11. Ceza Dairesi 2021/17890 E. , 2025/5482 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/208 E., 2015/52 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık ...'ın temyiz talebinin süre yönünden yapılan incelemesinde; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2 maddesi gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği, muhata
**11. Ceza Dairesi 2021/17890 E. , 2025/5482 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/208 E., 2015/52 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık ...'ın temyiz talebinin süre yönünden yapılan incelemesinde; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2 maddesi gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. Maddesine göre tebligat çıkarılması, bu şekilde çıkarılan tebligatın iade edilmesi ve MERNİS adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde bu kez aynı Kanun'un 21/2 maddesine göre MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek tebligat çıkartılması gerekirken sanığın dava dosyasında bilinen adresine herhangi bir tebligat çıkarılmaksızın, bilinen adresinden de farklı olduğu anlaşılan MERNİS adresi esas alınarak doğrudan MERNİS şerhiyle çıkarılan tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliği yoluna gidildiği belirlenmekle, tebliğ işleminin usulsüz olduğu, sanığın, öğrenme üzerine ileri sürdüğü temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek inceleme yapılmıştır. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanıklar hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıkların diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1 maddesinin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı, suç tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükmü gereği, aynı Kanun'un 52/2 maddesi uyarınca 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesi uyarınca adli para cezası yönünden temel cezanın 5 gün olarak belirlenmesi, aynı Kanun'un 62/1 maddesinin uygulandığı paragrafta (1/6) oranında indirim uygulanmak suretiyle 4 gün olarak tespiti ve bu miktar üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 52/2 maddesi gereği günlüğü 20,00 TL'den takdir kılınarak paraya çevrilmek suretiyle 80,00 TL olarak belirlendikten sonra 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f-son maddesi gereği suçtan elde edilen menfaatin iki katı olan 10.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini, Yasaya aykırı, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında adli para cezalarının belirlendiği paragraflarda yer alan "5 gün", "4 gün" ibareleri ile "Sanıkların gün adli para cezalarının TCK.nın 52/1 inci maddesi delaletiyle 52/2 inci maddesi gereğince günlüğü takdiren 20,00'şer TL.den netice itibari ile 80,00'ER TL ADLİ PARA CEZASI OLARAK BELİRLENMESİNE," ve "Sanıklar için tesbit olunacak adli para cezası haksız elde ettiği menfaatin iki katından az olamayacağından sanıkların netice para cezasının TCK.nın 158/1-f-son maddesi gereğince 10.600,00 TL ADLİ PARA CEZASI OLARAK BELİRLENMESİNE," şeklindeki paragrafların hükümden tamamen çıkarılmaları ve yerlerine sırasıyla "530 gün", "441 gün" ve "1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereği sanıkların gün adli para cezası yönünden 4 gün olan kazanılmış hakları saklı kalmak üzere 8.820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına" şeklindeki paragrafın eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.05.2025 tarihinde karar verildi.