11. Hukuk Dairesi 2011/12078 E. , 2012/18879 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.05.2011 tarih ve 2010/289-2011/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2011/12078 E. , 2012/18879 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.05.2011 tarih ve 2010/289-2011/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, 2007 yılı olağan genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 1.250.000 TL’den 2.500.000 TL’ye çıkarılmasına karar verildiğini, bunun Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, davalının ödenmeyen 25.000,00-TL sermaye borcunun bulunduğunu, bunun üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını ileri sürerek, icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %40 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin sermaye artırımına ilişkin taahhütname imzalamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davalının 19/07/2008 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına katıldığı, 25.000,00 TL sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmediği gerekçesiyle, davalının 25.000,00 TL borca ve 5.471,01 TL faize itirazının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının takibe konu asıl alacağın %40’ı oranında olmak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, sermaye artırım borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi, sermaye artırım kararının oybirliğiyle alındığı gerekçesiyle davalının sermaye taahhüt borcunun bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar, şirket sermaye artırım kararı oybirliğiyle alınmış ise de, genel kurulda hem sermayenin artırılmasına karar verilmesi hem de sermayenin tamamının taahhüt edilip gerekli ödemelerin yapılması yoluyla kısa yoldan esas sermaye artırımı söz konusu olmadığı gibi, davalının davacı şirkete verdiği bir iştirak taahhütnamesinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. İştirak taahhüdü kural olarak, ortaklığa yöneltilmiş bir icap niteliğindedir. Taahhüdün bu niteliği, TTK'nın 283. maddesinde açıkça, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir. İştirak taahhüdünde bulunan ortak, belli bir miktar pay veya pay senedi bedeli olan esas sermaye kısmını ödemeyi taahhüt ederek, ortaklığa katılmak istediğini açıklar. Buna göre, payların veya pay senetlerinin satın alınması için, ortaklıkça yapılan ilan veya çağrı kural olarak icaba davet niteliğindedir. TTK'ın 283/2. maddesine göre arttırılan sermayeye katılma, iki nüsha iştirak taahhütnamesinin düzenlenip, imzalanması suretiyle olur. Bu itibarla, iştirak taahhütlerinin yazılı şekilde yapılması ve TTK'nın 283/2. maddesinde sayılan hususları içermesi geçerlilik koşuludur. Öte yandan, sermaye artırımına katılan ortakların, iştirak taahhütnamesinde yazılı hususlar ile ana sözleşme içeriğine vakıf olduklarını bildiren ve imzası noterce onanmış bir mektupla ortaklığa yapacakları bir başvuru da, katılma taahhütnamesi hükmündedir. Pay sahipleri bir hak olarak yeni pay alma hakkını kullanıp kullanmamakta özgürdürler. Pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullanmalarının ihtiyari olmasının doğal sonucu, iştirak taahhüdünde bulunmalarının da ihtiyari olmasıdır. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta, yasanın aradığı şekilde gerçekleştirilmiş bir sermaye taahhüdü bulunmadığı anlaşılmış ve dosyada mevcut yönetim kurulu üyelerinin imzasını taşıyan listenin, ortakların imzasının yukarıda açıklanan şekil koşullarını taşımaması nedeniyle sermaye taahhüdü olarak kabul edilemeyeceğinden, davalının artırılan sermayeye katılma borcunun bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davalı tarafça usulüne uygun olarak yapılmış bir sermaye taahhüdü bulunmadığına göre, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.