TÜRKİYE CUMHUR İYETİ ANAYASA MAHKEMES İ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR MEHMET UÇAR BA ŞVURUSU (Başvuru Numaras ı: 2016/10568) Karar Tarihi: 10/3/2020 Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Kadir ÖZKAYASelahaddin MENTE Ş Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Mehmet UÇAR Vekili : Av. Gözde BIYIKLI ÖNER I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, kamu görevlisi taraf ından gerçekle ştirilen hakaret ve müessir fiil sonu
TÜRKİYE CUMHUR İYETİ ANAYASA MAHKEMES İ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR MEHMET UÇAR BA ŞVURUSU (Başvuru Numaras ı: 2016/10568) Karar Tarihi: 10/3/2020 Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Kadir ÖZKAYASelahaddin MENTE Ş Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Mehmet UÇAR Vekili : Av. Gözde BIYIKLI ÖNER I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, kamu görevlisi taraf ından gerçekle ştirilen hakaret ve müessir fiil sonucu aç ılan tazminat davas ının süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakk ının ve kötü muamele yasa ğının ihlal edildi ği iddialar ına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜREC İ 2. Başvuru 7/6/2016 tarihinde yap ılm ıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yap ılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmu ştur. 4. Komisyonca ba şvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm taraf ında n yap ılmas ına karar verilmi ştir. 5. Bölüm Ba şkan ı taraf ından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yap ılmas ına karar verilmi ştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örne ği bilgi için Adalet Bakanl ığına (Bakanl ık) gönderilmi ştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin (2) numaral ı fıkras ı uyar ınca başvurunun içtihad ın oluştuğu alana ili şkin olduğu değerlendirilerek Bakanl ık cevab ı beklenmeden incelenmesine karar verilmi ştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildi ği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 38. Başvurucu, Türk Silahl ı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde astsubay olarak görev yapmakta iken istihbarat ihtisas astsubay temel kursuna kat ılm ıştır. 9. An ılan kursun 2/5/2013 tarihinde gerçekle ştirilen bitirme s ınav ında, s ınav kâğıdını zaman ında teslim etmemesi nedeniyle ba şvurucuya s ınav görevlisi olan Subay N.A. taraf ından tokat at ılm ış ve hakaret edilmi ştir. 10. Başvurucu, olay ın ertesi günü kendisine tokat atan N.A.dan şikâyetçi olmu ştur. Bu talep üzerine düzenlenen iddianame sonucu N.A. hakk ında asta müessir fiil ve hakaret suçlar ından dava aç ılm ıştır. 11. Yarg ılamay ı yapan Jandarma Genel Komutanl ığı Askerî Mahkemesi 15/10/2014 tarihli karar ıyla isnat edilen suçlar ın işlendiği sonucuna vararak N.A.n ın hapis ve adli para cezas ı ile cezaland ırılmas ına hükmetmi ş ancak hükmün aç ıklanmas ının geri b ırak ılmas ına karar vermi ştir. 12. Başvurucu bu sürecin ard ından 13/1/2015 tarihinde N.A.ya kar şı Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde manevi tazminat davas ı açm ıştır. 13. Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 27/5/2015 tarihli karar ıyla davay ı görev yönünden reddetmi ştir. Ret gerekçesinde zarara neden olan olay ın askerlik hizmetine ili şkin bir s ınav esnas ında, dolay ısıyla askerî görevin ifas ı sıras ında meydana geldi ği ve bu nedenle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AY İM) görevli oldu ğu ifade edilmi ştir. 14. Görev ret karar ı üzerine ba şvurucu 8/7/2015 tarihinde AY İM İkinci Dairesi (Mahkeme) nezdinde manevi tazminat davas ı açm ıştır. 15. Mahkeme 30/12/2015 tarihli karar ıyla davay ı süre aşımı yönünden reddetmi ştir. 16. Ret gerekçesinde öncelikle 4/7/1972 tarihli ve 1602 say ıl ı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu nun dava açma süresine ili şkin hükümlerine yer verilerek idari eylemlerden haklar ı ihlal edilmi ş olanlar ın dava açmadan önce, bu eylemlerin yaz ılı bildirimi üzerine veya ba şka suretle ö ğrendikleri tarihten itibaren bir y ıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren be ş yıl içinde yetkili makama ba şvurarak haklar ının yerine getirilmesini istemelerinin gerektiği, bu isteklerin k ısmen veya tamamen reddi hâlinde ret i şleminin tebli ği tarihinden ve altm ış gün içinde cevap verilmedi ği takdirde bu sürenin bitti ği tarihten itibaren altm ış gün içinde tam yarg ı davas ı açmalar ı gerektiği hat ırlat ılm ıştır. Başvurucunun s ınav gözetmeni olarak kamu gücünü kullanan ve dolay ısıyla askerî görev ifa etmekte olan bir üstünün müessir fiiline ve hakaretine maruz kalarak olay an ı itibar ıyla eylemden ve zarardan haberdar olduğu vurgulanm ıştır. Başvurucunun 2/5/2013 tarihinden itibaren bir y ıl içinde idareye başvurmad ığı ve bir y ıllık sürenin a şılmas ından sonra 13/1/2015 tarihinde görevsiz yarg ı kolunda dava açt ığı ifade edilmi ştir. Diğer taraftan kamu görevlilerinin görevin ifas ı sıras ında yol açt ığı zararlara ili şkin uyuşmazl ıklar ın idari yarg ı kolunun görev alan ı içinde kald ığında duraksama bulunmad ığı hat ırlat ılm ıştır. Sonuç olarak eylem ve zarar ın öğrenilmesinden itibaren bir y ıllık sürenin geçmesinin ard ından görevsiz yarg ı kolunda aç ılan davan ın usulden reddedilmesi üzerine AY İM nezdinde ikame edilen uyu şmazl ığın süre aşımına uğrad ığı ifade edilerek ret gerekçesi olu şturulmuştur. 17. Karar düzeltme istemi mahkemenin 4/5/2016 tarihli karar ı ile reddedilmi ştir. Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 418. Başvurucu nihai karar ı 17/5/2016 tarihinde tebellü ğ etmesinin ard ından 7/6/2016 tarihinde bireysel ba şvuruda bulunmu ştur. IV.İLGİLİ HUKUK A. İlgili Mevzuat 19. 1602 say ılı mülga Kanun un 43. maddesinin birinci f ıkras ı şöyledir: "İdari eylemlerden haklar ı ihlal edilmi ş olanlar ın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yaz ılı bildirimi üzerine veya ba şka suretle ö ğrendikler i tarihten itibaren bir y ıl ve her halde eylem tarihinden itibaren be ş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklar ının yerine getirilmesini istemeleri laz ımd ır. Bu isteklerin k ısmen vey a tamamen reddi halinde bu konudaki i şlemin tebli ği tarihinden ve altm ış gün içinde cevap verilmedi ği takdirde bu sürenin bitti ği tarihten itibaren altm ış gün içinde tam yarg ı davas ı açabilirler. Görevli olmayan adli yarg ı mercilerine aç ılan tam yarg ı davas ının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine aç ılan davalarda, birinci f ıkrada öngörülen idareye ba şvurma şart ı aranmaz. " B. İlgili İçtihat 20. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/9/2006 tarihli ve E.2006/4-526, K.2006/562 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "Memurlar ın ve diğer kamu görevlilerinin ki şisel kusur te şkil eden eylemleri Anayasan ın 129/5. maddesinin kapsam ında düşünülemez. Dava dilekçesinde davac ı, daval ının kişisel kusuruna dayanarak istemde bulunmu ştur. Davac ı, hakk ında haz ırlık soruşturmas ı yapan daval ının görevini ihmal etti ği, yeterli soru şturma yapmad ığı ve geçerl i deliller olmadan hakk ında dava açt ığını iddia ederek onun ki şisel kusuruna dayanm ıştır. İddia edilen olgular ın sabit görülmesi halinde Anayasan ın 129/5.maddesi kapsam ında değerlendirme olana ğı yoktur. Öyleyse mahkemece yap ılacak iş davac ının iddias ı ve daval ının eylemleri yasal çerçevede de ğerlendirilip, incelenerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemenin bu yönü gözetmeden yaz ılı gerekçe ile davan ın husumet yönünden reddetmi ş olmas ı doğru görülmemi ştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yap ılan yarg ılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmi ştir. ... Taraflar ın karşılıklı iddia ve savunmalar ına, dosyadaki tutanak ve kan ıtlara, bozm a karar ında aç ıklanan nedenlere ve özellikle, Anayasa n ın 129/5.maddesi gere ğince memurlar ın ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullan ırken meydana gelen zararlara ilişkin idare aleyhine dava aç ılabilmesinin, eylemin hizmet kusurundan kaynaklanm ış olmas ı koşuluna ba ğlı bulunmas ına; dava dilekçesinde s ıralanan maddi olgular daval ının salt kişisel kusuruna dayan ıldığını göstermesine ve öncelikle bu iddia do ğrultusunda delillerin toplan ıp değerlendirilmesi gerekti ğine; nitekim Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulu nun 29/3/2006 gün, E: 2006/4-86, K;2006/111 say ılı karar ında da ayn ı ilkenin benimsenmi ş olmas ına göre; Hukuk Genel Kurulu nca da benimsenen Özel Daire bozma karar ına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya ayk ırıdır. Bu nedenl e direnme karar ı bozulmal ıdır." Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 521. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/10/2007 tarihli ve E.2007/4-640, K.2007/725 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "Anayasa m. 129/5 de, memurlar ve di ğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullan ırken işledikleri kusurlardan do ğan tazminat davalar ının, ancak idare aleyhine aç ılabileceği benimsenmi ştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmay ıp; idari yetkilerin kullan ılma alan ı ile eş anlat ımla, idari i şlem ve eylem niteli ğini yitirmemi ş davran ışlar ile s ınırlıdır. Özellikle, haks ız eylemlerde; kamu görevlisinin, Anayasa n ın bu güvencesinden yararlanma olana ğı bulunmamaktad ır. Somut olayda, daval ının tan ı ve tedavide hatal ı davrand ığı ileri sürülerek tazminat isteminde bulunulmu ştur. Şu durumda, aç ıkça kişisel kusura dayan ılmıştır. 0 nedenle, Anayasa m.129/5 hükmünün göz önünde tutulabilmesi söz konusu de ğildir. Mahkemece, i şin esas ının incelenmesi; daval ının kişisel kusurunun bulunup bulunmad ığının araştırılmas ı ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Aç ıklanan nedenlerle, yaz ılı şekilde karar verilmesi do ğru görülmemi ş ve bozmay ı gerektirmi ştir...) gerekçesiyl e bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yap ılan yarg ılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmi ştir. ... Taraflar ın karşılıklı iddia ve savunmalar ına, dosyadaki tutanak ve kan ıtlara, bozm a karar ında aç ıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, Anayasan ın 129/5 maddesi gereğince memurlar ın ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullan ırken meydana gelen zararlara ili şkin davalar ın idare aleyhine dava aç ılabilmesinin, eylemin hizmet kusurundan kaynaklanm ış olmas ı koşuluna ba ğlı bulunmas ına; dava dilekçesinde s ıralanan maddi olgular ın daval ının salt kişisel kusuruna dayan ıldığını göstermesi kar şısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplan ıp değerlendirilerek sonuca var ılmas ının gerekmesine; Hukuk Genel Kurulu nun 15.11.2000 gün ve 2000/4-1650 E. 2000/1690 K; 26.09.2001 gün ve 2001/4-595 E. 2001/643 K.; 29.03.2006 gün ve 2006/4-86 E. 2006/111 K.; 20.09.2006 gün ve 2006/4-526 E. 2006/562 K. Say ılı ilamlar ında da ayn ı ilkenin vurgulanm ış olmas ına göre, Hukuk Genel Kurulu nca da benimsenen Özel Daire bozma karar ına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya ayk ırıdır.Bu nedenle direnme karar ı bozulmal ıdır." 22. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/10/2007 tarihli ve E.2007/4-800, K.2007/797 say ılı karar ının ilgili k ısımlar ı şöyledir: "Davac ı, daval ı Sağlık Bakanl ığına bağlı hastanede daval ı Ekrem Yalç ın taraf ından ameliyat yap ıldığını, ad ı geçen daval ı doktorun şahsi kusuru nedeniyle felç oldu ğunu ve bu durumun Yüksek Sa ğlık Şuras ı nın 11059 say ılı karar ı ile sabit oldu ğunu belirterek maddi v e manevi tazminat istemi ştir. Dava dilekçesinden davac ının ad ı geçen daval ı doktorun ki şisel kusuruna dayand ığı anlaşılmaktad ır. Her ne kadar mahkemece, Anayasa n ın 129/5. maddesi gereğince, kamu görevlilerinin yetki ve görevlerini yerine getirirken i şledikleri kusurdan doğan tazminat davalar ı, kendilerine rücu edilmek kayd ıyla idare aleyhine aç ılabileceği gerekçesiyle ad ı geçen daval ı hakk ındaki dava husumetten reddedilmi ş ise de, davac ı tara f daval ının görevinden ayr ılabilen ki şisel kusuruna dayal ı olarak istemde bulunmu ştur. Bu nedenle mahkemece i şin esas ına girilerek, daval ının kişisel kusuru olup olmad ığı belirlenerek, ki şisel kusur varsa Anayasa n ın 129/5.maddesinin korumas ından yararlan ılamayaca ğı düşünülerek var ılacak sonuca göre karar vermek gerekirken, daval ı Ekrem Yalç ın yönünden davan ın husumetten reddi usul ve yasaya ayk ırı görüldüğünden karar ın bozulmas ı gerekmi ştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yap ılan yarg ılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmi ştir. Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 6... Taraflar ın karşılıklı iddia ve savunmalar ına, dosyadaki tutanak ve kan ıtlara, bozma karar ında aç ıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, Anayasan ın 129/5.maddesi gere ğince memurlar ın ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullan ırken meydana gelen zararlara ili şkin davalar ın idare aleyhine dava aç ılabilmesinin, eylemin hizmet kusurundan kaynaklanm ış olmas ı koşuluna bağlı bulunmas ına; dava dilekçesinde sıralanan maddi olgular ın daval ının salt ki şisel kusuruna dayan ıldığını göstermesi karşısında öncelikle bu iddia do ğrultusunda delillerin toplan ıp değerlendirilerek sonuca var ılmas ının gerekmesine; Hukuk Genel Kurulu nun 15.11.2000 gün ve 2000/4-1650 E. 2000/1690 K; 26.09.2001 gün ve 2001/4-595 E. 2001/643 K.; 29.03.2006 gün ve 2006/4-86 E. 2006/111 K.; 20.09.2006 gün ve 2006/4-526 E. 2006/562 K.; 17.10.2007 gün ve 2007/4-640 E. 2007/725 K. say ılı ilamlar ında da ayn ı ilkenin vurgulanm ış olmas ına göre, Hukuk Genel Kurulu nca da benimsenen Özel Daire bozma karar ına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya ayk ırıdır. Bu nedenle direnme karar ı bozulmal ıdır." 23. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 1/2/2012 tarihli ve E.2011/4-592, K.2012/25 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyu şmazl ık; kamu görevlis i doktorun eylemi nedeniyle aç ılan eldeki tazminat davas ında husumetin ad ı geçen doktora yöneltilip yöneltilemeyece ği noktas ında toplanmaktad ır. Öncelikle, devlet hastanesinde çal ışan kamu görevlisi doktorun eyleminden sorumlulu ğa ilişkin yasal düzenleme, kavram ve kurumlar irdelenmelidir: Kamu personelinin mali sorumlulu ğuna ilişkin düzenlemeler öncelikle Anayasa olma k üzere ilgili kanunlar ında yer almaktad ır. ... Anayasa n ın bu hükümleri ile amaçlanan, memur ve di ğer kamu görevlilerini n yetkilerini kullan ırken kusurlu davrand ıklar ından bahisle hakl ı ya da haks ız olarak yarg ı mercileri önüne ç ıkar ılmas ını önlemek, kamu hizmetinin sekteye u ğrat ılmadan yürütülmesini sağlamak ve ayn ı zamanda zarara u ğrayan kişi yönünden de memur veya di ğer kamu görevlisine oranla ödeme gücü daha yüksek olan devlet bir sorumluyu muhatap k ılarak kamu düzenini korumakt ır. ... Görülmektedir ki, Anayasa'n ın 40/3, 125/son, 129/5 maddeleri ile uygulaman ın çerçevesi net olarak çizilmi ş; 'memurlar ve di ğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullan ırken işledikleri kusurlardan do ğan tazminat davalar ının, ancak rücu edilmek şart ı ile idare aleyhine aç ılabileceği' aç ıkça ifade edilmi ştir. Uyuşmazl ığın çözümünde Anayasa n ın 129/5 maddesinde yer alan 'yetkilerini kullan ırken işledikleri kusur' ifadesinden ne anla şılmas ı gerektiğinin belirlenmesi önem taşımaktad ır ki, bu noktada 'kusur' ile ilgili aç ıklama yap ılmas ında yarar vard ır: Kusurun kanunlar ımızda tan ımı yap ılmam ıştır. Uygulama ve ö ğretide kabul görmüş tan ıma göre; kusur, hukuk düzenince k ınanabilen davran ıştır. K ınaman ın nedeni, ba şka türlü davranma olana ğı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davran ılmayarak, bu tarzdan Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 7sap ılmış olmas ıdır. K ısacas ı; kusur, genel tan ımıyla, hukuk düzeni taraf ından bir davran ış tarz ının k ınanmas ı olup; bu k ınama, o davran ışın belirli ko şullar alt ında bireylerden beklenen ortalama hareket tarz ından sapm ış olmas ından kaynaklan ır. ...İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde olaya bak ıldığında ise, bir kamu görevlisinin görev sıras ında, hizmet araçlar ını kullanarak yapt ığı eylem ve i şlemlerine ili şkin kişise l kusurunun, kasti suç niteli ği taşısa bile hizmet kusuru olu şturacağı ve bu nedenle aç ılacak davalar ın ancak idare aleyhine aç ılabileceği bilinen ilkelerindendir (Dan ıştay 10.Daire T. 20.04.1989 gün ve 1988/1042 E.; 1989/857 K. say ılı ilam ı). Yeri gelmi şken 'yetkilerini kullan ırken' ve 'bu görevleri yerine getiren personel ' kavramlar ıyla amaçlan ın ne olduğu üzerinde durulmal ıdır: Devletin sorumlulu ğunun diğer bir şart ı da, zarar ın, memur ve di ğer bir kamu görevlisi taraf ından 'görevini yerine getirirken' ve 'görevle ilgili yetkilerini kullan ırken' gerçekleştirilmiş olmas ıdır. Şu halde 'görevin ifas ı' 'yetkinin kullan ılmas ı' ile gerçekle şen zarar aras ında işlevsel (görevsel) bir ba ğ bulunmal ı; zarar, kamu görevi (kamu yetkisi) yerine getirilirken, bu görev ve yetki nedeni ile do ğmuş olmal ıdır. ... Öte yandan, kamu görevlisinin, hizmet içinde veya hizmetle ilgili olmak üzere tutum ve davran ışının suç olu şturmas ı ya da hizmeti yürütürken a ğır kusur işlemesi veya dü şmanl ık, siyasal kin gibi kötü niyetle bir ki şiye zarar vermesi halinde dahi bu durum, ayn ı zamanda yönetimin gözetim ve iyi eleman seçme yükümlülü ğünü yerine getirmemesi nedeniyle hizme t kusuru da say ılmal ı ve bu nedenle aç ılacak dava idareye yöneltilmelidir. Tüm bu aç ıklamalar göstermektedir ki, ki şilerin uğrad ığı zararla, zarara sebebiyet veren kamu personelinin yürüttü ğü görev aras ında herhangi bir ili şki kurulabiliyorsa, ortada görevle ilgili bir durum var demektir ve bu tür davran ışlar kasten veya ihmalen işlenmesine bak ılmaks ızın, kamu personelinin hizmetten ayr ılamayan ki şisel kusurlar ı olarak ortaya ç ıkmakta ve bu husus, 657 say ılı Yasan ın 13 üncü maddesindeki ki şilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak u ğrad ıklar ı zararlar ibaresinde ifadesin i bulmaktad ır. Diğer taraftan, Anayasa n ın 129/5 maddesinde 'kusur' şart ından bahsedildi ğine göre yetkisini kullanan memurun veya kamu görevlisinin i şlediği eylemin kasten mi yoksa ihmalen mi gerçekle ştirdiğine bak ılmaks ızın bu eylemlerinden do ğan davalar ın ancak idare aleyhine açılmas ı gerektiğinin kabulü zorunludur. Hukuk Genel Kurulu ndaki görü şmelerde yukar ıda aç ıklanan anayasal ve yasa l düzenlemeler ile kurum ve kavramlar de ğerlendirilmi ş; Öncelikle, aç ıklanan anayasal ve yasal düzenlemelerin amac ı tart ışılmış; gerek Anayasa, gerekse Devlet Memurlar ı Kanunu nda yer alan düzenlemelerin, memur ve kam u görevlisinin sorumlulu ğunu ortadan kald ırmad ığı; daha sonra ilgilisine rücu edilmek üzer e ilk etapta devletin sorumlulu ğuna giderek, ma ğdura zarar ını daha iyi bir şekilde giderecek bir muhatap ve tereddütsüz bir yarg ı yolu sağlad ığı; bugüne kadar ki uygulamada, kam u personelinin mali sorumlulu ğunu çözmek için hizmet kusuru ve ki şisel kusur ayr ımına Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 8gidilmiş olmas ının yerinde olmad ığı, zira yasada böyle bir unsur bulunmay ıp; bunun tamamen idare ile memur aras ında görülecek rücu davas ının sorunu oldu ğu; öte yandan, Anayasa n ın 129/5 maddesinde say ılan görevlinin görevini yerine getirirken veya yetkilerin i kullan ırken kasten isledi ği eylemin bu koruma alt ına girip girmeyece ğine ilişkin olarak da, yasan ın 'kusur' ifadesi kullanmas ı karşısında eylemin kasten veya ihmalen i şlenmesine bak ılmaks ızın idarenin sorumlulu ğuyla güvence alt ına al ındığı, ceza mahkemesind e yarg ılanmas ının hatta ceza almas ının dahi öneminin bulunmad ığı, bunun da ancak rücu davas ında dikkate al ınacağı; sonuçta, memur ve kamu görevlisinin görevi s ıras ında hizme t araçlar ını kullanarak yapt ığı eylem ve i şlemlerine ili şkin kişisel kusurunun kasti suç niteli ği taşısa bile hizmet kusuru olu şturacağı bu nedenle aç ılacak davan ın idare aleyhine aç ılmas ı gerektiği; görev yap ılan yerde dahi olsa memur ve kamu görevlisinin yapt ığı iş ile ilgisi olmayan eylemlerin varl ığı halinde ise bu eylemden memurun ki şisel olarak sorumlu tutulacağı, bu nedenle aç ılacak davalar ın da ancak adli yarg ıda ve kamu görevlisi veya memur aleyhine aç ılabileceği, ilke olarak oyçoklu ğu ile kabul edilmi ştir. Bu ilkeler ışığında somut olay de ğerlendirildi ğinde: Davac ı taraf, daval ı doktorun görevi s ıras ında kanamal ı ve acil durumda oldu ğu halde destekleri olan hastaya müdahalede bulunmay ıp, d ış gebelik olan ba şka bir hastayla ilgilendiği; böylece, dikkatsizlik ve tedbirsizli ği nedeni ile deste ğin ölümüne neden oldu ğu iddias ıyla ve doktoru has ım göstererek eldeki tazminat davas ını açm ışlard ır. Davac ılar ın bu iddias ı, içerikçe daval ı doktorun görevi s ıras ında ve yetkisini kullan ırken işlediği bir kusura ve bu kusurun niteli ği itibariyle de kamu görevlisinin ihmaline dayanmaktad ır. Hal böyle olunca, daval ının görevi d ışında kalan ki şisel kusuruna dayan ılmad ığına, dikkatsizlik ve tedbirsizli ğe dayal ı da olsa eylemin görev s ıras ında ve görevle ilgili olmas ına ve hizmet kusuru niteli ğinde bulunmas ına göre, eldeki davada husumet kamu görevlisine değil, idareye dü şmektedir. Öyle ise, dava idare aleyhine aç ılıp, husumetin de idarey e yöneltilmesi gerekir. Yukar ıda aç ıklanan nedenlerle, Mahkemece, daval ı doktor has ım gösterilerek aç ılan davan ın husumet yoklu ğu nedeni ile reddedilmesi usul ve yasaya uygun olup, direnme karar ının onanmas ı gerekir." 