11. Hukuk Dairesi 2023/1016 E. , 2024/4453 K. MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1253 Esas, 2022/2480 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2020/50 E., 2020/185 K. Taraflar arasındaki asıl ve karşı davalarda marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne-karşı …
**11. Hukuk Dairesi 2023/1016 E. , 2024/4453 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1253 Esas, 2022/2480 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2020/50 E., 2020/185 K. Taraflar arasındaki asıl ve karşı davalarda marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne-karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ASIL DAVA ve KARŞI DAVAYA CEVAP 1.Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili asıl dava dilekçesinde; davalının 04.10.2011 başvuru tarihli 2011/77815 sayılı “Sır Petek” ibareli marka başvurusunun 20 ve 35. sınıflarda 24.01.2014 tarihinde tescil edildiğini, "SIR PETEK" ibaresinin 1998 yılından bu yana 18 yıldır müvekkilinin kullanımında olduğunu, Erzurum’da bulunan imalathanesinde, balmumundan “temel petek” tabir edilen ve nice sınıflandırmasında “suni petek” olarak kabul edilen ürünü imal ettiğini ve Türkiye çapında sattığını, “Sır Petek” adını kendi sektöründe maruf ve meşhur hale getirdiğini, 18 yıldır kullandığını ve ticaret unvanında da 18 yıldır kullandığını, ancak davalının kötü niyetli olarak bu markanın tescili için başvurduğunu ve Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilinin gerçekleştiğini, oysa müvekkilinin 2008 yılında, daha davalı başvuru yapmadan bu marka için 20 ve 31. sınıflarda “Sır Petek+şekil” ibaresi ve logosu ile başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin başvurusunun 20. sınıfta reddedildiğini ve sadece 31. sınıf yönünden 26.04.2010 tarihinde 2008/52324 no ile tescil edildiğini, bu duruma rağmen davalı başvurusunun 2014 yılında 20 ve 35. sınıfta kabul edildiğini, müvekkilinin bu kez 2014 yılında 2014/108707 sayılı “sir petek www.sirpetek.com ...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, ancak davalı markasına benzediği için TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, davalının müvekkiline karşı marka hakkına tecavüz ettiğine dair ihtarlar ve savcılık şikayetleri yaptığını, davalı karşı davacının müvekkilinin emek ve çabası ile oluşan markası ile ticaret yaparak haksız rekabet yaptığını ve müvekkilini kendi markası ile mağdur etmeye çalıştığını, müvekkilinin önce şahıs şirketi olarak 1998 yılında başladığı imalatına konu ürünleri “Sır Petek” adıyla üreterek sattığını ve "Sır Petek" kılavuz unsurlu ticaret unvanı olan Sır Petek Tarım Hayvancılık Tic. ve San. Ltd. Şti.’nin Erzurum Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde 20.04.2007 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin yaptığı yaygın reklam kampanyaları ve bu yöndeki yatırımları ile ticaret unvanının da kılavuz unsurunu oluşturan markalarını kendi sektöründe tanıttığını ve işletmesi arasında sıkı bir bağ kurduğunu, "Sır Petek" markasını uzun yıllardan beri kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, davacının 1998 yılından bugüne uzun yıllardır nizasız ve fasılasız şekilde ayırt edici olarak kullanmakta olduğu, öncelikli hak sahibi olduğu ibarenin aynı zamanda gerçek hak sahibi olduğunu, ancak davalının müvekkili ile aynı sektörde bulunmasına ve müvekkilinin üstün hak sahipliğini biliyor olmasına rağmen, bahse konu marka başvurusunu yapmış olmasının usul ve yasaya aykırı, aynı zamanda kötüniyetli olduğunu, bu durumun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 ve 8 inci maddeleri gereği müvekkiline bu markanın hükümsüzlüğünü talep etme hakkını tanıdığını, müvekkilinin Erzurum’da üretim yapan ve pazarlayan bir şirket iken davalının Erzincan’da faaliyet gösterdiğini ve önceki yıllarda müvekkilinin "Sır Petek" ismi ile ürettiği malı satıp, pazarlayan