2. Hukuk Dairesi 2019/3148 E. , 2019/6490 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/1…
**2. Hukuk Dairesi 2019/3148 E. , 2019/6490 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/1-e maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalı da aynı Kanunun 129/1-d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Bunlar, dava ve cevap dilekçelerindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında usulüne uygun biçimde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçları da bu duruma göre kabul veya reddedilecektir. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, hakim, iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25/1). O halde, mahkemece ancak tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir. Davacı karşı davalı kadın 16.07.2012 tarihli dava dilekçesi ile boşanmayı talep etmiş, erkeğe somut kusur isnadında bulunmamış, herhangi bir vakıaya dayanmamıştır. 07.08.2012 tarihli beyan dilekçesi ile bir kısım vakıaya dayanmış ise de bu dilekçe dilekçeler teatisi aşamasında verilen bir dilekçe olmadığından hükme esas alınamaz. Her ne kadar davacı-karşı davalı kadın tarafından karşı davaya cevap dilekçesi verildiği ve uyapa girişi yapılarak karşı tarafa tebliğ edildiğine dair dosyada mazbata bulunmakta ise de, içeriği bilinmeyen söz konusu dilekçe dosya içerisinde ve uyap ortamında bulunmamakla birlikte iade kararlarımıza rağmen temin edilemediği de mahkemece tutulan tutanakla belirtilmiş olup, davacı-karşı davalı kadın tarafından erkek tarafından açılan karşı davaya cevap verilerek de kusur isnadında bulunmadığı kabul edilmelidir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davalı-karşı davacı erkek ağır kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına ve davacı-karşı davalı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş ise de; davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen vakıalara dayanmamıştır. Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıalar davalı-karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenemez. Bu durumda mahkemece, davacı yanca usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen vakıalar dikkate alınarak davacı-karşı davalı erkeğe kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, mahkemece davacı- karşı davalı kadına yüklenen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışlarına göre bosanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadın tamamen kusurlu olduğu ve davalı-karşı davacı tarafa yüklenecek kusurlu bir davranış ispatlanamadığı halde davalı-karşı davacı davacı kadının boşanma davasının reddi gerekirken kabulü isabetsiz olmuştur. Ancak bu husus temyiz edilmediğinden yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. 2- Hukuk Muhakemeleri Kanununun 141. maddesinde "Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler, ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı taralın açık muvafakati hükümleri saklıdır." hükmü bulunmaktadır. Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talep etmemiş, usule uygun olarak dilekçeler teatisi aşamasında vermediği 07.08.2012 tarihli beyan dilekçesi ile iddiasını genişleterek Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. O halde: ön inceleme duruşmasına kadar usule uygun şekilde dava veya cevaba cevap dilekçesi ile tazminat talebinde bulunmayan davacı-karşı davalı kadının dava dilekçesinden sonra verdiği 07.08.2012 tarihli beyan dilekçesi ile talep ettiği maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) talepleri hakkında davalı-karşı davacının bu taleplere açık rızası bulunmadığı gibi, bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah (HMK.m.176) işlemi de mevcut olmadığından, mahkemece olumlu ya da olumsuz karar verilebilecek nitelikte, bir maddi ve manevi tazminat talebi mevcut değildir. Talepten fazlasına hükmedilemez (HMK.m.26). Bu durumda; davacı-karşı davalı kadının tazminat talepleri hakkında "Usulüne uygun ileri sürülmediğinden karar verilmesine yer olmadığına" karar verilecek yerde, bu konuda yazılı şekilde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerekirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22.05.2019 (Çar.)