24. Uyuşmazl ık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 18/5/1992 tarihli ve E.1992/15, K.1992/18 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "TC. Merkez Bankas ında memur olan davac ı, sicil amirlerinin kendisine kin, garez ve kötüniyetle sicil verdiklerini, sicilde yaz ılı ifadelerin hakaret te şkil ettiğini ve suç isnad ı anlam ı taşıdığını ileri sürerek tazminata mahkum edilmeleri istemiyle adli yarg ı yerinde 4.9.1991 günlü dilekçe ile manevi tazminat davas ı açm ıştır. Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi; 26.12.1991 gün ve 611-768 say ıyla; daval ı ve davac ının Merkez Bankas ı personeli oldu ğu, personelin özel statüsünün Merkez Bankas ı Kanunu ile düzenlendi ği, bu Kanunda ayr ı bir düzenleme olmamas ı halinde Devlet Personel Kanunu hükümlerinin uygulanaca ğı görüşüyle, daval ılar ın sicil amiri olarak özel kas ıtla da olsa kötü sicil vermelerinin idari tasarruf oldu ğu ve idari tasarrufun denetiminin de idari yarg ı yerinde tam yarg ı davas ı olarak incelenebilece ği gerekçesiyle görevsizlik karar ı vermiş, karar temyiz edilmeyerek kesinle şmiştir. Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 9Davac ı, ayn ı istek ve iddialarla 11.2.1992 tarihinde daval ılara kar şı idare mahkemesinde dava açm ıştır. Kayseri İdare Mahkemesi; 14.2.1992 gün ve 108-107 say ıyla: İdari işlemler nedeniyle açılacak iptal ve tazminat davalar ının uyuşmazl ığa yol açan i şlemi tesis eden ve yürüten icra birimine veya onun en yüksek makam ına yöneltilmesi gerekti ği, davada ise sicil amirlerinin has ım gösterildi ği, davac ının gerçek ki şiler aleyhine açt ığı davan ın Hukuk Usul ü Muhakemeleri Kanunu nun 20.,21. ve Borçlar Kanunu nun 41. ve devam eden maddeler i uyar ınca adli yarg ı yerinde çözümlenmesi gerekti ği gerekçesiyle görevsizlik karar ı vermiş bu karar da temyiz edilmeyerek kesinle şmiştir. ... Davac ı ve daval ılar TC. Merkez Bankas ı personelidir. Görevli yarg ı yerinin tayin edilebilmesi için öncelikle TC. Merkez Bankas ının ve memurlar ının kamu kurulu şlar ı aras ındaki yerinin ve statüsünün belirlenmesi gerekmektedir. ... Olayda davac ı ve daval ılar üçüncü ki şi olmay ıp bankan ın personel rejimine göre atama tasarrufu ile i şe al ınan kamu görevlileridir. Dava konusu edilen husus da davac ının özlük hakk ını ilgilendirmekte ve daval ılar ın ifa ettikleri kamu görevleriyle ilgili idari i şleme ilişkin bulunmaktad ır. Anayasa n ın 129/5. maddesi; "memurlar ve di ğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullan ırken işledikleri kusurlardan do ğan tazminat davalar ı, kendilerine rücu edilmek kayd ıyla ve kanunun gösterdi ği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir." hükmünü içermektedir. Anayasa n ın bu kural ının kabul amac ı, memur veya di ğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullan ırken yapt ıklar ı işlerden dolay ı, hakl ı haks ız yarg ı mercileri önüne ç ıkar ılmas ını önlemek, kamu hizmetinin sekteye u ğrat ılmadan görülmesini sağlamak ve ayn ı zamanda ma ğdur olan ki şiye de kamu görevlisine nazaran ödeme gücü daha yüksek bir sorumluyu muhatap k ılarak kamu düzenini korumakt ır. Burada sözkonusu edilen kusur hiç ku şkusuz, hizmetten ayr ılmas ı mümkün olmayan kusurdur, yoksa kamu personelinin görevi ve yetkilerinden, kulland ığı araç ve gereçlerden, resmi s ıfat ından ayr ılabilen; ba şka bir anlat ımla, suç biçimine dönü şerek idari olm a niteliğini yitiren eylem ve i şlemleri, Anayasal koruman ın d ışında ve dolay ısıyla personelin doğrudan do ğruya kişisel sorumlulu ğunu gerektiren hukuk alan ı içindedir. Sicil amirleri, amiri olduklar ı kişiler hakk ında sicil düzenlerken ön önemli olan yetkilerinden birini kullan ırlar. Bu nedenle, emri alt ındaki personele sicil verirken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafs ızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmek zorundad ır. Önemi son derece büyük sicil verme i şlemi, görev kusuru olarak de ğerlendirilebildi ği takdirde, ki şisel kusura dayan ılarak sicil üstleri haklar ında adli yarg ı yerinde do ğrudan doğruya dava aç ılmas ına Anayasal aç ıdan imkan yoktur. Bu nedenle, adli yarg ı yerinde kişiler aleyhine aç ılan davan ın hzmet kusuru ya da hizmet kusuru ile ki şisel kusurun tedahülü durumunda reddi, aksi halde daval ılar yönünden bir karara ba ğlanmas ı gerekirken görevsizlik karar ı verilmiştir. İdari yarg ı düzeninde, ancak Devlete veya di ğer kamu tüzel ki şilerine kar şı aç ılan davalara bak ılabilir. Kamu ajan ı da olsa gerçek ki şiler kural olarak idari yarg ı önünd e daval ı mevkiinde bulunamazlar. Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 10Adliye Mahkemesinin görevsizlik karar ı üzerine idari yarg ı merciinde yeniden aç ılan dava kamu tüzel ki şilerinden herhangi birisi aleyhine de ğil de doğrudan do ğruya kam u ajanlar ı aleyhine aç ıldığına göre, idarenin bütünlü ğü esas ına istinaden 2577 say ılı Yasan ın 15/c bendi uyar ınca gerçek hasma tebligat suretiyle eksikli ğin giderilmesi olana ğı da yoktur. Bu durum kar şısında davan ın reddi gerekirken görevsizlik karar ı verilmesi do ğru değildir. Aç ıklanan nedenlerle, Kayseri İdare Mahkemesi nin 14.2.1992 gün ve 107-108 sayılı görevsizlik karar ının kald ırılmas ı gerekmektedir." V.İNCELEME VE GEREKÇE 25. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapm ış olduğu toplant ıda başvuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddialar ı 26. Başvurucu; yarg ılama sürecinde hatal ı yorum yap ıldığını, uğrad ığı zarar ı ve hizmet kusurunu ö ğrendikten sonra dava açt ığını belirterek mahkemeye eri şim ihlal edildi ğini ileri sürmektedir. B. Değerlendirme 27. Anayasa n ın 36. maddesinin birinci f ıkras ı şöyledir: "Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünd e davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir." 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 28. Aç ıkça dayanaktan yoksun olmad ığı ve kabul edilemezli ğine karar verilmesini gerektirecek ba şka bir neden de bulunmad ığı anlaşılan mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildiğine ilişkin iddian ın kabul edilebilir oldu ğuna karar verilmesi gerekir. 2. Esas Yönündena. Hakk ın Kapsam ı ve Müdahalenin Varl ığı 29. Anayasa'n ın 36. maddesinin birinci f ıkras ında, herkesin yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddiada bulunma ve savunma hakk ına sahip oldu ğu belirtilmi ştir. Dolay ısıyla mahkemeye eri şim hakk ı, Anayasa n ın 36. maddesinde güvence alt ına al ınan hak arama özgürlü ğünün bir unsurudur. Di ğer yandan Anayasa'n ın 36. maddesine adil yarg ılanma ibaresinin eklenmesine ili şkin gerekçede, Türkiye'nin taraf oldu ğu uluslararas ı sözleşmelerce de güvence alt ına al ınan adil yarg ılanma hakk ının madde metnine dâhil edildiği vurgulanm ıştır. Avrupa İnsan Haklar ı Sözleşmesi'ni (Sözle şme) yorumlayan Avrupa İnsan Haklar ı Mahkemesi, Sözle şme'nin 6. maddesinin (1) numaral ı fıkras ının mahkemeye erişim hakk ını içerdiğini belirtmektedir ( Özbak ım Özel Sa ğlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, 34). 30. Anayasa Mahkemesi bireysel ba şvuru kapsam ında yapt ığı değerlendirmelerde mahkemeye eri şim hakk ının bir uyu şmazl ığı mahkeme önüne ta şıyabilmek ve uyu şmazl ığın etkili bir şekilde karara ba ğlanmas ını isteyebilmek anlam ına geldiğini ifade etmi ştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, 52). Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 1131. Somut olayda tam yarg ı davas ının süre a şımından reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye eri şim hakk ına yönelik bir müdahalenin bulundu ğu görülmektedir. b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Olu şturmad ığı 32. Anayasa'n ın 13. maddesinin ilgili k ısm ı şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, ... yaln ızca Anayasan ın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere ba ğlı olarak ve ancak kanunla s ınırlanabilir. Bu s ınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine ayk ırı olamaz." 33. Yukar ıda an ılan müdahale, Anayasa n ın 13. maddesinde belirtilen ko şullara uygun olmad ığı takdirde Anayasa n ın 36. maddesinin ihlalini te şkil edecektir. 34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa n ın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun dü şen, kanun taraf ından öngörülme, hakl ı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine ayk ırı olmama ko şullar ına uygun olup olmad ığının belirlenmesi gerekir. i. Kanunilik 35. Başvuruya konu davan ın süre a şımı gerekçesiyle reddedilmesine ili şkin mahkeme karar ının 1602 say ılı mülga Kanun un 43. maddesine dayand ığı görülmektedir. Dolay ısıyla somut olayda ba şvurucunun mahkemeye eri şim hakk ına yönelik müdahalenin kanuni dayana ğının mevcut oldu ğu anlaşılm ıştır. ii. Meşru Amaç 36. Dava açman ın bir süreye ba ğlanmas ının meşru amac ının ne oldu ğu hususu benzer nitelikteki ba şvurularda Anayasa Mahkemesi taraf ından müteaddit defa incelenmi ştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari i şlem ya da eylemlere kar şı aç ılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle idari istikrar ın sağlanmas ı şeklinde bir me şru amac ı bulunduğuna işaret etmiştir (daha ayr ıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Y ıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017, 54, 55; Fatma Altuner, B. No: 2014/17714, 26/10/2017, 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticare t Limitet Şirketi , B. No: 2014/12354, 9/11/2017, 52). iii. Ölçülülük(1) Genel İlkeler 37. Dava açmay ı imkâns ız k ılacak ölçüde k ısa olmad ıkça dava açma ya da kanun yollar ına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, hukuki belirlilik ilkesinin bir gere ğidir ve tek başına bu durum mahkemeye eri şim hakk ına ayk ırılık oluşturmaz ( Remzi Durmaz , B. No: 2013/1718, 2/10/2013, 27). 38. Anayasa Mahkemesi bireysel ba şvuru kapsam ında yapt ığı değerlendirmelerde kişinin mahkemeye ba şvurmas ını engelleyen veya mahkeme karar ını anlams ız hâle getiren, bir başka anlat ımla mahkeme karar ını önemli ölçüde etkisizle ştiren s ınırlamalar ın mahkemeye eri şim hakk ını ihlal edebilece ğini ifade etmi ştir (Özkan Şen , 52). Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 1239. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallar ını uygularken yarg ılaman ın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde kat ı şekilcilikten kaç ınmalar ı gerektiği gibi kanunla öngörülmü ş usul şartlar ının ortadan kalkmas ına neden olacak ölçüde a şırı esneklikten de kaç ınmalar ı gerekir ( Kamil Koç , B. No: 2012/660, 7/11/2013, 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ili şkin kurallar ın hukuka aç ıkça ayk ırı olarak yanl ış uygulanmas ı veya bu sürelerin hatal ı hesaplanmas ı nedenleriyle ki şilerin dava açma ya da kanun yollar ına başvuru haklar ını kullanmas ına engel olunmas ı mahkemeye eri şim hakk ını ihlal edebilir ( Özbak ım Özel Sa ğlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., 38). 