11. Hukuk Dairesi 2024/3966 E. , 2025/2309 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/280 Esas, 2024/755 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/184 E., 2022/743 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ta
**11. Hukuk Dairesi 2024/3966 E. , 2025/2309 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/280 Esas, 2024/755 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/184 E., 2022/743 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin kuruluş aşamasında müvekkilinin %35, ...'nin ise%65 paya sahip olduğunu, müvekkili ve ... arasında anlaşma gereği, şirketin faaliyete başlaması sonrasında taraflar arası anlaşmada belirlenen borçların şirket tarafından ödenmesi ile ...’ye ait %15 oranında (150 adet) payın bedelsiz olarak müvekkiline devredilmesi ve pay sahipliğinin her iki hissedar açısından %50 oranına ulaştırılmasının kararlaştırıldığını, süreç içerisinde borçların kısmen ödendiğini, %7 oranında (70 adet) payın devredildiğini ve pay sahipliği oranının %42’ye yükseltildiğini, son olarak taraflar arasında imzalanan 21.01.2021 tarihli ve “Ortaklık ve Mutabakat Protokolü” başlıklı sözleşme ile ...’ye bakiye borçların ödenmesi ile %8 (80 adet) daha pay devri yapılması ve müvekkilinin pay oranının %50’ye yükseltilmesine tekrar karar verildiğini, müvekkilinin kuruluşundan itibaren şirkette fiilen yönetim kurulu başkan vekili ve genel müdür sıfatıyla görev yaptığını, davalı şirket yönetim kurulunun 08.12.2021 tarihinde, gündemi de belirlemek suretiyle olağanüstü genel kurul toplantısı kararı aldığını, ilan gerekliliklerinin yerine getirilmediğini, sonradan toplantının çağrısız toplantı hükümlerine göre icra edildiğinin kayda geçirildiğini, 14.12.2021 tarihli çağrısız genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ve şirket muhasebe çalışanı olan ...’un yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine dair 3. maddesinin iptali gerektiğini, ...’un yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesinin müvekkili ile ... arasında imzalanan ve Şirket’in de taraf olduğu 21.01.2021 tarihinde imzalanan “ortaklık ve mutabakat protokolü” başlıklı sözleşmeye de aykırı olduğunu, 14.12.2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 4. maddesi ile şirket yönetim kurulu üyesi olan müvekkili ve diğer yönetim kurulu üyesi ... tarafından müşterek olarak kullanılan temsil ve ilzam yetkisinin değiştirilerek ...’nin münferiden tek imza ile temsil ve ilzama yetkili olduğuna müvekkilinin itirazlarına rağmen karar verildiğini, bu kararın dürüstlük ve iyi niyet ilkelerine aykırı olarak müvekkilini şirketten uzaklaştırma çabasının bir ürünü olduğunu, 27.01.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen yönetim yapısına ve temsil ve ilzam yetkilerine bakıldığında da müvekkili ve ...’nin 3 yıl süreyle müşterek imza ile temsil ve ilzam yetkisine sahip olacaklarının ilan edildiğini, aradan daha bir yıl geçmeden temsil ve ilzam yetkilerinde gerekçesiz bir şekilde bahse konu değişikliğin yapılmış olmasının da iyi niyet ve dürüstlük kurallarıyla izah edilemeyeceğini, 14.12.2021 tarihli genel kurul kararlarının ...’nin şirketi münferiden tek imza ile temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair 4. maddesinin iptal edilmesi gerektiğini, 14.12.2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 5. maddesi ile müvekkillinin 35.000,00 TL olan huzur hakkının itirazlarına rağmen gerekçesiz biçimde 20.000,00 TL’ye indirildiğini, şirket yönetim kurulu başkan vekilliğine ...’un atanmasına dair 21.12.2021 tarihli yönetim kurulu kararının 1. maddesinin iptalini /hükümsüzlüğünün tespitinin gerektiğini, ...'un hukuka açıkça aykırı olan bir yönetim kurulu toplantısında alınan kararla yönetim kurulu başkan vekilliğine getirilmesinin kötü niyetin çok açık ifadesi olduğunu, şirket muhasebe çalışanı olan ...’un, mezkur yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulu