4. Hukuk Dairesi 2021/14615 E. , 2024/117 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :...Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1333 Esas-2020/1239 Karar İHBAR OLUNAN : ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 12.06.2015 HÜKÜM/KARAR :Davanın Kısmen Kabulü/ Davacının İstinaf Talebinin Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :...1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2015/774 Esas-2018/322 Karar Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul
**4. Hukuk Dairesi 2021/14615 E. , 2024/117 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :...Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1333 Esas-2020/1239 Karar İHBAR OLUNAN : ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 12.06.2015 HÜKÜM/KARAR :Davanın Kısmen Kabulü/ Davacının İstinaf Talebinin Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :...1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2015/774 Esas-2018/322 Karar Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait aracın müvekkili şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, 20.10.2014 tarihinde aracın...Büyükşehir Belediyesine ait içinde yağmur suyu giderleri temizlik çalışması yapan işçilerin bulunduğu araca arkadan çarpmak suretiyle aracın hasarlanmasına ve işçi ... ...'un ölümüne sebebiyet verdiğini, kaza sırasında davalı sigortalının 1.45 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin karşı araç ve arkasında takılı römorkta meydana gelen hasar nedeniyle 19.01.2015 tarihinde 276,59 TL, 22.01.2015 tarihinde 2.342,00 TL, 23.01.2015 tarihinde 11.915,00 TL ve... ...'un vefatı sebebi ile 13.04.2015 tarihinde 290.100,00 TL olmak üzere toplam 304.633,59 TL tutarında tazminatı sulh protokolü ile ödediğini, Karayolları Moturlu Taşıtlar ZMMS Genel Şartları 4.maddesi uyarınca sigortalıya rücu hakkı doğduğunu belirterek ödediği 304.633,59 TL tazminattan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... şirketinin yapmış olduğu KDV dahil toplam 14.533,59 TL hasar tazminatına ilişkin fatura tutarlarını davalıdan rücuen talep edebileceği; müteveffa... ...'un destekten yoksun kalan mirasçılarına, açılan dava sonrasında aralarında yapılan protokol ile belirlenen 290.100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının protokol kapsamında 13.04.2015 tarihinde müteveffa mirasçılarına ödendiği, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na yazılan yazıya verilen cevapta; müteveffa mirasçılarına müteveffa... ...'un 20.10.2014 tarihinde iş kazası neticesinde vefat etmesi sebebi ile bağlanan PSD'li ilk gelirin 735.395,98 TL olduğunun bildirildiği, müteveffanın ölümü nedeni ile desteğinden yoksun kalanlara bağlanması gereken destekten yoksun kalma tazminatının yapılan ilk aktüerya hesabı incelemesine göre, 127.739,36 TL olarak belirlenen tutar ikinci kez yapılan hesaplama ile 247.463,56 TL olacağı bilirkişi heyetince tespit edilmiş, ancak destek sahibi eş ...'a dava dışı SGK tarafından 735.395,98 TL gelir bağlanmış olması sebebi ile herhangi bir destek zararı kalmamış olduğu, davacı ... şirketinin dava dışı ...'a sigortalısı ...'ın yerine geçerek yaptığı ödemenin yasal bir zorunluluk olmadığından davacının bu tutarı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 14.533,59 TL hasar tazminatının 13.04.2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tazminata ilişkin değerlendirmenin yanlış veriler üzerinden yapıldığını, SGK tarafından verilen cevabi yazılarda belirtilen 735.395,98 TL'nin ...'a bağlanan ölüm aylığı ve ölüm gelirinin peşin sermaye değerlerinden oluştuğunun açık olduğunu, yargılama sırasında peşin sermaye değerlerinin ayrıştırılarak gönderilmesi istendiği halde aynı şekilde cevap verildiğini, Yargıtay içtihatlarına göre ölüm aylığı olarak bağlanan aylıkların destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesinin mümkün olmadığını, SGK tarafından ölüm aylığı ve ölüm geliri peşin sermaye değerleri ayrı ayrı bildirilmediği için yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, aktüerya bilirkişi tarafından hesaplanan 247.463,56 TL destek tazminatı miktarı dikkate alındığında SGK tarafından bildirilen 735.395,98 TL peşin sermaye değerinin fahiş olduğunun anlaşılacağını, SGK tarafından gelir tayininde hataya düşülmüş ve yüksek bir değer üzerinden gelir bağlanmış ise bu durumun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, dosyada yer alan müteveffaya ait gelir bordroları, ...'a bağlanan ölüm aylığı ve ölüm gelirleri bilgileri vs.bilgiler üzerinden bilirkişi tarafından hesaplanabilecek ve davalıya rücu edilebilecek destek tazminat miktarı belirlenebilecek iken itirazlara itibar edilmeyerek yetersiz rapor ile sonuca gidildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut 16.01.2017 tarihli ve 18.01.2018 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu yazılarında, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemenin tamamının ölüm geliri olduğu, kurumun inceleme raporu ve müteveffaya ait ücret bordroları dikkate alındığında, kurum tarafından rücuya tabi peşin sermaye değerli ölüm gelirinin hesaplanmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle ödenen tutarın rücuen tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 91, 95,97 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,53 üncü maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesi 3. Değerlendirme: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir. Yine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95 inci maddesinde "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Ayrıca 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Somut olayda, 01.09.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Nörolog Dr. Mustafa Erim tarafından araç sürücüsünün kaza anında 2,049 promil alkollü olduğu belirlenerek kazanın salt alkol ve benzeri maddelerin etkisi altında meydana geldiği, sürücünün münhasıran aldığı alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybedeceği tespit edilmiş, aynı raporda sürücünün araç ile kavşağa ve hemzemin geçide yaklaşırken hızını azaltmadığı, dikkatsiz, dalgın ve hız sınırları üzerinde seyrettiğinden kazada %100 kusurlu olduğu tespitlerine de yer verilmiştir. Bu durumda trafik kazasında sürücünün münhasıran alkol etkisi altında ve tam kusurlu olarak kaza yaptığı anlaşıldığından, ZMMS kapsamında zararın teminat dışında kaldığı ve davacı sigortacının sigortalısına rücu edebilme koşullarının oluştuğunun kabulü ile mahkemece dava dışı ölenin eşi ve çocukları tarafından davacı ... şirketine karşı açılan davada hesap raporu alınmadan dava sırasında taraflar arasında yapılan sulh protokolü ile 13.04.2015 tarihinde yapılan ödemenin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapıldığından talep edilemeyeceği gerekçesiyle lütuf ödemesi olarak değerlendirilmesi hatalı olup dosyada alınan 20.02.2017 tarihli raporda 2015 tarihli veriler ile rücu edilebilecek tazminat tutarı için esasa girilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı ve karşı araçta oluşan hasar nedeniyle araç hasar bedeli ödeyen davacı trafik sigortacısının ödediği bedellerin kendi sigortalısı olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, davalıya ait olup şirketleri tarafından trafik sigortalı aracın alkollü sürücü idaresindeyken gerçekleşen kazada sebep olduğu ölüm nedeniyle ödediği tutarın sigortalısı davalıdan rücuen tahsilini talep etmiş; İlk Derece Mahkemesi tarafından, dava dışı ölenin yakınlarına SGK tarafından ödenen bedelin hesap edilen tazminattan yüksek olduğu, davacı sigortacının ödemesinin yasal zorunluluk olmadığı ve davalı sigortalısına rücu edemeyeceği gerekçesiyle destekten yoksun tazminatına ilişkin davacı ödemesi yönünden davanın reddine, davacının araç hasar bedeli ödemesi içinse davanın kabulüne karar verilmiş; davacının istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiş; sayın çoğunluk tarafından ise, davaya konu kaza münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiğinden davacı sigortacının davalıya rücu hakkının bulunduğu gözetilerek karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesinin bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının da ödeme yaptığı dava dışı kişilere (ölenin yakınlarına) trafik kazası nedeniyle SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması yönünde işlem tesis edilmesi yerinde olmakla birlikte, SGK tarafından verilen cevapta sadece yapılan ödemenin PSD'li tutarı bildirilip iş kazası geliri olduğu açıklanmış, ancak yapılan bu ödemenin rücuya tabi olup olmadığı konusunda gerekli ve yeterli açıklama yapılmamıştır. Bu itibarla; dava dışı kişilere SGK tarafından yapılan ödemenin iş kazası kolundan yapılmış rücuya tabi bir ödeme olup olmadığı netleştirilmeden karar verilmesi eksik inceleme niteliğindedir. Diğer yandan, temyize konu temel uyuşmazlık SGK ödemesinin rücuya tabi olup olmadığı olmasına rağmen, kazanın münhasıran alkolden meydana gelmiş olması nedeniyle davacı sigortacının davalı sigortalısına rücu hakkı bulunduğu şeklindeki sayın çoğunluğun bozma gerekçesi de mahkemenin karar gerekçesiyle uyum içinde olmamıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle; SGK'ya yeniden yazı yazılıp davacının da ödeme yaptığı dava dışı 3. kişilere (davaya konu trafik kazasında ölenin yakınlarına) iş kazası kolundan ve rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının netleştirilmesinden sonra, SGK tarafından yapılan ödemenin tarihi ile davacının yaptığı ödemenin tarihi de gözetilerek davacının rücu hakkının kapsamının değerlendirilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun mahkemenin red gerekçesini karşılamayan değişik gerekçeye dayanan bozma kararına katılmıyorum.