4. Hukuk Dairesi 2023/446 E. , 2023/5667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2018 Gün 2016/3474 Es
**4. Hukuk Dairesi 2023/446 E. , 2023/5667 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2018 Gün 2016/3474 Esas, 2018/12137 karar sayılı ilamında; “....Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatını belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Somut olayda, aracın kayden maliki davalı ... olup davalı ... vekili, aracın kaza tarihinden önce dava dışı ...'ye 2 yıl süre ile kiraya verildiğini savunmuş ve buna ilişkin olarak adi yazılı kira sözleşmesini sunmuştur. Mahkemece davalı ... ün husumet itirazı, bu davalının aracın kayıt maliki olduğu, uzun süreli kiralandığı hususunun kanıtlanamadığı gerekçeleri ile yerinde görülmemiş, davalı işleten sıfatı ile sorumlu tutulmuştur. Eksik inceleme ile karar verilemez. Buna göre yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve davalının savunması göz önünde bulundurularak, Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/151 E sayılı dosyası getirtilip, incelerek, davalı ... ile dava dışı ... arasındaki kiralama sözleşmesi dikkate alınarak, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedellerinin ödenip ödenmediğinin, gerektiğinde şartları varsa davalı malik ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin belirtilen bu deliller ile fatura ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; 1-Maddi tazminat davasında; a-Davacılar ... ve ... tarafından açılan maddi tazminat davasının reddine ilişkin bozma öncesi verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, b-Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 9.052,64 TL'nin davalı ... şirketi ve davalı ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketi yönünden 17.03.2014 dava tarihinden, davalı ... yönünden 30.10.2011 olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, bu kalemden fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin karar kısmına yönelik bozma öncesi verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, c-Davacı ... tarafından davalı ...'e açılan maddi tazminat davasının reddine, 2-Manevi tazminat davasında; a-Davacı ...'in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 8.000,00 TL'nin davalı ...'den 30.10.2011 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ilişkin karar kısmına yönelik bozma öncesi verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, b-Davacı ...'in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 4.000,00 TL'nin davalı ...'den 30.10.2011 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ilişkin karar kısmına yönelik bozma öncesi verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, c-Davacı ...'in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 4.000,00 TL'nin davalı ...'den 30.10.2011 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ilişkin karar kısmına yönelik bozma öncesi verilen karar kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, ç-Davacılar ..., ... ve ...'in davalı ...'e yönelik manevi tazminat davalarının reddine, karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yargılama yapılmış olmasına, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılar ve davalıya yükletilmesine, 26.04.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.