(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7519 E. , 2008/8519 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil veya alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; alacak isteminin kabulüne dair verilen 06.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı vekilinin duruşma isteminin yar
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7519 E. , 2008/8519 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil veya alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; alacak isteminin kabulüne dair verilen 06.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı vekilinin duruşma isteminin yargılama gideri verilmediğinden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali tescil, ıslah yoluyla öne sürülen istek ise 40.000.00 YTL olan çekişme konusu bağımsız bölüm bedelinin davalı yükleniciden tahsili istemlerine ilişkindir. Davalı arsa sahipleri, yüklenici ile olan 12.12.2003 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin 13.09.2005 tarihinde fesh edildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur. Davalı yüklenici, cevap vermemiştir. Mahkemece, davacının dayanağı sözleşme adi yazılı olup geçersiz bulunduğundan, mülkiyet aktarımı istemine ilişkin davanın reddine, bilirkişinin güncelleme yaparak bulduğu 27.193.00 YTL satış bedelinin davalı yükleniciden tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davacı ile davalı arsa sahipleri temyiz etmiştir. 1-Davalılar arasında var olan 12.12.2003 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi yükleniciye kişisel hak sağlar. Koşulları yerinde ise, yüklenici kazandığı şahsi hakka dayanarak arsa sahibini bir şey vermeye veya yapmaya zorlayabilir. Kişisel hak kazanan yüklenici, bu hakkını doğrudan arsa sahibine karşı ileri sürebileceği gibi, şahsi hakkını arsa sahibinin rızası gerekmeden yazılı olmak koşuluyla (BK m.163) üçüncü bir kişiye de temlik edebilir. Davacı ile davalı yüklenici arasındaki “gayrimenkul satış protokolüdür” başlıklı adi yazılı sözleşme bir temlik sözleşmesi olduğundan, mahkemenin kabulünün aksine, yeterli ve geçerlidir. Bundan ötürü, yüklenicinin kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişi de alacağın temliki hükümlerinden yararlanarak bu hakkını arsa sahibine karşı ileri sürebilir. Zira, alacağı devralan kişi evvelki alacaklının yerine geçer, borçludan ifayı istemek gerektiğinde de borçluyu ifaya zorlamak artık onun ... olur. Kuşkusuz, yüklenicinin yaptığı temlik işleminin hüküm ve sonuç doğurması arsa payı devri kaşlığı inşaat yapım sözleşmesinin ifa ile sonuçlanmasına bağlıdır. Çünkü, temlik işleminin dayanağını arsa sahibi ile yüklenici arasındaki inşaat yapım sözleşmesi oluşturur. Ne var ki somut uyuşmazlıkta, davalılar arasındaki arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi noterde biçimine uygun olarak fesh edildiğinden ve kural olarak da fesih geriye etkili sonuçlar doğuracağından bu fesih işleminden sonra ne yüklenici ne de onun temlik ettiği üçüncü kişi fesh edilen sözleşmedeki hükümlerden yararlanamaz. Davacı, feshin muvazaalı yapıldığını iddia etmişse de, bu konuda yeterli delil göstermediğinden alacağın temliki işleminden faydalanarak mülkiyet aktarımı isteyemeyeceğinden, mahkemenin bu bölüm talebi reddetmesinde yanılgı yoktur. Ancak; Somut olayda, davalılar arasındaki 12.12.2003 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi 13.09.2005 tarihinde iradi olarak fesh edilmiştir. Görülüyor ki, davalılardan yüklenici davacıya yaptığı temlik işlemine rağmen temlikin dayanağı olan inşaat yapım sözleşmesini fesh etmiştir. Bu temlikin hüküm ve sonuç meydana getirmeyeceği sadece bir taahhüt işlemi olarak yükleniciyi borçlandıracağı açıktır. Davacı, yüklenicinin temliki işlemine dayanarak mülkiyet aktarımı isteminde bulunamaz ise de, akidi olan yükleniciden Borçlar Kanununun 96.maddesine dayanarak adem-i ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Davada, ikinci kademedeki istek olarak ileri sürülen tazminat talebinin nedeni Borçlar Kanununun 96.maddesidir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akde dayandığından buna “akdi tazminat”, borçlunun sorumluluğuna da “akdi sorumluluk” denilmektedir. Borçlar Kanununun 96.maddesince ödenmesi gereken tazminat ise, alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise, bu vaziyetle mamelekin hali hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır. Oysa bilirkişiler, tazminat olarak sözleşmeyle davacının, yüklenici davalıya yaptığı ödemelerin güncelleştirilmiş değerini bulmuştur. Bu nedenle mahkemece, bilirkişilerden ek rapor alınarak davacının müspet zararı hesaplattırmalı, bulunacak bu tutar davadaki istemi geçmemek koşuluyla davalı yükleniciden tahsil edilmelidir. Değinilen yönün göz ardı edilmesi doğru olmadığından, karar davacı yararına bozulmalıdır. 2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davalı arsa sahiplerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda 1.bendde açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 2.bendde yazılı nedenlerle davalı arsa sahiplerini temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.