T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/880 Esas KARAR NO : 2026/176 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2025 NUMARASI : 2022/787 Es…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/880 Esas KARAR NO : 2026/176 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2025 NUMARASI : 2022/787 Esas-2025/311 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma ile davalıya ait malzemelerin müvekkili tarafından boyanarak davalı tarafa teslim edildiğini, bu işten kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2018/3267 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... isimli şirket arasında sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye göre müvekkili şirketin vinç yedek parçası imalat işini üstlendiğini, yedek parçaların boyanması işini de davacı şirketin alt yüklenici olarak üstlendiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ancak işin yapılmasıyla ilgili teknik şartların dava dışı şirketle yapılan sözleşme ekinde yer aldığını ve davacıya da bu dokümanların gönderildiğini, davacı şirketin hazırladığı malzemelerin özenle ambalajlanarak Hollanda firmasına sevk edildiğini, ancak mallar Hollanda'ya ulaşınca, Hollanda firmasınca malların ayıplı olduğunun kendilerine bildirildiğini, bunun üzerine davacı şirketin aranarak Hollanda'ya birlikte gidilip tespit yapılmasını talep ettiklerini, davacının bunu kabul etmediğini, bunun üzerine yurtdışına tek başlarına gittiklerini, davacı şirketçe boyama işinin kumlanmadan yapıldığını, bu nedenle boyaların döküldüğünü gördüklerini, bu nedenle dava dışı şirketin müvekkilinden 30.000 Euro tutarında kesinti yaptığını, bu malzemelerin Türkiye'ye nakli ve kusurların giderilmesi talebinin dava dışı şirketçe reddedildiğini, kumlama yapılmadan boyama yapıldığına dair ... isimli teknik gözlemci firma tarafından rapor da tutulduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 22/04/2025 tarihli ve 2022/787 Esas ve 2025/311 Karar sayılı kararında özetle; Dava; taraflar arasındaki vinç yedek parçalarının boyanması işini konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece verilen davanın kabulüne dair 2018/260 Esas, 2019/758 K. sayılı karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 2020/1100 esas 2022/950 karar sayılı 25/10/2022 tarihli ilamı ile “... Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Yanlar arasındaki uyuşmazlıkda eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesinde yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eserin sözleşme ve ekleri, fen ve tekniği ile iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim etmiş olması gerekir. Eser sözleşmelerinde ayıp, eserin sözleşme ile işin niteliğine göre bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması olarak tanımlanır. Ayıp ihbarının yapılması ve eserin teslim ya da iadesi, maddi vakıa niteliğinde olduğundan bunların yerleşik Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin uygulama ve içtihatlarında her türlü delil ve tanık beyanı ile ispatlanabileceği kabul edilmektedir. Davalı tarafça ayıplı olduğu ileri sürülen ürünler ile ilgili olarak ürünlerin tesliminden sonra dava dışı Hollanda Ülkesindeki ... isimli iş sahibine gönderildiği, iş sahibince teslim alınan ürünlerin yapılan kontrollerinde ayıplı olduklarının tespit edildiği, yani vinç yedek parçalarının boyama işleminin ayıplı olarak yapıldığı, bazı boyaların döküldüğünün tespit edildiğinin, bu konuda bağımsız denetleme kuruluşuna rapor düzenlettirildiği ve bu rapor ve tespit tutanaklarının e-mail yolu ile davalı yükleniciye bildirildiği, davalı yüklenicinin de aynı şekilde yani e-mail yolu ile bu hususları davacıya bildirdiği ve ayıpların giderilmesini talep ettiği, sonrasında da noter ihtarnamesi gönderdiği bu şekilde davalının davacıya ayıp ihbarında bulunduğunu kanıtladığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple mahkemece, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerekirken ve ayıp ihbarında bulunulduğunun her türlü delille kanıtlanması mümkün olduğu halde davalı tarafça usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunulmadığının kabulü ile sonuca gidilmesi dairemizce doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılması gerekli iş, ayıplı ürünlerin halen davalı veya dava dışı iş sahibi elinde bulunup bulunmadığı sorulup mevcut ise konusunda uzman teknik bilirkişi marifetiyle üzerinde inceleme yaptırılarak ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği ve ayıplı ise işin yapıldığı ileri sürülen tarihi itibariyle 2017 yılı Aralık ayı itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükmünce iş sahibinin eserin reddi ve bedel ödemekten kaçınma, bedelden tenzil ve ücretsiz onarım ya da onarım bedeli seçimlik haklarından hangisini kullanabileceği konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi, ayıplı ürünler üzerinde yurt dışında ise ürünler üzerinde inceleme yapılması imkanı bulunmayacağından davalı yüklenici tarafından dosyaya sunulan ayıp konusundaki delillerin bağımsız yabancı denetim kuruluşunun düzenlemiş olduğu rapor ve her türlü belgelerin değerlendirilmesi suretiyle yine aynı konuda uzman teknik bilirkişi kurulundan rapor alınmak, taraflarca bu rapora itiraz edilmesi halinde bilirkişi kurulundan itirazları karşılayacak şekilde gerekirse ek rapor alınmasından sonra tüm delillerin birlikte takdiri ile davanın buna göre sonuçlandırılması olmalıdır. ” gerekçelerine yer verilmek suretiyle mahkeme kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmesi için taraf vekillerine ayıplı ürünlerin halen davalı veya dava dışı iş sahibi elinde bulunup bulunmadığı, yurtdşında olup olmadığı konusunda beyanda bulunmaları için süre verilmiş ve davacı vekili, numunelerin yurtdışında olduğunu beyan etmiştir. Kaldırma kararından sonra dava dosyasında iki ayrı heyetten rapor alınmış ancak bu raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı ve çelişkili olduğu görüldüğünden HMK 31. madde hükmü dikkate alınarak dava dosyasının bir makina mühendisi bilirkişiye tevdii ile tarafların sav ve savunmaları ile dosyadaki tüm deliller ve kaldırma kararının gerekçeleri irdelenerek ortada bir numunenin olmadığına da dikkat edilerek davacının davalıya verdiği hizmetin, işin ayıplı olup olmadığı hususunda dosyadaki tüm deliller dikkate alınmak suretiyle hüküm ve denetime elverişli rapor tanzimi istenmiştir. 27/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu metal parçaların boyanması “Boya Teknik Şartnamesine” uygun şekilde yapılması gerekir iken davacı şirket personelince imzalanan “Kalite Kontrol Planı”na uyulmadığı, dosyada bulunan metal parça fotoğraflarında; boyanmış metal yüzeyinde oksitlenme olduğu, diğer fotoğrafta ise boyanın sıyrılmış olduğu (kusma yaptığı), Hollanda menşeili şirket dava konusu malları teslim aldıktan sonra yaptığı kontrolleri ile boyanın ayıplı olduğunu tespit ettiği, belgelediği ve davalı şirkete bildirdiği, Davalı şirket, metal parçaların boyasında kusur olduğunu, boyasının döküldüğünü, alınan hizmetin ayıplı olduğunu davacıya bildirdiği,Taraflar arasındaki iddia ve savunmalar ile dosya kapsamında bulunan tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının eser sözleşmesi gereği yapması gereken boyama işinden bazı metal parçalarında görülen boya kusurları dolayısıyla davalıya verdiği hizmetin ayıplı olduğu kanaati bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, kaldırma ilamı içeriği nazara alındığında davalının davacıya süresinde ve usulune uygun ayıp ihbarında bulunduğu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunan 27/01/2025 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre davalıya verilen hizmetin ayıplı olduğu, yapılan işin ve ayıbın niteliği dikkate alındığında iş sahibi davalının eseri red ve bedel ödemekten kaçınma hakkının bulunduğu ve davalının iradesinin de bu yönde olduğu birlikte değerlendirilmiş ve takibe ve davaya konu hizmet yönünden davacının ayıp sebebiyle talep hakkının bulunmadığı belirtilerek açılan davanın reddi ile davacının dayanak takibi yapmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 19/06/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin söz konusu ayıptan sorumlu tutulamayacağını, tüm malzemelerin boyama işinin toplam 35 gün sürmüş olup taraflar arasındaki anlaşma gereği, müvekkilinin sadece "boyama" işini yaptığını ve davalının, işi biten ürünleri, kontrol ederek müvekkili şirkete ait iş yerinden kendisinin teslim aldığını, müvekkilinin yaptığı işin tüm aşamalarının davalı tarafından kontrol edildiğinin delilleri arasında yer alır kalite kontrol planları ile ispat edildiğini, kalite kontrol planlarında imza atılan kısımlarda "... Makina Mühendislik Ltd. Şti." başlıklı kısma müvekkili şirketin kalite kontrol sorumlusunun imza attığı, "müşteri" kısımlarına da ... ile ...'nun imza attıkları ve her aşamayı ayrı ayrı imzaladıkları, bir kalite kontrol planında birden fazla imza alanı ile ürünlerin fotoğraflarının mevcut olduğu, sözleşme konusu malzemelerin davalıya teslimi esnasında ayıplı olmadığının sabit olduğunu, zira davalının da, ürünleri müvekkilinin sahasında tek tek ambalajlandığını ifade ettiğini, bu ambalajlama esnasında da ürünlerin tek tek kontrol edildiği ve ayıplı olmadığının tutanaklarla sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından boyanan ve davalıya teslim edilen ürünlerin davalının da kontolünden geçmiş ve kalite kontrol planlarına uygun olduğunun tespit edildiğini, söz konusu ayıptan müvekkili şirketin sorumlu olduğunu kabul etmemekle birlikte; aksi kabul halinde gerekli tüm kontolleri sağlayan ve ayıpsız teslim aldığına ilişkin evrakları imzalayan davalının da sorumluluğu