ve aslında yakın ilişkileri olan bir şirket olduğunu, ancak bazı sorunlar nedeniyle ticari ilişkilerinin son bulduğunu, bundan sonra davalının kötü niyetle hareket ederek müvekkilinin markasını kendi adına tescil ettirdiğini, tescil gerçekleştikten sonra 23.05.2014 tarihinde Erzincan 2. Noterliğinin 04501 yevmiye ile ihtar göndererek, markasının haksız kullanıldığını, markaya tecavüz nedeniyle dava ikame edeceklerinin ihtar edildiğini, bu ihtara karşı ekte sunulan cevabın davalıya gönderildiğini, ayrıca davalının müvekkili hakkında markaya tecavüz iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu ancak bugüne dek bir dava ikame edilmediğini, tüm bunların davalının art niyetinin kanıtı olduğunu, dava konusu "Sır Petek" ibareli markanın 20. sınıfta “Arı kovanları, suni petekler ve petek çıtaları” ve 35. sınıfta ise bu ürünün pazarlanması ile ilgili olarak “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için alındığını, müvekkilinin faaliyetinin de, suni petekler, arı kovanları ve petek çıtaları ile bilumum arıcılık malzemeleri imalat ve satışına yönelik olup, asıl imalat konusunun “balmumundan suni petek” imalatı olduğunu, ileri sürerek, davalı karşı davacı adına tescilli bulunan 2011/77815 sayılı “Sır Petek” ibareli markanın 20 ve 35. sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmek suretiyle sicilden terkinine, hükmün ilânına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; 556 sayılı KHK’nın 42 nci maddesi gereği hükümsüzlük talep edebilmek için markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması gerektiğini, bu 5 yıllık sürenin hak düşürücü süre olup, dava açma süresinin 26.04.2015 tarihinde dolduğununu, karşı dava dilekçesinde müvekkiline ait 2008/52324 tescil no.lu Sır Petek markasının hangi gerekçe ile hükümsüzlüğünün talep edildiğinin belirsiz olduğunu, bu konuda delil sunulmadığını, karşı davacının talebinin tümüyle hukuki dayanaktan yoksun olduğu, müvekkilinin markasının hükümsüzlüğünü talep edebilecek hiçbir gerekçesinin bulunmadığını ileri sürerek karşı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. II. ASIL DAVAYA CEVAP ve KARŞI DAVA Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğundan reddinin gerektiğini, dava konusu “Sır Petek” markasının müvekkili tarafından 13.08.2004 tarihinde 20, 30 ve 35. sınıflarda tescil ettirildiğini, müvekkilinin yaklaşık 25 yıldır bu marka adı altında altın arıcılık ile alakalı ürünler sattığını, müvekkilinin tüm Türkiye’ye bu ürünü tanıttığını, davacının 04.09.2008 tarihinde “Sır Petek ve Amblem” den oluşan markasını 31. sınıfta tescil ettirdiğini, asıl davada davacının kendi markasının hükümsüzlüğü gerekirken müvekkilinin markasının hükümsüzlüğünü istemesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 6 ncı maddesine göre marka hakkında hak sahibi olabilmek için markanın TÜRKPATENT nezdinde tescilinin gerektiğini, TÜRKPATENT kayıtları getirildiğinde müvekkilinin haklılığının anlaşılacağını, asıl davada davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere Sır Petek Ltd. Şti. adı altında arıcılık, arı mamaları, arı kekleri, arı kovanları, arı petekleri üzerine ürünler imal ettiklerini ikrar ettiğini, davacının müvekkilinin koruması olan sınıflarda üretim yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek asıl davada davacı karşı davada davalı adına tescilli 2008/52324 no markanın hükümsüzlüğüne, asıl davanın ise reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, Erzurum Ticaret Borsasının 16.07.1998 tarihli alım-satım beyannamesinde, alıcı olarak "Sır Petek-...", malın cinsi olarak da "bal mumu" bilgilerinin yer aldığı, yine “Sır Petek” ibarelerinin daha büyük puntolarla üstte ve ...’nun daha küçük puntolarla altta olacak şekilde düzenlendiği 1998, 1999, 2000 yıllarına ait Balmumu satışına ilişkin makbuz örneklerinin bulunduğu, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunun 17.03.1999 ve 04.04.2001 tarihli faturalarında da "Sır Petek-..." ibarelerinin yer aldığı, Flender Güç Aktarma Sistemleri Şirketi’nin ve Çoban Ecza Deposu Ltd. Şti.'nin de Sır Petek adına kesmiş olduğu 1999 ve 2000 yıllarına ait irsaliye fatura örneklerinin bulunduğu, Sağlık Bakanlığı’nın gıda maddeleri üreten iş yerlerine verdiği çalışma izin belgesinde, iznin veriliş tarihinin 25.12. 