başkan vekilliğine atanmakla kişisel menfaat sahibi olacağı çok açıkken kendisinin yönetim kurulu başkan vekilliğine atanmasına ilişkin müzakere ve oylamaya katılmasının kanuna açıkça aykırı olduğunun göz ardı edildiğini, ...’un müzakereye ve oylamaya katılma yasağının uygulanmış olması halinde ise müvekkilinin toplantıda olmadığı da gözetildiğinde bu görevlendirme için gerekli karar nisabı sağlanamadığından hükümsüz olduğunu, bu nedenle yok hükmündeki genel kurul kararına göre toplanan yönetim kurulunda müzakereye katılma yasağı da ihlal edilerek hukuka aykırı bir şekilde yönetim kurulu başkan vekilliğine seçilmiş olan ...’un yönetim kurulu başkan vekili olarak atanmasına ilişkin yönetim kurulu kararının iptalini talep ettiklerini,14.12.2021 tarihinde yapılan şirket genel kurul toplantısını müteakip müvekkilinin yokluğunda toplanan 21.12.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2 numaralı kararla şirketi ...’nin münferiden tek imza ile ahzu kabz yetkisi de dahil olmak üzere temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair ... ve ...’un oylarıyla karar alındığını, bu kararın dürüstlük ve iyi niyet ilkelerine aykırı olarak ...’nin müvekkilini yönetimden uzaklaştırma çabasının bir ürünü olduğunu, alınan bu kararın aynı zamanda müvekkili ile ... arasında 21.01.2021 tarihinde imzalanan “ortaklık ve mutabakat protokolü” başlıklı sözleşmeye de aykırılık taşıdığını, bahse konu sözleşmenin “Tarafların Yetkileri ve Sorumlulukları” başlıklı 4. maddesinin d fıkrasına göre taraflar şirket işlemlerinde imza yetkileri doğrultusunda çift imza ile hareket edeceğini ve dilediklerinde sınırları müştereken kararlaştırılarak yetki devri yapabileceklerini, bahse konu sözleşmenin her ne kadar müvekkili ve ... arasında imzalanmış bir sözleşme olmakla birlikte 14.01.2021 tarihli şirket genel kurul tutanağının 7. maddesinden de anlaşıldığı üzere şirketin bu sözleşmenin tarafı halinde olduğunu, bu nedenle 21.12.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında 2. madde ile ...’nin şirketi münferiden tek imza ile temsil ve ilzama yetkili olmasına dair ... ve ...’un oylarıyla alınan kararın da iptal edilmesi gerektiğini, şirketin 01.02.2022 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında müvekkili ve ... arasında akdedilmiş 21.01.2021 tarihli sözleşmenin, şirketi bağlamayacağı, bu nedenle bu konuda karar alınmasına gerek olmadığı yönündeki 26. maddesinin iptal edilmesi ve mahkeme farklı kanaatte ise hükümsüz olduğu tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek 14.12.2021 tarihli genel kurul toplantısının 3., 4., 5. maddeleri ile alınan kararların iptaline, 21.12.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 1. ve 2. numaralı kararların iptaline, 01.02.2022 tarihli yönetim kurulu toplantısının 26. maddesi ile alınan kararın iptaline, mahkemenin farklı kanaatte olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının toplantıya katıldığını, hazirun tutanağını imzaladığını, toplantıda bulunduğunu, anasözleşmeye aykırı bir karar alınmadığını, yönetim kurulunun üç kişiden oluşabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının alınan 3, 4 ve 5 numaralı kararların iptalini talep ettiği genel kurul toplantısının çağrısız yapıldığı, davacının çağrısız genel kurula hiçbir itirazın olmadığı, 3, 4, 5, 6 numaralı kararlarda oy kullandığı, 8 numaralı kararın oy birliğiyle alındığı ve son karar olan 9 numaralı kararda da kendisini temsilen muhasebe personelinin istihdam edilmesini talep ettiği, genel kurul toplantısı sonuna kadar toplantıya iştirak ettiği, genel kurulda alınan 3 numaralı kararla yönetim kurulu üye sayısının 3'e çıkarılmasının kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu, genel kurulda alınan 4 numaralı temsil şekline ilişkin kararın genel kurul tarafından alınması nedeniyle batıl olduğu, genel kurulda alınan 5 numaralı kararda yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarının düşürülmesinin kanuna ve esas sözleşmeye uygunluk taşıdığı, 3 ve 5 numaralı genel kurul kararlarında dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı, davacının iptalini talep ettiği yönetim kurulu kararlarının batıl olmadığı, yönetim yetkisi kapsamında alındıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 14.