İSTİNAF KARAR TARİHİ :18/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; ... adresli İnternet Sitesinde 25.04.2022 Tarihli “...'da ormanlık alanı kendi malı gibi gösterdiler, sahte tapuyla kredi kullandılar” Başlıklı ... tarafından yazılan yazı ile aynı yazının devamı olan ve atıfla yapılan 04.06.2022 Tarihli “... Sendikası'nd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1757 KARAR NO:2026/770 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:31/01/2024 NUMARASI:2023/220 Esas - 2024/72 Karar Birleşen 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/717 Esas 2023/846 Karar Sayılı Dosyasında; DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ :18/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; ... adresli İnternet Sitesinde 25.04.2022 Tarihli “...'da ormanlık alanı kendi malı gibi gösterdiler, sahte tapuyla kredi kullandılar” Başlıklı ... tarafından yazılan yazı ile aynı yazının devamı olan ve atıfla yapılan 04.06.2022 Tarihli “... Sendikası'ndan Orman Genel Müdürlüğü hakkında suç duyurusu” başlıklı ... tarafından müvekkili aleyhinde yapılan asılsız, yalan ve kişilik haklarına saldırı niteliğindeki yayımlar sebebiyle; 25.04.2022 Tarihli Yayım sebebiyle davalılar ... A.Ş ile ...'ndan 25.000 TL'nin müteselsilen, 04.06.2022 Tarihli Yayım sebebiyle davalılar ... A.Ş. ile davalı ...'den 25.000,00-TL'nin müteselsilen olmak üzere toplam 50.000-TL manevi tazminatın yayım tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; Dava konusu haber incelendiğinde görüleceği üzere davacının adının ya da unvanının hiçbir şekilde haberde geçmediğinin açık olduğunu, müvekkilinin tek amacının bir gazeteci olarak halkın haber alma hakkı kapsamında dava konusu haberi kaleme aldığının belli olduğunu, ayrıca müvekkilinin elde etmiş olduğu belgeler ile dava konusu olayın develet kurumlarınca araştırılması gerektiğine ilişkin çağrı yaptığını, dava konusu haberde devlet kurumları arasında yapılan yazışmalara tarihleri ile yer verilmiş olup dava konusunun müzekkerelere ilişkin hususlara yönelik olduğunun açık olduğunu, gazetecinin görevinin somut gerçeği kanıtlamakta ve sunmak değil görünür gerçeği haber yapmak olduğunu, haberin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında yapıldığını, ifade ve basın özgürlüğünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Basın Kanunu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri gereğince ve Yargıtay İçtihatları, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları gereğince güvence altına alındığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk Derece Mahkemesince; "... Davacının, ... adresli internet sitesinde yayınlanan 25.04.2022 tarihli ve 04.06.2022 tarihli yazıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek davalılar aleyhine manevi tazminata hükmedilmesini talep ettiği, 25.04.2022 tarihli haberde davacının adının açıkça zikredilmediği, bu sebeple matufiyet şartının gerçekleşmediği, haberin Orman Genel Müdürlüğü yazılarına dayandırıldığı, haberin toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, 04.06.2022 tarihli haberde ise ... Sendikası başkanının beyanlarına yer verildiği, bu beyanların tırnak içinde verildiği, üçüncü kişi ve kurumların görüş ve açıklamalarından ibaret olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gözetilerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Asıl ve birleşen davanın reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davaya konu haberlerde müvekkil şirketin telesiyej ve resimlerine yer verildiği gibi aynı zamanda şirketin üzerinde otel işletmesinin bulunduğu gayrimenkulün ayrıntılı tapu bilgilerine de açıkça yer verildiğini, matufiyet şartının gerçekleşmiş olduğunu, müvekkili şirketin ticari itibarına ve kişilik haklarına mesnetsiz yere saldırıldığını, basın özgürlüğünün kasıtlı bir biçimde aşıldığını belirterek kararın kaldırılmasına ve asıl dava ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat talebin eilişkindir.İlk derecemahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Matufiyet kelime anlamı olarak, "yöneliklik, yönelmiş olmaklık" olarak tarif edilmektedir.Özellikle kişilik haklarına saldırı sebebiyle tazminat istemini içeren davalarda söz konusu olan matufiyet şartı, açıkça kanunda yer almamakla birlikte, Yargıtay içtihatlarıyla hukukumuza girmiştir.Matufiyet şartı içtihatlarda adı, sanı, kimliği belli olmasa da ona yöneldiği konusunda kuşku bırakmayacak şekilde ithamlara ve yönelimlere yer veren ifadeler olarak kabul edilmektedir. Matufiyet yargısal kararlarda, yayın ile şeref ve haysiyetine veya özel yaşamına dolayısıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia eden yönünden varlığı aranan önemli bir koşul olarak tarif edilmiş, matufiyetin varlığını kabul için o yayında veya konuşmada, ya kişinin adından açıkça söz edilmesi ya da konumunun, sıfatının gösterilmesi veya bunlardan söz edilmese dahi yayın içeriğinden bu kişinin amaçlandığı, sözlerin ona yönelik olduğunun anlaşılması veya anlaşılabilir olması şartları aranmıştır.Hukuka aykırı eylemde bulunan kişi mağdurun ismini açıkça belirtmemiş veya isnat ettiği fiili üstü kapalı bir biçimde geçiştirmişse, isnadın mahiyetinde ve mağdurun şahsına matufiyetinde tereddüt edilmeyecek derecede karineler varsa, hem isim zikredilmiş, hem de hakaret vaki olmuş sayılır (Hukuk Genel Kurulu 2014/485 E -2015/1774 K ve 2010/4377 E - 2010/365 K. sayılı ilamları ).Bu ilke ve açıklamalar kapsamında; Somut olayda, 25.04.2022 tarihli yayanıda kullanılan ifadelerde davacının isim ve sıfatının belirtilmediği, ortalama bir kişinin paylaşımda yer alan ifadelerde muhatabın davacı olduğunu anlayamayacağı görülmektedir. Bu durumda kullanılan ifadelerin davacıya matuf olmadığının kabulü gerekir (Benzer mahiyette Yargıtay 4.HD'nin 2016/6507 E.- 2017/8246 K. Sayılı ilamı ).04.06.2022 tarihli haberde ise dava dışı üçüncü kişi olan sendika başkanının beyanlarına yer verildiği, davaya konu haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarılmış olmasına, kullanılan ifadelerin hakaret niteliği taşımamasına, özle biçim arasındaki dengenin korunmuş olmasına, davacının kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırının hedeflenmemesine, dava konusu haberde kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalmasına göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/220 Esas 2024/72 Karar sayılı 31/01/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/02/2026