Başvuru, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun adil yargılanma hakkına ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye'de Fetullah Gülen tarafından kurulan, 1960'lı yıllardan itibaren faaliyette bulunan ve uzun yıllar boyunca dinî bir grup olarak nitelenen bir yapılanma mevcuttur. Bu yapılanma süreç içinde "Cemaat", "Gülen Cemaati", "Fetullah Gülen Cemaati", "Hizmet Hareketi", "Gönüllüler Hareketi" ve "Camia" gibi isimlerle anılmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 22). Anılan yapılanma süreç içinde özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında örgütlenmiş; bunun yanı sıra başta eğitim ve din olmak üzere farklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunmuş; bu faaliyetler dolayısıyla sahip olduğu dershaneler, okullar, üniversiteler, dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek odaları, iktisadi kuruluşlar, finans kuruluşları, gazeteler, dergiler, televizyon ve radyo kanalları, internet siteleri, hastaneler aracılığıyla sivil alanda önemli bir etkinliğe ulaşmıştır. Bu faaliyetlerin yanında bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen de yasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma söz konusudur (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 75). Buna karşılık hareket tarzı ve icraatları öteden beri toplumda tartışma konusu olan bu yapılanmanın örgütlenmesi ve faaliyetlerine ilişkin olarak özellikle 2013 yılı sonrasında pek çok soruşturma ve kovuşturma yürütülmüştür. Bu kapsamda bu yapılanmaya mensup kişilerin -yapılanmanın amaçları doğrultusunda- suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üst düzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat faaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme gibi eylemlerde bulundukları belirlenmiştir. Soruşturma ve kovuşturma belgelerinde, yapılanma Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 22, 27). Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde -yeniden uzatılmayarak- son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğunu değerlendirmiştir (darbe teşebbüsü ve arkasındaki yapılanmaya ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). En son Gebze hâkimi olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde Gebze Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle örgüt mensupları ile üniversiteye hazırlık döneminde gittiği dershaneye ait yurtta tanıştığını, üniversite yıllarında (2001-2005) üç yıl örgüte ait öğrenci evinde kaldığını, ev sorumlusu ile yaşadığı anlaşmazlık sonrasında devlet yurduna geçtiğini, mesleğe başladıktan sonra kendisinden yardım istendiğini, kendisinin de maddi durumu kötü öğrenciler yararına olacağı düşüncesi ile bu kişilere maddi yardımda bulunduğunu, 17/25 Aralık sürecinden sonra bu yapı ile tüm bağlarını koparttığını beyan etmiştir. Başvurucu aynı gün Gebze Sulh Ceza Hâkimliğinde yapılan sorgusunda önceki beyanlarını tekrarlamıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) 9/6/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır. İddianamede;i. Başvurucunun HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği,ii. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğünce ByLock veri tabanı üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen Bylock sorgu sonucu raporunda başvurucunun cep telefonu hattı ile ilk defa 14/9/2014 tarihinde ByLock uygulamasını kullandığı,iii. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatı ile 28/10/2016 tarihinde ifadesi alınan Ö.nün başvurucunun örgüt mensubu olduğunu bildiğini beyan ettiği,iv. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatı ile 16/10/2016 tarihinde ifadesi alınan S.Y.nin başvurucunun örgüt mensubu olduğunu bildiğini beyan ettiği,v. Başvurucunun, örgütün amaç ve politikaları doğrultusunda Yargıçlar ve Savcılar Birliğine (YARSAV) 4/12/2010 tarihinde üye olduğu ve 2014 yılı Nisan ayında istifa ettiği,vi. Başvurucunun örgüt açısından stratejik öneme sahip HSYK kurul müfettişliği görevinde bulunduğu ve FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldıkları anlaşılan hâkim ve Cumhuriyet savcılarına objektif kriterlerden ve yerleşik uygulamalardan uzak şekilde yüksek notlar takdir ettiği,vii. Hakkında FETÖ/PDY üyesi olduğundan bahisle soruşturma yürütülen ve meslekten ihraç edilen HSYK eski kurul müfettişinin Kars Adliyesinin 2013 yılı denetiminde başvurucuya objektif kriterlerden ve yerleşik uygulamalardan uzak şekilde ve örgütsel saik ile yüksek not takdir ettiği belirtilmiştir. Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğuna dair ifade veren tanık Ö.nün soruşturma aşamasında Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan 28/10/2016 tarihli beyanının ilgili kısmı şöyledir: "Staj yaptığım dönemde akademiden tanıdığım, benim gibi cemaate ait evlerde kalan ve cemaatle bağlantısı olduğunu gördüğüm kişiler; dönem sorumlusu olan ve Yargıtay'da tetkik hakimi olduğunu bildiğim [H.E.] isimli kişi, daha sonra cemaatten ayrıldığını bildiğim [G.B.], soyadını [E.] olarak bildiğim [B.] isimli kişi. [H.İ.], [A.A.], [H.G.], [B.Y.], [K.], [S.Y.], [H.A.], [Y.A.], [S.Ç.], [Ö.Y.], daha sonra ayrıldığını duyduğum yukarıda bahsettiğim [H.A.], [T.G.], [F.Ö.], Abdullah Çakır [başvurucu] ... isimli kişilerin de bu yapıdan olduğunu biliyorum." Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğuna dair ifade veren diğer tanık S.Y.nin soruşturma aşamasında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan 16/10/2016 tarihli beyanının ilgili kısmı şöyledir: "...Ardından 2006 yılı Nisan ayındaki sınava [], [] ve [Y.] ile hazırlandık. Sınavı kazandıktan sonra mülakat döneminde beni Keçiören Aşağıayrancı semtinde bulunan Gülen Cemaati'ne ait bir eve yönlendirdiler. Burada [İ.S.], [H.Y.] ve Abdullah Çakır [başvurucu] ile tanıştım. Bu üç arkadaşımın bilgilerini aşağıda ayrıca vereceğim. Hepimiz bu evde kalıp mülakata hazırlandık. Evin imamlığını, yani abiliğini ise [H.Y.] Yapmaktaydı. Bu evde kalırken bizden sorumlu olan kişi Ankara'da idare veya vergi mahkemesinde hakim veya hakim adayı olarak görev yapan [Ö.] Abi isimli biriydi. ... Mülakat sınavında başarılı olunca 2006 tarihinde Ankara'da hakim ve savcı adaylığı stajına başladım. ... Staja başlayan arkadaşlarla birlikte ev tuttuk. Aşağıda kimlik bilgilerinden ayrıca bahsedeceğim dönem arkadaşlarım [İ.S.] ve Abdullah Çakır [başvurucu] ile birlikte Balgat Cevizlidere yokuşunda bir ev tuttuk. Bizim grubumuzda bu iki arkadaş ile birlikte yine bilgilerini ayrıca zikrettiğim ve edeceğim staj arkadaşlarım [G.], [H.Y.], [Ş.], ve [Y.K.] vardı. İsmini saydığım bu arkadaşlar ise bize yakın yerde başka bir ev tuttular. ... 109814 sicil numaralı Abdullah Çakır [başvurucu] (ilk görev yeri Sandıklı, son görev yeri Gebze hakimliğiyken açığa alındı) ... Yargıtay tetkik hakimi [A.U.] ile Ankara'da staj yaptığımız dönemde tanışmıştım. Yukarıda belirttiğim [İ.S.] ve Abdullah Çakır [başvurucu] bu şahısla ayın okulda okudukları için tanışıyorlarmış. Onların vesilesi ile tanışmıştık. Dolayısıyla Gülen Cemaati mensubu olduğunu öğrenmiştim ancak kendisinin dönemi ve grubu bizden farklıydı. Fakat Cemaat mensubiyeti ve cemaate aidiyeti konusunda bir şüphem yoktur... " İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 14/6/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/48 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Tanık S.Y. kovuşturma aşamasında Sakarya Ağır Ceza Mahkemesinde istinabe yolu ile alınan beyanında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında detaylı olarak verdiği ifadenin doğru olduğunu, değiştirecek veya ekleyecek bir husus bulunmadığını ifade etmiştir. Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğuna dair ifade veren tanık H.A.nın Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli sıfatı ile alınan 3/3/2017 tarihli beyanı kovuşturma aşamasında dosyaya girmiştir. Tanık beyanının ilgili kısmı şöyledir: "Staj döneminde benim gibi yapı evlerinde kaldığını bildiğim, Kütahya'lı Abdullah Çakır (Çakar) [başvurucu] ve [Ö.] vardır. Bu kişilerin staj döneminde yapıya ait evlerde kaldığını bilme sebebim daha sonra yakın bölgelerde görev yapmamız sebebiyle aynı sohbet grubunda bulunmamızdır. ... 2007 yılında kura sonucu Afyon ili Sultandağı ilçesine atandım. Burada Kütahya'lı Abdullah Çakır beni aradı ve kendisi ile görüştük. Bu süreçte ben, Abdullah ve İscehisar savcısı [Ö.] ile üç kişilik sohbet grubu olduk. Bu grubun sorumlusu Abdullah'dı. Bu kişiler ile lokanta ya da [] ve Abdullah'ın arabasında buluşarak USB'den Abdullah'ın getirdiği yaklaşık 10 dakikalık Fethullah Gülen'in güncel sohbetini dinlerdik. ... 2010 yılında Erzincan ilinin Kemaliye ilçesine tayin oldum. Burada yine daha önceki sohbet grubumdan Abdullah'ın Kemah ilçesine, [nin] ise İliç ilçesine tayin olduğunu öğrendim. Abdullah'ın araması üzerine bu kişiler ile aynı sohbet grubuna devam ettik." Başvurucu, toplam dört celsede tamamlanan duruşma evresinde ByLock verilerinin hukuka aykırı olarak elde edildiğini, kendisinin bu programı kullanmadığını, HSYK kurul müfettişliği görevinin çok kısa sürmesi nedeniyle fiilen müfettişlik yapmadığını ve kimseye hak etmediği bir not vermediğini ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca üniversiteyi kazanınca kendisine devlet yurdu çıkmadığı ve maddi durumu kötü olduğu için bu yapıya ait evlerde 2001-2003 yılları arasında kaldığını, aleyhe beyanda bulunan tanık Ö.yü tanımadığını, diğer tanıkların aleyhe beyanlarını kabul etmediğini, tanık S.Y. ile aynı evde kalmadığını ve belirtilen tarihte evli olduğunu beyan etmiştir. Mahkemenin 28/3/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Soruşturma aşamasında dosyaya eklenen sanığa ilişkin Bylock Raporunun dışında Mahkememizce gerekli araştırmalar yapılmış olup; sanığın kullandığı IMEI numarası belirtilen telefon ile Bylock programının IP sunucularına bağlantı kurduğu, bu yöndeki tespitleri havi BTK cevabi yazısı içeriği ile doğrulanmış olmakla birlikte telefon numaralarının kullanıldığı IMEİ numaralarına ilişkin bilgiler de aksi yönde bir değerlendirmeyi gerekli kılmamaktadır. Sanığın Bylock kullandığı yönündeki tespite dayanak olarak bağlantıyı yapan IP, port bilgilerine de ulaşılmıştır. Sanığın Bylock programına ilişkin IP sunucuları ile tespit edilen bağlantı verilerinin tarih aralıkları, tespit edilen programı kullandığına dair hususlar düşünüldüğünde; sanığın icra ettiği görevin mahiyeti, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mevcudiyetinin siyasi liderlerce kamuoyuna dile getirildiği tarihler, anılan örgütün terör örgütü olarak siyasi karar alma mekanizmalarınca kabul edildiği tarihlere bakıldığında sanığın anılan örgüte sempati duymasının da ötesinde Paralel Devlet oluşturmaya yönelik örgütün stratejisine ve yukarıda etraflıca açıklanan hedeflerinin gerçekleştirilmesi konusundaki kriminalize yapısal işleyişi, bir örgüt üyesi olarak paylaştığı, benimsediği kanaatine ulaşılmıştır...Sanık savunmasında örgütle irtibatlı bir dershaneye gittiğini ve örgüte ait yurtta kaldığını daha sonra üniversite aşamasında 3 yıl örgüt evlerinde kaldığını daha sonra ayrıldığını beyan etmiş ise de; gerek tanık [S.Y.] ve [Ö.nün] beyanları ile [H.A.nın] sanığın staj döneminde yapıya ait evde kaldığı ve kur'a sonrasında sanığın sorumlusu olduğu sohbet gurubu kurdukları yönündeki beyanı ile 2015 yılına varan ByLock kullanımı nazara alındığında sanığın örgütle irtibatını kesmediği gibi daha da yoğun bir şekilde devam ettirdiği ve savunmasının samimi olmadığı anlaşılmıştır.Sanığın ByLock programını kullandığı yönündeki şüpheden uzak ve kesin tespit, tespite konu cevabi yazıdaki programın sunucularına bağlantı tarih aralıkları, internet bağlantı iletişim sorgu kaydı (sinyal sayısı) adedi, programı kullanım ile ilgili detaylı bilgilere bakıldığında; sanığın örgütün benimsediği hedefleri doğrultusunda oluşturulan hiyerarşiye/kurguya dahil olmakla kendi iradesine istenildiği takdirde emre amade olacak şekilde hazır tuttuğu ve örgütün kadrolarına hissettirdiği, bu yöndeki maddi ve manevi katkısının mevcudiyetini göstermektedir." Başvurucunun bu karara karşı yaptığı istinaf kanun yolu başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 9/5/2018 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Başvurucu, istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 5/2/2019 tarihinde temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar vermiştir. Başvurucu 3/4/2019 tarihinde karardan haberdar olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu 17/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.