Başvuru, tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirmeyeceğini belirtmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, ithalat ve ihracat yapan bir anonim şirkettir. Başvurucu Şirket 28/10/1999 tarihli "Dahilde İşleme İzin Belgesi" kapsamında deri ithal etmiştir. İthal edilen deri, ihraç taahhüdü kapsamında işlenmesi için verildiği firmanın fabrikasında çıkan yangında tümüyle telef olmuştur. Bu nedenle başvurucu Şirket, ihracatın fiilen gerçekleştirilmesi koşulu aranmaksızın taahhüdün kapatılmasını istemiştir. Başvurucu Şirket, isteminin davalı idare tarafından reddedilmesi üzerine idari yargı yoluna gitmiştir. Yangının mücbir sebep olarak kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar kesinleşmiştir. Başvuru Şirkete teminat bedelinin 18/6/2009 tarihinde ödendiği ancak yargı kararı uyarınca ödenen teminat bedeline aradan uzun bir süre geçmesine karşın faiz tahakkuk ettirilmediği anlaşılmaktadır. Başvurucu Şirket 28/10/1999 tarihli "Dahilde İşleme izin Belgesi" uyarınca davalı idare tarafından alınan teminatın süresinde geri ödenmemesi nedeniyle 000,00 TL maddi zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesince (Mahkeme) 7/7/2010 tarihli karar ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, geçici teminatın 18/6/2009 tarihinde başvurucu Şirkete faizsiz olarak ödenmesi üzerine faiz ya da yoksun kalınan kârın ödenmesi istemiyle ya altmış gün içinde doğrudan dava açılması ya da davalı idareye başvuruda bulunulduktan sonra başvuruya kadar geçen süre de hesaba katılarak altmış gün içinde dava açılması gerektiği ifade edilmiş; 18/6/2009 tarihinde ödeme yapılması üzerine altmış günlük dava açma süresinin son gününün adli tatile rastlaması nedeniyle en geç 11/9/2009 tarihine kadar doğrudan dava açma yolunu seçen başvurucu Şirket tarafından davanın açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 14/9/2009 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucu Şirket bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucu Şirket temyiz dilekçesinde; uygulamanın adli yılın 6 Eylül'de başlaması şeklinde olduğunu, Danıştayın adli tatil nedeniyle uzayan dava açma süresinin son gününün 12 Eylül olduğu yönünde çok sayıda kararının bulunduğunu, bu sebeple yerleşik uygulamaya güvendiğini ifade etmiştir. Dava açma süresinin son gününün adli tatile rastlaması ve 12 Eylül'ün Cumartesi günü olması nedeniyle 14/9/2009 tarihinde kayda giren dilekçeyle süresinde dava açtıklarını ileri sürmüştür. Temyiz istemini inceleyen Danıştay Onuncu Dairesi (Daire) tarafından ilk derece mahkemesi kararı 27/10/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 13/6/2016 tarihli kararla reddedilmiştir. Nihai karar 29/7/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 25/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Kanun 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Sürelerle ilgili genel esaslar" kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:"Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır." 2577 sayılı Kanun'un "Çalışmaya ara verme" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin bireysel başvuruya dayanak davaların açıldığı tarihte yürürlükte olan şekli şöyledir:"(Değişik birinci cümle: 14/7/2004-5219/11 md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl ağustosun birinden eylülün beşine kadar çalışmaya ara verirler." Söz konusu cümlenin 2577 sayılı Kanun'un yürürlüğe ilk girdiği 20/1/1982 tarihindeki şekli şöyledir:"Bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri her yıl Temmuz ayının yirmisinden Eylül ayının altısına kadar çalışmaya ara verirler." Belirtilen cümlenin yürürlükte olan şekli şöyledir:"(Yeniden düzenlenen birinci cümle: 27/6/2013-6494/18 md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler." Danıştay İçtihadı Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/10/2008 tarihli ve E.2008/1080, K.2008/3641 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"[2577 sayılı Kanun'un] maddesinde de; bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin her yıl Ağustos'un birinden Eylül'ün beşine kadar çalışmaya ara verecekleri belirtilmiştir.Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca idari yargı yerleri her yıl Ağustos ayının birinci gününden Eylül ayının beşinci günü mesai saati bitimine kadar çalışmaya ara vermektedirler. Bu nedenle sürenin son gününün anılan tarihler arasına rastlaması hâlinde 12 Eylül günü mesai bitimine kadar sürenin uzadığı kabul edilmektedir.Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin davacıya 2007 tarihinde tebliği üzerine davanın 2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, sürenin son gününün çalışmaya ara verme zamanına rastlaması nedeniyle, 2007 tarihi mesai bitimine kadar dava açılması mümkün olup dava bu tarihte açıldığından [davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair] vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır." Danıştay Dördüncü Dairesinin 22/6/2010 tarihli ve E.2009/8980, K.2010/3763 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"[2577 sayılı Kanun'un maddesinde] ara vermenin son günü Eylül'ün dördü olarak belirlenmiştir.Dava dosyasındaki tebliğ alındısının ve tebliğ tarihlerine ilişkin kayıtların incelenmesinden, Dairemiz kararının davacı vekilinin bizzat kendisine, 2009 tarihinde tebliğ edildiği, 15 günlük karar düzeltme süresinin bitiminin çalışmaya ara verme süresi içinde kaldığı Eylül ayının 4 ünü izleyen tarihten itibaren ve karar düzeltme süresinin 2009 gününe kadar uzamasına rağmen davacının bu süreyi geçirdikten sonra 2009 tarihinde karar düzeltme isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, tebliğ tarihini izleyen onbeş günlük yasal süre geçirildiğinden süre aşımı nedeniyle karar düzeltme isteminin incelenmesi mümkün değildir." Danıştay Altıncı Dairesinin 3/3/2009 tarihli ve E.2007/3391, K.2009/2028 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"Yukarıda anılan Yasa maddesinin değerlendirilmesinden 'Eylül'ün beşine kadar' ibaresinden, Eylül'ün beşinin de ara verme zamanına dâhil olarak, dolayısıyla dava açma süresinin son gününün Eylül'ün beşine rastlaması hâlinde, dava açma süresinin altı Eylül'den itibaren yedi gün uzamış sayılacağının kabulü gerekmektedir.Bu durumda, 1/1000 ölçekli imar planının 2005-2005 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacının askı süresi içinde 2005 tarihinde yaptığı itirazın askı tarihinin son gününden itibaren 60 gün içinde cevaplandırılmayarak istemin zımnen reddi üzerine 60 günlük dava açma süresinin son günü çalışmaya ara verme zamanına (beş Eylül) rastlaması nedeniyle dava açma süresi 2005 tarihine kadar uzayacağından 2005 tarihinde açılan davada süreaşımı bulunmadığı açıktır.Bu itibarla uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekeceğinden, davanın süreaşımı yönünden reddine ilişkin mahkeme kararında isabet görülmemiştir." Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 14/6/2012 tarihli ve E.2010/2825, K.2012/4080 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"...çalışmaya ara vermenin '...Eylül'ün beşine kadar...' süreceği ifade edilerek, Eylül'ün beşi çalışmaya ara vermenin sona erdiği gün olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla Danıştay dairelerinin Eylül'ün altısında çalışmaya başlayacakları hususunda duraksama bulunmamaktadır. Nitekim sözü edilen düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana uygulamanın da bu doğrultuda olduğu bilinen gerçektir.Diğer taraftan, Türk yargı sisteminin bir kolu olan idari yargı kanadında çalışmaya ara vermenin Eylül ayının günü,diğer kanadı olan adli yargı yerlerinde ise yıllardır uygulanan ve tartışmasız olan Eylül'ün günü biteceği şeklindeki bir yorum, yargılama usulünde bir karmaşaya da yol açacaktır.Bu durumda 12 Eylül tarihinde açılan dava süresinde olduğundan, davanın esasının incelenmesi gerekirken süre aşımı yönünden reddinde isabet görülmemiştir." İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 22/11/2016 tarihli ve E.2014/111, K.2016/304 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"... davacı tarafından başvurunun reddine ilişkin işlemin öğrenildiği ve itiraz edildiği 01/4/2011 tarihinden itibaren 60 gün içinde (en son 31/5/2011 tarihine kadar) cevap verilmemesi nedeniyle itiraz reddedilmiş sayılacağından ve bu tarihten itibaren 60 gün içinde (30/07/2011 tarihinin hafta sonuna rastlaması nedeniyle 01/8/2011 tarihine kadar, bu tarihin de adli tatile rastlaması nedeniyle) en son 11/9/2011 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 12/9/2011 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle 'davanın süre aşımı yönünden reddine' karar verilmiştir.Davacı, anılan kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir....Dosyanın incelenmesinden; davacının, 01/4/2011 tarihinde, davalı idareye yaptığı başvurunun reddedildiğini öğrendiği ve aynı tarihte davalı idareye itiraz ettiği;31/5/2011 tarihine kadar davalı idarenin cevap vermemesi nedeniyle davacının itirazının zımnen reddedildiğinin kabul edilmesi gerektiği ve davacının, bu tarihten itibaren 60 gün içinde (30/7/2011 tarihinin hafta sonuna rastlaması nedeniyle 01/8/2011 tarihine kadar, bu tarihin de adli tatile rastlaması nedeniyle) en son 11/9/2011 tarihine kadar dava açması gerektiği, fakat bu tarihin de tatil gününe yani pazar gününe rastladığı;bu nedenle dava açma süresinin 12/9/2011 tarihine uzadığı anlaşıldığından bu haliyle dava süresinde olduğu sonucuna varıldığından temyize konu kararda, usul hükümlerine uygunluk görülmemiştir." Vergi Dava Daireleri Kurulunun (VDDK) 5/3/2014 tarihli ve E.2013/111, K.2014/147 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"... Davayı inceleyen Antalya Vergi Mahkemesi, 2009 günlü ... kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 ve 8'inci maddeleri ile 14'üncü maddesinin fıkrasının (e) bendi, 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendi ve 61'inci maddesine değinerek; dava konusu encümen kararının 2009 tarihinde tebliği üzerine 2009 tarihinde dava açıldığı, 2577 sayılı Kanunun sözü edilen hükümleri uyarınca, davanın, otuz günlük dava açma süresinin bitiminin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması nedeniyle ara vermenin sona erdiği günü, yani Eylül ayının dördünü izleyen tarihten itibaren yedi gün içinde olmak üzere, en son 2009 (Cuma günü) tarihine kadar açılması gerekirken, bu sürenin bitiminden sonra 2009 tarihinde açılan davanın süreaşımı nedeniyle inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı süreaşımı nedeniyle reddetmiştir.Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi 2012 günlü ... kararıyla; ... her sene Ağustos ayının birinden Eylül'ün beşine kadar çalışmaya ara vermelerinin öngörüldüğü, bu kuralda çalışmaya ara verme süresinin, bu sürenin başladığı ve sona erdiği gün açıkça gösterilerek belirlendiği,... çalışmaya ara vermenin '...Eylül'ün beşine kadar...' süreceği ifade edilerek, Eylül'ün beşi çalışmaya ara vermenin sona erdiği gün olarak gösterildiği, dolayısıyla Danıştay dairelerinin Eylül'ün altısında çalışmaya başlayacakları hususunda duraksama bulunmadığı, sözü edilen düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana uygulamanın da bu doğrultuda olduğu, öte yandan, Türk yargı sisteminin bir kolu olan idari yargı kanadında çalışmaya ara vermenin Eylül ayının 5'inci günü, diğer kanadı olan adli yargı yerlerinde ise yıllardır uygulanan ve tartışmasız olan Eylül ayının 6'ncı günü biteceği şeklindeki bir yorumun, yargılama usulünde bir karmaşaya da yol açacağı, bu durumda 12 Eylül günü dava açma süresinin son günü olup bu tarihin Cumartesi gününe rastlaması nedeniyle 14 Eylül tarihinde açılan dava süresinde olduğundan, davanın esasının incelenmesi gerekirken süreaşımı yönünden reddinde isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.Bozma kararına uymayan Antalya Vergi Mahkemesi ... ilk kararında ısrar etmiştir....Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Antalya Vergi Mahkemesinin... ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir." Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/1/2009 tarihli ve E.2008/14-831, K.2009/3 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi 'Her sene bilumum mahkemeler Ağustos'un birinden Eylül'ün beşine kadar tatil olunur.' hükmünü taşımakta; maddede ise 'Bu kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil zamanına tesadüf ederse bu müddetler ayrıca bir karar vermeğe lüzum olmaksızın tatilin bittiği günden itibaren yedi gün evvel uzatılmış addolunur.' hükmü bulunmaktadır. (...)Yukarıda belirtildiği üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi uyarınca adli tatil, her yılın Eylül ayının beşinci günü sona erer. Dolayısıyla, yeni adli yıl, o yılın altı Eylül günü başlar (...)"B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından, ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için bkz. E-Ba İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd. Şti. (B. No: 2015/13921, 27/6/2018, §§ 33-37) başvurusuna ilişkin karar.