günü gider avansı olmadığı için tebliğ edilemedi" açıklamasına yer verilmiş, belirtilen günkü duruşmaya davacı vekilinin katılmadığı, davalı vekilinin davayı takip etmeyeceğini bildirmesi üzerine dosyanın müracaata bırakıldığı ve 3 ay sonra HMK'nın150/5 gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkemece, davacı vekiline usulüne uygun olarak duruşma günü tebliğ edilmediği için verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.