8. Ceza Dairesi 2024/14179 E. , 2024/2689 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/791 Esas, 2019/1280 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve2019/791 Esas, 2019/1280 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca …
**8. Ceza Dairesi 2024/14179 E. , 2024/2689 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/791 Esas, 2019/1280 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve2019/791 Esas, 2019/1280 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün 28.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.12.2022 tarihli sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/165559 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/165559 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ 1. Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 Esas, 2019/8638 Karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, şüpheli hakkında Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.02.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye 24.03.2017 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, söz konusu kararın kesin olarak verildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle yapılan tebligatın geçerli olmadığı cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde, 2. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.02.2017 tarihli ve 2016/6579 Soruşturma, 2017/19 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının sekizinci cümlesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, buna göre anılan kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin başlamayacağından dolayı erteleme süresi içerisinde yükümlünün denetimli serbestlik tedbirine uymamasından bahisle sanık hakkında kamu davası açılamayacağı ve bu bakımdan da kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, 09.02.2017 tarihli ve 2016/6579 Soruşturma, 2017/19 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararını müteakip, erteleme süresi içerisinde yükümlünün denetimli serbestlik tedbirine uymaması iddiası ile sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında,14.10.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 09.02.2017 tarihli ve 2016/6579 Soruşturma, 2017/19 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, tedaviye tabi tutulmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği ve kararın şüphelinin MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre 24.03.2017 tarihinde tebliğ işlemlerinin gerçekleştirildiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüphelinin çağrıya uymadığının bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2017 tarihli ve 2016/6579 Soruşturma, 2017/1175 Esas, 2017/989 sayılı iddianamesi ile Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Mahkemenin 06.04.2018 tarihli ve 2017/863 Esas, 2018/600 Karar sayılı kararı ile tebligatların usulsüz yapıldığı gerekçesi ile durma kararı verilerek tedbirlerinin infazının devamı için evrakın Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, yeniden başlayan tedbirlerin infazı sırasında sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi ile 26.08.2019 tarihinde evrak kapatılarak gereği için Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, C. Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.12.2019 tarihli ve 2019/791 Esas, 2019/1280 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün 28.12.2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. D. Dava dosyası kapsamındaki delillere göre; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi uyarınca, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.02.2017 tarihli ve 2016/6579 soruşturma, 2017/19 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmediği gibi kararda itiraz kanun yolunun, itiraz süresi ve merciinin gösterilmediği, şüpheliye karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle tedbirin infazına başlanamayacağı, müdürlükçe yapılan infaza ilişkin işlemler hukuki sonuç doğurmayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı gibi, bu karara dair tebligatın da usul ve yasaya aykırı biçimde doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak şüpheliye 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği, kanun yolu gösterilmeyen karara dair tebliğ işlemlerinin de usulsüz bir biçimde gerçekleştirilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki kovuşturma şartının gerçekleşmediği, mahkemesince açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli ve 2019/791 Esas, 2019/1280 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2024 tarihinde karar verildi.