Başvuru, işe iade davasının hakkaniyete aykırı şekilde reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve çalışma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işe iade davasının hakkaniyete aykırı şekilde reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve çalışma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Arka Plan Bilgisi Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafından tehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınması kararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017). Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmiş ve OHAL kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Bu çerçevede 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 667 sayılı KHK'nın maddesinde terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da bunlarla iltisakı yahut irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevinden çıkarılmaları öngörülmüştür. 667 sayılı KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır. B. Somut Başvuruya İlişkin Olay ve Olgular Başvurucu 16/10/2015 tarihinde Özalp Belediye Başkanlığında (Belediye) şehir içi otobüs şoförü olarak çalışmaya başlamıştır. Belediye 18/4/2017 tarihli bildirimle başvurucunun iş akdini feshetmiştir. Fesih bildiriminde; OHAL kapsamında alınan tedbirlere ilişkin kanun hükmünde kararnameler uyarınca Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen PKK/KCK ve diğer terör örgütleri, yapılar ve oluşumlara aidiyeti veya bu örgütlerle irtibatı ve iltisakı olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle başvurucunun iş akdinin 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca sona erdirildiği belirtilmiştir. Başvurucu 12/5/2017 tarihinde Özalp Asliye Hukuk Mahkemesinde -iş mahkemesi sıfatıyla- (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; iş sözleşmesinin usule uygun olarak feshedilmediğini zira işveren tarafından gerçek dışı beyanların ileri sürüldüğünü, objektif ve tereddüde yer vermeyecek şekilde bir fesih sebebi gösterilmediğini, işe iadesine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme 4/4/2018 tarihli kararla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; 667 sayılı KHK hükümlerinden bahsedildikten sonra, yapılan araştırma neticesinde başvurucunun Van Ağır Ceza Mahkemesinde terör örgütüne isteyerek ve bilerek yardım etme suçunu işlediği iddiasıyla açılan 2009/228 Esas sayılı ve 2012/222 Esas sayılı dosyalarda sanık sıfatında olduğunun, terör örgütüne yardım ve yataklık etme suçundan gözaltına alındığının ve 2009 yılında tutuklandığının, ayrıca Özalp Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kaçakçılık suçundan yargılandığının tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkeme, bu tespiti yaptıktan sonra iş sözleşmesinin fesih nedenleri ve bu nedenlere göre haklı ya da geçerli bir fesih sebebi bulunup bulunmadığı üzerinde durmuştur. Bu kapsamda başvurucunun iş sözleşmesinin feshine neden olabilecek nitelikte terör örgütü ile irtibat veya iltisakına ilişkin şüpheyi ortaya koyacak emarelerin bulunduğuna, bu durumun taraflar arasındaki güven ilişkisini zedelediğine, işverende iş sözleşmesini devam ettiremeyecek derecede şüphe oluştuğuna ve fesih tarihi itibarıyla işe iade davası bakımından en azından geçerli bir nedenin bulunduğuna Mahkemece kanaat getirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ve istinaf dilekçesinde usul ve esas yönünden ayrı ayrı iddialarını ifade etmiştir. Başvurucu, usul yönünden hakkındaki ceza davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini zira kesinleşmiş bir karar olmadan sadece açılmış bir soruşturmayı gerekçe göstererek karar verilmesinin usule aykırı olduğunu iddia etmiştir. Esas yönünden ise savunması alınmadan iş akdine son verildiğinden feshin hukuka aykırı olduğunu, işten çıkarılmayı gerektiren bir sebep bulunmadığını, herhangi bir örgütle ilişkili olduğu yönünde hakkında kesinleşmiş hiçbir kararın bulunmadığını, kesinleşen karar bulunmadığı hâlde belirtilen ceza davalarının Mahkeme kararına gerekçe yapılmasının masumiyet karinesine aykırı olduğunu zira bu şekilde hakkında soruşturması olduğu için suçluymuş gibi davranıldığını ileri sürmüştür. Nihai karar 30/10/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 29/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-