Başvuru, tutukluluk süresinin kanuni ve makul süreyi aşması, hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar verildiği hâlde gerekçeli kararın geç yazılması ve yargılamanın makul süreyi aşması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluk süresinin kanuni ve makul süreyi aşması, hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar verildiği hâlde gerekçeli kararın geç yazılması ve yargılamanın makul süreyi aşması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/1/2014 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 14/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 17/11/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar 6 Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 16/1/2003 tarihinde gözaltına alınmış 20/1/2003 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/1/2003 tarihli ve E.2003/45 sayılı iddianame ile "10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet etmek, sahtecilik, görevi yaptırmamak için direnmek, tehdit, nitelikli yağma, taammüden öldürmek, kasten öldürmek, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır. Dava kapsamında 17 sanık, 6 maktul, 16 mağdur ve müşteki bulunmaktadır. Yargılamayı yürüten İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 5/4/2013 tarihli ve E.2003/30, K.2013/61 sayılı kararıyla başvurucunun 26/9/2014 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince örgüt kurma suçundan 4 yıl hapis, 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince tasarlayarak adam öldürme suçundan müebbet hapis, 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b) ve (g) bendleri gereğince yağma suçundan6 kez 13 yıl hapis, 765 sayılı mülga Kanun'un maddesi gereğince adam öldürme suçunundan 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca verilen cezaların 765 saylı mülga Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince toplanarak sanığa verilen cezaların nevi ve miktarına göre takdiren bir yıl süreyle geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasınave verilen ceza miktarı, tutuklama nedenlerinin devam ediyor olması ve tutuklu kaldıkları süre dikkate alınarak tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 18/9/2014 tarihli kararıyla başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerini onamış ancak 765 sayılı mülga Kanun'un maddesi uyarınca başvurucu hakkında "verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarından biri esas alınarak her bir süreli hapis cezası için ayrı ayrı, ancak toplamda 3 yılı geçmeyecek şekilde hücre süresi belirlenmesi yerine,1 yıl ve tek hücre süresinin belirlenmesi" yönündenİlk derece Mahkemesinin hükmünü bozmuştur. Başvurucu 21/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.”