DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1235 E. , 2024/1368 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1235 Karar No : 2024/1368 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 08/01/2024 tarih ve E:2021/8332, K:2024/4 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Aydın il
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1235 E. , 2024/1368 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1235 Karar No : 2024/1368 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 08/01/2024 tarih ve E:2021/8332, K:2024/4 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Aydın ili, Kuşadası ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 03/02/2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 08/01/2024 tarih ve E:2021/8332, K:2024/4 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinden, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'da belirlenen esasları gerçekleştirmeye yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığına kanunda verilen her tür ve ölçekte planlama yapma yetkisi kapsamında, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin yapıldığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan” olarak gösterilen ve özelleştirme kapsam ve programında yer alan parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla, dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile kullanımının “kentsel gelişme alanı” olarak değiştirildiği, 4046 sayılı Kanun'da belirlenen yetki doğrultusunda, daha önceki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan” olarak gösterilen, ölçeği gereği çevre düzeni planı değişikliğine konu olabilecek yaklaşık 23 hektarlık uyuşmazlık konusu taşınmazda yapılan çevre düzeni planı değişikliğinin; fiziki ve teknik eşikler, mülkiyet durumu ve çevredeki kullanımlar ile bölgenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmış olduğu, alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şeklini ortaya koyan arazi kullanım kararı getirildiği görüldüğünden, uyuşmazlık konusu taşınmazın ''kentsel gelişme alanı'' olarak belirlenmesinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yönünden: Dava konusu imar planları yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu işlemler ile aynı zamanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da değişiklik yapılarak taşınmazın "kentsel gelişme alanı" olarak planlandığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına ait plan hükümlerinin 3 sayılı maddesinde de; kentsel gelişme alanlarında; konut alanları ile eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, açık ve kapalı spor alanları, yeşil alanlar, kamu kurum alanları, trafo vb. gibi sosyal ve teknik altyapı alanları ile ticaret alanları, turistik tesis alanları, konut dışı kentsel çalışma alanları gibi çalışma alanlarının yer alabileceği hükmüne yer verildiği, İlgili mevzuat hükümleri, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan notları ile planlama ilke ve esasları çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ölçeği göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olmayacağı, bu planda gösterilemeyen kullanımların alt ölçekli imar planlarında yer alabileceği, üst ölçekli planlarda yer verilemeyen ayrıntıların ya da teknik olarak gösterimi imkansız fonksiyonların alt ölçekli planlarda yer almasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında şematik veya sembol olarak gösterilen kullanımlara ilişkin yer seçimlerinin ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda kesinleştirileceği, dolayısıyla hukuka uygun olduğu değerlendirilen dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile ''kentsel gelişme alanı'' olarak belirlenen bir alanda, alt ölçekli dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile taşınmaza ''kentsel gelişme alanı'' kullanımı içerisinde yer alabilecek; ''ticaret-turizm-konut alanı-genel otopark alanı, park, yol, trafo alanı'' fonksiyonlarının getirilmesinin üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, parsel bazlı küçük bir alanda yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bölgesel nitelikteki büyük bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinde taşınmazlar için getirilen kullanım kararlarının üst ölçekli planla belirlenen fonksiyona uygun