A.S.R. v. TURKEY - [Turkish Translation] by the Turkish Ministry of Justice
.s800EAC49 { font-size:12pt } .s3FA57B17 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:left; line-height:150% } .s64949D15 { margin-right:9pt; margin-left:9pt; } .sD1C09211 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:center; line-height:150% } .sBB9EE52A { font-family:Arial } .s598389FF { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:center; font-size:18pt } .sF4188B01 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-align:center; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; font-size:18pt } .sE1CAC668 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150%; font-size:14pt } .s94C7D24D { margin-top:0pt; margin-bottom:12pt; text-align:center; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150%; font-size:14pt } .s1C46A22D { margin-top:0pt; margin-bottom:12pt; text-align:center; line-height:150% } .s1B9C96E3 { width:14.2pt; display:inline-block } .sA36B60A1 { font-family:Arial; font-style:italic } .sD2F31B { margin-top:0pt; margin-left:14.2pt; margin-bottom:0pt; line-height:150% } .sF5265FA3 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.2pt; line-height:150% } .sDF8584CB { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.2pt; text-align:left; line-height:150% } .s453A74FB { margin-top:36pt; margin-bottom:12pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150%; font-size:14pt } .s957C8C12 { margin-top:18pt; margin-left:29.2pt; margin-bottom:12pt; text-indent:-17.6pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150% } .s29100277 { font-family:Arial; font-weight:bold } .s8581F19E { margin-top:12pt; margin-left:36.6pt; margin-bottom:6pt; text-indent:-15.05pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150% } .sED2B5FA3 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.2pt; line-height:140% } .s1E95FD3E { margin-top:12pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.2pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150% } .s8FB4A552 { margin-top:12pt; margin-left:14.2pt; margin-bottom:0pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150% } .sA5565683 { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.2pt; page-break-inside:avoid; page-break-after:avoid; line-height:150%; font-size:1pt } .s99FB75D8 { margin-top:12pt; margin-left:14.2pt; margin-bottom:0pt; line-height:150% } .s77CFC59C { margin-top:36pt; margin-bottom:0pt; line-height:150% } .sB1E02D1 { width:181.96pt; display:inline-block } .s4069191B { width:149.63pt; display:inline-block } .sD53A5F9E { margin-top:0pt; margin-bottom:0pt; text-indent:14.2pt; line-height:115% }     AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR Başvuru no. 60079/14 A.S.R./Türkiye   Başkan ,   Nebojša Vučinić, Yargıçlar, Valeriu Griţco Stéphanie Mourou-Vikström ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 7 Şubat 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 19 Ağustos 2014 tarihli yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak, Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuran tarafından sunulan görüşleri göz önünde bulundurarak, Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda, aşağıdaki kararı vermiştir: OLAYLAR 1. Başvuran, A.S.R., İran vatandaşı olup, 1982 doğumludur ve Kırıkkale’de ikamet etmektedir. Başkan, başvuranın kimliğinin kamuya açıklanmamasına ilişkin talebini kabul etmiştir (Mahkeme İçtüzüğü’nün 47 § 4 maddesi) 2. Türk Hükümeti ("Hükümet") kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir. A.     Davanın koşulları 3.   Davaya konu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir. 1.   Davanın geçmişi 4.   Başvuran, İran Halkın Mücahitleri Örgütü’nün ("HMÖ") eski üyesidir ve aynı zamanda dinini değiştirerek Hristiyanlığı benimsemiş olan bir şahıstır. Başvuran, dini ve siyasi görüşleri nedeniyle işkenceye maruz kalma veya öldürülme korkusuyla 2003 yılında İran’dan kaçmıştır. 5. Başvuran, 26 Temmuz 2005 tarihinde Türkiye’ye yasadışı giriş yaparak, Türk yetkili makamlarına iltica başvurusunda bulunmuştur. İltica başvurusunun reddedilmesi üzerine, başvuran 24 Mayıs 2006 tarihinde sınır dışı edilerek İran’a gönderilmiştir. 6. Başvuran 16 Haziran 2006 tarihinde Türkiye’ye tekrar yasadışı giriş yapmış ve yeniden iltica talebinde bulunmuştur. Başvuranın bu talebi de reddedilmiş olup, kendisi 28 Ekim 2006 tarihinde bir kez daha sınır dışı edilerek İran’a gönderilmiştir. 7. Başvuran, İran’a geri döndüğünde, İran polisi tarafından yakalanarak, Irak’ta HMÖ ile işbirliği yaptığı şüphesiyle İran İslam Cumhuriyeti’nin ulusal güvenliğine aykırı hareket etmekle itham edilmiştir. Başvuran, yakalanmasının ardından, sonraki yedi yılının büyük bölümünü cezaevinde geçirdiğini, cezaevinde aylarca kimseyle görüştürülmeksizin tecrit altında tutulduğunu ve inancı nedeniyle işkenceye maruz bırakıldığını ileri sürmüştür. 8. Başvuran, belirtilmeyen bir tarihte kefaletle serbest bırakılmış ve 2013 yılında bir kez daha kaçarak Türkiye’ye giriş yapmıştır. Ancak bu kez, eşi ve çocuğunu da beraberinde getirmiştir. 2.     Başvuranın 2013 yılında Türkiye’ye yeniden giriş yapmasının ardından yaşanan olaylar 9.     Başvuran, Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra, Birleşmiş Milletler   Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne ("UNHCR") başvurarak, kendisi ve ailesi için mülteci statüsü talebinde bulunmuştur. 10. Başvuran ve ailesi ayrıca Türk yetkili makamlarından iltica talebinde bulunmuşlardır. İltica başvuruları sonuçlanmadan, kendilerine geçici ikamet izni verilmiştir. 11. Başvurana, eşi ve çocuğuyla birlikte, 27 Kasım 2013 tarihinde, UNHCR tarafından mülteci statüsü verilmiştir. Dava dosyasında, başvuranın ailesiyle birlikte güvenli üçüncü bir ülkeye yerleştirilmesi kapsamında, söz konusu tarihten bu yana herhangi bir adım atılıp atılmadığına dair bir bilgi yer almamaktadır. 12. Başvuran, 11 Mart 2014 tarihinde, Kırıkkale’de bir polis merkezine giderek, geçici ikamet izninin uzatılmasını talep etmiştir. Başvuranın iddiasına göre, merkezdeki polis memurları, başvurana, talebinin reddedilmesi halinde sınır dışı edilerek İran’a gönderileceğini bildirmişlerdir. Ancak, dava dosyasındaki bilgilere göre, başvuranın iltica başvurusu Türk yetkili makamları tarafından halen karara bağlanmamış olup, geçici ikamet izninin uzatılması sonucu, başvuran ailesiyle birlikte Türkiye’de yaşamaya devam etmektedir. 13. Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen ve başvuranın da itiraz etmediği bilgilere göre, başvuranın İran’a veya başka herhangi bir yere gönderilmesi konusunda hali hazırda bir karar bulunmamaktadır. B.     İlgili iç hukuk 14.     Özellikle, 11 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6458 sayılı yeni Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu dâhil olmak üzere, ilgili zamanda geçerli olan iç hukuk ve uygulamalara ilişkin açıklamalara, Babajanov/Türkiye (no. 49867/08, §§   29 ‑ 30, 10   Mayıs   2016) kararından erişilebilir. ŞİKÂYETLER 15.   Başvuran, Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak, mülteci statüsüne sahip olmasına ve dinini değiştirerek Hristiyanlığı benimsediği için İran’da işkence görme tehlikesinin bulunmasına rağmen, Türk makamları tarafından üçüncü kez sınır dışı edilerek İran’a gönderilme riskiyle karşı karşıya bırakıldığını ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca, önceden iki kez daha olduğu gibi, etkili herhangi bir hukuk yolundan faydalandırılmadığını iddia etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME A.     Tarafların beyanları 16.     Başvuran şikâyetlerini sürdürmüştür. 17.     Hükümet, başvuranın iltica talebinin İçişleri Bakanlığı tarafından halen inceleme aşamasında olduğu gerekçesiyle, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi kapsamında, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür B.     Mahkemenin değerlendirmesi 18.     Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin, Sözleşme’nin 3 ve 13. maddeleri yönünden incelenmesi gerektiği kanaatindedir. 19. Mahkeme ayrıca, başvurunun aşağıda belirtilen gerekçelerden dolayı kabul edilemez olduğunu değerlendirerek, Hükümetin, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğine ilişkin itirazını incelemeye gerek görmemektedir. 