11. Hukuk Dairesi 2023/3539 E. , 2024/1261 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI :2016/178 Esas, 2018/1206 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM :Kabul Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabu…
**11. Hukuk Dairesi 2023/3539 E. , 2024/1261 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI :2016/178 Esas, 2018/1206 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM :Kabul Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı olarak başlatmış olduğu icra takibinden taşınmazlara haciz işlemi yapılması üzerine haberdar olduklarını, takibe konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek borçlu olunmadığının tespitine, takibin iptaline ve davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının takipten daha önceden haberdar olduğunu, icra hukuk mahkemesine itiraz ettiğini ancak duruşmaya gelmediğinden dosyanın işlemden kaldırıldığını, icra takibinin kesinleşmesinden 1 yıl sonra açılan işbu davanın zamanaşımına uğradığını, senetteki imzanın da davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 16.12.2014 tarihli, 2014/810 E. ve 2014/420 K. sayılı kararıyla; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 20.10.2015 tarih, 2015/3722 E. ve 2015/13084 K. sayılı kararı ile takibe binaen yapılan ödemenin istirdadına yönelik olmayıp, bonodaki imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup bu nedenle 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü süresinin somut olayda uygulanmayacağı, mahkemece imza itirazı yönünden işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. C. Mahkemece Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunun tespitinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi uyarınca ispat yükünün senedin davacı tarafça imzalandığını iddia eden davalı tarafa ait olduğu, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi vasıtası ile düzenlenen 10.05.2018 tarihli raporlar ile imzanın davacı tarafa ait olup olmadığı belirlenememiş olmakla birlikte 12.10.2017 ve 27.12.2016 tarihli raporlar ile senetteki borçlu imzalarının davacının ... ürünü olmadığının tespit edildiği, bu haliyle davalı tarafın senetteki imzanın davacı tarafa ait olduğunu ispat edemediği, davalı tarafın tüm aşamalarda senedin davacının kendi yanında imzalandığı hususunda istikrarlı beyanda bulunduğu ve takibin kötü niyetli yapıldığını gösterir delil elde edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul 12.İcra Dairesinin 2013/2041 sayılı icra dosyasına konu 04.09.2012 tanzim, 12.09.2012 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli senetten dolayı davacı ...'ın borçlu olmadığının tespitine, dava konusu senedin ve senede dayalı icra takibinin davacı açısından iptaline, davacı tarafın %20 tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; imzanın davacıya ait olduğunu iddia eden alacaklının bunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, imzanın davacı tarafından atıldığını beyan edilmesine rağmen bu beyanını somut delillerle ispat edemediğini, bilirkişi raporlarının da imzanın müvekkilin elinden çıktığına dair tespitte bulunamadığını, bu sebeple davalı tarafın kötü niyetle davrandığının aşikar olduğunu, davalının imzayı atarken gördüğünü beyan ... dosya kapsamında aldırılan 4 bilirkişi raporunda da imzanın müvekkile ait olmadığının tespit edilmesinin davalının ağır kusurlu ve kötü niyetli davrandığının çok açık bir şekilde göstergesi olduğunu, davacı lehine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kötü niyet tazminatına ilişkin taleplerinin reddine dair kurulan hükmün kısmen bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibine konu bonodaki imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkin açılan davada davalının takibinde kötü niyetli olup olmadığı ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmıştır. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrası. 3. Değerlendirme İcra takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davasında mahkemece davanın kabulüne ile kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Somut olayda takibe konu bono keşidecisi davacı, lehtarı ise davalıdır. Davalı takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu savunmuş, yargılama sırasında bononun davacı tarafından kendi yanında imzalandığı beyanında bulunmuş ancak davacının bağlayıcı imzasını kanıtlayamamıştır. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrasında borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması durumunda istem üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden ... olmamak üzere borçlunun dava nedeniyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği düzenlenmiştir. O halde, anılan hüküm gereğince keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olan davalının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü ile davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece takibin kötü niyetli yapıldığını gösterir delil elde edilemediği gerekçesi ile hatalı değerlendirme sonucu tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.