olduğu, planlar arasında kademeli birlikteliğin sağlandığı, Çevre ve imar bütünlüğü yönünden; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan hükümlerinin 5 sayılı maddesinde ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 3 sayılı maddesinde; ticaret-turizm-konut alanlarında bulunabilecek kullanımlar sayıldıktan sonra, konut kullanımlarının bu alanlardaki parselin toplam emsalinin %90'ını geçemeyeceği, konut alanlarında TAKS:0,15 KAKS:0,30, minimum parsel büyüklüğü 300 m2; ticaret alanlarında emsal:0,30 Yençok:6.50 m (2 kat), turizm alanında otel yapılması durumunda E=1.20 Yençok=15,80 m (5 kat), motel ve pansiyon yapılması durumunda E=0.40 Yençok=6,80 m (2 kat) ve tatil köyü yapılması durumunda E=0.30 Yençok=6,80 m (2 kat) yapılaşma koşullarının tanımlandığı, Uyuşmazlık konusu taşınmazın yakın çevresinde genellikle turizm ve ikinci konut kullanımlarının yer aldığı, bu alanların önceki imar planlarında ''tercihli kullanım alanı'' olarak planlandığı, tercihli kullanım alanında konut yapılması durumunda; TAKS:0,15, KAKS:0,30 h:2 kat, otel yapılması durumunda E:0,90 h:5 kat, motel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,30 h:2 kat, tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 h:2 kat yapılaşma koşullarının belirlendiği, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da uyuşmazlık konusu parsellere çevresi ile benzer veya aynı fonksiyon ve yapılaşma koşullarının getirildiği görüldüğünden, anılan hususların çevre imar bütünlüğünü bozmadığı, Dava konusu 1/5000 ölçekli plan hükümlerinin 5.1 ve 5.2 sayılı maddeleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı plan hükümlerinin 3.1 ve 3.2 sayılı maddelerinde; ticaret-turizm-konut alanlarının, tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis, büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilen alanlar olduğu, bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut ve turizm için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranacağı, konut kullanımı toplam emsalin %90'ını geçemeyeceği hükümlerine yer verildiği, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin ''Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları'' başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının g) alt bendinde ise ticaret alanlarında; iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapıların yapılabileceğinin düzenlendiği, Yukarıda yer alan Yönetmelik maddesi ve dava konusu imar planlarına ait plan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, anılan Yönetmelik'te sayılan ticaret alanlarında yer alabilecek yapıların aynı şekilde dava konusu imar planlarına ait plan hükümlerine işlenerek bu yapıların ticaret-turizm-konut alanlarında da yer alabileceğinin belirtildiği, dolayısıyla sosyal ve kültürel tesis alanı gibi ticaret alanında yer alabilecek ticaret ve hizmetlere ilişkin yapıların dava konusu uygulama imar planında ''ticaret alanı'' için belirlenen yapılaşma koşullarına tabi olduğu, ticaret, turizm, konut ve park alanlarında yer alabilecek yapılara ilişkin yapılaşma koşullarının da ayrı ayrı tanımlandığı görüldüğünden, planlamada bu hususta bir belirsizlik olmadığı, Sosyal donatı ve teknik altyapı alanları yönünden; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 10. fıkrasında, imar planlarında ticaret+turizm+konut karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirlenerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, anılan hüküm uyarınca dava konusu imar planlarında da ticaret-turizm-konut alanlarında konut kullanımlarının bu alanlardaki parselin toplam emsalinin %90'ını aşamayacağının düzenlendiği, ayrıca planlama alanının (Toplam: 22.957,20 m2) bir kısmının sosyal altyapı alanı olarak ayrıldığı görüldüğünden, (3.399,35 m2 park alanı, 116,65 m2 trafo alanı, 907,06 m2 genel otopark alanı ve 4.386,72 m2 yol), dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen ilave kalıcı nüfusun çevredeki sosyal donatı dengesini bozmadığı, donatı alanları açısından ilave bir artış gerektirmediği ve ihmal edilebilir boyutta olduğu, Ulaşım sistemine etkiler yönünden; Dava konusu imar planı değişiklikleri ile önceki imar planları ile getirilen yolların aynen korunduğu, bu yollara ilave olarak ''turizm-ticaret-konut alanı'' ile ''park alanı'' kullanımlarını birbirinden ayıracak şekilde yeni 7 metre enkesitli yaya yolunun planlandığı, yine planlama alanının %3,95'i genel otopark alanı ayrılarak ayrıca dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 6 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliği'ne uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağının düzenlendiği görüldüğünden, yapılan düzenlemelerin imar planı değişikliği ile getirilen ilave nüfusun getireceği ilave trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu, Taşınmazın yanında yer alan Kocagöl sulak alanı yönünden; Uyuşmazlığa konu taşınmazın üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı, fiilen bölge parkı veya yeşil alan olarak kullanılmadığı, etrafının yazlık konut siteleri ile çevrili olduğu, batısında yer alan balık çiftiliği- Kocagöl sulak alanından yol ile ayrıldığı, bu alan ile bütünlük arz eden bir durumunun olmadığı, bu sulak alandan yol ile ayrılan ve taşınmaz ile benzer konumda olan diğer parsellerinde önceki imar planlarında konut alanı olarak planlandığı ve ikinci konut olarak kullanıldığı, ayrıca Aydın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 30/12/2009 tarihli yazısında; alanın herhangi bir tabiat varlığı, doğal sit statüsü veya özel çevre koruma bölgesi kapsamında kalmadığının belirtildiği görüldüğünden, bu alanın dava konusu planlar ile planlamaya konu edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Fonksiyonların yer seçiminin uygunluğu yönünden; Mahallinde yapılan keşif sırasında yapılan gözlemde; taşınmazın üzerinde herhangi bir yapı buulnmadığı, küçük bir tepe şeklinde olduğu, halihazırda aktif şekilde yeşil alan veya park alanı olarak kullanılmadığı, üzerinde yabani otların ve çevresel atıkların bulunduğu, yakın çevresinde turistik tesis alanı ve ikinci konut alanı kullanımlarının yer aldığı görüldüğünden, parseller için belirlenen kullanım kararlarının hem çevredeki yapılaşma, hem taşınmaz üzerindeki fiili kullanım durumu, hem de üst ölçekli çevre düzeni planı ile uyumlu ve yer seçiminin uygun olduğu, Dava konusu değişikliklerin yapılmasının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığı yönünden, Uyuşmazlık konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığı, davacı tarafından bu kararlara karşı dava açılmadığı, dava konusu planlara ait açıklama raporlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan parsellerin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla dava konusu çevre düzeni planı ile imar planı değişikliklerinin yapıldığı belirtilerek planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğu, plan değişikliği için gerekli koşulların oluştuğu, Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu değişikliklerin, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, parçacıl şekilde hazırlanan dava konusu plan değişikliklerinin üst ölçekli plan kararlarının bütünlüğünü bozucu, yoğunluk arttırıcı nitelikte ve ayrıcalıklı imar hakkı oluşturması nedeniyle kamu yararına aykırı olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazın denizle bağlantısı olan tek gölün hemen kenarında ve çevresi konut yapılaşmasıyla kuşatılmış yeşil alan (park) özelliğine sahip olduğu, bu alanın yapılaşmaya açılması halinde göle, gölde barınan hayvanlara ve bölgede bulunan kendisine özel bitki örtüsüne büyük zarar verileceği, dava konusu plan değişiklikleri ile park alanlarının azaltıldığı ve getirilen ‘’ticaret+turizm+konut’’ kullanım kararı nedeniyle oluşacak ek nüfusa karşılık Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 11. maddesi uyarınca ayrılması gereken sosyal donatı alanlarının ayrılmadığı, plan değişiklikleri ile azaltılan kamusal alana ve kaldırılan sosyal alanlarına eş değer alan ayrılmadığı, sosyal ve teknik altyapı alanlarının arttırılması gerekirken azaltıldığı, mülkiyeti kamuya ait olan alanı satmak amacıyla kamusal kullanım kararının değiştirildiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ilişkin plan açıklama raporunun bulunmadığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerine ilişkin plan açıklama raporlarının ise Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 9. maddesinde yer alan hususların hiçbirini taşımadığı, yetersiz ve özensiz olduğu, yoğun konut dokusu içerisinde ’'ticaret+turizm+konut’’ ihtiyacının neden ve nasıl doğduğu konusunda hiçbir açıklama içermediği, imar planı değişikliğini zorunlu kılacak teknik ve nesnel gerekçelerin bulunmadığı, plan değişikliklerine esas olacak herhangi bir kurum görüşünün alınmadığı, karma kullanım türünün uygulama imar planında ayrıştırılmadığı, temyize konu kararın bozularak dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasının ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE MADDİ OLAY: Mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait uyuşmazlık konusu taşınmaz; 12/02/1993 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; "yeşil alanlar ve yeşil akslar, yol, otopark", 26/02/2008 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; "yeşil alanlar ve yeşil akslar, taşıt yolu, otopark", 21/04/2009 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "park alanı, otopark ve taşıt yolu", 2011 yılında ve 26/12/2016 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında; "bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan" olarak planlanmıştır. 15/08/2019 tarih ve 1463 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmaz açısından onaylanan dava konusu değişiklikler ile, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında ''kentsel gelişme alanı'', 1/5000 ölçekli nazım imar planında ''ticaret + turizm + konut alanı, genel otopark alanı, park, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise ''ticaret + turizm + konut alanı, trafo alanı, genel otopark alanı, park alanı, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu, 7 metre enkesitli yaya yolu'' kullanımları getirilmiş olup, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." hükmü yer almaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planları ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır. Yine, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde; nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım istemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un "Planlama Kademeleri" başlıklı 6. maddesinde, planların kapsadıkları alan ve amaçları açısından "bölge planları ve "imar planları", imar planlarının ise "nazım imar planları" ve "uygulama imar planları" olarak ve her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hükme bağlanmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce yürürlüğe giren ve 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Ek-8. maddede ise, "Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur." hükmüne yer verilmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Mekânsal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. maddesinde, " ... i) Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir. ..." hükmüne, "Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri" başlıklı 6. maddesinde, "... (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. ..." hükmüne, "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: ... ç) Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır. ..." hükmüne, "Standartlar" başlıklı 11. maddesinde, "(1) İmar planlarının yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarında bu Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen asgari standartlara ve alan büyüklüklerine uyulur. ..." hükmüne, "İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinde, "(1)İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır. (2)İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz. ... (4)Kat adedi veya bina yüksekliğini artıran imar planı değişiklikleri, yörenin yerleşim özellikleri, dokusu ve kimliği dikkate alınmak suretiyle, şehrin veya alanın yakın çevresinin silüeti, yapıların güneşe göre cephesi ve yönlenmesi özelliklerini olumsuz yönde etkilememesi esas alınarak yapılır. (5)İmar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde: a) Artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanları standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılır. ... (7)Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 3194 sayılı Kanun'un 9. ve Ek 3. maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisinde olup, bu yetkinin kullanımında planlama usul ve esasları yönünden Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ayrıksı bir yetki tanınmamıştır. Başka bir deyişle adı geçen idare yönünden de imar mevzuatı ile belirlenen planlama usul ve esaslarına uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra planlamaya tabi tutulan taşınmazlara bakıldığında, bunların temel özelliğinin birbirinden farklı bölgelerde yer alan ve sınırlı sayıdaki parselleri içeren taşınmazlar olduğu, bu taşınmazların bazen özelleştirme uygulamaları gereği tek başına satışa ya da devre konu edildikleri ve bu durumun bir sonucu olarak planlamanın da zorunlu olarak bu sınırlı sayıdaki taşınmaza yönelik olarak bazen parsel bazında gerçekleştirildiği görülmektedir. Hal böyle olunca parsel bazında gerçekleştirilen plan değişikliklerinin yargısal denetimi yapılırken, 3194 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin yanı sıra, 4046 sayılı Kanun'da gösterilen amaç ve planlamaya konu taşınmazların bu şekilde özelleştirilmesi ya da değerlendirilmesi yolundaki özelleştirme uygulamasına ilişkin gereklilik ve zorunluluğun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliğine gidildiğinden, yapılan plan değişikliğinin yargısal denetiminde yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmalıdır. Daire tarafından mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun sonuç kısmında; ''Aşırı yoğun bir yapılaşmanın yer aldığı Kuşadası ilçesinde, yapılaşmamış alanların yerleşime açılmaması ve ekolojik değerlerin korunması vurgusu içeren üst ölçekli 1/100.000 Çevre Düzeni Planı kararlarının varlığı da dikkate alındığında, davaya konu işlem ile planda Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alan olarak planlanmış olan taşınmazın Kentsel Gelişme Alanı olarak plan değişikliğine konu edilmesi üst ölçekli planın genel hedeflerine, ana plan stratejisine ve plan bütünlüğüne aykırılık taşımaktadır. Bu bölgedeki tek yeşil ve açık alanın kaldırılması plan ana kararlarını, ayrıca bir Çevre Düzeni Planının özünü oluşturan koruma-kullanma dengesini bozmaktadır. Planda, kentsel yerleşik alan olan kıyıdaki büyük bir bölgenin sadece çeperinde yer yer Kentsel Gelişme Alanı önerilmişken, plan değişikliği ile kentsel yerleşik alanın içinde noktasal özellikte tek bir yerin Kentsel Gelişme Alanı olarak gösterilmesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planının ana kurgusunu bozan niteliktedir. Gerek 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği, gerekse 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planı Değişiklikleri Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının genel hedeflerini, bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisini ve korumakullanma dengesini zedelemekte olup, davaya konu işlem üst ölçekli plana ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırıdır. Davaya konu işlemlerden 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin, Çevre Düzeni Planları hazırlanırken dikkat edilmesi gereken konular ve Çevre Düzeni Planı değişikliklerine ilişkin 19. ve 20. maddelerine aykırıdır. Davaya konu parsel peyzaj düzenlemeleri yapılmadığı için henüz aktif bir yeşil alan olarak kullanılmasa da ve gölge/serinlik gibi etkileri olmasa da, Güzelçamlı bölgesindeki çok az sayıdaki açık alandan (ve yeşil alan olarak planlanmış bölgelerden) biridir. Bu yeşil alanın önemli bir bölümünün konut-ticaret-turizm gelişimi için ortadan kaldırılması plandaki dolu-boş ilişkisini, yapılı çevre – doğal çevre dengesini, rüzgâr koridoru işlevi ile şiddetli yağışlarda yağmur suyunun emilimi işlevini, ağaçlandırılıp peyzaj düzenlemesi yapıldığı durumda elde edilebilecek serinlik gölge ve olumlu mikro klima etkilerini yok edecek, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek ve çevre bütünlüğünü bozacak bir karardır. Dava konusu plan değişiklikleri ile sadece Güzelçamlı’da değil Kuşadası ilçesi bütününde kıyıdaki neredeyse tek yeşil alan küçültülmekte; kıyı gerisindeki doğal alanlar ile kıyının ve doğal öğe olarak denizin bütünleşmesini sağlayan yeşil alan sürekliliği kurgusu yok edilmekte, zaten çok yoğun biçimde gerçekleşmiş olan kıyıdaki yapılaşma daha da arttırılmaktadır. Bunun sonucu olarak da planın ana kurgusu ve çevre bütünlüğü de zedelenmektedir ve bu imar planı değişikliği işlemleri Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine de bu yönüyle aykırıdır. İmar planı kararları ve imar bütünlüğü açısından ele alındığında, davaya konu plan değişikliği işlemleriyle öngörülen yapı yoğunluğu kararlarından bazıları bu bölgeye ilişkin imar planlarında öngörülen yoğunlukları aşmaktadır ve Güzelçamlı yerleşiminin kıyı bölgesinde 1993 yılından bu yana planlanarak oluşmuş olan imar bütünlüğünü bozan bir işlemdir. Davaya konu taşınmazda olabilecek kullanım türleri konut, turizm tesisi ve ticaret ile sınırlı değildir; ancak yapılaşma koşulları sadece bu 3 kullanım için tarif edilmiştir. Davaya konu taşınmazda sosyal ve kültürel tesislerin yapılmasına olanak veren bir plan notu varken, bu tür tesislerdeki yapılaşma koşulları tanımlanmamıştır. Bu durum planda belirsizlik yaratmakta olup, planlama esaslarına aykırıdır. Davaya konu plan değişikliği ile ilave nüfus getirilmektedir ancak ilave nüfusun ihtiyacı olan, yeşil alan dışındaki diğer sosyal donatı alanlarına ilişkin mahalle ölçeğinde hiçbir irdeleme yapılmamış olması önemli bir eksikliktir ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili maddesinin de dikkate alınmadığını göstermektedir. Davaya konu plan değişikliği işlemi ile yürürlükteki imar planında öngörülen sosyal altyapı standartları düşürülmüştür, bu işlem mevcut planlardaki yeşil alanın büyük bölümünü kaldırıp yerine Turizm-Ticaret-Konut Alanı getirerek sosyal donatı dengelerini ciddi biçimde değiştiren ve bozan bir işlemdir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen imar planı değişikliğine ilişkin koşulların büyük bölümü sağlanmamakta olup yönetmeliğin ilgili maddelerine aykırılık bulunmaktadır. Davaya konu plan değişikliği ile park alanının büyük bölümünün ortadan kaldırılıp yerine Konut ya da Ticaret ya da Turizm alanı yapılması ilave bir trafik yükü yaratacak olup, buna ilişkin olarak plan değişikliği işleminde herhangi bir yeni ulaşım altyapısı önerisi bulunmamaktadır. Davaya konu işlem ile ilave nüfus getirilmekte; yoğunluk arttırılmakta; bu durum hem ulaşım sistemine hem de teknik altyapı olarak içme suyu, yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri ile enerji altyapısına ilave yük getirmektedir. Ancak herhangi bir kentsel teknik altyapı değerlendirme analizi ve raporu bulunmamaktadır. Bu da davaya konu işlem açısından bir eksikliktir ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine bu açıdan da aykırılık taşıdığına işaret etmektedir. Bitişiğinde Kocagöl sulak alanı ve lagünü bulunan davaya konu taşınmazda yapılan plan değişikliği işlemi ile yeşil alanın azaltılması ciddi çevresel ekolojik etkiler ve afet riskleri barındırmaktadır. Bu etkiler ve riskler nedeniyle söz konusu plan kararı şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, sürdürülebilir kentsel gelişme ilkelerine, iklim değişikliği uyum stratejilerine aykırıdır. Bu konuların plan değişikliği işleminde irdelenmemiş olması da önemli eksikliklerdir. Dava konusu taşınmazın yeşil alan sisteminden çıkartılarak bir Kentsel Gelişme Alanı ve bu kapsamda da Turizm-Ticaret-Konut Alanı olarak planlanması doğru bir yer seçimi kararı değildir. Bu taşınmazın yapılı çevreye dönüştürülmesi üst ölçekli plan stratejilerine aykırılık yaratmakta; çevre ve imar bütünlüğünü bozmakta; sosyal donatı alanları ile teknik altyapı alanlarını ve bu kapsamda trafik yoğunluklarını olumsuz etkilemekte; lagünün ekolojik dengesine ve doğal hayatına olumsuz etki etmekte; sulak alana bitişik konumu nedeniyle afet risklerini de beraberinde getirmektedir. 1993 onaylı planlardan bu yana yeşil alan (park) olarak ayrılmış dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Turizm-Ticaret-Konut gelişimine açılması ve böylece sosyal donatı alanının kaldırılması ve küçültülmesi yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Özelleştirme kapsamında dahi olsa buranın sosyal donatı olarak muhafaza edilerek kullanılması olanağı da bulunmaktadır. Dolayısıyla ilgili mevzuatta tanımlanan zorunluluk koşullarının hiçbiri oluşmamıştır.'' yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir. Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Hükümlerinde; 4.39 sayılı "Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alanlar" başlıklı plan notunda, "Kentte yaşayanların spor, dinlenme, gezinti ve eğlenme ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kentsel aktif ve pasif yeşil alanlardır." hükmüne, 8.17 sayılı "Büyük kentsel yeşil alanlar" başlıklı maddesinde, "8.17.1. Bu alanlarda bölgenin doğal nitelikleri göz önüne alınarak, kullanım türleri ve yapılanma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenmek üzere, temalı parklar, spor alanları, fuar ve rekreasyon alanları v.b. gibi kullanımlar yer alabilir. 8.17.2. Yerleşme alanları içindeki aktif kentsel yeşil alanların dağılımı, 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerindeki standartlar çerçevesinde belirlenecektir." hükmüne, plan açıklama raporunun 4.1.6 sayılı "Sosyal ve teknik altyapı alanları" başlıklı kısmında ise, "4.1.6.1. Büyük Kentsel Yeşil Alanlar/Bölge Parkları Planlama Bölgesi’nde büyük kentsel yeşil alanlar baraj ve göletler ile turizm kapasitesi yüksek doğal ya da kültürel miras alanlarında ve zaman zaman doğa kirletici tesislere tampon oluşturacak yerlerde önerilmiştir. Ayrıca, alt ölçekli planlarda yer alan büyük kentsel yeşil alanlar da planda gösterilmiştir. Planlama Bölgesi’ndeki büyük kentsel yeşil alanlar: Aydın İli’nde İl Merkezi; Tralleis-Paşa Yaylası Özel Planlama Alanı; Merkez İlçe Çeştepe Mahallesi; İncirliova İlçe Merkezi; Söke İlçesi Sazlı, Sarıkemer ve Güllübahçe Mahalleleri; Didim İlçesi ve Akbük Mahallesi; İncirliova İlçesi; Koçarlı İlçesi Yeniköy Mahallesi; Kuşadası İlçe Merkezi, Güzelçamlı Mahallesi ve Davutlar Mahallesi; Karpuzlu İlçesi; Karacasu İlçesi Ataeymir Mahallesi ve Çine İlçesi Topçam Barajı çevresi ..." hükmüne yer verilmiştir. Yine plan açıklama raporunun "3.3.1.12. KUŞADASI" başlıklı kısmında, "Kuşadası Türkiye’ye deniz yoluyla çok sayıda turistin giriş ve çıkış yaptığı önemli bir liman kentidir. İzmir Adnan Menderes Hava Limanı’na yakın olması; yüksek tonajlı gemilerin yanaşabildiği uluslararası bir limana ve yine uluslararası bir yat limanına sahip olması Kuşadası'nı turizm yönünden çok önemli bir nokta haline getirmiştir. Bununla birlikte, Kuşadası önceki yıllarda turizm tesislere teşvik amacı ile verilen yüksek yapılaşma hakları ile Türkiye’de doğanın hızla yok edildiği yerleşimler açısından dikkate değer bir örnektir. İlçede desteklenen yoğun yapılaşma önemli miktarda zeytinlik alanların yok olmasına neden olurken, İlçe’yi turistik bir yerleşim yerine, kontrolsüz gelişmenin yaşandığı yoğun bir kent haline getirmiştir. Oysa, İlçe ekolojik açıdan da hassas bir bölgede yer almaktadır. Bu bölgelerden uluslararası literatüre geçmiş olanlar KuşadasıDidim Arası Akdeniz Foku Yaşam Alanları ile Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Önemli Bitki Alanları’dır. Yerleşimin içinde ve çevresinde önemli kültürel değerler ve sit alanları da bulunmaktadır. Deniz turizmi potansiyeli turizm tesisler ile ikinci konut oluşumlarının Kuşadası’nda yığılmasına neden olmuştur. 1990’lı yıllara kadar doruklara ulaşan bu talepler, son on yılda hızını yitirmiştir. Zira günümüzde Kuşadası’na olan talebi yaratan deniz, tarih ve doğa, kontrolsüz kentleşme yüzünden yok olma durumundadır. Son yıllarda oluşan yabancıların mülkiyet edinme talebi, ilçede ikinci bir hızlı yapılaşma dalgası yaratma durumundadır. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararları üretilirken, ilçenin yaşadığı bu süreç dikkate alınmıştır. Kuşadası plan döneminde yerleşmiş turistik kimliğini korumalıdır. Bu doğrultuda, İlçede, uygulama imar planı sınırlarının korunduğu; ancak 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda önerilen, halen yapılaşma olmamış “gelişme zonları”nın yerleşime kapatıldığı bir planlama kararı alınmıştır. ... 3.3.1.12.b. Güzelçamlı Güzelçamlı, Davutlar gibi deniz turizmi potansiyeli nedeniyle, özellikle ikinci konut yerleşmelerinin yoğun olarak bulunduğu bir yerleşimdir. Güzelçamlı Milli Parkı’nın yer aldığı Yerleşmede, Çevre Düzeni Planı kararlarında, deniz ve doğa turizmi potansiyeline bağlı olarak gelişecek yerleşmelerden biri olarak belirlenmiştir. Mevcut imar planı kapasitesinin plan döneminde oluşması beklenen nüfusa yeterli olmadığı Yerleşmede kentsel gelişme alanları önerilmiştir." hükmü yer almaktadır. 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı hükümlerine bakıldığında; taşınmazın bulunduğu Güzelçamlı Mahallesi açısından, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında yeni kentsel gelişme alanları öngörüldüğü, bununla birlikte, Kuşadası ilçesinin ekolojik açıdan hassas bir bölgede yer aldığı, zira literatüre geçmiş bitki ve hayvanların bu alanda yer aldığı, bölgenin kültürel değerler ve sit alanlarını barındırdığı, ancak, önceki yıllarda verilen yüksek yapılaşma hakları ile doğanın hızla yok edildiği yerleşimler arasında yer aldığı, ilçede zeytinliklerin yok olduğu, deniz, tarih ve doğanın, kontrolsüz kentleşme yüzünden yok olma durumunda olduğu ve yabancıların mülkiyet edinme talebine bağlı olarak ilçede hızlı bir yapılaşma dalgasının var olduğu, belirtilen nedenlerle, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararları üretilirken, ilçenin yaşadığı bu süreç dikkate alınarak, uygulama imar planı sınırlarının korunduğu ve1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda önerilen ve halen yapılaşma olmamış “gelişme zonları”nın yerleşime kapatılması yönünde planlama kararı alındığı anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; 2011 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında, kıyı boyunca yoğun bir yapılaşmanın var olduğu Güzelçamlı'da, bu alanların "kentsel yerleşik alan" olarak gösterildiği, tarım alanlarının bu yerleşik yapıya bitişik vaziyette tarımsal alan olarak korunduğu, daha iç kesimlerde ise yeni gelişme alanlarının öngörüldüğü, dava konusu parselin, deniz kıyısına oldukça yakın bir konumda, kentsel yerleşik alan lekesi içinde fakat bitişikte yer alan Kocagöl Lagünü ile bütünlük oluşturacak şekilde "bölge parkı/kentsel yeşil alan" olarak planlandığı, hatta parselin, Kuşadası yerleşiminin güney kıyısı dahilindeki tek yeşil alanın bir parçası olduğu, dolayısıyla ekosistem bütünlüğünü korumakta olan bölgedeki taşınmazın bu kullanımı kaldırılarak "kentsel gelişme alanı" olarak planlandığı, dava konusu edilen değişikliğin, hem Kuşadası ilçesi bütününde, yapılaşmamış alanların yapılaşmaya kapatılması yönündeki plan kararlarına, hem de plan bütünlüğü kapsamında kentsel yerleşik alanın sadece çeperlerinde yer yer öngörülen kentsel gelişme alanlarına ek olarak parselin yapılaşmaya açılarak, kentsel yerleşik alan içinde noktasal şekilde gelişme alanı belirlenmesinde, üst ölçekli plan bütünlüğüne, ana plan stratejisine ve planın hedeflerine aykırılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu alt ölçekli planların ise; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliklerinde belirlenen genel arazi kullanımı kararı doğrultusunda geliştirildiği görülmüş ise de, ekolojik açıdan duyarlılıkla ele alınması gereken, doğal çevrenin ve tarihi değerlerin korunması yaklaşımının baskın olduğu bir bölgede onaylanan çevre düzeni planı değişikliğinin, Kurulumuzca, hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, belirtilen değişikliklerin alt ölçekli planlara yansıtılmasının uygun olmadığı gibi imar planlarının bu haliyle dayanağı kalmadığı, diğer yandan, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile alana ilave nüfus getirildiği ve yoğunluğun arttırıldığı, buna karşın Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesi uyarınca hazırlanması zorunlu olan kentsel teknik altyapı değerlendirme analizi ve raporunun davalılarca hazırlanmadığı görüldüğünden, anılan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinde de imar mevzuatına ve kamu yararına uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının İPTALİNE, 3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen dava aşamasına ilişkin ...-TL ile temyiz aşamasına ilişkin ...-TL yargılama giderinin toplamı olan ...TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4.Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcı ile posta gideri avansından artan tutarın istemi hâlinde davacıya iadesine, 5. Kesin olarak, 12/06/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY X- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır. Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir. Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 03/02/2021 tarihli işlemin, 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 03/02/2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Açıklanan nedenlerle, yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulmasına ve dava konusu işlemin belirtilen gerekçe ile iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum. KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.