4. Hukuk Dairesi 2009/1464 E. , 2010/1936 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/03/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/10/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor…
**4. Hukuk Dairesi 2009/1464 E. , 2010/1936 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/03/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/10/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Avukat olan davacı, dava dışı üçüncü kişi hakkında açtığı manevi tazminat davasında, karşı tarafın vekili olan davalının mahkemeye verdiği 7.11.2007 günlü yanıt dilekçesinde yer alan sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalı ise, yanıt dilekçesinde yer alan sözlerin savunma kapsamında kaldığını belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalardan; davacının, vekalet ücreti alacağını almak amacıyla dava dışı ... hakkında icra takibi başlattığı, haciz yapılmak üzere eve gidildiğinde söylediği sözler nedeniyle davacının ... hakkında manevi tazminat davası açtığı, ... vekili olarak davaya yanıt veren davalının yanıt dilekçesindeki sözleri kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri süren davacının eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından o davaya verilen 7.11.2007 günlü yanıt dilekçesinde; “…bu dosyanın davalısı ... ekonomik olarak bu borcu ödemekten kaçınmayacak malvarlığına sahip olduğu halde ihtiyati haciz kararı alınarak davalının evine hacze gidilmiştir. Normal yoldan takip yapılsa idi bu borç kesinlikle ödenirdi. Bu durum yasal bir hakkın kötüye kullanılmasıdır. Davacı kendisinden alınan manevi tazminatı hazmedemediğinden ödenen tazminatı bir şekilde geriye almak istediğinden avukat olması vesilesi ile mesleki bilgisini de kullanarak ödediği manevi tazminatı geriye almak üzere her türlü yolu denemektedir. Açılan bu davada bu yollardan biridir. İhtiyati hacze gerek olmamasına karşın hacze gidilmesine rağmen müvekkil sinirlense bile asla kimseye saygısızlık etmemiş, hakarette bulunmamış ve tehdit etmemiştir…” biçimindeki açıklamalara yer verilmiştir. Davalının dava konusu dilekçede yer verdiği sözlerinin vekil edeni aleyhine açılan davaya karşı ileri sürülen savunma amaçlı iddialar olduğu, tazminat davasına konu edilen olayın nedenlerinin açıklamasına yönelik olduğu, savunma sınırının aşılmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.