40. Dava açma süresinin i şlemeye ba şlad ığı an da mahkemeye eri şim hakk ına yap ılan müdahalenin ölçülülü ğü bağlam ında büyük önem ta şımaktad ır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 66). Dava açma süresinin hangi tarihte ba şlayacağını belirlemek ve mevzuat ı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel ba şvurunun ikincillik ilkesi gere ği, dava açma süresinin ba şlatılacağı tarihin belirlenmesi noktas ında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktad ır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstlenece ği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılmas ı gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlar ının mahkemeye eri şim hakk ına etkisini somut olay ın koşullar ı ışığında incelemektir ( Ahmet Y ıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, 46). Bu kapsamda dava açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakk ının doğduğundan haberdar olmad ığı ve somut ko şullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü hakl ı kılan nedenlerin bulunmad ığı bir dönemde i şlemeye ba şlamas ı dava hakk ının varl ığını anlams ız k ılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir ( Yaşar Çoban, 66). 41. Uğran ıldığı ileri sürülen zarar ın öğrenildiği veya ö ğrenilmesi gereken tarih hakk ında hiçbir de ğerlendirme yap ılmaks ızın dava açma süresine ili şkin baz ı kategorik kabul ve değerlendirmelerle davalar ın süre yönünden reddedilmesi mahkemeye eri şim hakk ını ihlal edebilir. Bu çerçevede eylemin idarili ğinin veya yol açt ığı zarar ın ya da illiyet ba ğının eylemden çok sonra anla şıldığı veya ortaya konulabildi ği durumlarda dava açma süresinin bu tarihlerden sonra ba şlayacağı kabul edilmelidir. Eylemin idarili ği ve doğurduğu zarar bazen eylemin gerçekle şmesinden sonra de ğişik araştırma, inceleme hatta ceza yarg ılamalar ı sonucunu ortaya ç ıkarabilmektedir. Ortaya konulacak ölüm nedeni, ço ğu zaman eylemin idariliğinin ve illiyet ba ğının varl ığının tespiti konusunda önem ta şımaktad ır (Şeyma Kayaoğlu, B. No: 2014/5491, 5/7/2017, 54, 55, 56). (2) İlkelerin Olaya Uygulanmas ı 42. Somut olayda ba şvurucu kendisine tokat atan subaya aleyhine, ceza davas ı sonuçland ıktan sonra, ki şisel kusuru nedeniyle adli yarg ı yerinde dava açt ığını, adli yarg ı yeri taraf ından uyu şmazl ığın idari yarg ının görev alan ına girdiğinin belirtilerek davan ın görev yönünden reddi üzerine süresinde AY İM nezdinde davas ını yenilediğini ileri sürmektedir. 43. AYİM, zarar ın ve eylemin tokat atma ile hakaret etme eylemlerinin gerçekleştiği 2/5/2013 tarihinde ö ğrenildiğini, bu tarihten itibaren bir y ıllık süre aşıldıktan sonra adli yarg ı yerinde aç ılan davada verilen görev ret karar ı üzerine aç ılan davan ın süresinde olmad ığı gerekçesine yer vererek davay ı reddetmi ştir. 44. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte ba şvurularda da belirtildi ği üzere eylemin idarili ğinin veya yol açt ığı zarar ın ya da aras ındaki illiyet ba ğının eylemden sonra anla şıldığı veya ortaya konulabildi ği durumlarda dava açma süresinin bu tarihlerden Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 13sonra başlayacağı kabul edilmektedir (çok say ıda karar aras ından bkz. Şeyma Kayao ğlu,, 46). 45."Genel ilkeler" kısm ında da belirtildi ği üzere özellikle askerî görev s ıras ında meydana gelen vakalarda adli veya idari soru şturma s ıras ında veya sonucunda elde edilen bilgiler ilgililerin dava hakk ı olup olmad ığının ve takip edecekleri usulün belirlenmesinde önemli bir yer tutmaktad ır. Bir başka ifadeyle adli ya da idari soru şturma sonucunda elde edilen bilginin idarenin kusuruna dayal ı tazminat davas ı aç ılıp aç ılmamas ına yönelik irade noktas ında belirleyici bir etkiye sahip oldu ğu aç ıktır. 46. Somut olayda ba şvurucu zarara neden olan olay ın, ilgili subay ın hizmetten ayr ılabilen ki şisel kusuru (haks ız fiili) nedeniyle meydana geldi ğinden hareketle adli yarg ı yerinde dava açm ıştır. Bu dava eylemin idari nitelikte oldu ğu ve hizmet kusuruna dayal ı bir uyuşmazl ık olduğu gerekçesiyle idari yarg ının görevinde oldu ğu belirtilerek reddedilmi ştir. Bu bağlamda ba şvurucunun eylemin idarili ğine, ilgili subay ın hizmetten ayr ılabilen ki şisel kusurunun bulunmad ığına ilişkin bilgiye olay an ında derhâl sahip oldu ğundan söz edilemez. 47. Bu itibarla, ceza davas ına da konu olan ve bu yönüyle suç te şkil eden eylemin kişisel kusurdan gayr ı idari bir eylem oldu ğundan olay tarihi itibar ıyla haberdar olundu ğunun kabulü ba şvurucuya orant ısız bir külfet yüklemektedir. 48. Bu hâle göre Mahkemenin dava açma sürelerini belirlemesine ili şkin yorumunun başvurucunun mahkemeye eri şim hakk ına yönelik kat ı bir yorum oldu ğu ve bu yorumun başvurucuya mahkemeye eri şim hakk ını aşırı derecede güçle ştirerek neredeyse imkâns ız hâle getirdiği değerlendirilmi ştir. Dolay ısıyla bu yorumdan hareketle davan ın süre aşımından reddedilmesi suretiyle ba şvurucunun mahkemeye eri şim hakk ına yönelik müdahalenin ölçüsüz oldu ğu sonucuna var ılm ıştır. 49. Aç ıklanan gerekçelerle ba şvurucunun Anayasa n ın 36. maddesinde güvence altına al ınan adil yarg ılanma hakk ı kapsam ındaki mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ğine karar verilmesi gerekir. 50. Diğer taraftan ba şvurucu, kötü muamele yasa ğının ihlal edildi ğini de ileri sürmü ş ise de mahkemeye eri şim hakk ı yönünden ihlal sonucunca ula şıldığından, yarg ılaman ın sonucuna ba ğlı bulunan bu ihlal iddias ının değerlendirilmesine gerek görülmemi ştir. 3. 6216 Say ılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 say ılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yarg ılama Usulleri Hakk ında Kanun'un 50. maddesinin ilgili k ısımlar ı şöyledir: (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 1452. Başvurucu, yeniden yarg ılama yap ılmas ı ve manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmu ştur. 53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) karar ında ihlal sonucuna var ıldığında ihlalin nas ıl ortadan kald ırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmi ştir. Anayasa Mahkemesi di ğer bir karar ında ise bu ilkelerle birlikte ihlal karar ının yerine getirilmemesinin sonuçlar ına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devam ı anlam ına gelece ği gibi ilgili hakk ın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanaca ğına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 54. Bireysel ba şvuru kapsam ında bir temel hakk ın ihlal edildi ğine karar verildi ği takdirde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün oldu ğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmas ıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kayna ğı belirlenerek devam eden ihlali n durdurulmas ı, ihlale neden olan karar veya i şlemin ve bunlar ın yol açt ığı sonuçlar ın ortadan kald ırılmas ı, varsa ihlalin sebep oldu ğu maddi ve manevi zararlar ın giderilmesi, ayr ıca bu bağlamda uygun görülen di ğer tedbirlerin al ınmas ı gerekmektedir ( Mehmet Do ğan, 55, 57). 55. İhlalin mahkeme karar ından kaynakland ığı durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 say ılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaral ı f ıkras ı ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü nün 79. maddesinin (1) numaral ı f ıkras ının (a) bendi uyar ınca, ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yeniden yarg ılama yap ılmak üzere karar ın bir örne ğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. An ılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farkl ı olarak, ihlali ortadan kald ırmak amac ıyla yeniden yarg ılama sonucunu do ğuran ve bireysel ba şvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi taraf ından ihlal karar ına bağlı olarak yeniden yarg ılama karar ı verildiğinde, usul hukukundaki yarg ılaman ın yenilenmesi kurumundan farkl ı olarak ilgili mahkemenin yeniden yarg ılama sebebinin varl ığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktad ır. Dolay ısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülü ğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ı nedeniyle yeniden yarg ılama karar ı vererek devam eden ihlali n sonuçlar ını gidermek üzere gereken i şlemleri yerine getirmektir ( Mehmet Do ğan, 58, 59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66, 67). 56.İncelenen ba şvuruda AY İM taraf ından yap ılan yarg ılama sonucu mahkemeye erişim hakk ının ihlal edildi ği sonucuna var ılm ıştır. Dolay ısıyla somut ba şvuruda ihlalin mahkeme karar ından kaynakland ığı anlaşılmaktad ır. 57. Bu durumda mahkemeye eri şim hakk ının ihlalinin sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmaktad ır. Yap ılacak yeniden yarg ılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farkl ı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 say ılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaral ı fıkras ına göre ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yarg ılama sürecinde mahkemelerce yap ılmas ı gereken i ş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme karar ının ortadan kald ırılmas ından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal karar ında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple karar ın bir örne ğinin yeniden yarg ılama yap ılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Başvuru Numaras ı: 2016/10568 Karar Tarihi : 10/3/2020 1558. İhlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yeniden yarg ılaman ın yeterli bir giderim sa ğlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekti ği sonucuna ula şılm ıştır. 59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden olu şan toplam 3.239,50 TL yarg ılama giderinin ba şvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Aç ıklanan gerekçelerle; A. Adil yarg ılanma hakk ı kapsam ındaki mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildiğine ilişkin iddian ın KABUL ED İLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa n ın 36. maddesinde güvence alt ına al ınan adil yarg ılanma hakk ı kapsam ındaki mahkemeye eri şim hakk ının İHLAL ED İLDİĞİNE, C. Karar ın bir örne ğinin mahkemeye eri şim hakk ının ihlalinin sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yeniden yarg ılama yap ılmak üzere -Anayasa'n ın geçici 21. maddesinin birinci f ıkras ının (E) bendinin (b) alt bendi gere ğince- yetkili idari yarg ı merciine GÖNDER İLMESİNE (karar AY İM İkinci Dairesinin 30/12/2015 tarihli ve E.2015/2018, K.2015/2238 say ılı karar ına ait dava dosyas ı ile ilgilidir.), D. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden olu şan toplam 3.239,50 TL yarg ılama giderinin ba şvurucuya ÖDENMES İNE, E. Ödemenin, karar ın tebliğini takiben ba şvurucular ın Hazine ve Maliye Bakanl ığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yap ılmas ına, ödemede gecikme olmas ı hâlinde bu sürenin sona erdi ği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FA İZ UYGULANMASINA, F. Karar ın bir örne ğinin Adalet Bakanl ığına GÖNDER İLMESİNE 10/3/2020 tarihinde OYB İRLİĞİYLE karar verildi. Ba şkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Üye Üye Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTE Ş