Başvuru, ön alım hakkına dayalı olarak taşınmazın tesciline hükmedilen mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ön alım hakkına dayalı olarak taşınmazın tesciline hükmedilen mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 14/12/2018 ve 19/8/2019 tarihlerinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 2019/29355 numaralı bireysel başvuru dosyası konu ve kişi yönlerinden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2018/37106 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş, 2019/29355 numaralı bireysel başvuru dosyası kapatılmış ve inceleme 2018/37106 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Rabia Aydın ve Şerife Aksu sırasıyla 1941 ve 1945 doğumlu olup Yalvaç'ta ikamet etmektedir.A. Tapu İptali ve Tescil Davası Süreci Başvurucular Isparta'nın Yalvaç ilçesi Özgüney köyü Kurçin mevkiinde kâin 434 parsel sayılı taşınmazın müşterek malikidir. Anılan taşınmazla sınırdaş olan 435 parsel numaralı taşınmaz, maliki İ.A. tarafından resmî satış senediyle 12/1/2016 tarihinde A.A.ya 000 TL bedelle satılmıştır. Aynı mevkide bulunan ve 435 parsel sayılı taşınmazla sınırdaş olan 436 parsel sayılı taşınmazın maliki A.S. 23/8/2016 tarihinde 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8/İ maddesinin ikinci fıkrasına dayalı olarak ön alım hakkını kullanarak A.A.ya karşı Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Dava E.2016/367 sayılı dosyaya kaydedilmiştir. Davalı A.A. davanın reddini talep etmiş, ayrıca taşınmaz için gerçekte 000 TL ödediğini ileri sürmüştür. Asliye Hukuk Mahkemesince "taşınmazın üçüncü kişilere satış ve devrinin önlenmesi amacıyla tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasına" 7/9/2016 tarihinde karar verilmiş, söz konusu karar tapu siciline işlenmiştir. Bu arada başvurucular da 12/12/2016 tarihinde 5403 sayılı Kanun'a dayalı olarak ön alım hakkını kullanmak suretiyle A.A.ya karşı tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucular, 435 numaralı parselin kendi parsellerine sınırdaş olması sebebiyle ön alım hakkını kullandıklarını belirtmiştir. Dava E.2016/526 sayılı dosyaya kaydedilmiştir. Davalı A.A. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde; taşınmazı gerçekte 000 TL'ye satın aldığını, bu tutarın kendisine ödenmesi kaydıyla davayı kabul edeceğini bildirmiştir. Başvurucular 000 TL satış bedeli ile 20 TL tapu masrafını Asliye Hukuk Mahkemesinin veznesine depo etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi 7/3/2017 tarihinde -birinci duruşmada- davayı kabul ederek 020 TL'nin A.A.ya ödenmesine ve taşınmazın hisseleri oranında başvurucular adına tesciline karar vermiştir. Karar, kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Başvurucular 26/4/2017 tarihinde E.2016/367 sayılı dosyada müdahale talebinde bulunmuştur. Müdahale dilekçesinde, E.2016/526 sayılı dosyada lehlerine karar verilerek taşınmazın adlarına tesciline hükmedildiğini hatırlatmış ve bu dosyada davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/5/2017 tarihinde başvurucuların ferî müdahale talebini kabul etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi E.2016/367 sayılı dosyada 19/7/2017 tarihinde davanın kabulüne ve taşınmazın 020 TL bedel karşılığında A.S. adına tesciline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; dava açma tarihinin E.2016/526 sayılı dosyada 12/12/2016, E.2016/367 sayılı dosyada ise 23/8/2016 olduğu belirtilmiştir. Söz konusu davada davalının davayı kabul etmesi üzerine kararın üst kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleştiği vurgulanan kararda, ihtiyati tedbirin dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla konulduğu oysa davanın kabulüyle üçüncü kişilere devrin gerçekleşmiş olacağı ve bunun hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu ifade edilmiştir. Kararda, E.2016/256 sayılı dosyanın davacılarının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettikleri değerlendirilmiştir. Başvurucular ve davalı bu karara karşı istinaf yoluna müracaat etmiştir. İstinaf dilekçesinde başvurucular, aynı taşınmazın E.2016/526 sayılı dosyada kendi lehlerine tesciline karar verildiğinden mevcut kararın yok hükmünde olduğunu belirtmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 25/10/2017 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi kararının miktar itibarıyla kesin olduğunu belirterek istinaf istemini usulden reddetmiştir.B. Tescil Kararının İnfazı Süreci Başvurucular 5/4/2017 tarihinde Yalvaç Tapu Müdürlüğüne (Tapu Müdürlüğü) müracaat ederek taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesi kararı doğrultusunda adlarına tescil edilmesini talep etmiştir. Bunun üzerine Tapu Müdürlüğü, A.S.nin açtığı davada 7/9/2016 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının devam edip etmediğini ve devam ediyorsa nasıl bir işlem yapılması gerektiğini Asliye Hukuk Mahkemesinden sormuştur. Asliye Hukuk Mahkemesinin 7/4/2017 tarihli yazısıyla ihtiyati tedbir kararının 7/9/2016, buna karşılık başvurucuların dava açma tarihinin ise 12/12/2016 olduğu belirtilerek tescil işleminin yerine getirilmemesi talimatı verilmiştir. Tapu Müdürlüğü, Asliye Hukuk Mahkemesinin yazısına vurgu yaparak 13/4/2017 tarihinde talebi reddetmiştir. Başvurucular tescil talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle 24/4/2017 tarihinde Isparta İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde, ihtiyati tedbir kararının kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanmasına engel teşkil edemeyeceği belirtilmiştir. Başvurucular, Asliye Hukuk Mahkemesinin müzekkeresine istinaden tescil talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunmuştur. A.S. 29/5/2017 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunmuştur. Müdahale dilekçesinde A.S., A.A.ya karşı açtığı davanın Asliye Hukuk Mahkemesince 19/7/2017 tarihli duruşmada muhtemelen lehine olacak şekilde karara bağlanacağını belirtmiş ve bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İdare Mahkemesi 18/7/2017 tarihinde A.S.nin müdahale talebinin kabulüne karar vermiştir. İdare Mahkemesi 31/10/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun , ve maddelerine yer verildikten sonra A.S.nin açtığı davadaki ihtiyati tedbir kararının tarihinin başvurucular lehine verilen tescil kararından önce olduğu vurgulanmış; Asliye Hukuk Mahkemesinin aksi yönde birkararı olmaksızın davalı idare tarafından ihtiyati tedbir şerhinin terkin edilemeyeceği ifade edilmiştir. Kararda, Tapu Müdürlüğünün Asliye Hukuk Mahkemesinin isteği doğrultusunda tescil istemini yerine getirmediği ve bağlı yetki çerçevesinde işlem tesis ettiği belirtilerek tescil isteğinin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucular bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, daha önceki aşamada ileri sürülenlere ek olarak Asliye Hukuk Mahkemesinin kendi kararını yok hükmünde sayamayacağı, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesinde mahkeme kararı söz konusu olduğunda mülkiyet hakkının tescilden önce kazanılacağının belirtildiği ileri sürülmüştür. Konya Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 11/10/2018 tarihinde istinaf istemini esastan ve kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 18/11/2018 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 14/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucular 8/11/2017 tarihinde bir daha Tapu Müdürlüğüne başvurarak taşınmazın lehlerine tescil edilmesini talep etmiş ve Antalya Tapu Bölge Müdürlüğünden görüş sorulmasını istemiştir. Tapu Müdürlüğü 22/11/2017 tarihinde talebi reddetmiştir. Tapu Müdürlüğü ayrıca 29/11/2017 tarihli yazıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2016/367 sayılı dosyada verdiği 19/7/2017 tarihli karara istinaden taşınmazın A.S. adına tescil edildiği hususunu başvuruculara bildirmiştir. Başvurucular 25/12/2017 tarihinde Tapu Müdürlüğünün her iki işleminin de iptali istemiyle İdare Mahkemesinde dava açmıştır. İdare Mahkemesi 10/1/2018 tarihinde dava dilekçesinin reddine karar vermiştir. Başvurucular 8/2/2018 tarihinde dava dilekçesini yenilemiş ve 22/11/2017 tarihli işlemin iptalini talep ettiklerini açıklığa kavuşturmuştur. İdare Mahkemesi 13/9/2018 tarihinde, önceki kararındakiyle aynı gerekçeyle davayı reddetmiştir. Karara karşı yapılan istinaf istemi Bölge İdare Mahkemesinin 10/7/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 22/7/2019 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 19/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5403 sayılı Kanun'un 8/İ maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan ikinci fıkrası şöyledir: "Tarımsal arazilerin satılması hâlinde sınırdaş tarımsal arazi malikleri de önalım hakkına sahiptir. Tarımsal arazi, sınırdaş maliklerden birine satıldığı takdirde, diğer sınırdaş malikler önalım haklarını kullanamaz. Önalım hakkına sahip birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin bulunması hâlinde hâkim, tarımsal bütünlük arz eden sınırdaş arazi malikine önalıma konu tarımsal arazinin mülkiyetinin devrine karar verir." 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır." 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir." 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: "İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder."