Başvuru, işyeri denetimi neticesinde mevzuata aykırılık gerekçesine dayalı olarak idari para cezası verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işyeri denetimi neticesinde mevzuata aykırılık gerekçesine dayalı olarak idari para cezası verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Uyuşmazlığın Arka Planı Başvurucu, akaryakıt ve otogaz ticareti ile iştigal etmektedir. 2/3/2005 tarihli ve 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu 13/3/2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun'un maddesiyle otogaz bayilik faaliyetlerinin yapılması için lisans alınması zorunlu kılınmıştır. 5307 sayılı Kanun'un geçici maddesinde ise "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte fiilen, bu Kanun uyarınca lisans alınması gereken faaliyetleri yürüten kişiler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bir yıl içinde durumlarını bu Kanuna uygun hale getirerek, Kurum tarafından istenecek bilgi ve belgelerle Kuruma başvurmak zorundadır. Başvurusunu yapmış ancak işlemleri tamamlayamayan kişilerin faaliyetlerinin devamı için üç ayı aşmamak üzere ek süre verilmesinde Kurum yetkilidir..." hükmüne yer verilmiştir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) 9/3/2006 tarihinde anılan hükümdeki yetkiyi kullanarak Kuruma 13/3/2006 tarihine kadar lisans başvurusu yapmış ancak işlemleri tamamlanmayan kişilerin faaliyetlerinin devamı için 13/6/2006 tarihine kadar ek süre verilmesine karar vermiştir. Başvuru formuna göre başvurucu, verilen süreyi kullanarak 13/6/2006 günü saat 00:00 itibarıyla LPG satışını durdurduğunu beyan etmektedir. EPDK 6/7/2006 tarihinde LPG piyasasında lisans sahibi olmaksızın otogaz bayiliği faaliyetinde bulunulup bulunulmadığı, lisanslı otogaz bayileri için otogaz istasyonlarında LPG tüpü dolumu ve satışı yapılıp yapılmadığı, LPG tüpü dolumuna yarayan herhangi bir teçhizatın bulundurulup bulundurulmadığı hususlarında denetim yapılmasına karar vermiştir. Başvurucu Şirket 18/7/2006 tarihinde EPDK'ya başvurarak LPG otogaz bayilik lisansı talep etmiş, lisans verilmesi 24/7/2006 tarihinde uygun bulunmuştur.B. İdari Para Cezası Verilmesi Süreci Başvurucuya ait Denizli-İzmir yolu Badem arası mevkiinde faaliyet gösteren akaryakıt istasyonunda 12/2/2008 tarihinde kolluk görevlilerince idari bir denetim yapılmıştır. Bu denetim sonucu düzenlenen aynı tarihli tutanakta, istasyonun A. Dağıtım bayisinden LPG alımı yaptığına ilişkin 13/6/2006 tarihli fatura ile 13/6/2006 ve 14/6/2006 tarihlerinde LPG satışı yapıldığını gösterir Z raporu fotokopilerinin alındığı belirtilmiştir. Tutanakta ayrıca 15/6/2006 tarihi itibarıyla LPG satışı yapılmadığını bildirir Z raporu fotokopisinin eklendiği, lisansın alınmasını müteakip LPG satışına 26/7/2006 tarihinde başlandığı ifade edilmiştir. Bu tutanak, denetimle görevli personelle birlikte başvurucu Şirketin sorumlu müdürü tarafından da imzalanmıştır. EPDK 15/1/2009 tarihinde başvurucuya 600 TL idari para cezası vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucuya ait istasyonda 13/6/2006 tarihi ile lisans alınan 24/7/2006 tarihi arasındaki dönemde yürütülen otogaz bayilik faaliyeti için lisans alma yükümlülüğünün yerine getirilmediği vurgulanmıştır. Kararda başvurucunun eyleminin 5307 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğu belirtilmiştir. EPDK sonuç olarak aynı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca cezanın verildiğini belirtmiştir. Bireysel başvuru dosyası ve eki belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemelerde idari para cezası uygulanması sürecinde başvurucunun savunmasının alınmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu idari para cezasını 26/2/2009 tarihinde ihtirazi kayıtla ödemiştir. İdari Para Cezasına İtiraz Süreci Başvurucu, idari para cezasına karşı 30/3/2009 tarihinde EPDK aleyhine Danıştay Onüçüncü Dairesinde (Daire) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde 14/6/2006 tarihi itibarıyla LPG satışı gerçekleştirmediklerini, tüm satışlarının dağıtım şirketinin otomasyon sistemi ile kayıt altında olduğunu, anılan şirketten talep edilen satış dokümanlarına göre de LPG satışı yapılmadığının sabit olduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca idari para cezasına dayanak olarak gösterilen iki adet yazar kasa fişinin sehven LPG satışı olarak düzenlendiğini, aslında kurşunsuz benzin ve motorin satışı gerçekleştirildiğini, bu hususun bilirkişi marifetiyle tespit ettirilebileceğini ifade etmiştir. Başvurucu, dağıtım şirketi tarafından LPG pompalarına konulan dijital kilit nedeniyle de teknik olarak satış yapamayacaklarının altını çizmiş ve davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmiştir. Daire 20/9/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucuya ait otogaz istasyonunda idarece yapılan denetim sonucunda düzenlenen tutanak ve eki faturalara göre lisanssız bayilik faaliyetinde bulunulduğunun saptandığına vurgu yapılmıştır. Diğer taraftan Daire, başvurucu Şirkete ait 24/5/2005 tarihli gayrisıhhi müesseselere ait işyeri açma ruhsatının 5307 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra alındığının altını çizmiştir. Daire, yürürlük tarihinden önce alınan 26/4/1989 tarihli işyeri açma ve çalışma ruhsatının ise akaryakıt bayiliği kapsamında faaliyet yürütülmesine yönelik olduğuna dikkat çekerek otogaz bayiliği kapsamında faaliyet yürütülmesine imkân bulunmadığını belirtmiştir. Daire bu sebeplerle başvurucunun 5307 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendine göre cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır. Başvurucunun temyiz ettiği karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (Kurul) 18/12/2014 tarihli kararı ile bozma sebeplerinden birinin bulunmadığı gerekçesine dayanılarak onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi talebi de aynı Kurulun 16/1/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 28/3/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5307 sayılı Kanun’un "Lisansların tabi olacağı usûl ve esaslar" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “LPG’nin dağıtımı, taşınması ve otogaz bayilik faaliyetlerinin yapılması (tüplü LPG bayiliği hariç), depolanması, LPG tüpünün imalâtı, dolumu, muayenesi, tamiri ve bakımı ile bu amaçla tesis kurulması ve işletilmesi için lisans alınması zorunludur.” 5307 sayılı Kanun’un "İdari para cezaları" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi şöyledir:“b) Aşağıdaki hâllerde sorumlulara ikiyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir:2)Lisans almaksızın hak konusu yapılan tesislerin yapımına veya işletimine başlanması ile bunlar üzerinde tasarruf hakkı doğuracak işlemlerin yapılması....” 5307 sayılı Kanun'un "Ön araştırma, soruşturma ve dava hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kurul, re’sen veya kendisine intikal eden ihbar veya şikâyetler üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar verir. Ön araştırma ve soruşturmada takip edilecek usûl ve esaslar, Kurum tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir. (Değişik üçüncü fıkra: 2/7/2012-6352/68 md.) İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır." 5307 sayılı Kanun'un geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte fiilen, bu Kanun uyarınca lisans alınması gereken faaliyetleri yürüten kişiler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bir yıl içinde durumlarını bu Kanuna uygun hale getirerek, Kurum tarafından istenecek bilgi ve belgelerle Kuruma başvurmak zorundadır. Başvurusunu yapmış ancak işlemleri tamamlayamayan kişilerin faaliyetlerinin devamı için üç ayı aşmamak üzere ek süre verilmesinde Kurum yetkilidir..." Anayasa Mahkemesinin 7/4/2016 tarihli ve E.2015/109, K.2016/28 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: " Kanun’un maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin lisanslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapmaları yasaklanmış, itiraz konusu kuralla da yasaklanan bu eylemi gerçekleştiren sorumluların sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.... Kanun koyucu, petrol piyasası faaliyetlerinin sağlıklı ve düzenli şekilde yürütülebilmesi amacıyla bayilere, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapmamalarına ilişkin getirdiği yükümlülüğün ihlal edilmesi hâlinde itiraz konusu kuralla idari para cezası öngörmüş olup kural, kabahat sayılan eylemin işlenmesini önlemeye yönelik “caydırıcılık” fonksiyonunu yerine getirmektedir. Petrol piyasasında faaliyette bulunan aktörlerin eylemlerinden dolayı petrol piyasasının bozulmaması ve piyasadaki faaliyetlerin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı şekilde yürütülebilmesi amacıyla bayilere bu şekilde yükümlülük getirilmesi ve bu yükümlülüğü ihlal eden bayilerin idari para cezasıyla cezalandırılmaları kanun koyucunun takdir hakkı kapsamında kalmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucunun, takdir hakkı kapsamında öngördüğü yaptırımın, adil ve hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Özel bir faaliyet alanında kamu düzenini korumak veya belli bir sektörü düzenlemek amacıyla ilgili kanunlarda özel olarak yetkilendirilmiş idari makamlar tarafından verilen idari cezalar “regülatif cezalar” olarak ifade edilmektedir. Bağımsız idari otoritelerden olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından özel kolluk veya düzenleme yetkileri kapsamında verilen idari cezalar da bu kategoriye girmektedir. Regülatif idari para cezalarının meblağları yüksek olduğundan muhatapları üzerinde çok ağır sonuçlar doğurabilmekte olup bu idari para cezalarının çoğunlukla nispi veyahut alt ve üst sınır gösterilmek suretiyle düzenlendiği görülmektedir. İtiraz konusu kuralda bayilerin bağlı bulundukları dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri durumunda öngörülen idari para cezası“regülatif idari para cezası” niteliğinde maktu olarak düzenlenmiştir. Bu cezada, işletmelerin ekonomik büyüklüğü ve sınıfına ilişkin herhangi bir kademelendirme yapılmadığı görülmektedir. Buna göre, tek pompa ile faaliyet gösteren ve idari para cezası miktarı kadar yıllık cirosu bulunmayan bir akaryakıt istasyonu ile büyük ölçekteki akaryakıt istasyonunu işletenler açısından yükümlülüğün ihlali halinde verilecek ceza miktarı aynı olmakla birlikte, para cezasının miktarının yüksek olması göz önüne alındığında tek pompa ile faaliyet gösteren ve cirosu yüksek olmayan akaryakıt bayisi için verilen ceza daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Diğer taraftan, bayilerin bağlı bulundukları dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri durumunda maktu idari para cezası ile cezalandırılmalarının öngörülmesi nedeniyle, idari para cezası uygulanırken fiilin işleniş şekli, diğer bir ifadeyle akaryakıtın ikmalinin ne şekilde yapıldığı, failin kusur durumu başka bir ifadeyle bayinin fiili kasıtla veya taksirle işleyip işlemediği ve ikmal edilen akaryakıtın miktarı gibi hususlarda dikkate alınamamaktadır. Bu itibarla bayilerin bağlı bulundukları dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri hâlinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idari para cezası ile cezalandırılmaları, hukuk devletinin gereği olan “adalet” ve “hakkaniyet” ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Kanun’un maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa’nın maddesine aykırıdır. İptali gerekir." Anayasa Mahkemesinin 12/10/2016 tarihli ve E.2015/73, K.2016/161 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:" Kanun’un maddesinin birinci fıkrasında LPG taşıma faaliyeti yapmak için lisans alınmasının zorunlu olduğu düzenlenmiş, itiraz konusu kuralla da LPG taşıma faaliyetinin lisans alınmaksızın yapılması halinde sorumlulara beşyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa’nın maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi idarî yaptırımlar açısından da hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerinin belirlenmesi gibi konularda kanun koyucu takdir yetkisine sahiptir. Bununla birlikte kanun koyucunun, takdir hakkı kapsamında öngördüğü yaptırımın, adil ve hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Kanun’un genel ve madde gerekçeleriyle yasama sürecindeki tartışmalardan, kanun koyucunun, sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG) güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içinde kullanıcılara sunulmasını, faaliyetlerin şeffaf, güvenli ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini ve bu kapsamda etkili bir denetim sisteminin kurulması ile caydırıcı cezalar getirilmesini hedeflediği anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun, kamu can ve mal güvenliği açısından tehlike arz eden LPG’nin teknik gerekliliklere ve mevzuata uygun olarak güvenli bir biçimde taşınmasını sağlamak üzere bu faaliyet için lisans alınmasını zorunlu kıldığı ve bu yükümlülüğün ihlali halinde uygulanacak yaptırımı maktu idarî para cezası olarak belirlediği görülmektedir. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiilleri kabahat olarak belirlemesinin ve bunun karşılığında idarî cezalar öngörmesinin, kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu açıktır. Kanun’un maddesinde, idarî para cezasını gerektiren filler ağırlık derecelerine göre gruplandırılarak ihlalin önemine göre farklı idarî para cezaları öngörülmüştür. Kanun koyucunun, LPG piyasasında yürütülecek faaliyetler için lisans alınmasına Kanun’un diğer bazı hükümlerine göre daha çok önem atfettiği ve cezaları, caydırıcılık fonksiyonunu yerine getirebileceğini takdir ettiği maktu cezalar olarak düzenlediği anlaşılmaktadır. Kanunla yapılan düzenlemelerin etkili bir şekilde hayata geçirilebilmesi bakımından, öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve yasaklanan fiillerin işlenmesini önlemek için hangi tür ve ölçekte idarî yaptırım uygulanacağı kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Maktu olarak belirlenen idarî para cezaları, cezayı gerektiren fiili işleyenlerin üzerinde, ekonomik durumlarına göre farklı etkiler doğurabilirse de bu durumun adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık oluşturduğu söylenemez. Kanun koyucunun, takdir yetkisine kapsamında fiilin meydana getireceği neticeleri de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu kuralda hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Kanun’un maddesinde yer alan LPG’nin “taşınması” yönünden Anayasa’nın maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.... Kanun’un maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinde, otogaz bayilerinin, otogaz istasyonlarında LPG tüpü dolumu ve satışı yapmamak, LPG tüpü dolumuna yarayan hiçbir alet, makine ve teçhizatı istasyon dâhilinde bulundurmamak ile yükümlü olduğu düzenlenmiş, itiraz konusu kuralla bu yükümlülüğün ihlali halinde ikiyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilmesi öngörülmüştür. Kanun koyucunun, LPG otogaz satışı ile LPG tüpü satışı faaliyetlerini iki ayrı piyasa olarak düzenlediği, kamu can ve mal güvenliği açısından tehlike arz eden bu faaliyetlerin her birine özgü teknik düzenlemeler getirdiği, bu kapsamda otogaz bayilerinde LPG tüpü satış ve dolumunu yasakladığı ve bu yasağın ihlali halinde uygulanacak yaptırımı maktu idarî para cezası olarak belirlediği görülmektedir. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiilleri kabahat olarak belirlemesinin ve bunun karşılığında idarî cezalar öngörmesinin, kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu açıktır. 5307 sayılı Kanun’un, 5728 sayılı Kanun’un maddesiyle değiştirilen maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Aşağıdaki hâllerde sorumlulara beşyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verilir:” ibaresinin 5307 sayılı Kanun’un maddesinde yer alan LPG’nin “taşınması” yönünden incelenmesi bölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir. Açıklanan nedenlerle kural, Kanun’un maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendi yönünden Anayasa’nın maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir." Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Mustafa Taş, B. No: 2017/23968, 31/10/2018, §§ 22-