4. Hukuk Dairesi 2015/7910 E. , 2016/7260 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ...Ş. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/04/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/11/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan…
**4. Hukuk Dairesi 2015/7910 E. , 2016/7260 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ...Ş. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/04/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/11/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Davacı, 25/02/2013 tarihinde ve sonrasında "....." adlı internet sitesinde "....'tan ....iştirakine soruşturma", Mahkeme, ....iştirakini değil, ....'ı haklı buldu." başlığıyla yapılan haberlerde banka ve yöneticileri hakkında kara para aklama suçu işledikleri izlenimini uyandırır şekilde haber yapıldığını, gerçeğe aykırı yapılan haber ve yorumlar nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, yapılan haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığını, haberin görünür gerçeğe uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, dava konusu haberde basın özgürlüğünün sınırlarının aşıldığı, gerçeklik kriterinin bulunmadığı ve objektiflikten uzak olması nedeniyle davacının kişilik haklarına saldırı kabul edilerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.