1. Hukuk Dairesi 2012/1147 E. , 2012/4049 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : AMASRA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı E.ile diğer davalıların miras bırakanına ait 1484 parsel sayılı taşınmazın 19,02 m2'sinin 3621 Sayılı Yasa gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, kıyıda kalan kısmın tapusunun iptaline karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardı
**1. Hukuk Dairesi 2012/1147 E. , 2012/4049 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AMASRA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı E.ile diğer davalıların miras bırakanına ait 1484 parsel sayılı taşınmazın 19,02 m2'sinin 3621 Sayılı Yasa gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, kıyıda kalan kısmın tapusunun iptaline karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Davanın reddine dair verilen karar, Dairece; “... somut olayda, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği, 5841 sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen sürenin hak düşürücü süre olup, kamu düzeni ile ilgili olduğu ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarından bulunduğu, bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü yada yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı, hal böyle olunca, yerinde uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile keşif yapılarak taşınmazın belirlenecek kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalıp kalmadığının saptanması ve oluşacak duruma göre harç ve yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerektiği ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve terkin isteğine ilişkin olup, mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükmü gereğince hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve karar 23.07.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir. Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Öyleyse, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer. Hal böyle olunca; işin esasının 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilmesi, davanın kısmen veya tamamen kabulü halinde de, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesine 36/A maddesi hükmü ile ilave düzenlemeler getiren 6099 sayılı Yasa hükümleri de gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi bakımından karar bozulmalıdır. Davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.