11. Hukuk Dairesi 2022/3490 E. , 2023/2963 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/65 Esas, 2022/99 Karar HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın reddi Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, asıl ve birleşen dava davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yön…
**11. Hukuk Dairesi 2022/3490 E. , 2023/2963 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/65 Esas, 2022/99 Karar HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın reddi Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, asıl ve birleşen dava davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; 1998 yılından beri donatılı zemin teknolojisi adı altında özel istinat duvarı imalatını gerçekleştirdiğini, bu sistem uygulanırken sistemin özellikle deprem yükleri altında en iyi sonuçları vermesi için şerit bağlantı yerlerinin belirlenmesi ve panel donatı detaylarının belirlenmesi ayrı ve özel bir araştırma gerektiğinden tüm bu sistemi bir bütün olarak ticari sır kapsamında geliştirdiğini, şirket donatılı zemin teknolojisini geliştirme ve uygulama sürecinde sigortalı olarak ya da taşeron olarak birlikte çalıştığı kişiler ile işin gereği ticari sır olarak değerlendirilecek olan hususları asgari düzeyde paylaşmak durumunda kaldığını, işin niteliği gereği yapılan bu paylaşım sonucunda da yıllardır emek sarf ederek en üst düzeye getirdiği bu çalışmaların davalı ... tarafından kopyalanarak kullanıldığını, davalının 29.11.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, 09.02.2007 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığını, iş sözleşmesi'nin 11 inci maddesinde sır saklama yükümlülüğünün düzenlendiğini, davalının imzasının bulunduğu projelerde her türlü malzeme, aksesuar, kalıp ve proje bilgisinin koruma altına alınmış olması karşısında davalının bu bilgilerin sır olduğunu bildiğini ve bilecek durumda olduğunu, davalının öğrendiği bu bilgilerin özellikle bu özel teknolojik duvarların tasarımı, tasarımı için geliştirilen bilgisayar programı, yine pafta çizimleri için geliştirilen özel bilgisayar programının sır olduğunu bildiği halde işyerinden ayrıldıktan sonra bunları kendi yaptığı tasarım ve projelerinde birebir uygulama çalışmalarına başladığını, buna ilişkin olarak davalının Ataşehir-Doğu Bölgesi-Batı Bölgesi Geçiş Köprüsü Toprakarme Duvar hesap raporu ve ... İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Vefa Üst Geçidi Proje ve Tasarımına ilişkin proje ve hesap raporu hazırladığı ve projeler incelendiğinde şirketin geliştirdiği sistem ile aynı olan sistemi ve bilgileri kullandığının tespit edildiğini, davalının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları incelendiğinde 01.10.2009 tarihinden itibaren davalı Duvpan İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’de çalışmaya başladığının tespit edildiğini, bu şirketin de uzun bir süre bir çok projede davacı şirketin taşeronu olarak çalıştığını, müvekkilince geliştirilen sistemi haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak kullanmaya devam ettiklerini, davalı ...’ın davalı Duvpan İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin Gerede-Çerkeş 15BL. HD. Yolu İsmet Paşa-Çerkeş arası Etüt ve Proje Mühendislik Hizmetleri İşinde müvekkili şirkete ait sistemi kullanarak donatılı zemin toprakarme duvar işlerini yaptıklarını tespit ettiklerini, davalının bu eylemlerinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin (b) bendi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, asıl ve birleşen davada haksız rekabetin men’ine ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davacı şirketin 6762 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin (d) ve (e) bendi uyarınca haksız rekabet eylemi nedeniyle uğradığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 30.