21. Hukuk Dairesi 2016/3667 E. , 2016/8224 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 01.05.1986-01.07.1990 tarihleri arasında ... Halı Fabrikasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği dü…
**21. Hukuk Dairesi 2016/3667 E. , 2016/8224 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 01.05.1986-01.07.1990 tarihleri arasında ... Halı Fabrikasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davacının 01.05.1986 - 01.07.1990 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, yargılama sonucunda 15.12.2015 tarihli oturumda, tefhim edilen kısa kararda; “Davanın kısmen kabulüne, davacı ...'ın, ... sicil numaralı ... isimli işyerinde 01.07.1990 tarihinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmaya başlayıp en az bir gün çalıştığının TESPİTİNE, Fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verildiği, ancak gerekçeli kararın hüküm bölümünde; “Davanın kısmen kabulüne, davacı ...'ın, ... sicil numaralı ... isimli işyerinde 15.06.1990 tarihinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmaya başlayıp en az bir gün çalıştığının TESPİTİNE, Fazlaya ilişkin istemin reddine,” şeklinde çelişkili hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.