9. Ceza Dairesi 2021/5825 E. , 2024/3988 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/190 E., 2015/37 K. Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; ... vekilinin kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunamayacağı belirlenmiştir. Sanık müdafiinin katılan mağdureye karşı eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz isteği yönünden; sanık hakkın
**9. Ceza Dairesi 2021/5825 E. , 2024/3988 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/190 E., 2015/37 K. Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; ... vekilinin kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunamayacağı belirlenmiştir. Sanık müdafiinin katılan mağdureye karşı eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR 1.Sanığın katılan mağdure Merve'ye yönelik eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mağdure Beyza'ya yönelik eylemi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2015 tarihli ve 2014/190 Esas, 2015/37 Karar sayılı kararı ile; katılan mağdure ve mağdurenin okuldan kaçarak kendi rızaları ile gezmek amacıyla sanığın aracına bindikleri, bir süre sonra mağdurenin herhangi bir engellemeyle karşılaşmaksızın araçtan indiği, sanığın katılan mağdureyi istismar ve hürriyetini tahdit amacıyla bir ikamete götürdüğü, burada rızasına aykırı olarak ve maddi cebir kullanarak kanepeye yatırdığı katılan mağdurenin dudaklarından öptüğü, elbiselerini çıkartmadan gögüslerini sıktığı, cinsel organına dokunduğu şeklinde kabul edilen olayda, sanığın katılan mağdureye yönelik eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu göz önünde bulundurularak lehe olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle birinci fıkrasının birinci cümlesi, dördüncü fıkrasının birinci cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mağdure Beyza'ya yönelik eylemi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.06.2018 tarihli ve 14-2018/33319 sayılı, şikayetçi Bakanlık vekilinin davaya katılmasına karar verilmesi, katılan mağdure yönünden kurulan hükümlere ilişkin onama, mağdure Beyza yönünden kurulan hükme ilişkin bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Öncelikle sanığın beraatine karar verilmemesi, aksi halde ceza miktarının hakkaniyete uygun olmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 1.6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş, bu nedenle Tebliğnamede şikayetçi Bakanlık vekilinin davaya katılmasına karar verilmesine yönelik görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Mağdure Beyza yönünden kurulan beraat hükmünün şikayetçi Bakanlık vekili tarafından temyiz edildiği, şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin birinci bentte belirtilen nedenle reddedildiği, bu hükme yönelik başkaca temyiz isteğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. B. Sanığın Katılan Mağdureye Karşı Eylemleri Nedeniyle Çocuğun Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine İlişkin Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden 1.Katılan mağdurenin 28.03.2012 tarihli emniyet ifadesi ile 10.04.2012 tarihli savcılık beyanında sanığın kendisine yönelik cinsel eyleminin olmadığını beyan ettiği, 24.04.2012 tarihinde savcılık aşamasında sanığın evine rızasıyla gittiğine, burada sanığın maddi cebir kullanmak suretiyle istismarda bulunduğuna dair anlatımda bulunduğu, bu anlatımlarını duruşmalarda tekrarladığı ancak cinsel eylem ve ilk ifadelerinin farklılık sebebi yönünden kısmen çelişkili beyanlarda bulunduğu, sanığın katılan mağdure ve mağdureyle kendisine ait araçla bir süre gezdikten sonra ayrıldıkları, katılan mağdurenin bahsettiği eve hiç gitmedikleri, böyle bir ev olmadığı yönünde savunmada bulunduğu, bu savunmasının katılan mağdurenin olay yerinde aynı ortamda bulunduklarını iddia ettiği tanık Ahmet tarafından doğrulandığı, katılan mağdurenin göğüs bölgesindeki ekimozları tespit eden 10.04.2012 tarihli raporun olay tarihinden 13 gün sonra alındığı, olay tarihinde düzenlenen 28.03.2012 tarihli adli raporda katılan mağdurede darp izinin bulunmadığının bildirildiği, mağdure Beyza'nın aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; katılan mağdurenin sanığın arkadaşının dedesine ait eve gittiklerine, burada sanığın katılan mağdureye yönelik cinsel eylemde bulunduğuna, böylelikle sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. IV. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2015 tarihli ve 2014/190 Esas, 2015/37 Karar sayılı kararırına yönelik şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanığın Katılan Mağdureye Karşı Eylemleri Nedeniyle Çocuğun Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine İlişkin Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle, İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2015 tarihli ve 2014/190 Esas, 2015/37 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2024 tarihinde karar verildi.