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 08.04.2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile davalı şirket yönünden dava değerini 82.175,05 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 21.04.2015 tarih, 2010/96 E. ve 2015/328 K. sayılı kararıyla; 2010/96 E. sayılı dosyada alınan 01.04.2011 tarihli rapor ile 2010/268 E. sayılı dava dosyasında alınan 11.03.2013 havale tarihli raporlar öz itibariyle dosya içeriğine uygun olduğundan hükme esas alındığı, davalı ... ve şirketin, davacı tarafından geliştirilen kalıp detayı, projelendirme pafta hazırlama özel notları gibi bilgileri kopyaladığı, kopyaladıkları bu bilgileri fiili olarak kullandıkları, davalıların bu eyleminin 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabette bulanan kişinin bu eylemini bilinçli olarak yapması şart olmayıp bu tür durumlarda kusurun varlığının aranmayacağı ancak tazminat talepleri değerlendirilirken kusurun varlığının ispat edilmesi gerektiği, davalı şirketin tüzel kişi ve tacir olup basiretli davranmak zorunda olduğu, faaliyet alanı içerisindeki tüm işlemlerini hukuka uygun olarak yerine getirmekle yükümlü olduğu, davalı şirket işveren olan davacı ile taşeron ilişkisi çerçevesinde birçok projede davacı ile çalışırken öğrendiği yine davalı ...'dan davacı ile çalışırken öğrendiği bir kısım bilgileri davalı şirket bünyesinde çalışırken proje ve pafta elemanlarını aynen kullandığı gerekçesiyle işbu dosya ile birleşen (2010/268) 2013/30 E. sayılı dava dosyasında davacının davasının kabulü ile her iki davalının davacı tarafından geliştirilen kalıp detayı, projelendirme, pafta hazırlama, özel notlar gibi bilgileri kopyalamak suretiyle kullandıkları, bu eylemlerin haksız rekabet oluşturduğu anlaşıldığından davalıların haksız rekabetinin men'ine, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 30.000,00 TL tazminatın davalı ... açısından 08.01.2010 tarihinden itibaren, davalı Duvpan İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. açısından 20.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ıslah edilen 52.175,05 TL'nin ise sadece birleşen dosyanın davalısı şirketten ıslah tarihi olan 08.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 24.11.2016 tarih, 2016/7139 E. ve 2016/9125 K. sayılı kararıyla, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 62 nci maddesindeki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 60 ıncı maddesi düzenleme uyarınca davalılara isnat edilen eylemlerin aynı zamanda suç teşkil etmesine ve buna bağlı olarak da ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerekmesine göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, mahkemece, 2010/96 E. sayılı dosyada alınan 01.04.2011 tarihli rapor ile 2010/268 E. sayılı dava dosyasında alınan 11.03.2013 havale tarihli raporlar hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verildiği, bilirkişi raporlarında “...Projelerin hazırlanmasında kullanılan şartname, bilgisayar programı, vb. gibi hususların tali unsur olup, esas unsurun uygulamaya esas teşkil eden proje paftalarının kopya edilip edilmediği olduğu, ABD (AASHTO) şartnamesinin de bu sistemi geliştiren Fransız Şartnamesinin hesap yönünden aynı formülleri ihtiva eden tercüme edilmiş bir versiyonu olduğu, bu tür yapıların projelendirmesinde yapılan hesaplamalar sonucunda ortaya çıkan hususları içeren proje paftaları hazırlanıp uygulamanın da bu paftalara göre yapıldığı, söz konusu özel detaylar, kalıp sistemleri, vb. hususlar yalnız ve münhasıran proje paftalarında yer aldığından kopyalama işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ancak davacı ve davalı tarafların hazırladıkları farklı projelere ait paftaların (pafta düzeni, detayları, pafta notları) mukayese edilmesi suretiyle gerçekleştirilebileceği, davalı tarafın davacı tarafından geliştirilen kalıp detayı, projelendirme pafta hazırlama özel notlar gibi bilgileri kopyaladığı...” şeklinde görüş bildirildiği, davalılar vekilinin anılan rapordan sonra mahkemeye ibraz ettiği 16.05.2011 tarihli dilekçesinde Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesine başvuruda bulunarak fakültenin görevlendirdiği Yrd. Doç. Dr. Kürşat Çubuk ve Yrd.Doç.Dr. Sami Oğuzhan Akbaş tarafından hazırlanan 09.05.2011 tarihli raporu ibraz ederek söz konusu raporda “...