2002, işyeri sahibinin ..., işyeri unvanının "Sır Petek", faaliyet konusunun ise "bal mumu imalatı" olduğu, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunun 31.12.2002 tarihli kapasite raporunda ...'nun "Sır Petek" markasıyla bal mumu üretimi yaptığının anlaşıldığı, şirket kaşesinin "Sır Petek Her türlü Arı Malzemesi ve Kantariye ..." şeklinde olduğu, 12.05.2004-2006 tarihleri arası işyeri denetim defterlerinde, şirket adı olarak "Sır Petek" isminin yer aldığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 25-04999 sicil no.lu ve 03.06.2003 tarihli Gıda Sicil Sertifikasında da işyerinin unvanının Sır Petek olduğu, davacı-karşı davalının 1998 yılından itibaren süregelen ticari faaliyetinde “Sır Petek” ibaresi üzerinde markasal kullanımının bulunduğu, ayrıca davacı-karşı davalının 26.04.2010 tarihinde tescil edilen 2008/52324 sayılı "SIRPETEK" markasının başvuru tarihinin de 04.09.2008 olduğu ve anılan marka kapsamında 31. sınıfta yer alan “Hayvan yemleri ve tıbbi amaçlı olmayan katkıları, tarım ürünleri” mallarının bulunduğu, her ne kadar 2008/52324 sayılı marka kapsamından 20 nci sınıfta yer alan mallar, dava dışı başka bir şirketin markası sebebiyle çıkartılmış ise de, işbu marka başvuru tarihinin asıl davanın konusu olan davalı-karşı davacının 2011/77815 sayılı markasının 2011 yılındaki başvuru tarihinden önceki bir tarihte yapıldığı ve kullanılmaya başlandığı, davalı-karşı davacı asıl davaya cevap dilekçesinde her ne kadar dava konusu “Sır Petek” ibaresini 20, 30 ve 35. sınıflarda 13.08.2004 yılında tescil ettirdiğini ve bu ibareyi 25 yıldır marka adı altında kullandığını ve tanıttığını belirtmiş ise de davalı-karşı davacı ... Özyigit adına 13.08.2004 yılında tescil edilen markanın 2002/35385 sayılı "SAF&SIRPETEK ÖZYİĞİT TİC. TARIM & ARICILIK İŞLETMESİ ERZİNCAN" markası olduğu, 2002/35385 sayılı markanın incelenmesinde esas unsurunun “ÖZYİĞİT TİC. TARIM” ibareleri olduğu “sır petek” ibarelerinin arka planda olduğunun anlaşıldığı, ayrıca başvuru tarihinin 2002 yılı olduğu göz önüne alındığında, davacı-karşı davalının 1998 yılından itibaren süregelen kullanımlarından sonraki bir tarihte başvurusu yapılmış olduğu için eskiye davalı kullanım açısından bir önemi bulunmadığı, Erzincan Ticaret Sicili Müdürlüğünden gönderilen evraklarda davalı-karşı davacının işe başlama tarihinin 01.04.1996 tarihi olduğu, ticaret unvanının “Özyiğit Ticaret Pazarlama” olduğu, Erzincan Belediyesi İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatında işyeri ünvanının "Özyiğit Tarım", faaliyet konusunun ise tarım aletleri ilaçları satışı ve ilaçlama olduğu, 17.12.2013 tarihli ticaret sicil tasdiknamesinden de ...- Tarım Ticaret unvanının 19.03.1996 tarihinde tescil edildiği, faaliyet konusunun “tarım ilaçları, tarım aletleri, tohum, saf petek, entegre bal peteği üretimi, petek ve arıcılık malzemeleri, arı şekeri, arı yemi, sera malzemeleri, endüstriyel temizlik maddeleri üretimi alım ve satımı” olduğunun anlaşıldığı, asıl davada davalının ticari faaliyetine 1996 yılında başladığı ve "Özyiğit Ticaret ve Pazarlama" unvanını kullandığı, davacı-karşı davalı ile aynı faaliyet alanında (saf petek, entegre bal peteği üretimi, petek ve arıcılık malzemeleri, arı şekeri, arı yemi) çalıştığı hususları tespit edilmişse de ticari faaliyetinde “sır petek” ibaresini kullandığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, davacı-karşı davalının faaliyet alanının, “bal mumundan petek üretimi, suni