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptali talebinin kabulü ile; davalı şirketin 14.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptaline, 3 ve 5 numaralı kararların iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine, davalı şirketin 21.12.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 1 ve 2 numaralı kararların iptali taleplerinin ve 01.02.2022 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 26 numaralı kararın iptali talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının anılan çağrısız olağanüstü genel kurulun yok hükmünde olduğu yönündeki itirazının yerinde görülmediği, genel kurulun 3 numaralı ve 5 numaralı maddeleri yönünden talebin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, 4.maddesinde şirketin temsil yetkisine ilişkin karar alındığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 370. maddesindeki “Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.” düzenlemeye göre temsil yetkisini devretme ve belirleme yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğu, TTK’nın 375/1-d hükmü uyarınca müdür veya aynı işleve ait temsilci seçimlerinin münhasıran yönetim kurulunun devredilemez yetkileri arasında sayıldığı, Kanun’da bu konuda bir kaçış klozu öngörülmediğinden, anılan karar butlan ile batıl ise de İlk Derece Mahkemesi tarafından butlanına karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesinin hatalı olduğu, kararın kamu düzeni yönünden kaldırılması gerektiği, 21.12.2021 tarihli yönetim kurulunun 1 ve 2 numaralı kararları ile 01.02.2022 tarihli yönetim kurulunun 26 numaralı kararlarının iptali yönünden; 21.12.2021 tarihli yönetim kurulundaki 1 numaralı kararın görev dağılımına ilişkin olduğu, anılan kararın TTK'nın 366.maddesine göre yönetim kurulunun yetkisi dahilinde değerlendirildiği, 2. maddesinin temsil yetkisinin bir ortağa devrine ilişkin olduğu, bunun aynı yasanın 367.maddesi gereği mümkün olduğu, anılan kararların oy çokluğuyla alındığı, yine 01.02.2022 tarihli yönetim kurulunun 26 numaralı kararının da şirketin taraf olmadığı sözleşmeye ilişkin olması nedeniyle yönetim kurulunca bir değerlendirme yapılmamasının da yerinde görüldüğü TTK'nın 391. maddesindeki batıl kararlardan olmadığı gibi aynı yasanın 445.maddesindeki kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılık da bulunmadığından bu maddelerin iptali talebinin reddinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kamu düzeni yönünden kısmen kabulüne, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 14.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı kararın batıl olduğunun tespiti ile butlanına, davalı şirketin 14.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 ve 5 numaralı kararların iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine, davalı şirketin 21.12.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 1 ve 2 numaralı kararların iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine, davalı şirketin 01.02.2022 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 26 numaralı kararın iptali talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 14.12.2021 tarihli genel kurulunda alınan 3,4 ve 5 numaralı kararların, 21.12.2021 tarihli yönetim kurulunda alınan 1 ve 2 numaralı kararın ve 01.02.2022 tarihli yönetim kurulunda alınan 26 numaralı kararının batıl olduğunun tespiti ve alınan kararların iptali istemine dayanmaktadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 10.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.