11. Hukuk Dairesi 2010/14559 E. , 2012/7330 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/06/2010 tarih ve 2010/321-2010/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanak…
**11. Hukuk Dairesi 2010/14559 E. , 2012/7330 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/06/2010 tarih ve 2010/321-2010/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 03.05.2004 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin olarak alınan kararlar ile müvekkilinin şirkette sahip olduğu hisse oranının azaltıldığını, şirketin hakim hissedarlarının kendi çıkarlarına hareketle sermaye artırımı kararı aldıklarını, zira davalı şirketin mali durumunun sermaye artışını gerekli kılmadığını, ayrıca sermaye artırımı kararı alınabilmesi için anasözleşmede öngörülen toplantı ve karar nisabının sağlanmadığını, mevcut yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın da geçersiz olduğunu, şirket hissedarı olmayan Fehmi Ayverdi'nin yönetim kurulu üyeliğine seçilme kararının da usulsüz bulunduğunu ileri sürerek, 03.05.2004 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların butlanının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin olağanüstü genel kurulunda alınan kararların butlanını gerektiren bir durumun söz konusu olmadığını, bu durumda davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 15.10.1974 tarihinde yayınlanan anasözleşmesinde, umumi heyet toplantıları ve bu toplantılardaki nisabın TTK hükümlerine tabi olduğunun düzenlendiği, iptali istenen genel kurulun ortakların %62'sinin katılımı ile toplandığı, oysa anasözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan TTK'nun 388. maddesi uyarınca genel kurul toplantısında şirket sermayesinin en az ¾'üne sahip pay sahiplerinin bulunmasının şart olduğu, toplantı nisabı sağlanmadan alınan kararların butlanla sakat bulundukları ve 3 aylık süreye bağlı olmaksızın dava açılabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Davacı vekilince verilen temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434 ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.