petek üretimi” olduğu, davalı-karşı davacının 2011/77815 sayılı tescilli markası kapsamında “ 20 nci sınıfta yer alan “Arı kovanları, suni petekler ve petek çıtaları.” ile 35. sınıfta yer alan “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri.” nin bulunduğu, özellikle “bal mumundan üretilen petek ve suni peteğin”, “arı kovanları ve petek çıtaları” ile yakından ilişkili ve benzer kabul edilebilecek mal kategorisine girdiği, 35. sınıftaki hizmetlerin de genel olarak perakendecilik hizmetlerini içerdiği görülmekle, “arı kovanları, suni petekler ve petek çıtaları olmak üzere arıcık ile ilgili malların perakendecilik hizmetleri” yönünden benzer mal ve hizmetler kapsamında olduğunun anlaşıldığı, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında şirketin amaç ve konusu ile ilgili olarak yukarıda tarım başlığı altında yer verilen altı çizilen arıcılık ile ilgili faaliyet alanlarının, davalı-karşı davacının hükümsüzlüğü istenilen markası kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle benzer alanları kapsadığı, aynı zamanda davacı-karşı davalının ticaret unvanının 2007 yılında tescil edildiği ve şirket unvanının kılavuz unsurunun “Sır Petek” olduğu göz önüne alındığında, davalı-karşı davacının 04.10.2011 başvuru tarihli ve 2011/77815 sayılı, “sır petek” ibareli markası arasında işaret benzerliğinin de bulunması sebebiyle, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluştuğu; karşı dava yönünden ise, hükümsüzlük talep edebilmek için markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde dava açılması gerektiği, bu 5 yıllık sürenin hak düşürücü süre olup, dava açma süresinin 26.04.2015 tarihinde dolduğu, her ne kadar 556 sayılı KHK’da tanınmış olmayan markalar bakımından hükümsüzlük davası için herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş ise de, bu boşluğun Dairemiz içtihatlarıyla doldurulduğu ve 5 yıllık sürenin tanınmış olmayan markalar için de geçerli olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davalı karşı davacı adına kayıtlı 2011/77815 no.lu 20 ve 35. sınıflarda tescilli markaların hükümsüzlüğü ile TÜRKPATENT kayıtlarından terkin edilmesine, ilan talebinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hukuka uygun olarak "safpetek 1970", "sırpetek", "özyiğit tic. Tarım&arıcılık İşletmesi Erzincan saf&sir\petek şekil" "sırpetek özyiğit tic. Tarım&arıcılık işletmesi Erzincan saf\petek şekil" markalarını tescil ettirdiğini, davacı-karşı davalı tarafın 07.04.2016 tarihli dilekçesinde "SIR PETEK" markası ile ürettiği malı müvekkilinin satıp pazarlayan konumda olduğundan bahsettiğini, tanıkların müvekkilinin anılan markayla üretim yapıp davacı-karşı davalıya satması için gönderdiğini belirttiğini, bilirkişi raporunun objektiflikten uzak olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali değerlendirmesinin hukuki bir konu olduğunu ve bilirkişinin görüşüne başvurulamayacağını, davacı-karşı davalı 1998 yılından beri bu markayı tescilsiz kullanmakta olduğunu ve gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüşse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, bir an gerçeği yansıttığı düşünülse dahi müvekkilinin tescil tarihinin 2004, davacı-karşı davalı tarafın tescil tarihinin ise 2014 olduğunu, davacı-karşı davalının 16 yıl gibi uzun bir süre tescil ettirme hakkını kullanmamış ve kullanmayacağı yönünde bir güven uyandırmış olacağından hakkını kaybettiğini, somut olayda davacı-karşı davalının kendi markasını ve ünvanının kullanmasına sessiz kaldığını, 23.05.2014 tarihli ihtarın karşı tarafa gönderilmesi nedeniyle 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde markanın kullanımına sessiz kalınmadığını, bilirkişinin bu ihtarı dikkate almayarak eksik inceleme ile hatalı rapor tanzim ettiğini, davacı-karşı davalının tescilinin kötü niyetli olup davanın süreye bağlı olmadığını, dosya içerisine 1998 yılında "SIR PETEK" markası kullanarak ticaret yapan ...'nun evraklarının delil olarak kullanılmasının doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın davacı şirket ortağı ve yetkilisi olan ... tarafından 1998 yılından itibaren "SIR PETEK" ticaret ünvanı ve işletme adı ile kullanıldığına dair Erzurum Ticaret Borsası, Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü, Tarım Köy İşleri Bakanlığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odası gibi kurumlar tarafından düzenlenen belgeler ile yine aynı ticaret ünvanı ve işletmesi ile kullandığına dair makbuzlar, irsaliye ve faturalar gibi belgeler sunulduğu, ...'nun eşi ile birlikte kurmuş olduğu davacı şirketin kuruluşundan itibaren de söz konusu markanın şirket tarafından kullanılmaya devam edildiği, davalının ise dava konusu "SIR PETEK" markasının kendisi tarafından davacı şirketin ortağı ...'nun işletmesinden önce kullanıldığını iddia ettiği ancak, buna ilişkin herhangi bir resmi evrak sunulmadığı, dinlenen tanıkların beyanlarının da davacının iddiasını doğruladığı, her ne kadar davalı vekilince tanıklarının beyanlarının dikkate alınmadığı ileri sürülmüş ise de Mahkemece tarafların tüm delillerinin ve tanıkların beyanlarının dikkate alınıp değerlendirildiği ve karar gerekçesinde de tartışıldığı, davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olan ... tarafından kendisine ait olan işletme adı ve ticaret ünvanı olan "SIR PETEK" ismi ile eşi ile birlikte aynı işletmenin devamı niteliğinde aile şirketi kurulduğu ve dava konusu markanın, şirketin faaliyetlerinde de kesintisiz olarak kullanılmaya devam edildiği, her ne kadar davalı vekilince ...'nun davada taraf olmadığından davacı şirketin, şirket ortağına ait kullanımdan kaynaklanan hususları davalıya karşı ileri süremeyeceği belirtilmişse de davacı şirketin ortağı olan ...'nun sahibi olduğu işletmenin devamı niteliğinde olduğu, ...'nun kendisine ait olan markanın ve işletme adının şirket tarafından da kesintisiz olarak kullanılmaya devam edildiği, ...'nun marka ve işletme adını şirkete sermaye olarak koyma hakkının ve sözkonusu markayı sahibi ve yetkilisi olduğu şirkette kullanma hakkının bulunduğu, bu nedenle de davalıya ait markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, öte yandan tanınmış olan markalarla ilgili hükümsüzlük davasının, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerektiği düzenlenmek suretiyle bir hak düşürücü süre öngörüldüğü, Yargıtay uygulamasında da genel olarak markanın hükümsüzlüğü davasında tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin varlığının kabul edildiği, davalı-karşı davacı tarafından hükümsüzlüğü talep edilen markanın 26.04.2010 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 29.06.2016 tarihinde ikame edildiği, dolayısıyla markanın hükümsüzlüğü talebinde hak düşürücü sürenin geçtiği, kötü niyetli tescil aleyhindeki hükümsüzlük istemi süreye tabi değilse de davalı- karşı davacı tarafça kötü niyet iddiasını ispata yarar delil sunulmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada davacının hükümsüzlüğünü istediği markayı ve ticaret unvanını markasal olarak kullanıp kullanmadığı, markasal kullanımı varsa bu kullanımının hangi emtia veya hizmetler üzerinde olduğu ve dolayısıyla iddia edilen öncelik hakkı ve ticaret unvanın marka tescilinde nispi ret nedeni olup olmadığı, bunun sonucuna göre ise davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği; karşı davada ise önceye dayalı gerçek hak sahipliği iddiasına dayalı marka hükümsüzlüğü istemlerinin yerindeliğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2.556 sayılı KHK'nın 7, 8 ve 42 nci maddeleri. 3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.09.2021 tarih, 2017/2225 E. ve 2021/1056 K. 4. Dairemizin 24.01.2023 tarih, 2021/8688 E. ve 2023/495 K. sayılı ilamı 3. Değerlendirme A. Karşı Dava 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı karşı davacı vekilince karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B. Asıl Dava Davalı karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava tarihinde yürürlükte olup somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın nispi ret nedenlerini düzenleyen 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, tescilsiz markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret sahibinin itirazı üzerine, tescili istenen markanın aynı fıkranın (a) ve (b) bendinde düzenlenen hallerde tescil edilmesine engel olunabileceği düzenlenmiştir. Nispi ret nedeni olarak sayılan bu haller aynı zamanda 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinde de hükümsüzlük sebeplerinden olarak da sayılmıştır. 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinde ise, marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğu belirtildikten sonra, markanın koruma kapsamı ve işaretin hangi hallerde markasal kullanılacağı, eş anlatımla hangi kullanım halinin markasal kullanım olarak sayılacağına yer verilmiştir. Buna göre, işaretin mal veya ambalajı üzerine konulması; işareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi veya o işaret altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması; işareti taşıyan malın gümrük bölgesine girmesi, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması; işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması; işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması hallerinde markasal kullanım söz konusu olacaktır. Önceye dayalı tescilsiz işaret kullanımının ve ticaret unvanının hükümsüzlük hali olarak değerlendirilebilmesi için, işaretin ticaret sırasında markasal olarak belirli oranda ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılması gerektiği gibi, bu durumun hükümsüzlüğe etkisi de ancak fiilen kullanılan mal veya hizmetler yönünden olacaktır. Ticaret unvanı açısından ise hükümsüzlüğe etki, fiili iştigal alanıyla sınırlı olarak gerçekleşecektir. Nitekim Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (24.01.2023 tarih ve 2021/8688 E., 2023/495 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacı şirket, kurucusu ve ortağı olan gerçek kişinin ticaret unvanına, tüzel kişi ticaret unvanına ve işaretin tescilsiz kullanımına dayalı olarak davalı karşı davacının markasının hükümsüzlüğünü istemiş, delil olarak da "...." ibareli unvan altında düzenlenen tahsilat makbuzları ile faturalara ve "sır petek" ticaret unvanı altında düzenlenen faturalara dayanmıştır. Davacı tarafından sunulan delillerin içeriğinin "bal mumu" satışına ilişkin olduğu görülmekle birlikte, bu bal mumunun hangi marka altında satıldığı sunulan belgelerden anlaşılamamaktadır. Davacı yanın ayırt edicilik sağlayacak şekilde kullanım iddiasını ispata yönelik olarak dosyaya sunduğu diğer kullanıma ilişkin deliller ise emtia üzerinde kullanım olmadığından markasal kullanım değil unvansal kullanım mahiyetindedir. Şu halde Mahkemece yapılacak iş, hükümsüzlüğü istenen davalı markasının 20 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğu gözetilerek, davacı şirketin fiili iştigal alanı belirlendikten sonra, iki marka uzmanı ve bir sektör bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle, davacının dayandığı unvandaki "sır petek" ibaresinin markasal olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanmışsa kullanım alanı ve yine önceye dayalı tescilsiz kullanım varsa "sır petek" ibaresinin markasal kullanıldığı mal veya hizmetlerin tespiti ve markasal kullanımın tespiti halinde sadece kullanımı tespit edilen mal veya hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı vermekten ibaret iken, anılan hususlarda araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Karşı davada; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, B. Asıl davada; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi