Başvuru, bir çocuğun kolluk görevlilerince öldürücü nitelikte darbedilmesiyle sonuçlanan olayla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir çocuğun kolluk görevlilerince öldürücü nitelikte darbedilmesiyle sonuçlanan olayla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/11/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Olay tarihinde sekiz yaşında olan başvurucu, ailesiyle Bağcılar'da yaşamaktadır. Bağıcılarda 1/1/2012 tarihinde, başka bölgede ölümler ile sonuçlanan ve güvenlik güçlerinin gereksiz ve orantısız güç kullanmasıyla sebep oldukları iddia edilen olayı protesto amacıyla eylemler gerçekleştirilmiştir. Eylemler, başvurucunun yaşadığı sokağa taşmış; çikolata almak için mahalle bakkalına giden başvurucu, göstericiler ile gösteriye müdahale etmekte olan kolluk görevlileri arasında kalmıştır. Olayın sonraki seyrine ilişkin anlatımlarına göre başvurucu, yaşananlardan korkarak evine doğru kaçmaya başladığı sırada kasklı bir polis memurunca coplanmış, başına ve omzuna darbe almıştır. Başvurucunun götürüldüğü Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başvurucu hakkında adli rapor düzenlenmiştir. Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 9/1/2012 tarihli raporuna göre başvurucunun köprücük kemiği ile kafatasında kırık meydana gelmiştir. Kafatasındaki kırık, çökme kırığı niteliğindedir. Aynı rapora göre başvurucu, yaralanması nedeniyle hayati tehlike geçirmiştir ve vücudundaki kırıkların hayat fonksiyonlarına etkisi ağır derecededir. Olayın bildirilmesiyle soruşturma başlatan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) olayın meydana geldiği sokağa ilişkin güvenlik kamerası araştırması bir sonuç vermemiştir. Başsavcılık, tedavisinden bir süre sonra başvurucunun şikâyetlerini dinlemiştir. Başvurucu, gösteriler sırasında bazı çocukların polislere taş atmasıyla polislerin çocukları kovalamaya başladığını, olup bitenlerden korkup kaçmaya çalışırken arkasından yaklaşan kasklı bir polis memurunun kafasına ve omuzlarına copla vurduğunu ileri sürmüş; sorumlulardan şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun olay sırasında gittiğini söylediği bakkal, soruşturmada, olay günü ve saatinde başvurucunun gelip gelmediğini hatırlamadığını çünkü birçok çocuğun bakkala gelip gittiğini söylemiştir. Başsavcılık, Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli tüm memurlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. 30/1/2012 tarihinde verilen kararda, olayın şüphelisi olarak herhangi memur belirtilmemiş; ayrıca başvurucunun iddiaları inandırıcı görülmemiştir. Kararda, başvurucunun yaralanması sonucu götürüldüğü hastanede tutulan ilk kayıtlarda yaralanmanın gerekçesinin "yüksekten düşme" şeklinde açıklandığı, olayın gerçekleştiği sokaktaki bakkalın ifadesi dikkate alınarak bir suçun işlediğini gösterir, dolayısıyla kamu davası açmaya yeterli kanıt bulunmadığı sonucuna varıldığı ifade edilmiştir. Başvurucu, bu karara itiraz etmiştir. İtirazını inceleyen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 7/5/2012 tarihinde, Adli Tıp Kurumunun raporunu ve hastanece düzenlenen adli raporda darp iddiasıyla hastanenin acil polikliniğine başvurulduğunun belirtildiğini dikkate alarak başvurucunun iddiasının oluşa uygun olduğu, bölgede görevli polis memurlarının emniyet müdürlüğünden sorularak elde edilmesi gerekli delillerin araştırılması, araştırmalara rağmen failin saptanamaması hâlinde ise soruşturmada daimî arama kararı verilmesi gerektiği kanaatine vardığını açıklayarak kovuşturmaya yer olmadığına kararını kaldırmıştır. Bu karar sonucunda yeni bir dosya numarası üzerinden yürütülen soruşturmada 5/6/2012 tarihinde, olayın faillerinin dava zamanaşımı süresince aranmasına (daimî arama) karar verilmiştir. Başvuru dosyasında; Başsavcılığın bu karar öncesinde olay yerinde görevli polis memurlarını araştırdığına, ayrıca aramanın olaya karıştığı ileri sürülen kolluk görevlileri dışındaki görevlilerce gerçekleştirildiğine ilişkin bir bilgi veya belge yer almamaktadır. Bakanlık görüşü ve bireysel başvuru formunda belirtildiğine göre derdest olan soruşturmada fail ya da failler belirlenebilmiş değildir. Olayın ulusal yayın yapan gazetede haberleştirilmesi üzerine İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, olayın disiplin hükümleri yönünden araştırılıp soruşturulması için Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli emniyet müdürünü 25/1/2012 tarihinde görevlendirmiştir. Bu kapsamda göstericilere Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin mi yoksa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı memurların mı müdahale ettiğinin öncelikle araştırılması, başvurucuyu yaralayan memurun tespit edilip ifadesini vermek üzere Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvurmasının sağlanması istenmiştir. Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü, olaylarayaklaşık 150 Çevik Kuvvet polisinin müdahale ettiğini, memurun eşkâli verilmediğinden çok sayıdaki memur içinden belirlenebilmesinin mümkün olmadığını belirterek görevli memur listesini göndermiştir. Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü Disiplin Büro Amirliği 23/2/2012 tarihinde hazırladığı araştırma raporunda, başvurucuyu yaralayan memurun belirlenememesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini önermiştir. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü yapılan araştırmalar neticesinde konusu suç teşkil edecek eyleme karışan emniyet görevlisi bulunmadığı, Başsavcılığın kararının da bu doğrultuda olduğu, ayrıca disiplin soruşturmasına konu olabilecek herhangi bir harekete de rastlanmayıp soruşturma açılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle dosyanın getirilen öneri üzerine de işlemden kaldırılmasına 17/3/2012 tarihinde karar vermiştir.