bulunduğunu, davalının, ürünlerin sevkini tam ve güvenilir bir şekilde, ayıpsız olarak gerçekleştirdiğinin ispatlanamadığının, davalının soyut iddiasından ibaret olduğunu, söz konusu malzemelere ait numunelerin taraflarda mevcut olmadığının açık olduğunu, bu nedenle BAM kararınca bağımsız yabancı denetim kuruluşunun düzenlemiş olduğu raporun değerlendirmeye alındığını, ancak denetim yaptığı iddia edilen ... isimli firmanın bağımsız bir denetim kuruluşu olmadığı, bir boya firması olduğunu, davalı tarafça dosyaya sunulan raporun imza ve kaşe dahi taşımadığı dikkate alındığında bir ispat vasıtası olarak ele alınamayacağının açık olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ürünlerde bir ayıp var ise; davalı şirketin, dava konusu ürünlerin tüm imalatını üstlendiğinden, üretimin boyama dışında kalan başka aşamalarında ayıplı imalatların olabileceği, kullanılan malzeme (çelik) ve diğer aksamlarda ayıp olabileceği, yine demonte olarak davalı şirkete teslim edilen parçaların montajı esnasında ayıpların oluşabileceği hususlarının göz ardı edildiğini, bilirkişi kök ve ek raporların sonuç kısmında belirtilen, blastclean sa2,5 isimli boya ve işlem boya öncesi yapılan standart bir işlem olup, davalının ürünlerine de uygulandığını ve tutanaklarda ayrıca belirtildiğini, bu aşamada, boyamadan kaynaklı bir ayıp iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu ayıptan müvekkili şirketin sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkiline yapılmış bir ayıp ihbarı da bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcının açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı haklarının da ortadan kalktığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. maddesinin (c) bendinde; “malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ilgili fıkrasında ise ; “(1) alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.” düzenlemesine yer verildiğini, konu hakkında Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.03.2006 tarihli bir kararında da; “… davacı kömür ticareti işiyle uğraştığını davalıdan aldığı torba kömürlerinin ayıplı olduğunu iddia ederek ayıplı kömürlerin aynen davalıya iadesiyle tazminat talebinde bulunmuştur. tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi feshetmek amacıyla yapılan ihtar veya ihbarların geçerli olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapılması şarttır. ticari satışlarda ayıp ihbarları ttk.nın 25. maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması zorunludur. dosya kapsamında ayıp ihbarının süresi içinde ve belirtilen şekillere uygun yapılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur…” şeklinde hüküm tesis edildiğini, somut olayda; ayıp ihbarı olmadığından ayıp detayının da bulunmadığını, davacı, ... isimli şirketin e-posta ile ayıp ihbarında bulunduğunu, söz konusu e-postanın türkçe çevirisinin de müvekkiline iletildiğini ve bu şekilde ayıp ihbarında bulunduklarını iddia ettiğini, bununla birlikte davacının 23/02/2018 tarihli ihtarname ile de ayıp bildiriminde bulunduğunun belirtildiğini, ancak dava dışı üçüncü kişi olan firmanın süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığının belirli olmadığını, malzemelerin teslim alındıktan sonra 8 iş günü içerisinde ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, müvekkili şirketin ayıptan sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte ayıp ihbarının davalıya süresinde yapılıp yapılmadığı dahi bilinmezken müvekkili şirkete yapılan ihbarın usulüne uygun olduğunun söylenemeyeceğini, bu nedenle de müvekkiline yapılmış ayıp ihbarı bulunduğunu kabul etmelerinin söz konusu olmadığını belirterek istinaf başvurularının kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki sözlü anlaşma uyarınca davacı taşeronun, davalı yüklenicinin dava dışı ... isimli şirketten aldığı, vinç yedek parçası imalatı işinin yedek parçalarının boyanması işinin üstlenildiği, bu edimin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, iş bedeli karşılığı olarak düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile, % 20 oranında icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen 05/11/2019 tarihli 2018/260 Esas - 2019/758 Karar sayılı ilk kararın davalı yanca istinaf edilmesi üzerine dairemizin 25/10/2022 tarihli 2020/1100 Esas - 2022/950 Karar sayılı kararı ile davalı yanca yapılan ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda mahkemece ayıplı ürünlerin taraflarca ibrazının mümkün olması halinde üzerinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği ve ayıplı ise işin yapıldığı ileri sürülen 2017 yılı Aralık ayı itibari ile yürürlükte bulunan TBK. 474 maddesi uyarınca iş sahibinin hangi seçimlik hakkını kullanabileceği konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile ve eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmiş olması sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a,6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararından sonra kaldırma kararı gerekleri doğrultusunda üç farklı bilirkişi kurulundan rapor alınmış, ilk iki kurul raporunda sözleşmeye konu ürünlerin ibrazının mümkün olmaması sebebiyle üzerinde inceleme yapılamadığı bu nedenle, ayıplı olup olmadıklarının tespit edilemediğini bildirilmiş, mahkemece alınan 27/01/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise, davaya konu metal parçaların boyanmasına konu olan edimin usulüne uygun şekilde yerine getirilmediği, yapılan işin ayıplı olduğu ve bu ayıbın davalı şirkete bildirildiğinin tespiti üzerine mahkemece bu rapor hükme esas alınmak sureti ile, davacının yerine getirdiği edimin ayıplı olduğu, ve bu ayıbın niteliği dikkate alındığında iş sahibi olan davalının eseri ret ile bedel ödemekten kaçınma hakkının bulunduğu, davalının iradesinin de bu yönde olduğu kabul edilmek suretiyle davacı yüklenicinin ayıplı olarak gerçekleştirdiği imalat nedeni ile, davalıdan bedel talep edemeyeceği kabul edilerek, davanın reddine ve yine davalının, davacının icra takibini kötüniyetle yapmış olduğunu ispatlayamadığı kabul edilerek, davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Mahkemece son rapor esas alınmak sureti ile, davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece aldırılan ilk iki bilirkişi kurulu raporunda da ifade edildiği gibi davaya konu olan ve davalıya teslim edildiği anlaşılan ürünlerin ayıplı olup olmadığının bu aşamada tespit edilemediği ancak, boyalı ürünlerden bir parçanın mevcut olması halinde ODTÜ kimya mühendisliği labaratuvarlarında teste tabi tutularak, raporlanmasından sonra sonuca ulaşılabileceği yönünde kanaat bildirilmiş olup, davaya konu ürünlerin ayıplı olduklarına dair iddianın davalı iş sahibince dosyaya sunulan herhangi bir bilgi ve belge bulunmayıp, bağımsız denetleme kuruluşunun düzenlediği söylenen belgenin ise, bu niteliği haiz olmadığı, belgeyi düzenleyen kuruluşun imza ve kaşesinin bulunmadığı gibi bu belgenin fotokopi belge niteliğinde olduğu ve ... isimli bu şirketin bağımsız bir denetleme kuruluşu olduğunun da ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalı yan ürünlerin ayıplı olduğu iddiasını ispatlayamamış olduğundan ve taraflar arasındaki birim fiyatlı sözlü sözleşme hükümlerine göre davacı tarafından sözleşme kapsamında boyanan ürünler nedeni ile, davacının talep edebileceği imalat bedeli alacağının mahkemece kaldırma kararı öncesinde alınan ve hüküm vermeye yeterli olduğu anlaşılan bilirkişi kurulu raporuna göre düzenlenen fatura tutarı kadar yani 78.706,00 TL tutarında olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne ve davalının takibe yaptığı itirazın iptaline karar verilmesi yine, faturaya dayalı alacağı likit bir alacak niteliğinde bulunması nedeniyle davalının 78.706,00 TL tutarındaki asıl alacağın % 20'si oranında davacıya icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yetersiz son bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile, davanın reddine karar verilmiş olması sebebi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun dairemizce kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davalının takibe konu ettiği asıl alacağın %20'si oranında davacıya icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine dair dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2025 tarihli ve 2022/787 Esas 2025/311 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b,2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜNE, a-) Davalının Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2018/3267 Esas sayılı takip dosyası ile hakkında yürütülen icra takibinin 78.706,00 TL 'lik asıl alacak kısmına yaptığı itirazın iptaline, takibin 78.706,00 TL'lik asıl alacak yönünden takip talebindeki koşullarla takip tarihinden itibaren devamına b-)Hüküm altına alınan asıl alacak olan 78.706,00 %20'si üzerinden hesaplanan 15.741,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.376,40 TL harç bedelinden, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 948,27 TL harç bedelinin mahsubu ile bakiye 4.428,13 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından peşin harç, başvurma harcı, tebligat ve posta gideri ve bilirkişi ücreti olarak yatırılan 1.593,00 yargılama gideri ile, kaldırma kararı sonrasında yapıldığı anlaşılan 8.284,50 TL toplamı olan 9.877,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN; 9-Davacının istinaf başvurusu kabul edilmiş olduğundan, yatırdığı 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde kendilesine iadesine, 10-Davacı tarafından yapılan 360,00 TL dosya gönderme masrafı ile 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361.ve 362/1-a maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 24/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır