4. Hukuk Dairesi 2022/11695 E. , 2025/5141 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/974 E., 2022/1158 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/134 E., 2021/278 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazı…
**4. Hukuk Dairesi 2022/11695 E. , 2025/5141 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/974 E., 2022/1158 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/134 E., 2021/278 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Uzunköprü İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yaparken hakkında başlatılan bir soruşturma neticesinde Edirne Emniyet Müdürlüğüne atandığını, Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/58 Esas sayılı dosyasında ceza yargılamasının devam ettiğini, ceza soruşturması devam ederken davalı şirketin yayın sahibi olduğu Sözcü Gazetesi'nin 27.03.2018 ve 31.03.2018 tarihli yayınlarında sarf edilen söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ceza yargılaması devam ettiğinden masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili, hukuka aykırı eylem nedeniyle kınama kararı verilmesi ve kınama kararının yayınlanması talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı bir yayın organına ait yayının haber yapıldığını, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yayımlanan haber içeriklerinin maddi gerçekliğe ve somut olaya uygun olduğu; yaşanan olaya ilişkin toplumsal ilginin varlığının yanında haberin yayımlanmasında kamu yararının da bulunduğu, yayın içeriklerinde davacının ismi ve fotoğrafına yer verilmesinin haberi hukuka aykırı ... getirmeyeceği, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; göçmen kaçakçılığının diğer illere göre daha yoğun şekilde yaşandığı sınır ilinde ilçe emniyet müdürü olarak görev yapan davacının, yine göçmen kaçakçılığı ve rüşvet alma suçlaması ile gözaltına alınması ve tutuklanması konusunda yapılan haberlerin kamu yararı ve kamusal ilgi kapsamında kaldığı; haberin veriliş tarzına bakıldığında, özle biçim dengesinin bozulmadığı, kişisel değerlendirmeler içermediği, soruşturma süreci hakkında bilgilendirme mahiyeti taşıdığı, haberlerin güncel olduğu, basın özgürlüğü kapsamında yapıldığı, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberlerde müvekkilinin ad, soyad, rütbe ve makam bilgilerine mozaikleme yapılmadan yer verildiğini, fotoğraflarının haberde yayınlandığını, kişisel veri niteliğinde olan bilgilerin hukuka aykırı olarak yayınlandığını, ceza soruşturması devam ederken masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Sözcü Gazetesinin 27.03.2018 ve 31.03.2018 tarihli yayınlarında sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, kınama ve yayın talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberlerin görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğunun, yayınların toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, haberlere yönelik toplumsal ilgi bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun; basının olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, haberlerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, haberlerde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.