Başvuru, işçilik alacağından doğan davada, bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, kötü niyet tazminatı talebinin reddedilmesi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; işçilik alacağından doğan davada, bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, kötü niyet tazminatı talebinin reddedilmesi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 11/11/2008 tarihinden itibaren gayrimenkul yatırım şirketi bünyesinde çalışan başvurucunun iş sözleşmesi 18/12/2014 tarihinde işverence feshedilmiştir. Başvurucu, iş sözleşmesinin feshi nedeniyle (000 TL) ihbar tazminatı, (000 TL) kötü niyet tazminatı ve (000 TL) ikramiye alacağının tahsili istemiyle 29/4/2015 tarihinde Bakırköy İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 10/5/2016 tarihinde görevsizlik kararı vermiştir. Karar hakkında temyiz talebinde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/11/2016 tarihli kararıyla görevsizlik kararı bozulmuştur. Yargıtayın bozma ilamı üzerine esas incelemesi yapılan dosyada 23/5/2017 tarihinde alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin ödemesi gereken tazminat miktarı 825,41 TL ihbar tazminatı ve 782,50 TL kötü niyet tazminatı olmak üzere toplam 607,91 TL olarak tespit edilmiştir. Başvurucu 23/11/2017 tarihinde verdiği ıslah dilekçesiyle dava dilekçesinde talep ettiği toplam 000 TL tazminatı607,91 TL’ye yükseltmiştir. Mahkeme 30/11/2017 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde özetle, başvurucunun iş akdinin davalı tarafından feshedildiği bu durumda başvurucunun davalıdan ihbar tazminatı talep etme hakkı olduğu vurgulanarak bilirkişi raporunda belirtilen 825,41 TL ihbar tazminatının davalıdan tahsiline; başvurucu tarafından talep edilen prim alacağının yargılama esnasında davalı tarafından başvurucu hesabına yatırıldığı belirtilerek prim alacağı yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına ve iş akdinin davalı aleyhine resmî makamlar nezdinde şikâyette bulunması veya sendikaya üye olması gibi nedenlerle feshedildiği tespit edilemediğinden, başvurucunun davalıdan kötü niyet tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığı belirtilerek kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi davacı vekilinin bozmadan sonra yaptığı ıslaha değer verilerek karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle 12/3/2019 tarihinde Mahkeme kararını bozmuştur. Mahkeme 21/6/2019 tarihli kararıyla Yargıtayın bozma kararına uymuş, bozma sonrası yapılan ıslahın yapılmamış sayılmasına ve ilk dava dilekçesinde talep edilen bakiye 000 TL ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermiştir. Başvurucunun prim alacağı talebi yönünden ise yargılama esnasında davalı tarafından davacı hesabına yatırılması nedeniyle prim alacağının konusuz kaldığı gerekçesiyle prim alacağı ile ilgili bir karar verilmesine yer olmadığına ve kötü niyet tazminat talebinin ise reddine hükmetmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 18/2/2020 tarihli kararıyla mahkeme hükmünü onamıştır. Nihai karar 17/3/2020 tarihinde başvurucu vekilince Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden öğrenilmiş, başvurucu 29/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun ile Covid-19 pandemisi nedeniyle yargı alanındaki süreler 13/3/2020 tarihinden 15/6/2020 tarihine kadar durduğundan başvurunun süresinde olduğu değerlendirilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.