İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 352. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ..... Mahallesi, .. Sokak No:. ., ........Gençlik Merkezi ...../İstanbul adresinde 12.09.2023 tarihinde davalı ... A.Ş. tarafından yürütülen kazı çalışmaları sırasında davalıya bağlı ekiplerin ve işçilerinin kusuruyla müvekkiline ait yer altı telekomünik…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/765 KARAR NO: 2026/1167 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2025 NUMARASI: 2025/109 Esas - 2025/805 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 352. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ..... Mahallesi, .. Sokak No:. ., ........Gençlik Merkezi ...../İstanbul adresinde 12.09.2023 tarihinde davalı ... A.Ş. tarafından yürütülen kazı çalışmaları sırasında davalıya bağlı ekiplerin ve işçilerinin kusuruyla müvekkiline ait yer altı telekomünikasyon tesislerine zarar verildiğini, hasarın müvekkil şirket yetkililerince tutanak ve fotoğraflarla tespit edildiğini, müvekkilinin kamu şirketi niteliği gereği personeli tarafından düzenlenen tutanakların aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğunu, yapılan kazı çalışması dışında hasarın oluşmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin hasarın acilen giderilmesi ve müşterilerin mağdur olmaması adına onarımı kendisinin yaptığını, buna rağmen davalının ödeme yapmayarak müvekkilinin iyi niyetini suistimal ettiğini, zarar tutarının fatura ve diğer belgelerle sabit olduğunu, tüm ihtarlara rağmen ödeme yapılmadığından İstanbul ...... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, ancak davalının ödeme emrine haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, alacağın likit olduğunu ve borçlunun borcun miktarını tek başına tespit edebilecek durumda bulunduğunu, bu sebeple davalının haksız itirazının iptali gerektiğini, emsal mahkeme kararlarının da aynı nitelikteki kazı hasarlarında davacı lehine karar verildiğini ortaya koyduğunu, tüm şartları oluştuğundan davalının icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiğini belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ni talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının, 12.09.2023 tarihinde ........../İstanbul adresinde yapılan kazı çalışması sırasında müvekkiline ait ekiplerin davacının yer altı telekomünikasyon tesislerine zarar verdiğini iddia ederek icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiğini, ancak bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, dava konusunun haksız fiilden kaynaklandığını ve bu sebeple görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının iddia ettiği haksız fiilin muhatabının kesin surette müvekkil şirket olmadığını ve bu sebeple davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkil şirketin faaliyet alanının yalnızca finansman hizmetleri olduğunu, fiber optik kazı ve altyapı çalışması yapan bir şirket olmadığını, ... markası altında bu tür çalışmaları yapan birimin ayrı tüzel kişiliğe sahip ...A.Ş. olduğunu, müvekkil şirket ile bu şirketin tamamen farklı faaliyet alanlarına sahip iki ayrı şirket olduğunu, dava dilekçesine eklenen fotoğraflarda da kazının yüklenicisi olarak .... Şti.’nin görüldüğünü, davacının buna rağmen müvekkiline husumet yöneltmesinin hukuken hatalı olduğunu, fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiğinin belli olmadığını ve delil vasfının bulunmadığını, davacının sunduğu “Hasar Keşif Tutarı Formu”nun tek taraflı düzenlendiğini ve hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, davacı iddiasının ispatlanamadığını, hasarın oluştuğuna ve müvekkil şirket tarafından gerçekleştirildiğine dair hiçbir somut delil sunulmadığını, emsal mahkeme kararlarında da kazının kim tarafından yapıldığı ispatlanamayan davaların reddedildiğini, iddia edilen zararın nasıl hesaplandığının dahi belirsiz olduğunu, ayrıca olayın üzerinden yaklaşık iki yıl geçtiği için yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesiyle somut sonuca ulaşılamayacağını, bu sebeple davanın hem görev hem husumet hem de esastan reddi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde davanın gerçek yüklenici .... Şti.’ye ihbarını talep ettiklerini belirterek, davanın görevsizlik sebebiyle, aksi hâlde pasif husumet yokluğu sebebiyle, bunların da kabul edilmemesi hâlinde esastan reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, ...Müdürlüğünden gelen 28/07/2025 tarihli yazı cevabı da dikkate alındığında; dava konusu edilen olay yer ve tarihinde kazı ruhsatı verilen şirketin ...A.Ş. olduğu, taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması sebebiyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-d maddesi hükmüne göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları bir dava şartıdır. Aynı maddenin 2.fıkrasına göre dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilir. Somut olayda davanın niteliğine göre husumetin dava dışı ...A.Ş'ye yöneltilmesi gerektiği halde eldeki dava bakımından husumeti bulunmayan davalıya yöneltildiği, bu bakımdan husumet dava koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla; davanın pasif husumet dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Davanın pasif husumet dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalının Türk Borçlar Kanunu 66. Maddesi'nde yer alan adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğunu, ... A.ş. ile ... A.Ş. arasındaki organik bağın araştırılmadığını, HMK’nın 124. maddesi gereğince talep edilen iradi taraf değişikliği talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesinin, usul ekonomisine, hakkaniyete ve anılan madde hükmünün amacına açıkça aykırı olduğunu,açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil hukuksal sebebine dayalı alacak talebine ilişkin açılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, dava açılış tarihi itibariyle kesinlik sınırı 40.000,00 TL'ye çıkartılmıştır.Bu durumda, davacının istinaf talebine konu olan 21.896,63 TL miktar itibariyle kesin olup, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır.Buna göre, talebin reddine ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesindeki davanın açıldığı tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul........ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../11/2025 tarih, 2025/.... Esas 2025/.. Karar sayılı mahkeme kararına yönelik davacı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/03/2026