Başvuru, uzun tutukluluk ve kanunda öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, uzun tutukluluk ve kanunda öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün birçok ilde eş zamanlı yürüttüğü yasa dışı MLKP (Marksist Leninist Komünist Parti) örgütüne yönelik operasyon kapsamında 8/9/2006 tarihinde gözaltına alınmış ve 12/9/2006 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17/5/2007 tarihli ve 2006/1013 Soruşturma sayılı iddianamesiyle başvurucu hakkında anayasal düzeni silahlı ayaklanma yoluyla değiştirmeyi amaçlayan silahlı terör örgütünü yönetme, sahte kimlik kullanma, patlayıcı madde bulundurma, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet etme suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açmıştır. İddianamenin kabul edilmesinden sonra İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/303 sayılı dosyasında yürütülen davanın ilk duruşması 26/10/2007 tarihinde yapılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 5/11/2013 tarihli ve E.2007/303, K.2013/192 sayılı kararıyla başvurucunun, üzerine atılı suçların bir kısmı yönünden mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Bu karar temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi devam etmektedir. Başvurucu 10/3/2014 tarihli dilekçe ile tahliye talebinde bulunmuş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 10/3/2014 tarihli ve 2014/249 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun tahliye talebini reddetmiştir. Bu kararın ilgili kısmı şu şekildedir:"İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/303, K.2013/192 sayılı dosyası incelendiğinde; sanıkların İstanbul 14 Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/41 sorgu sayılı kararı ile 12/9/2006 tarihinde tutuklandıkları yapılan yargılama sonucunda sanıklar …, Arif Çelebi'nin ... TCK’nın maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verildiği gerekçeli kararın yazıldığı, kararın kesinleşmediği ve henüz Yargıtay ceza dairesine gönderilmemiş olduğu görülmekle,5271 sayılı yasanın 102/2 maddesine göre ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok 2 yıl olup bu süre zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Buna göre ağır ceza mahkemelerinin görevine giren suçlar da toplam tutukluluk Suresi 5 yılı geçemez. Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesinde sayılan suçlarda kanunda öngörülen tutuklama süresi 2 kat olarak uygulanır. 6352 sayılı kanunun geçici maddesinin maddesi gereğince kovuşturmaya ilişkin hükümler CMK maddesiyle görevli özel yetkili mahkemeler de uygulanmaya devam eder.Son olarak 6526 sayılı yasanın maddesi gereğince Terörle Mücadele Kanunu’nun ve 6352 sayılı yasanın geçici maddesi gereğince görevine devam eden CMK’nın maddesi gereğince özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kaldırılmış olup 6526 sayılı yasa doğrultusunda tutuklulukta geçecek süre ağır ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde azami olarak 5 yıl olacaktır.Ancak yerleşmiş Yargıtay kararları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları ile CMK’nın 102/2 maddesine göre,yasa yolu ve Yargıtay aşamasında geçen sürelerin azami tutuklama süresinden sayılmayacağı açık olup, sonuç itibarıyla sanıklara ilişkin suçların TMK’nın maddesinde sayılı suçlardan olması sebebiyle karar tarih uyarınca sanıkların tutukluluk sürelerinin CMK’nın 102/2 ve TMK’nın maddesine göre, belirleneceği, buna göre, karar tarihi itibarıyla, tutukluluktaki azami 10 yıllık sürenin aşılmamış olduğu dosyadaki sanık sayısı ve eylemlerin sayısının fazlalığı göz önüne alındığında, zorunlu hallerin bulunduğu dolayısıyla tutukluluk süresinin uzatılmasının makul olduğu anlaşılmakla, sonuç olarak; sanıklar hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/303, K.2013/192 sayılı kararı ile mahkumiyet hükmü kurulduğu ve kararla birlikte sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildiği,bu şekilde sanıkların hüküm özlü sıfatını aldığı, bu nedenle bu aşamada sanıklar hakkında 6526 sayılı kanunla yapılan değişiklikler sonucunda CMK’nın 102/2 maddesindeki azami tutukluluk suresinin sona erdiğinden bahsedilemeyeceği kabul edildiğinden sanıkların tahliye taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. İtiraz üzerine, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 17/3/2014 tarihli ve 2014/299 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu bu kararı 20/3/2014 tarihinde öğrenmiştir. Başvurucu, 2/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, 8/5/2015 tarihinde tahliye edilmiştir.