11. Hukuk Dairesi 2011/6841 E. , 2012/14337 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/01/2011 tarih ve 2009/641-2011/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2011/6841 E. , 2012/14337 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/01/2011 tarih ve 2009/641-2011/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davacıların murisi tarafından T. Garanti Bankası A.Ş. Dörtyol şubesinden kredi kullanması sonrasında banka aracılığıyla hayat sigortası yapıldığını, murisin vefatından sonra başvuruya rağmen davalı sigorta şirketinin kredi borcunu karşılamadığını, mirasçılardan Sadiye’nin murisin borcunu ödediğini ileri sürerek, 10.000,00 TL nin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında alacağı toplam 20.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, yetki ve iş bölümü itirazında bulunmuş, davacıların taleplerinin TTK'nun 1290. maddesi gereğince teminat dışında kaldığını, sigortalının sigorta başvuru ve sağlık beyan formunda önemli herhangi bir rahatsızlık veya hastalık geçirmediğini beyan ettiğini, hayat sigortalarında beyana itimadın esas olduğunu, sigortalının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sağlık beyan formuna göre sigortacının liste halinde soru yönelttiği, sigortalının rahatsızlığının bu listede yer alan sorulardan birine girmediği, sigortalının sorumluluğunun olamadığı, davalı şirketin tazmin yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 20.000,00 TL sigorta bedelinin dava tarihi olan 22.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak murisin veraset ilamındaki payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava, kredili hayat sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, davanın dayanağını oluşturan sigorta poliçesinde Türkiye Garanti Bankası Dörtyol/ Hatay şubesi dain ve mürtehin olarak gösterilmiştir. Bu durumda Türkiye Garanti Bankası Dörtyol/ Hatay Şubesinin rehin hakkı bulunduğundan sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre mahkemece, dain mürtehin bankanın tazminatın davacılara ödenmesine muvafakatinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, muvafakatin sağlanması halinde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, davacıların aktif husumet sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken bu yön üzerinde durulmadan uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiştir. 2) Kabul şekli itibariyle sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğü 6762 Sayılı TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakla beraber, Dairemizin yerleşik kararlarıyla hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartları'nda sözleşme hükmü halini almıştır. Esasen, sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadırlar. Somut olayda davalı vekili, davacıların murisinin dilekçesindeki açıkladığı hastalıklarını gizleyerek sözleşmeyi yaptığını savunmuştur. Sigorta ettirene ait tedavi evraklarından sigorta sözleşmesi öncesi hastalıkları nedeniyle tedaviler gördüğü, ilaçlar aldığı anlaşılmaktadır. Davacıların murisinin hastalıklarını bildirmediği, gizlediği sabittir. Bu durum karşısında, sigorta ettirene ait tedavi evrakları, hastane kayıtları ve ölüm raporu içerikleri ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, tıp alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu oluşturulup, gizlendiği iddia edilen hastalık veya hastalıklarla ölüm rizikosu arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, başka bir anlatımla ölümün gizlenen hastalık veya hastalıklardan meydana gelip gelmediği hususu açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.