13. Hukuk Dairesi 2017/6268 E. , 2020/1861 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 1932 doğumlu çocuksuz dul olduğunu, ölen ağabeyinden olma iki yeğeninden başka yakın akrabası olmadığını, kendisine ait evde yalnız yaşad…
**13. Hukuk Dairesi 2017/6268 E. , 2020/1861 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 1932 doğumlu çocuksuz dul olduğunu, ölen ağabeyinden olma iki yeğeninden başka yakın akrabası olmadığını, kendisine ait evde yalnız yaşadığını ve kendisi ile zaman zaman ölen eşinin önceki evliliğinden olma üvey kızı davalının ilgilendiğini, 2010 yılında rahatsızlaması üzerine parasal işlerin yönetimini'de davalının yaptığını, belli bir mizansen kurarak şahsi hesabındaki paranın davalınında yer aldığı müşterek hesaba aktarıldığını, davalının aynı gün bu müşterek hesaptaki parayı şahsi hesabına geçirdiğini, bu durumdan kendisine yasal danışman atanması ile haberdar olduğunu, paranın kendisi için harcanmadığını, zaten ihtiyaçları için yetecek hem de eşinden kalma hem de kendisine ait emekli maaşı bulunduğu, yazlığı ve oturduğu evin kendisine ait olup bankadaki paranın kendisi için harcanmasını gerektirir bir durum olmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davalı tarafından çekilen 39.000,00 TL’nin en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, eldeki dava ile, davalının üvey kızı olduğunu, 2010 yılında yaşadığı rahatsızlıktan faydalanarak kendisinin şahsi hesabında bulunan paranın davalının da yer aldığı müşterek hesaba dönüştürüldüğü, ardından davalının müşterek hesaptaki parayı şahsi hesabına aktartığını ve bu paranın kendisi için harcanmadığını ileri sürerek harcanan paranın faizi ile birlikte iadesini istemiş, davalı ise müşterek hesaptaki paranın yarısının zaten kendisine ait olduğunu, geri kalan tutarla da davacının bakıcı ve diğer masraflarını karşıladığını savunmuştur. Mahkemece, davacının bakıcı giderleri ve diğer masraflarının davalı yanca karşılandığının tanık beyanları ile ispatlandığını, davacının akıl sağlığının yerinde olduğu, şahsi hesabın müşterek hesaba dönüştürüldüğü tarihte henüz kendisine yasal danışmanın bile atanmadığı, dolayısıyla paranın haksız ele geçirildiğinin ve davalının şahsi ihtiyaçları için harcandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.