20. Mahkeme, kanuna aykırı olarak sınır dışı edilmeye karşı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile getirilen yeni güvenceleri bilhassa göz önünde bulundurarak (Bk. Babajanov/Türkiye (no. 49867/08, § 70, 10   Mayıs   2016) davalı Hükümetin, başvuranın şikâyetleri konusunda Mahkemenin kişi bakımından yetkisine ilişkin olarak herhangi bir itirazda bulunmamış olmasına rağmen, başvuranın mevcut koşullardaki mağdur statüsünün Mahkemenin resen incelemesini gerektirdiğini kaydetmektedir (Bk. M.A./Kıbrıs , no.   41872/10, § 115, AİHM 2013 (alıntılar) ve A.D. ve Diğerleri/Türkiye , no.   22681/09, § 78, 22 Temmuz 2014). 21. Mahkeme, bir başvuranın davanın Mahkeme tarafından incelendiği esnada halen sınır dışı veya iade edilmemiş olması halinde, Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir muamelenin söz konusu olabileceğine dair gerçek bir riskin mevcut olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin yapılabileceği uygun zamanın Mahkeme önündeki yargılama süreci olduğuna vurgu yapar (Bk. yukarıda anılan Babajanov kararı, § 72 ve ilgili kararda atıfta bulunulan davalar). Mahkeme, aynı ilkenin, davanın Mahkeme tarafından incelendiği sırada sınır dışı veya iadenin gerçekleşmediği durumlarda, başvuranın mağdur statüsü, diğer bir deyişle, bir ülkeden sınır dışı edilme veya kendi ülkesine iade edilme riskinin var olup olmadığı değerlendirilirken de geçerli olduğu görüşündedir (aynı kararda). 22.     Mahkeme, taraflarca ibraz edilmiş olan bilgilere göre, başvuranın iltica başvurusu sonuçlandırılmadan, başvuran ve ailesine 2013 yılında geçici otuma izni verilmiş olduğunu ve başvuran ve ailesinin bu tarihten itibaren hukuka uygun olarak Türkiye’de ikamet ettiklerini kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, mevcut durumda, başvuranlar hakkında hukuki niteliği olan herhangi bir sınır dışı kararının bulunmadığını değerlendirmektedir. Bu koşullarda Mahkeme, başvuranın Türkiye’den İran’a veya başka herhangi bir ülkeye gönderileceğine dair yakın bir tehlikenin bulunmadığı kanaatindedir. 23.     Ayrıca Mahkeme, gelecekte bir sınır dışı kararının verilmesi halinde, başvuranın, gönderileceği ülkede kötü muameleye maruz bırakılabileceğine dair iddiasının yerel makamlarca değerlendirileceği bir hukuk yolunun mevcut olduğu kanaatindedir (Bk. yukarıda anılan Babajanov kararı, §   80). Mahkeme bu bağlamda, başvuranın 2005 ve 2006 yıllarında sınır dışı edildiği sırada yürürlükte olmayan yeni Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda, kanuna aykırı ve keyfi olarak sınır dışı edilmeye karşı öngörülen yasal güvenceleri dikkate almaktadır (İlgili yasal güvencelere ilişkin daha fazla detay için bakınız yukarıda anılan Babajanov kararı, §§   69 ‑ 81) 24.   Bu koşullarda Mahkeme, başvuranın, Türkiye’den sınır dışı edileceği yönünde tehdit edilmesine ilişkin şikayetleri bakımından, Sözleşme’nin 34. maddesi dahilinde mağdur statüsüne sahip olmadığını değerlendirmektedir. Mahkeme ilaveten, söz konusu şikayetlerin, Sözleşme’nin 35 § 3 maddesikapsamında, Sözleşme hükümleriyle kişi bakımından bağdaşmaz olduğuna ve dolayısıyla Sözleşme’nin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir. 25.   Mahkeme, yukarıdaki bulgunun, 6458 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak gelecekte yapacağı herhangi bir incelemeye halel getirmeyeceğine ve başvuranın, ortaya çıkabilecek herhangi bir yeni koşulda, Sözleşme’nin 34 ve 35. maddelerine uygun olarak, Mahkemeye yeni bir başvuruda bulunmasını ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi de dahil olmak üzere mevcut usullerden yararlanmasını engellemeyeceğine vurgu yapmaktadır (Bk. yukarıda anılan Babajanov kararı, §   83 ve ilgili kararda atıfta bulunulan davalar). Bu gerekçelerle Mahkeme, oybirliğiyle, Başvuruyu kabul edilemez olarak nitelendirir.   İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 2 Mart 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.       Hasan Bakırcı   Nebojša Vučinić Yazı İşleri Müdür Yardımcısı   Başkan