İki çizim paftası karşılaştırılırken, asıl değerlendirilmesi gereken noktanın, hesap raporunda sunulan mühendislik hesapları ve bunlar sonucu ortaya çıkan çizimin kendisi olup, antet, pafta notları vb, inşaat aşamasında önemli detaylara işaret etmekle birlikte, söz konusu davanın asıl konusunu oluşturan “kopyalama” eylemi içerisinde değerlendirmesinin oldukça subjektif olabilecek unsurlar olduğu, işveren idareye bağlı olarak, bu notların oldukça standartlaşabildiği, pafta notları, projenin geneli dikkate alındığında önemsiz sayılacak detaylar olup, davacının iddia ettiği gibi bir teknoloji veya şirket sırrı sayılabilecek özellikte bilgiler olmadığı, aynı alanda oluşturulan teknik çizimlerde benzerlik göstermesi muhtemel detaylar olduğu, özellikle 01.04.2011 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen “KESİT A-A / SECTION A-A” türü karşılaştırmaların yersiz olduğu, kullanılan şartname ve hesap yöntemi (veya hesap yöntemini kullanan bilgisayar programı) ortaya çıkan paftalara temel teşkil ettiğinden tali olarak kabul edilmelerinin mümkün olmadığı...” yönünde görüş bildirildiğini belirterek bilirkişi raporları ile Yrd. Doç. Dr. Kürşat Çubuk ve Yrd. Doç. Dr. Sami Oğuzhan Akbaş tarafından hazırlanan 09.05.2011 tarihli teknik rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi için yeni bir rapor alınmasını talep ettiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 293 üncü maddesinde “tarafların, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabileceği, sadece bu nedenle ayrıca süre istenemeyeceği, hakimin, talep üzerine veya re'sen, kendisinden rapor alınan uzman kişiyi davet ederek dinlenilmesine karar verebileceği, uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hakimin ve tarafların gerekli soruları sorabileceği, uzman kişinin çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmemesi halinde hazırlamış olduğu raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmayacağı” hükmü düzenlendiği, buna göre tarafların bilirkişi dışında uzmanından bilimsel nitelikli görüş almaları mümkün olup, böylece özel ve teknik konularda tarafların uzman görüşünden yararlanmaları, iddia ve savunmalarını bu görüşlerle desteklemeleri mümkün olacağı, uzman kişinin dinlenilmesi imkanının getirilmesiyle bir yandan uzmanlık gerektiren konuların daha iyi aydınlatılması, diğer yandan çelişkili ya da eksik veya yanlış bilgilerle yargılamanın önüne geçilmesi amaçlandığı, bu durumda mahkemece, davalılar vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporlarına karşı ileri sürdüğü ciddi itirazları karşılayacak, davalıların sundukları teknik rapor ile anılan bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek yeni bir rapor alınıp oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken davalılar vekili tarafından dosyaya ibraz edilen teknik rapor konusunda 6100 sayılı Kanun'un 293 üncü maddesi hükmü de nazara alınarak bir değerlendirmede bulunulması gerekirken anılan teknik raporla ilgili olumlu olumsuz hiçbir değerlendirmede bulunulmadan yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, kabule göre de 6762 sayılı Kanun'un 58 nci maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceğinin belirtildiği, kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için davacının uğradığı zararı kanıtlaması gerektiği, bu şekildeki tazminat davasında asıl olanın, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesi olduğu, ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucunun, 6762 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin e bendinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini yargıca verdiğini, davacının da işbu davada tazminat talebini 6762 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin e bendine dayandırdığı, bu kapsamda maddi tazminat hesaplanırken “salt dava konusu iş ve haksız rekabet yarattığı iddia olunan eylem” nedeniyle davalıların elde etmesi mümkün görülen menfaatin hesaplanması gerekirken böyle bir ayrıma gidilmeden davalı şirketin ilgili dönemdeki mizanında görülen tüm gelir nazara alınarak yapılan hesaplama sonucu ulaşılan rakama hükmedilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle hüküm davalılar yararına bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla davacı tarafından ileri sürülen üretim ve iş tekniğinin ticari sır vasfında olmadığı, günümüz inşaat teknolojisi ve teknik ilerlemeler dikkate alındığında davacının üretim tekniğinin sektörde herkesçe bilinen ve kullanılan bir teknik olduğu, davalıların projelerinde kullandıkları proje notasyonu, alt bilgi, malzeme tarifleri ve muhtelif tanımlama deyimleri gibi açıklamaların sektörde herkesçe kullanılan genel ifadeler olduğu anılan hususların dosya kapsamında alınan teknik bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davacının dava konusu iddialar açısından, davalının ticari sırra veya iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmaya dayalı herhangi bir haksız rekabet eyleminden söz edilemeyeceğine kanaat getirildiği, asıl ve birleşen dava yönünden sübut bulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili asıl ve birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, Yerel Mahkemenin hükme esas aldığı raporun aksine içerisinde GEOTEKNİK konusunda uzman Y.Doç. Dr. Pelin Özener, Y.Doç Dr. Tamer Pekdinçer ve Yasin Doğan tarafından hazırlanan 13.12.2013 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu'nda haksız rekabet oluştuğuna dair kesin bir değerlendirme bulunduğunu, dolayısıyla Yerel Mahkeme tarafından hükme esas alınan heyet raporunda haksız rekabet teşkil edecek hukuki nedenlere ilişkin hiçbir inceleme yer almadığını, müvekkili şirketin üretim ve iş sırrının bulunduğu defalarca bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde yer verilmiş olmasına rağmen uzmanlığı bulunmayan heyet üyeleri tarafından çelişkili ve yetersiz bir inceleme yapıldığını, dosyada mevcut bilirkişi raporları doğrultusunda alanında uzman bir heyet tarafından çelişkilerin giderilmesi için yeni bir heyetten rapor alınması gerekirken davanın reddi yönündeki karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, kullanılan ürünlerin davacının kendi işletmesel çabası ile ortaya çıkardığı ürünler olduğu, hükme esas alınan 27.09.2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunun 11. Sayfasında; "taahhüt işlerinden bazılarının işvereninin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Belediyeler olduğu göz önüne alındığında, bu işlerde ihale sırasında ve verilen teklifler sonrası tamamı ile firmalar arası ticari rekabet çatışmasından ihtilafların kaynaklandığı anlaşılmaktadır" şeklinde hiçbir hukuki mesnedi olmayan ve objektiflikten ve bilimsellikten uzak, tamamiyle "kanaat" veya "hissiyat" bildirmekten ibaret bir takım değerlendirmeler yapıldığını, bilirkişi tarafından projeler arasında birebir benzerlik aramasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve hukuken kabul edilebilir bir husus olmadığı, nitekim toprakarme duvar projeleri çok basit oynamalarda değiştirilebilecek nitelikte olup iki proje arasında yakınlık kurulabilmesi, birebir olmamakla birlikte temel özelliklerinin neredeyse aynı olması haksız rekabet şartlarının oluşması için yeterli kabul edilmesi gerektiği, bilirkişiler tarafından yapılması gerekenin davalılar tarafından öne sürülen toprakarme duvar projelerinin öncelikle müvekkil şirketin ürünleriyle ne kadar benzer olduğunun tespit edilmesi olduğu, bu noktada önemli olan şeyin iki ürün arasındaki benzerliklerin müşteri algısını ne derecede etkilediğinin tespiti olduğu, 2. Davalı şirket ve çalışanlarının kullandığı ürünler ile müvekkil şirketin kullandığı ürünler arasındaki benzerlikler müvekkili şirketin üretim sırrıyla doğrudan ilişkili olduğunu, davanın açıldığı yıl 2009 yılı olmakla beraber haksız rekabet fiilinin işlenip işlenmediği, müvekkili şirketin imalatı olan ürünlerin dava yılı itibariyle sektör tarafından bilinip bilinmediği gibi hususların değerlendirilmediği, bilirkişi heyeti tarafından kullanılan ürünler üzerindeki teknik detayların aynı şekilde ifade edilmesi başta olmak üzere rekabete aykırılık teşkil eden teknik detaylar atlandığı, bilirkişi tarafından projeler arasında birebir benzerlik araması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle dosyanın yeniden incelenmek üzere yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerekirken davanın reddi yönündeki kararın isabetsiz olduğunu, yine hükme esas alınan Bilirkişi Heyet Raporunda 14. ve 15. sayfalarda yer alan hukuki değerlendirme için esas alınan ölçütlerin; - Kullanılan ürünlerin müvekkil şirketin kendi işletmesel çabasının ürünü olup olmadığı, - Kullanılan ürünlerin sınai mülkiyet hakkı altında korunmasının gerekmediği, - Davalının kullandığı ürünlerle benzer olup olmadığıdır. Buna göre müvekkili şirketin kullandığı ürünlerin kendi işletmesel çabası olup olmadığı yönünde herhangi bir inceleme yapılmadığını, yapılsa idi davacı tarafın müvekkil şirketin söz konusu betonarme imalatı ile ilgili sektörde dönemin en bilinen şirketi konumunda olduğu, davalı tarafın müvekkili şirket haricinde başka hiçbir yerde muadiline rastlayamayacağı ürünleri, ancak ve ancak müvekkil şirketten taklit ederek oluşturduğunun açıkça anlaşılır olacağını, davalı şirket ve çalışanlarının kullandığı ürünler ile müvekkili şirketin kullandığı ürünler arasındaki benzerlikler müvekkili şirketin üretim sırrıyla doğrudan ilişkili olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından kullanılan ürünlerin birebir olmaması nedeniyle söz konusu rekabete aykırılık teşkil eden teknik detayların atlandığını, bu nedenle dosyanın yeniden incelenmek üzere yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi ve müvekkili şirketin zararlarının tespit edilmesi gerekirken davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin uyguladığı teknolojinin davalılar tarafından taklit edilerek kullanıldığını bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı ...'ın davacı şirketten önce toprakarme beton üzerine faaliyet gösteren herhangi bir yerde çalışmadığını, dolayısıyla davalı kişilerin yaptıkları işe istinaden tüm bilgi ve deneyim aktarımı müvekkili şirket tarafından verildiğini, Bilirkişi heyet raporunun kendi içerisinde pek çok çelişki barındırdığını, davalıların müvekkili şirketin üretim sırrına vakıf olmadıklarını değerlendiren bilirkişilerin, davalı ...'ın müvekkil şirketten ayrıldıktan hemen sonra oldukça spesifik bir alan olan ve Türkiye'de aynı sektörde faaliyet gösteren firma sayısının 10'u geçmediği bir alanda diğer davalı Duvpan'da çalışmaya başlaması ve müvekkil şirketin sistemini kullanarak nasıl iş aldıklarını açıklayamadıklarını, müvekkili şirketin geliştirdiği donatılı zemin teknolojisi sayesinde ürünlerinin özellikle deprem yükleri altında en iyi sonuç vermesi için şerit bağlantı yerlerinin belirlenmesi, şerit boylarının hesaplanması, özel şerit ve aksesuarlarının üretimi ve panel donatı detaylarının belirlenmesi gibi pek çok ticari sır niteliği taşıyan hususların sahada aktif görev yapan davalılar tarafından bilindiğini belirterek ve resen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalar yönünden haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 58 inci maddesinin e bendi 3. Değerlendirme Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece, davalılar vekili tarafından dosyaya ibraz edilen teknik rapor konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 293 üncü maddesi hükmü de nazara alınarak bir değerlendirmede bulunularak, davalının sunduğu teknik rapor ile bilirkişi raporları arasında çelişkilerin giderilecek, itirazlar karşılanacak şekilde Ankara yada İstanbul'daki üniversitelerin İnşaat Mühendisliği Bölümünde görevli konusunda uzman akademik kadrodan oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.